Ticari ilişkide dolandırıcılık iddiasıyla hacizli araç karşılığı verilen kambiyo senetlerinden borçlu olunmadığının tespiti ve davalının sadece ciranta olduğu savunması.
Özet: Bir şahıs şirketinin sahibi olan davacı, davalı arabuluculuğuyla üçüncü bir firmadan vadeli senetler karşılığında satın aldığı aracın kısa süre sonra mevcut bir haciz nedeniyle el konulması üzerine dolandırıldığını iddia ederek, icra takibine konu olan bir senet dışındaki kalan on adet senet için borçlu olmadığının tespiti ve bu senetlerin iptalini talep etmiştir; davalı ise kendisinin sadece ciranta olduğunu, husumet ehliyeti bulunmadığını, aynı olayda kendisinin de mağdur olduğunu ve dolandırıcılık iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dilekçesinde özetle;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şahıs şirketi vasfında ticaret yaptığını, davalının ise ... Mutfak ve Banyo Aksesuarları Ltd. Şti.'nin sahibi olduğunu, müvekkili ile ticari ilişki kurduğunu, davalının kendisinin sürekli araç alıp sattığını söylediği .... Otomotiv Ltd. Şti.'den müvekkiline araç alabileceğini beyan ettiğini ve .... plakalı ... marka .... tipindeki aracı vadeli olarak 2.500.000,00 TL bedelle vadeli senetler karşılığı alacağı hususunda müvekkilini ikna ettiğini, müvekkilinin davalıya █████/2025 tarihinde 30.11.2024 vadeli 100.000 TL, 30.01.2025 vadeli 125.000 TL, 28.02.2025 vadeli 125.000 TL, 30.03.2025 vadeli 125.000 TL, 30.04.2025 vadeli 225.000 TL, 30.05.2025 vadeli 275.000 TL, 30.06.2025 vadeli 275.000 TL, 31.07.2025 vadeli 275.000 TL, 31.08.2025 vadeli 275.000 TL, 30.09.2025 vadeli 350.000 TL, 31.10.2025 vadeli 350.000 TL olmak üzere toplam 11 adet senet verdiğini, senetlerin imzalanmasından itibaren aynı gün aracın davalıdan teslim alındığını ancak yasal satış işleminin yapılmadığını, birkaç gün sonra aracın icradan hacizli-yakalamalı olduğu iddiasıyla muhafaza altına alındığını, haricen öğrendikleri üzere yakalama kararının 25.10.2024 tarihinde alındığını, müvekkilinin dolandırıldığını, verilen senetlerin geri verilmediğini, 30.04.2025 vadeli olan 225.000 TL bedelli senet için .... adındaki bir kişi icra takibi başlattığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin iş yerinde ve evinde haciz ve muhafaza yapıldığını beyanla icra işlemi yapılan 30.04.2025 vadeli olan 225.000 TL senet hariç olmak üzere diğer 10 senet toplam bedeli 2.275.000 TL için borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin iptalini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senetlerin keşidecisi bizzat davacı olduğunu, müvekkilinin ise yalnızca ciranta olduğunu, cirantanın menfi tespit davasında taraf gösterilmesi usulen mümkün olmadığını, bu sebeple davanın öncelikle husumet yokluğundan reddi gerektiğini, satıcı ...’nun vadeli senet karşılığı araç satışı yaptığını, müvekkilinin de zaman zaman kendisinden araç satın aldığını, aracı teslim alıp kullandığını, davacının müvekkili ile ticari ilişki içinde olduğunu, kendisine güvenildiği için davacının talebi üzerine satıcı ... ile görüşüldüğünü, 22.10.2024 tarihli sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşme üçlü olduğunu, sözleşmeye göre 11 adet vadeli senet bizzat davacı tarafından keşide edildiğini, müvekkili yalnızca ciro ederek ....’ya teslim ettiğini, araç davacıya fiilen teslim edildiğini ve kullanıldığını, söz konusu aracın davacının iş yerinin önünden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .... ESas sayılı dosyasından haczedilerek el konulduğunu, icra dosyasınında alacaklının şüpheli ....olduğu, 50.000,00 TL'lik senet alacaklısı olduğunu, borçlunun da adına suç duyurusu yaptığımız ...'ın yetkilisi ve sahibi olduğu .... Otomotiv olduğu görüldüğünü, haciz işleminin doğrudan aracın satıldığı fakat devrinin yapılmadığı davacının iş yerinin önüne gidilmesinin sebebinin davacının aracın satış bedeli için düzenlediği senetlere haciz ve muhafaza işleminin yapıldığı iş yeri adresini yazdığını, icra dosya alacaklısı ...'in veya vekilinin aracın bulunduğu yeri bilebilme imkanı olmadığını sadece bu işlem danışıklı ise bu hususa vakıf olabileceğini, olayın arka planı Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Soruşturma numaralı dosyasında kapsamlı bir şekilde soruşturulduğunu, müvekkilinin davacı ile işbirliği yaptığı iddiası temelsiz olduğunu, tam tersine müvekkilinin de aynı şekilde mağdur edildiğini, ciro ettiği senetler şu an ...’in elinde icra tehdidi yarattığını, kimse kendi kendini bu şekilde zarara uğratmayacağını, müvekkilinin .... ile danışıklı hareket etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacının 30.11.2024 vadeli 100.000,00 TL, 30.01.2025 vadeli 125.000,00 TL, 28.02.2025 vadeli 125.000,00 TL, 30.03.2025 vadeli 125.000,00 TL, 30.05.2025 vadeli 275.000,00 TL, 30.06.2025 vadeli 275.000,00 TL, 31.07.2025 vadeli 275.000,00 TL, 31.08.2025 vadeli 275.000,00 TL, 30.09.2025 vadeli 350.000,00 TL, 31.10.2025 vadeli 350.000,00 TL'lik senetlerden borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Menfi tespit davası,2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)
Kambiyo senedi ve bononun hukukî niteliğine değinmek gerekirse; Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/(19).... E., ... K. Nolu 20.12.2022tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK)776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono" ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şart- larından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir.
Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s. 68).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde -şart olmamakla birlikte genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ayrıca düzenleyen, senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Kambiyo senedi düzenlenmesine neden olan hukukî ilişkinin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme olması ve bu sözleşmeden doğan borcun ifası için kambiyo senedinin düzenlenmesi hâli ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, temel borç ilişkisindeki para borcunun (kambiyo senedindeki temel alacağın) karşılığı olan edimin ifa edilmemesi hâlinde kambiyo senedinin bedelsizliğinden bahsedebilmek için, borçlunun TBK 125. maddesindeki seçimlik haklardan borcun ifa edilmemesi sebebi ile olumlu zararının tazminini veya sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini talep yolunu seçmesi gerekir. Zira seçimlik haklardan ilki olan borcun ifası ve gecikme tazminatının talep edilmesi durumunda, sözleşmenin ifasını talep eden taraf kendi borcunu ifa ile yükümlü olduğundan, senet henüz bedelsiz kalmayacaktır. Borçlunun zaten var olan borcun ifası ile gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçmesi ile alacaklı (kambiyo senedi borçlusu) ifayı talep etmek hakkını kaybederken, borçlu da asli edim yükümlülüğünü yerine getirme borcundan kurtulur. İşte bu noktada senedin bedelsizliği bu hâllerde gündeme gelecektir.
Somut olayda, davacı tarafından söz konusu bonoların araç satımı için verildiği iddia edilmiş davalı tarafından da satıma konu aracın davacıya teslim edildiği, aracın ... Otomotiv adına tescilli bulunduğu, davalının kendisine güvenilmesi nedeniyle senette lehtar olduğu, .... Otomotivin borcu nedeniyle aracın haczedildiği ve devrinin yapılamadığı savunulmuş bir bakıma bonoların araç alımı için verildiği ancak aracın devrinin yapılamadığı ikrar edilmiştir, yukarıdaki genel açıklamalarda da belirtildiği üzere, aradaki temel ilişkiyi dayalı bedelsizlik iddiasının kişisel def'i olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceği, Uyap üzerinden yapılan kontrolde de arcın davacı adına tescil edilmediğinin görüldüğü, aracın davalı adına kayıtlı olmamasının temel ilişkiye ilişkin ispat yükünü değiştirmeyeceği, usul ekonomisi ilkesi de gözetildiğinde başkaca delillerin toplanmasının ve bilirkişi incelemesi yapılmasının uyuşmazlığın çözümünde fayda sağlamayacağı anlaşılmakla davacının dava konusu senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığına yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın kabulü ile, 30.11.2024 vade tarihli 100.000,00 TL, 30.01.2025 vade tarihli 125.000,00TL, 28.02.2025 vade tarihli 125.000,00 TL, 30.03.2025 vade tarihli 125.000,00 TL, 30.05.2025 vade tarihli 275.000,00 TL, 30.06.2025 vade tarihli 275.000,00 TL, 31.07.2025 vade tarihli 275.000,00 TL, 31.08.2025 vade tarihli 275.000,00 TL, 30.09.2025 vade tarihli 350.000,00 TL, 31.10.2025 vade tarihli 350.000,00 TL senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Alınması gerekli 155.405,25 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 38.851,32 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 116.553,94 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 38.851,32 TL peşin harç olmak üzere toplam 39.466,71 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafça posta / tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 706,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
AAÜT gereğince hesap edilen 336.500,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!