İş geliştirme müdürünün TMSF tarafından el konulan şirketten talep ettiği performans prim alacağının şartların gerçekleşmediği savunmasına rağmen Yargıtayca onanması.
Özet: Bir çalışanın, iş geliştirme departman müdürü olarak çalıştığı dönemde hak kazandığını iddia ettiği ve şirketin tasarruf mevduatı sigorta fonu tarafından yönetimine el konulması ile şirket satışının ardından ödenmeyen performans primlerinin tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, davalının prim ödeme şartlarının gerçekleşmediğine dair somut delil sunamadığı ve davacının prim alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş; davalı vekilinin bu karara karşı yaptığı temyiz başvurusu, dosyadaki belgeler ve yargılama süreci dikkate alınarak, bölge adliye mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun bulunması nedeniyle oy birliğiyle reddedilerek karar onanmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 24. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 25.12.2008-02.05.2014 tarihleri arasında çalıştığını, görevinin iş geliştirme departman müdürü olduğunu, davalı Şirketin kuruluşundan bu yana tüm çalışanlarına ücretlerinin dışında her yıl sonunda prim adı altında ödeme yaptığını, 2012 yılı sonunda prim ödendiğini, 2013 yılı sonu primleri ile sonraki yıllara ait primlerin Şirket kayıtlarına ''şirketin çalışanlarına borcu'' olarak kaydedildiğini, 2013 yılı sonunda Şirketin yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulduğunu, bu tarihten sonra primlerin ötelendiğini, Şirketin satışı sırasında bu primlerin satış bedelinden düşüldüğünü, dolayısıyla prim ödeme yükümlülüğünün davalı Şirkete geçtiğini belirterek 2013 yılı ve sonraki yıllara ilişkin prim alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, Şirket nezdinde uygulanan performans prim prosedürü ile primin geciktirici şarta bağlı bir borç olarak düzenlendiğini, dava konusu edilen yıllarda prim ödemesi yapılabilmesi için gerekli şartların gerçekleşmediğini, davacının performansa bağlı prime hak kazanmadığı gibi geciktirici şart gerçekleşmediğinden ifa talep edilmesinin mümkün olmadığını, performans prim prosedüründen anlaşılacağı üzere bu primin ödenebilmesi için Şirketin mali hedeflerinin %100 oranında gerçekleşmesi gerektiğini, bu oran tutturulamadığı gibi aksine Şirketin zarar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirkette uygulanan performans prim prosedürüne göre davacının primlerini en son 2012 yılına kadar aldığı, 2014 yılında davalı Şirkete TMSF tarafından el konulduğu, davalı Şirket tarafından davacıya verilen hangi hedefin gerçekleştiği ya da davalı Şirketin kendisine hedef seçtiği hangi konuda hedefe ulaşamadığı hususunda somut delil sunmadığı ve davacının hak kazandığı 20 13... yılı prim alacaklarının ödenmediğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesince davacının prim alacağının bulunduğu yönündeki kabulünün usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Mahkeme kararlarının somut ve açık bir şekilde gerekçelendirilmek zorunda olduğunu,2. Davacının prim alacağının bulunmadığını, primin geciktirici şarta bağlı olarak düzenlendiğini, dava konusu yıllarda primin bağlı olduğu şart gerçekleşmediğinden davacının prim alacağına hak kazanamadığını,3. Tanık beyanlarının ancak davacı ile eş zamanlı çalıştıkları dönemler yönünden esas alınabileceğini, tanıkların işverene karşı dava açıp açmadıklarının da tespiti gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının prim alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.