İstanbul Ticaret Mahkemesinde Görülen, Açıklamasında Borç İfadesi Bulunmayan 10.000 USD Banka Havalesinin Borç Olduğunun İspat Edilememesi Üzerine İtirazın İptali Davasının Reddedilmesi.
Özet: Bir şirket, davalıya banka kanalıyla borç olarak gönderdiğini iddia ettiği 10.000 USDnin tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken, davalı bu meblağın hizmet karşılığı ödeme olduğunu savunmuş; dosyaya sunulan bilirkişi raporu, banka dekontundaki "havale ödeme-hesaba" açıklaması ve ilgili Yargıtay içtihatları uyarınca, söz konusu havalenin borç niteliğinde olduğuna dair somut bir kayıt bulunmadığını ve havalenin bir ödeme vasıtası olduğunu belirterek, davalının takibe itirazının yerinde olduğu kanaatine varmıştır.

T.C.

İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2016
KARAR TARİHİ
:█████/2025
İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA DİLEKÇESİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, davalıya 10.000 USD borç para verdiğini, bu paranın davalı hesabına banka kanalı ile ... Bankasında iban numarası ile gönderildiğini, paranın borçlu hesabına gönderildiğini, davalının konuşuna sürede parayı ödememesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takip yapıldığını, davalının itiraz ettiğini, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından, █████/2013 tarihinde müvekkiline borç para gönderdiğini iddia ettiğini ancak söz konusu paranın iadesini talep ettiğini, dekont üzerindeki açıklamadan da anlaşılacağı üzere, dekontun açıklama kısmına "HAVALE ÖDEME-HESABA" açıklaması yazıldığını, söz konusu açıklama nedeniyle Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay kararları doğrultusunda ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafından dava konusu paranın borç olarak davalıya gönderildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, söz konusu paranın borç olarak gönderilmediği gibi tam tersi davacı tarafından belirli bir borcun ödenmesi için havale işlemi yapıldığını, davacı şirketin ortağı yada yöneticisi olduğunu düşündükleri ... isimli şahsın, müvekkili ile diyaloğa geçtiğini ve Kenya'ya yatırımları olan bir şirketi olduğunu, ...'den malzeme ve işçi almak istediğini ifade ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin Kenya'ya malzeme ve işçi sevkıyatına başladığını, bununla ilgili bir takım ödemeler yapıldığı gibi malzeme ve işçi tedariği sağlayan diğer şirketlere de davacı şirket ve ... Holding isimli şirket tarafından birtakım ödemeler yapıldığını, söz konusu işlerin karşılığı olarak 10.000 USD ödenmesini talep ettiğini, ödeme günü olarak █████/2013 tarihinin belirtildiğini ancak ödemenin yapılmadığını, ekte sundukları ... dekontundan da anlaşılacağı üzere, müvekkiline para gönderildiğini gösterir ...'a ait ... mesajında da hiçbir açıklama yazmadığını, kaldı ki, davacının mevcut olan borcu nedeniyle de müvekkilinin, davacının uzun vadeli bir dava ve havale ettiği parayı geri alma planı içinde olduğunu düşünmesinin söz konusu olmadığını, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, bunun kabul görmemesi halinde esastan reddine, %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Davalıya ait ... Bankası A.Ş. ... nolu hesabın açılış tarihi ve hesap hareketleri, dekont örneği ve swift kaydı, ... Vergi Dairesi müzekkere cevabı, davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunduğu, bilirkişi raporu alınmış, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delilleri dosyamız arasına alınmıştır.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine toplam 10.000,00 USD asıl alacak için ilamsız takibe girişildiği, örnek 7 ödeme emrinin borçlu ...'a █████/2016 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine borçlu vekili tarafından █████/2016 tarihinde zamanaşımına, borca, borcun kaynağına, borç dayanağı belgelere, borç ilişkisine, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine karşı itirazda bulunarak takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Kamu Bankası Bilirkişisi Tarafından Hazırlanan █████/2018 Tarihli Rapor İle; "Davacı firma ile davalı ... arasında sözleşmeye dayanmayan bir borç alacak iş ilişkisinin bulunduğu anlaşıldığı, Davacı firmanın; Davalı ...'ın ... ... Bankası A.Ş. ... ... şubesi nezdindeki ... nolu USD para biriminden döviz tevdiat hesabına 10.000,00 USD havale yaptığı söz konusu tutar hesaba 9.977,00 USD alacak geçtiğini, Davalı ...'ın ... ... Bankası A.Ş. ... Şubesi nezdindeki ... nolu hesabına gelen ve alacak yazılan havale tutarına ait işlem dekontunun üzerinde "Havale: Ödeme hesaba" açıklaması bulunduğu tespit edildiği, bankacılık uygulamasında bu notun açıklaması; havalenin isme değil ...'ın şube nezdindeki hesabına havale tutarının alacak kaydının yapılması şeklinde olduğu, işlem dekontunda ve swift kaydında ve dosyaya sunulan diğer belgelerde davacı tarafından; havale tutarı olan 10.000,00 USD'ın davalı ...'a borç verildiğine dair somut bir kayıt belge bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Dairesinin ispatla ilgili bir kararında "Havalenin ödeme vasıtası olduğunu, davacının itiraz ettiği havalede herhangi bir meşruhat da bulunmadığında göre havalenin borç belgesi olarak kabulüne imkan bulunmadığına hüküm verilmiştir" bu durumda davalı ...'ın takibe yaptığı itirazın yerine olduğu kanaatine varılmıştır" şeklinde rapor sunulmuştur.
Kamu Bankası Bilirkişisi Tarafından Hazırlanan █████/2019 Tarihli Ek Rapor İle; "... ... Bankası A.Ş. ... ... Şubesi nezdindeki ... nolu USD para biriminden döviz tevdiat hesabına 10.000,00 USD havale yaptığı, Swift kaydında; havale tutarı olan 10.000,00 USD'ın davalı ...'a borç verildiğine dair bir kayıt bulunduğu görüldüğü, davacı firmanın; davalı ...'dan alacak tutarının 10.000,-USD olduğu, ayrıca talep doğrultusunda takip tarihinden (08.09.2016) itibaren asıl alacağa işleyecek kamu bankalarının yabancı para bağlamında verdiği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz verebileceği, icra inkar ödemesi istemi konusunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.
HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; banka kanalıyla ödünç olarak gönderildiği iddia olunan bedelin tahsili talebiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ... esas ... Karar sayılı dosyası görevsizlik kararı verilerek mahkememize gelmiş olup yukarıdaki esas numarasını almıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmış olup ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; Asliye Hukuk Mahkemesince davacının şirket olduğu, davalının ise ticaret sicilinde gerçek kişi işletme kaydı bulunduğundan tacir olduğu gerekçesi ile dava nispi ticari dava olarak nitelendirilerek görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre davacının tacir olduğunda şüphe yok ise de; davalı gerçek kişi olup vergi dairesinden gelen kayıtlara göre davalının █████/1994-█████/1995 tarihleri arasında mükellef olduğu ve durumun "terk" olarak kayıtlı olduğu, anlaşılmıştır.
Gerçek kişiler yönünden TTK'nın 12. Maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Ticaret Siciline (TTK. Md. 18/1) kaydolma, tacire kanunla yüklenen bir yükümlülüktür. Ancak TTK'nın 12/2. Maddesindeki özel hal dışında, ticaret siciline kaydolma, tacir sıfatının kazanılması için şart olmadığı gibi tek başına bu sıfatı sağlamaz. Somut olayda da davalının kendi adına işletmesinin de bulunmadığı ve yapılan incelemede vergi kaydının 1994-1995 yıllarına ait olduğu, ...Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün █████/2025 tarihli yazı cevabında davalının ticaret sicilinde kaydı bulunduğu belirtilmiş ise de, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün sayfasından elektronik ortamda yapılan sorgulamada kayıt çıkmadığı, herhangi bir ilan bulunmadığı ayrıca davalının bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirdiği veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan ettiğine dair başkaca bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır(TTK'nın 12/2. Md). Bu halde davalı tacir değildir. Bu nedenle dava nispi ticari dava değildir. TTK'nın 4/1-f maddesinde düzenlenen istisna gözetildiğinde eldeki dava mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemez. Bu halde TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Bu nedenle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
3-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde, daha önce İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden, olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ilgili Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hususların görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. █████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!