Tapu iptali ve tescil davasında, vesayet altındaki kişinin fiil ehliyeti, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve üçüncü kişinin iyiniyeti ekseninde adli tıp raporu gerekliliği.
Özet: Davacı, vekilinin taşınmazlarını hukuka aykırı olarak vesayet altındaki bir kişiye satarak vekalet görevini kötüye kullandığını ve bedel ödenmediğini iddia ederek tapu iptali ile adına tescil talep etmiş; dava süreci, fiil ehliyeti tespiti ve usuli eksiklikler nedeniyle üst mahkemece iki kez bozulmuş, en son yerel mahkeme Adli Tıp Kurumu raporuyla ilgili kişinin işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve üçüncü kişi alıcının kötü niyetli olduğuna dair iddiaların kanıtlanamadığını belirterek davayı reddetmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı ve vekili Avukat ... ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... .. geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; satış da dahil olmak üzere taşınmazlarının tapudaki işlemlerinin yapılması için davalı ...’i vekil tayin ettiğini, vekil ...’in de diğer davalı ...’i tevkil ettiğini, maliki olduğu 76 parsel sayılı taşınmazın ... tarafından vesayet altında bulunan ve medeni haklarını kullanmaya muktedir olmayan davalı ...’e satış suretiyle temlik edildiğini, ... tarafından da taşınmazın öteki davalı ...’ya devredildiğini, yasalara aykırı olarak vesayet altında bulunan kişiye yapılan satışla zarara uğratıldığını, taşınmaz karşılığında kendisine bedel ödenmediğini, satışların geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; fiil ehliyetine sahip olmadığını belirtmiş, aşamada davacının iddialarının yersiz olduğunu, ehliyetli olduğunun saptanması ile kısıtlılık halinin baştan itibaren kaldırılmış olduğunu, davacının ve avukatının onların lehine beyan vermesi için kendisine taahhütname düzenlettiklerini, davacının kötü niyetli olduğunu bildirmiştir.
Davalı ...; taşınmazı bedelini ödeyerek iyiniyetli olarak satın aldığını, alım – satım tarihlerinde diğer davalı ...’ün fiil ehliyetini haiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.02.2012 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; davalı ...'ün temlik tarihlerinde hukuki işlem ehliyetine sahip olduğu ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 28.02.2012 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 20.01.2014 tarihli ve ██████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; Mahkemece davalı ...'ün vekalet verdiği 20.09.1991, satın aldığı 23.09.1991, ...'e vekalet verdiği 06.05.1994 ve .... satıldığı 09.05.1994 tarihlerinde hukuki ehliyeti bulunup bulunmadığını tespit eden bir rapor alınmadığı, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan rapor alınması, hukuki ehliyeti haiz olmadığı tespit edildiği taktirde TMK'nın 462. maddesi uyarınca vesayet makamından alım ve satım ile ilgili izin alınıp alınmadığının araştırılması, izin alınmamış ise vesayet altındaki kişinin vasinin iznini almaksızın yaptığı işlemlere ilişkin hükümlere tabi olacağının gözetilmesi, izin alınmış ise vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı ve davalı ...'nın iyi niyetli olup olmadığının değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 12.02.2019 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile; gider avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 12.02.2019 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 21.10.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; yatırılması istenen bedelin HMK'nın 324. maddesi gereğince delil ikamesi için yatırılması gereken avans olduğu, bunun için gerekli işlemlerin yapılmadığı, HMK'nın 120. maddesi gereğince yatırılması gereken gider avansı varsa bunun belirlenmesi, yine HMK'nın 324. maddesi gereğince yatırılması gereken delil avansı varsa bunun da ayrıca belirlenmesi, davacı tarafa usulüne uygun ihtarat yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun ...’ün 20.09.19 91... .05.1994 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olduğunu bildirdiği, vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası yönünden ise dinlenen tanık ifadeleri, dahili davalı ...'ün cevap dilekçesinde dedesinin satış bedelini aldığı hususundaki beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde dahili davalılar murisi .... vekilinin vekalet yetkisini kötüye kullandığının iddia ve ispat olunamadığı, üçüncü kişi konumundaki kayıt maliki olan davalı ...’nın vekil ile çıkar ve iş birliği içerisinde olduğu ve vekalet yetkisinin kötüye kullanıldığını bilerek bu tasarruf işlemini gerçekleştirdiğinin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kanada’da cezaevinde bulunduğu süre içerisinde kendisine kayyım tayini yapılmadığını, Mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, müvekkili yurt dışında yaşadığı için yıllar önce arkadaşı olan ...’i vekil tayin ettiğini, ...’in vekaletnamedeki tevkil yetkisi ile müvekkilinin babasını vekil tayin ettiğini, müvekkilinin babasının da fiil ehliyetini haiz olmayan ...’ü vekil tayin ettiğini, ...’ün müvekkilinin eniştesi olduğunu, ...’ün vasisi olmasına rağmen vasiden ve yetkili makamlardan izin alınmadan işlemlerin yapıldığını, ...’ün de ...’ü vekil tayin ettiğini, ...’in de taşınmazı davalı ...’ya temlik ettiğini, dava konusu taşınmazın bedelinin ödendiğine dair belge bulunmadığını, müvekkilinin mallarının kötü niyetli vekiller tarafından talan edildiğini, davalı tanıklarının beyanlarının aksine vekil ...’ün ...’ye hiç gitmediğini, tapu kayıtlarının faks ile gönderildiğini, müvekkilinin adına kayıtlı .....’daki taşınmazlarının da aynı şekilde elinden alındığını o taşınmazlar için müvekkilinin kardeşleri ... ve ....’ya açılan davanın taşınmazların iade edilmesi üzerine feragat ile sonuçlandığını, .... ... Hastanesinin raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki olduğunu, dosyanın rapor için ...’ya gönderilmesi taleplerinin reddedildiğini, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3/2 hükmünün yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve bozma ilamına uyularak işlem yapılmış olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Anlam itibariyle usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Gerek HUMK’da gerek HMK’da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli, 2021/2-668 E., ████████ K.).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Aynı şekilde mahkemece verilen ilk hükmün temyiz edilmemesi hâlinde, hükmü temyiz etmeyen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla artık bu tarafın kararı temyizinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira hukuki yarar dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Diğer yandan, bir mahkeme kararını temyiz etmeyen taraf hakkında “kararı bu haliyle benimsemiş olduğu” sonucuna ulaşılır. Kararın temyiz edilmeyerek şekli anlamda kesin hükme dönüşmesi karar lehine olan için usuli müktesep hak oluştururken, karar aleyhine olan kimse için de bir katlanma yükümlülüğü meydana getirir (Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli, 2021/2-668 E., ████████ K.).
Somut olayda; davanın 550,00 TL üzerinden harçlandırılmak suretiyle açıldığı, aşamada harcın tamamlanmadığı, harcı tamamlanan değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemenin 12.02.2019 tarihli kararı ile 2.725,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, anılan kararın davacı vekilince temyiz edildiği ancak vekalet ücretinin temyize konu edilmediği anlaşılmakla davalı ... lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkemece, temyize konu kararda bu usuli kazanılmış hak gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan davalı lehine dava değeri üzerinden harç tamamlanmış gibi fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Mahkeme hükmünün vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin davanın esasına yönelik temyiz itirazlarının reddine,
Davacı vekilinin değinilen yön itibariyle temyiz itirazının kabulü ile; Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “30.970,00 TL” ifadesinin hükümden çıkartılması ile yerine hükme “2.725,00 TL” ifadesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına,
Dosyanın Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!