Kasten yaralama eylemi sonrası veya yaralama kastının sona ermesinden sonra sarf edilen tehditlerin ayrı suç oluşturması ve bıçakla tehdidin silahla tehdit kabulüne ilişkin Yargıtay içtihadı.
Özet: Mahkeme, sanığın mağduru hem darp edip hem de tehdit ettiği olayda, Yargıtayın yaralama eylemiyle eşzamanlı tehditleri irade açıklaması sayıp ayrı cezalandırmadığı, ancak eylem sonrası sarf edilen tehditleri ayrı suç saydığı içtihadına dikkat çekmiştir; bu bağlamda, kasten yaralama hükmü onanırken; sanığın yaralama sonrasında bıçakla mağdurun üzerine yürüme eyleminin adi tehdit değil, 5237 sayılı Kanunun 106/2-a maddesindeki silahla tehdit suçunu oluşturduğu belirtilerek, tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü hatalı vasıflandırma nedeniyle bozulmuş ve sanığın kazanılmış hakları korunmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Tehdit, kasten basit yaralamaHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Dosya kapsamından somut olayda, sanık ile mağdur arasında çıkan tartış sırasında sanığın "... kim yanıma yanaşırsa ona yapacağımı bilirim, ailene zarar veririm.." diyerek tehdit ederken mağduru darp ettiği ve sonrasında ise eline aldığı bıçak ile mağdurun üzerine yürüdüğü, müşterek çocuklarının araya girmesi üzerine sanığın evden çıktığının anlaşılması karşısında; Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kasten yaralama suçu işlenirken, mağdura yönelik ve yaralamanın niteliğiyle uyumlu tehdit ifadeleri irade açıklaması niteliğinde kabul edilmekte ve fail tehdit eylemi nedeniyle ayrıca cezalandırılmamaktadır. Fakat bu tehdit ifadelerinin irade açıklaması mahiyetinde kabul edilebilmesi için yaralama eyleminden önce yahut eylem sırasında sarf edilmesi gerekir. Yaralama eylemi tamamlandıktan sonra yahut teşebbüs aşamasında kalsa dahi faillin yaralamaya ilişkin kastının sonra ermesinden sonra sarf edilen tehdit cümleleri irade açıklaması olarak kabul edilmeyerek failin ayrıca tehdit hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiği dikkate alındığında, tebliğnamede yer alan bu husustaki bozma istemli görüşe iştirak edilmemiştir.1-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanığın temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak ONANMASINA,2-Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde ise;Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.Ancak;Mağduru darp ettikten sonra eline aldığı bıçak ile mağdurun üzerine yürüyen sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan farklı gerekçeyle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.