Münhasır distribütörün haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davasında, üçüncü kişilerin yasal yollarla temin ettiği orijinal ürünlerin satışının haksız rekabet oluşturmayacağına dair emsal yargıtay kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının münhasır distribütörü olduğu markalı ürünleri davalının yasal yollarla temin edip düşük fiyatla satması nedeniyle açtığı haksız rekabet ve maddi tazminat davasını ele almakta; davacı, davalının eylemlerinin marka haklarını zedelediğini ve kendisini maddi zarara uğrattığını iddia ederken, mahkeme, Yargıtay içtihatlarına atıfla, tek satıcılık sözleşmesinin üçüncü kişileri bağlamadığını ve orijinal ürünlerin yasal yollarla edinilerek satılmasının, münhasır distribütörün tek satıcılık hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı ve iyi niyet kurallarına aykırı bir haksız rekabet eylemi olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, bu tür bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceğine işaret etmektedir.

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;TALEP
:Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "... markasının ...'de bulunan ... Ltd. Şirketi adına tescilli olduğu, aynı markanın yine...olan ... nezdinde de ... firması adına tescilli bulunduğu, davacının bu markanın ...'de satışı için ... firmasıyla “Münhasır Yetkili Distribütörlük Sözleşmesi” imzalayarak Münhasır Yetkili Distribütör olarak atandığı, ..markalı ve logolu 3D yazıcılar, servis parçaları ve aksesuar satışı yaptığı, ancak davalının da davacının münhasır satış yetkilisi olduğu ürünlerin satışını yaptığının öğrenildiği, ...2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinden ... D. İş dosyasıyla delil tespiti yaptırıldığı, davalının ürünleri düşük fiyatla satması nedeniyle davacının marka haklarının zedelenmesinin yanı sıra maddi zarara da uğradığı, örnek olarak ... ürününün davacı tarafından kesilen faturalara göre 04.02.2021, 23.02.2021 tarihlerinde KDV hariç net 4.398,31- TL'ye; 26.09.2021, 29.09.2021 ve 01.10.2021 tarihlerinde KDV hariç net 3.518,64-TL'ye satıldığı, davalının ise web sitesinde KDV hariç net 3.305,08-TL'ye satmakta olduğu, ayrıca davalının kötü niyetli olarak TPMK'ne marka başvurusunda bulunduğu, gerçek sahibinin davacı olduğu ve davalının marka hakkına tecavüz ederek haksız rekabet oluşturduğu belirtilerek haksız rekabetin tespitine, maddi tazminat olarak şimdilik 5.000-TL'nin işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi" talep ve dava edilmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Tek satıcılık hakkı bulunan kişilerin bir ürünün o bölgede tanıtılması ve pazarının oluşması için emek sarfettikten sonra üçüncü kişilerin aynı malları üreticinden alıp getirip o bölgede satmasının koruma alanı bulamayacağı hakkında hem Yargıtay içtihadı hem de doktrinde görüşler bulunduğu, bu nedenle davacının davalıdan tazminat isteme hakkının bulunduğu belirtilerek davanın kabule karar verilmesini" talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Mahkememizde görülmekte olan dava, haksız rekabet nedeniyle tazminat istemine ilişkin davadır.Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin... E ...K sayılı ilamında özetle; " Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ve manevi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının sözleşmeden doğan bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu sürmesi mümkün değildir.Somut olayda dosya kapsamından davalı tarafça satışa sunulan ürünlerin, davacının sözleşme imzaladığı İsviçre’deki orjinal üreticiden davacı tarafça temin edilen mallar olduğu ve yasal yollardan satın alınarak piyasaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle satın aldıkları orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi, iyiniyet kurallarına aykırı hareket olarak da değerlendirilemez. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların anılan eylemlerinin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği hususu göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E... K sayılı ilamında özetle; "Dava, davacının tek satıcısı olduğu ürünlerin davalı Korkmazer..ltd.şti tarafından ithal edilen ,diğer davalı tarafından internet ortamında satışa sunulması suretiyle oluştuğu iddia edilen haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet kabul edilen bazı durumlar, TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır.Davacı tarafça; müvekkilinin Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğu kozmetik ürünlerinin davalılar tarafından üretici olmayan diğer toptancılardan ithal edilerek internet üzerinden satışa sunulduğu, ürünlerin ithali için Sağlık Bakanlığına yapılan bildirimlerin usulsüz olduğu, ürünlerin mevzuata uygun şekilde etiketlenmediği, müvekkilinin ürünlerin tanıtımı ve pazarlanması için ekonomik külfete girdiği, davalıların ise müvekkili tarafından tanıtımı yapılan ürünleri paralel ithalat yöntemi ile ithal edip haksız kazanç elde ettiği, bu suretle haksız rekabete neden olunduğu ileri sürülmüştür.Somut olayda; davacı şirketin yurt dışında bulunan üretici şirketler ile akdettiği sözleşmeler ile,bir kısım marka kozmetik ürünlerinin Türkiye'ye ithal edilerek satış ve pazarlanması bakımından tek yetkili satıcı niteliğine haiz olduğu, söz konusu ürünlerin davalı şirketler tarafından da üretici olmayan firmalardan ithal edilerek internet ortamında satışa sunulduğu anlaşılmaktadır.Mahkemece toplanan delillerden; ürünlerin davalılarca gümrük mevzuatına uygun olarak ithal edildiği, davalı şirket tarafından Kozmetik Yönetmeliği gereğince 21.02.2011, 18.04.2011, 26.07.2011 ve 22.04.2013 tarihlerinde Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü ile TİTCK'ye bildirim yapıldığı, mahkemece yerinde inceleme yaptırılarak alınan eczacı ve kimya mühendisi bilirkişi raporlarında; davalı firmaya ait deponun ürün saklamaya uygun olduğu, depoda bulunan kozmetik ürünlerinin ambalajları üzerinde açıklayıcı etiket ve formül terkiplerinin bulunduğu, ürünlerin ithali ve satışa sunulması için Sağlık Bakanlığından izin alınması zorunluluğunun bulunmadığının tespit edildiği, davalıların Kozmetik Yönetmeliği gereği Zehir Danışma Merkezine yapılması gereken bildirimi ise yapmadıkları görülmektedir.Yargıtay 11. HDnin ... esas ...karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edimdir. O halde tek satıcının, bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir. Ayrıca tek satıcının Türkiye’de emek harcayıp masraf yaparak markayı tanıtması da aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez.Eldeki dava konusu ürünler de davalılarca paralel ithalat yoluyla mevzuata uygun olarak ithal edilmiş olup, davalıların ürünleri ithal edip satmak dışında bir eylemi bulunmamaktadır. Davalıların ithal edip satışa sundukları ürünlerin formüllerinin asıllarına uygun olmadığı yönünde de delil bulunmamaktadır. Ürünlerin ithalatı öncesinde Kozmetik Yönetmeliğine uygun bildirimler yapılmış olup, ambalajlarında yer alması gereken açıklayıcı etiket ve formül terkiplerinin bulunduğu da tespit edilmiştir. Davalılarca aynı yönetmelik gereği Zehir Danışma Merkezine yapılması gereken bildirimin yapılmadığı anlaşılmakta ise de, bu durum idari yaptırımı gerektirmekte olup, haksız rekabet eylemi olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Davalıların ürünleri ithal edip satmak dışında ticari rekabette aldatıcı veya dürüstlük kurallarına aykırı bir davranışta bulundukları yönünde davacı tarafça ileri sürülen ve ispatlanan herhangi bir olgu bulunmadığı gibi, davalıların haksız rekabete ilişkin kanun hükümlerini ihlal eder nitelikte herhangi bir eylem de bulundukları ispatlanamamıştır.Davacının ,markaların tanıtımı için emek ve para sarf ettiği ,davalıların ise bu masraflara katlanmadan ticari faaliyette bulundukları iddiaları ise davalılara yöneltilemeyecektir.Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ... E... K sayılı ilamında özetle; "Dava, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, men’i ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama soncunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece yazılı şekilde, davacının dava dışı ... isimli firma arasındaki 01.08.2013- 01.08.2016 tarihleri arasında geçerli ... ve ... adlı ürünlerin Türkiye’deki satışını kapsayan münhasır distribütörlük sözleşmesi bulunduğu, davacının distribütör olduğu ürünlerin davalı tarafından satışa sunulduğu, davalının bu ürünleri ihbar olunan dava dışı .. Şti' den yasal şekilde aldığını savunsa da, ihbar olan firmanın Türkiye de satış yetkisi bulunmadığı da gözetilerek, davalının sattığı ürünleri davacıdan almayarak, davacının satışa yetkili olduğu ürünlerin satışına engel olduğu ve zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.Ancak, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir.Ayrıca, mahkemenin kanaatinin aksine, aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşei ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez.Somut olayda, alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre, ihbar olunan ...Ltd. Şti tarafından dava konusu ürünlerin davacı ile distribütörlük sözleşmesi imzalayan ...firmasının ... bayisi olan ... firmasından yasal gümrük mevzuatı hükümlerine uygun şekilde ithal edip, davalıya satılan ürünler olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre dava konusu ürünlerin davacının sözleşme tarafı olan yurt dışı şirketin ... bayisi olan ... şirketinden yasal yolla temin edilen orjinal ürünler oldukları anlaşılmaktadır.Bu haliyle davalının eylemi, ücretini ödemek suretiyle bir başka bölgedeki tek satıcıdan ithal eden şirketten satın aldığı orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte fiilleri mevcut değildir.Bu durumda, mahkemece, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin kendisi dışında iç piyasada satılması ile ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları üçüncü kişi konumundaki davalıya karşı ileri süremeyeceği, davalının ihbar olunan tarafından paralel ithalat yoluyla ithal edip kendisine sattığı ürünleri, yurt içinde piyasaya sürmesinin haksız rekabet teşkil etmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür." şeklinde karar verilmiştir.Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırtıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Dosya üzerinde yapılan incelemeler neticesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, “...” markasına ait ürünlerin Türkiye'de satış ve pazarlanmasına ilişkin hak ve yetkinin münhasıran davacıda olup olmadığı, davalı tarafından aynı markaya ilişkin olarak satılan ürünlerin orijinal olup olmamasına göre marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, davalı tarafından daha düşük fiyat üzerinden satış yapılmasının haksız rekabet teşkil edip etmediği ve tüm bunlara göre davacının davalıdan bir tazminat isteme hakkı bulunup bulunmadığı üzerinde toplandığının anlaşıldığı, Sözleşme hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde, davacı ile dava dışı ... firması arasında imzalanan sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, Tek satıcılık sözleşmesinde kural olarak tedarikçinin/yapımcının tekel bölgesinde satış yasağı bulunsa da davacı ve ... arasında akdedilen sözleşmenin 1.maddesinde, tedarikçi ...'in tekel bölgesindeki (Türkiye'deki) müşterilere doğrudan satış yapma yetkisini elinde tutmaya devam ettiğinin kararlaştırıldığının görüldüğü ve bu kararlaştırmanın da hukuka uygun olduğu, Yargıtay kararları dikkate alındığında, ürünleri orijinal olarak doğrudan tedarikçiden ithal edildiğini ve kendisinin de ithalatçı firmadan satın aldığını beyan eden davalının, bu beyanları doğru kabul edilirse; tedarikçi ...'in, distribütörlük sözleşmesinde saklı tuttuğu Müşteriye doğrudan satış hakkını kullandığı, davacının distribütörlük hakkının veya sözleşmesinin ihlal edilmediği ve tek satıcı olan davacının, tekel bölgesinde satış yapan üçüncü kişilerden tazminat gibi herhangi bir istemde bulunmasının söz konusu olmadığı, Davalının ticari defter ve kayıtlarının mali bilirkişi tarafından incelenip ... isimli markalı orijinal ürünleri davacının tek satıcılık sözleşmesi yaptığı şirketten orijinal yasal yollarla ithal ettiğinin tevsiki halinde vaki durumun haksız rekabete sebebiyet vermeyeceği" şekline görüş ve kanaat bildirmişlerdir.Mahkememiz ara kararı gereği mali bilirkişiden kök rapor aldırıldığı ve bilirkişinin sunmuş olduğu raporda özetle: " ... mukimli ... firmasının düzenlediği iddia edilen Ticari Faturadan; Davalı ..., davaya konu edilen 3D yazıcıları .... firmasından İthal etmediği, diğer bir değişle İthalatçı firma olmadığı, Davalı tarafin iddiasına göre, ... A.Ş. firmasının İthal ettiği, ... firmasının faturasından bu firmadan ... yazıları satın aldıkları anlaşıklığı, Davalı şirketin, dava konusu ... yazıcıları Türkiye'de kurulu dava dışı... A.Ş. firmasın dan 31.07.2021 tarihinde satın allığı, ... firmasının düzenlediği iddia edilen faturadan, söz konusu ... firmasının yazıcıları doğrudan Türkiye'ye satmadığı, yazıcıları “...” unvanlı bir şirkete sattığı, (Fatura üzerinde Alıcı bilgisinden), ... unvanlı firmanın ... yazıcıları Türkiye'ye satmış olabileceği anlaşıldığı, Ancak Gümrük Beyannamesi ve Konşimento, diğer bir değişle bir mal ithalatına ilişkin tüm belgeler sunulmadığından, İthalatçı“ Firma ve İhracatçı “Firmanın unvanları sunulmuş olan belgelerden tespit edilmesi mümkün olmadığı, bir malın hangi ülkeden ve firmadan İthal edikliğini aşağıda listelenen belgeler ile anlaşılabileceği, bu durumda davalının iddia ettiği gibi ... A.Ş. firması İthalatçı ise, bu firmadan aşağıda İstenen belgelerin birer kopyası İstenierek malı İhraç ve İthal eden firma bilgilerine ulaşılabileceği, Gümrük Beyannamesi/lar, İthal eşyalara ait Fatura/lar, Navlun Faturası/lar, Konşimento, Çeki Listesi. Şayet; söz konusu belgeler ... A.Ş. firmasından temin edilemeyecek İse,...Müdürlüğü'nden ...Firmasının Vergi Kimlik Numarası ve rapor ekindeki ... Ticaret Odası web sitesinde alman firma bilgiler yazılarak, 2021 yılında ...'de yapılmış İthalatlara ilişkin belgelerin birer kopyası talep edikbileceği, Takp edilen belgelerin sunulması sonrası incelenerek, 3D yazıcıların Çinli şirketten yasal yollarla ithal edilip edilmediği anlaşılabileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan mali bilirkişiden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: " Davalı şirket 2021 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiki süresinde yapıldığı, defterlerin usulüne tutulduğu ve birbirini teyit ettiği tespitinden, defterlerin delil niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı, Davalı şirketin, ... de yerleşik dava dışı ....; LİMITED ve ... firmalarıyla ticari ilişkisi olduğuna ilişkin hiçbir muhasebe kaydına rastlanılmadığı, diğer bir değişle davalının ... ve ... firmalarıyla ticari ilişkisi olmadığı, Davalı şirketin, 3D Printer, 3 Boyutlu (3D) Yazıcıları dava dışı... A.Ş.” den satın aldığı, Dava dışı şirketin düzenlemiş olduğu 31.07.2021 tarih ve ... No.lu 778.208,82 TL faturası ticari defterlerde kayıtlı olduğu ve banka havaleleri ve müşteri çekleri ile ödemesi yapıldığı, Dava dışı ... A.Ş.'nin ... da yerleşik...firmasından “3 Boyutlu (3D) Yazıcılar” satın aldığı, ve ... Gümrük Müdürlüğünden gerçekleştirdiği ithalatlar ile ülkeye girişini yaptırdığı, Dava dışı ...'de yerleşik ... firmasının, da “3D Yazıları” ... de yerleşik dava dışı ... firmasından satına alarak, davacı dışı ...A.Ş.'ne satı Tüm bu tespitlerden; davalı tarafın, yasal yollardan ithal edilip yurda girişi yapılan “3D Yazıcıları”, yine yasal yoldan İthalatçı ... firmasından satın alarak, piyasaya satışını gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı ile dava dışı ... firması arasında ... markası için imzalanan sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, dava dışı şirketin ülkemizde bulunan müşterilere doğrudan satış yapma yetkisini sözleşme ile elinde bulundurduğu anlaşılmıştır. Somut olay bakımından ise davacı ile davalı arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı tarafın kayıtları ve gümrük kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede ise dava konusu ürünlerin davalı tarafından dava dışı ...A.Ş'den satın aldığı, dava dışı ...'in ise ...'da yerleşik ... şirketinden satın alarak ithalat ile yurda girişini yaptığı ve... şirketinin ise dava dışı ... firmasından satın aldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalının paralel ithalat yöntemi ile dava konusu ürünleri yasal yollardan yurda getirdiği ve satışını yaptığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda emsal mahiyetteki Yargıtay ve istinaf ilamlarında da belirtildiği üzere davacı ile dava dışı üretici arasında tek satıcılık mahiyetinde sözleşme akdedildiği, ancak sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince sadece taraflarını bağlayıcı mahiyette bulunduğu ve sözleşmeden ötürü davacı tarafından sözleşmeye göre üçüncü kişi konumunda bulunan davalı şirkete karşı sözleşmeye aykırılıktan doğan haksız rekabetin tazmini isteğinin dinlenme imkanı yoktur.Ayrıca mahkememizin █████/2025 tarihli 6 numaralı celsesinde davalının bahse konu ürünleri sattığı tutarların tespiti ile haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve haksız rekabetin oluştuğu kanaatine varılması hâlinde ise davacının maddi tazminatının hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bilirkişi ücretlerini yatırmak üzere davacı tarafa kesin süre verilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça bilirkişi ücretleri ikmal edilmemiş olduğundan tek satıcılık sözleşmesi kapsamı dışında kalan davalının ürünleri haksız rekabet teşkil edecek fiyatlara sattığı yönündeki iddialarını ispat edememiştir. Dolayısıyla gerek tek satıcılık sözleşmesi hükümlerinin yasal yollardan paralel ithalat yöntemi ile ürünleri ülkeye sokup satışını gerçekleştiren üçüncü kişi konumunda bulunan davalıya karşı ileri sürülme imkanının bulunmaması gerekse haksız rekabet teşkil edecek fiyatlardan davalının ürünlerin satışını yaptığı iddiasının ise davacı tarafından ispat edilememiş olması sebebiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davanın REDDİNE,2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 85,39 TL'nin mahsup edilerek bakiye 530,01 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 5.000,00 TL üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır