İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi kararının istinaf incelemesinde, ortak okul inşaat projesinde demir bedeli ve eksik teslim nedeniyle doğan alacak davası.
Özet: Milli Eğitim Bakanlığı okul yapım işlerinde alt yüklenici olarak fiili ortaklık kuran davacı ve davalı şirketler arasında, davacının ortak proje kapsamında 200 ton inşaat demiri bedelini ödemesine rağmen demirin büyük kısmının davalı tarafından teslim edilmemesi, davalının teslim edilmeyen demirin iadesini talep etmesi ve ayrıca davacının kabul etmediği iş makinesi kiralama faturaları göndermesi üzerine ortaya çıkan ve henüz tasfiye edilmeyen alacak uyuşmazlığının incelenmesidir.

DOSYA NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: AlacakKARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasındaki davadan dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2023 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, dava dışı .... A.Ş.'nin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan “İzmir İlinde Toplam 4 Okul ve Eklentileri Yapımı İşi” ihalesini kazandığını, işi taşeron alt yüklenicilere yaptırdığını; davacı ve davalı şirketlerin ihalede yer alan Bostanlı ve Çiğli'de bulunan okulların yapım işini taşeron olarak almak istediklerini, mevzuat gereği adi ortaklık şeklinde bu işin alınması mümkün olmayacağından, Bostanlı'daki okul işini davacının, Çiğli'deki okul işini davalının aldığını, davacı şirket ile işin alt yüklenicisi olan dava dışı.... firması arasında 18.08.2021 tarihli sözleşme imzalandığını, Çiğli inşaatının yürütülmesi için ise davalı şirket ile alt yüklenici .... arasında sözleşme imzalandığını, tarafların anlaşarak her iki okulun yapım işini tek bir proje olarak düşündüklerini, ortak bir çalışma ile inşaatta ihtiyaç duyulan malzemeler yanında işin bitirilmesi için gerekli olan her türlü harcama için birlikte masraf yapılması ve işin bitmesini takiben elde edilen kârın iki taraf arasında eşit paylaşılmasının kararlaştırıldığını, tarafların malzeme alımı için gereken meblağın yarı yarıya olacak şekilde eşit karşılanmasını ancak gerekli malzemeleri satın alan tarafın davalı şirket olacağını kararlaştırdıklarını, malzeme tedarik edileceği zamanlarda davacının davalıya malzeme tutarının yarı fiyatını gönderdiğini, akabinde de davalı tarafça malzeme alımının gerçekleştirildiğini, davalı tarafın Çiğli şantiyesindeki işlerinin ana yüklenicisi ile olan anlaşmazlıklar sonucunda bozulduğunu ve davalının Çiğli şantiyesinden çıkması gerektiğini,; okulların yapımı işi için başlayacak inşaat kapsamında Çiğli işinin durdurulmasından önce 400 ton demir alınması ihtiyacı doğduğunu, demirin fiyatı inşaatın başlayacağı tarihlerde düşük olduğundan ve ortak yapımı kararlaştırılan inşaat işi için demir kullanılması gerekeceğinden demirin önceden alınması konusunda tarafların anlaştığını, davalı şirket tarafından 03.09.2021 tarihinde KDV’siz birim fiyatı 5.402,54 TL, toplam sipariş tutarı KDV dâhil 2.550.000,00 TL olmak üzere 400 ton inşaat demiri siparişi verildiğini, davacı tarafından bu tutarın yarısı olan 1.275.000,00 TL'nin davalı şirketin hesabına gönderildiğini, ancak 200 ton demir bedeli olan 1.275.000,00 TL’nin davacı tarafından davalı şirkete ödenmesi akabinde davalı tarafından yalnızca 55.820 ton demirin davacıya teslim edildiğini, buna rağmen davalının 12.11.2021 tarihli ihtarnamesi ile davacı şirkete hâlihazırda zaten eksik göndermiş olduğu 56 ton demirin kendisine teslim edilmesini, aksi takdirde 504.000,00 TL tutarındaki demir bedelinin faturalandırılarak davacıya iade edilecek tutardan mahsup edileceğini ihtar ettiğini, davalının müvekkiline 200 ton demir göndermesi gerekirken eksik demir göndermesinin yanında, kötüniyetli olarak eksik gönderdiği demirin kendisine iade edilmesini talep ettiğini, Çiğli inşaatında yer alan çalışmanın durdurulmasına ilişkin karar ve ....ile davalı arasında imzalanan 01.12.2021 tarihli fesih protokolü akabinde davalının okul inşaatı işinden tamamen çıktığını, davacının davalı ile aralarındaki okul ihalesine dair tüm işlemlerin bitmesi ve işin tamamen sonlandırılması için yapılan tüm harcamaların tutarlarını toplayarak davalı ile aralarındaki hesabını kapattığını, bir daha taraflar arasında işin yürütümü konusunda ortak bir alışveriş gerçekleştirilmediğini, tüm bu işlemler içerisinde yalnızca demire dair verilen tutarın hesaba katılmadığını, 22.12.2021 tarihinde ticari arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını, arabuluculuk süreci devam ederken, davalı tarafından 25.01.2022 tarihli 628.533,21 TL tutarlı “Muhtelif İnşaat Demir” açıklamalı, 94.400,00 TL tutarlı “İş Makinası Kiralama-Çalışma Bedeli” açıklamalı fatura ve 4.720,00 TL tutarlı “İş Makinası Nakliye Bedeli” açıklamalı fatura gönderildiğini, davacının 26.01.2022 tarihli ihtarname iş makinası hizmetinin davacı tarafından hiç alınmadığını bu nedenle bu faturaları kabul etmediğini ihtar ettiğini, demir faturası yönünden ise tarafların anlaşmasına göre davacı şirketin bedelini ödemiş olduğu ve teslim edilmesi gereken 200 ton miktarındaki demirin teslim edilmeyerek yalnızca 55.820 kg’lık demire ilişkin ve birim fiyatın KDV hariç 9.542,00 TL olarak fatura düzenlenmesinin kabulünün mümkün olmadığının ihtar olunduğunu iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere eksik gönderilen 144.1 ton demirin müvekkiline teslim edilmesi, tesliminin mümkün olmaması durumunda da 144.1 ton demirin dava tarihindeki rayiç bedeli olarak şimdilik 1.275.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 19.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talep sonucunu, eksik kalan 144.1 ton demirin davacıya teslimi, mümkün olmaması durumunda da 144.1 ton demirin dava tarihindeki rayiç bedeli ile işbu bedel üzerinden işleyecek ticari faizin davacıya ödenmesi şeklinde ıslah etmiştir.CEVAP
: Davalı cevap dilekçesi sunmamış, 08.12.2022 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin davacıya 56 ton demir teslimi ettiğini, davalının nam hesabına, kalıpçıya KDV dahil 85.000,00 TL ödediğini, davacının müvekkilinin iş makinasını kullandığını, hatta iş makinasının nakliyesini dahi müvekkilinin sağladığını, bu nedenle mobilizasyon ücretini kazandığını, ayrıca müvekkilinin adi ortaklık için yaptığı masrafların da nazara alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davadaki talebin adi ortaklığın amacının gerçekleştirilememesi ve gerçekleştirme ümidinin de kalmaması sebeplerine bağlı olarak ortaklık için koymuş olduğu 144,1 ton demirin yani adi ortaklık sermayesinin kendisine iadesi olup bu bağlamda talebin adi ortaklığın tasfiyesi talebi olarak değerlendirildiği, taraflarca adi ortaklığın sonlandırılmasına yönelik fesih protokolü düzenlenerek dosyaya sunulduğu, mahkemece tasfiye memuru atandığı, tasfiye memuru tarafından yapılan incelemede, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında herhangi bir iş yapılmadığı, adi ortaklık sözleşmesine konu işe başlanmadığı, adi ortaklığın herhangi bir bilançosunun ya da defterinin bulunmadığının tespit edildiği, mahkemece verilen kesin süreye rağmen tarafların ticari defter ve belgelerini mahkemeye ibraz etmedikleri, davalı tarafça davacıya keşide edilen 12.11.2021 tarihli ihtarnamede, 1.275.000,00 TL'nin davacı tarafından davalıya gönderildiğinin açık bir biçimde davalı tarafından kabul edildiği; bu ihtarnamede aynı zamanda davalı tarafça, davacının yedinde bulunan 56 ton demirin teslimi aksi halde bedeli olan 504.000,00 TL'nin yansıtılacağı ve ayrıca davacı şirket namına kalıpçıya ödendiği iddia olunan 85.000,00 TL ile davacının şantiyesinde 2 ay süre ile kullandığı iddia olunan makine kirasına ilişkin de 50.000,00TL + KDV'nin mahsubundan sonra davacıya ödeneceği hususlarının da belirtildiği, davacı tarafça verilen cevabi ihtarnamede, davaya konu bedelin gönderilme amacının demir alımı olup 200 ton demir karşılığı olduğu, davacının yedinde 55.820 kg demir bulunduğu, bakiye alacağının ise 144.180 kg olduğu, bunun dışındaki taleplerin ise kabul edilmeyeceği hususlarının bildirildiği, davalı tarafça iş makinesi kirası ve demir bedeline ilişkin gönderilen faturaların ise kabul edilmeyerek noter aracılığı ile itiraz edildiği; davacı tarafın adi ortaklık ilişkisi kapsamında alınacak 400 ton demir bedeline ilişkin kendi payına düşen 200 ton demir bedeli olarak 1.275.000,00 TL'yi davalıya gönderdiğini iddia ettiği, bu yönden ispat yükü davacıya düşmekte ise de, gerek yargılama aşamalarından davalı vekilince sunulan beyan dilekçelerinde, gerekse davadan önce davalı tarafından davacıya keşide edilen ihtarname içeriklerinde söz konusu bedelin davacı tarafından davalıya gönderildiğinin ikrar edildiği, çözülmesi gereken hususun davalı tarafça davadan önce davacıya kesilerek gönderilen 3 adet fatura karşılığı bedeli davacıdan talep hakkı olup olmadığı noktasında toplandığı, söz konusu faturaların davacı tarafça kabul edilmediği ve davalıya noter kanalı ile iade edildiği; ayrıca söz konusu faturalarda yer alan ve talep edilen demir bedelinin, davacı tarafça davalıya yapılan 200 ton demir bedeli ödemesinden sonra davalı tarafça satın alınan ve davacının şantiyesine teslim edilen demire ilişkin olduğu, bu hususun davacının da kabulünde olduğu, ancak davacının söz konusu adi ortaklık sözleşmesi kapsamında edimin ifası mümkün olmadığından ortaklığı sonlandırdığı ve teslim edilen demir miktarını ödediği bedelden mahsup ederek davalıdan talepte bulunduğu, ortaklığın tasfiye sürecine girdiği, bu noktada davalının demiri ya da bedelini davacıdan talep hakkının bulunmadığı, tasfiye işlemleri esnasında zaten tarafların birbirlerine verdikleri ya da adi ortaklık adına harcadıkları tutarlar mahsup edilerek adi ortaklık kapsamında alacaklılık ve borçluluk durumlarının belirleneceği, davalı tarafça davacı adına kalıpçıya ödeme yapıldığı ve iş makinesinin davacının şantiyesinde 2 ay süre ile çalıştırılması nedeniyle kiralama bedeli talebini ispat yükünün davalıda olduğu, ancak buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı, adi ortaklığın ayrı bir ticari defteri de taraflarca tutulmadığından mahkemece tasfiye aşamasında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, tüm bu hususların yanında, adi ortaklığın feshine ilişkin taraflar arasında fesih protokolü imzalandığı ve protokol kapsamında tarafların fesih nedeni ile birbirlerinden herhangi bir alacak ve borçlarının kalmadığına dair anlaşarak imzaları ile tasdik ettikleri, her ne kadar söz konusu fesih protokolünde herhangi bir alacaklarının kalmadığını beyan etmişler ise de, daha sonra keşide edilen ihtarnameler dikkate alındığında tarafların demir alımı için gönderilen bedelleri bu protokolün dışında bıraktıkları; her ne kadar davacı vekilince dava dilekçesinde 144,1 Ton demirin teslimine, mümkün olmaması halinde dava tarihindeki rayiç bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de; davacı tarafça davalıya keşide edilen 23.11.2021 tarihli ihtarname ile seçimlik hakkını aynen iade şeklinde değil, gönderilen bedelin iadesi olarak kullandığı, bu noktadan sonra seçim beyanından dönerek demir iadesi şeklinde kullanmasının da mümkün olmadığı, kaldı ki davacı tarafça davalıya teslim edilmiş bir demir de bulunmadığı, taraflar arasındaki sözlü anlaşma kapsamında demir alımı için gönderilmiş bir bedel bulunduğu, davacı vekili ıslah dilekçesi ile 144.1 ton demirin dava tarihi itibari ile rayiç bedelini istemiş ise de rayiç bedel 2.278.035,00 TL üzerinden eksik peşin ilam harcını verilen kesin süre içerisinde yatırmadığı için harcı yatırılan 1.275.000,00 TL 'yi aşan kısım yönünden Harçlar Kanunu'nun 30'ncu ve HMK'nın 150'nci madde hükümleri uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.275.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde; ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinin talep kısmını "Davalı tarafın 400 ton demir alması için gönderilmiş olan bedel ile eksik ifada bulunulması neticesinde eksik kalan 144.1 ton demirin müvekkile teslim edilmesine, tesliminin mümkün olmaması durumunda da 144.1 ton demirin dava tarihindeki rayiç bedeli ile işbu bedel üzerinden işleyecek ticari faizin müvekkile ödenmesi" olarak ıslah ettiklerini, ancak mahkemece ıslah talebi göz ardı edilerek "Fazlaya ilişkin talep ile ilgili olarak dosyanın işlemden kaldırılmasına" şeklinde hüküm kurulduğunu, akabinde gerekçeli karar yazılmadan mahkemeye sundukları 06.12.2023 tarihli dilekçe ile davaya konu alacak yönünden ıslah dilekçesinde ticari faiz talep ettiklerini belirterek kararın faiz yönünden tavzihini talep ettiklerini, gerekçeli kararda 06.12.2023 tarihli dilekçeden bahsedilmediğini, 18.01.2024 tarihli ek kararı ile dava dilekçesi ile istenmeyen faizin asıl alacağa işletilmesinin usulen mümkün olmadığı, ancak müstakil bir dava konusu yapılabileceği gerekçesiyle talebin reddedildiğini, ıslah yoluyla faiz talep edilebileceğini belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davacı iddialarını ispatlayamadığı halde davanın kabulüne karar verildiğini, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, Davacının ortaklık konusu projeler için dava konusu parayı gönderdiğini, alınan malzemenin türünün önemli olmadığını, davacının gönderdiği para ile demir veya çimento alınabileceği gibi proje konusu iş için 3. kişilerden hizmet alınabileceğini, buna rağmen mahkemenin oldukça dar bir yorumla, davacının ortaklık sermayesi için 144,1 ton demir koyduğu yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, davacının demir satmadığını, müvekkilinin de davacıdan demir alma yönündesinin bulunmadığını, davacının sermaye olarak demir koymasının mümkün olmadığını, davacının ortaklığa nakit sermaye koyduğunu, bu nakit sermayeden davacıya teslim edilen 55,82 ton demir bedeli ile müvekkilinin ortaklık için yaptığı harcamaların mahsubu ve bu yolla adi ortaklığın tasfiye edilmesi gerektiğini, davacının söz konusu havaleyi demir alımı için yaptığı yönündeki iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını, 12.06.2023 tarihli raporun tasfiye raporu olarak kabul edilerek hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, defter incelemesinin dahi hatalı yapıldığını, taraflar arasındaki ilişkinin basit bir demir işine indirgendiğini, davacının 55.82 ton demirin kendisine teslim edildiğini kabul etmesine rağmen raporda bu miktardaki demirin davalıya teslim edildiği yönünde görüş bildirildiğini, raporda uyuşmazlığın yanlış değerlendirildiğini, tasfiye memurunca yalnızca cari hesap ile faturalar özelinde bir inceleme yapıldığını, müvekkilinin davacı için kalıpçıya KDV dahil 85.000,00 TL ödediğini, davacının şantiyesinde müvekkilin iş makinesini kullandığını, bu iş makinesinin nakliyesini dahi müvekkilinin sağladığını, yine müvekkili tarafından davacıya makine ofis ve ekipmanları ile konteynır verildiğini, ancak tüm bu hususların raporda dikkate alınmadığını, müvekkili tarafından davacıya yansıtılan faturaların iade edilmesinin mutlak şekilde davacı lehine yorumlandığını, 55.82 ton demiri aldığını kabul eden davacının 628.533,21 TL tutarındaki faturaya itiraz ettiğini, söz konusu demir miktarı ile fatura içeriğinin birbiriyle uyumlu olduğu nazara alındığında, davacının teslim aldığı 55.82 ton demir için düzenlenen faturaya dahi kötüniyetle itiraz ettiğini, yükselen demir fiyatlarından kâr elde etmeyi amaçlayan davacının ısrarı üzerine davalının davacıya teslim ettiği 55.82 ton demir için fatura tanzim etmek zorunda kaldığını, ancak davacının teslim aldığını kabul ettiği 55.82 ton demir için düzenlenen 25.01.2022 tarihli faturaya itiraz ederek ve kayıtlarına işlemeyerek dürüstlük kuralına aykırı tavrını devam ettirdiğini, tasfiye sürecinin denetime elverişli şekilde yürütülmediğini, davalı tarafından yapılan giderlere ilişkin bilgi ve belgeleri birçok kez dosyaya ibraz ettiklerini, davanın adi ortaklığın tasfiyesinden ziyade alacak davası olarak görüldüğünü; ilk derece mahkemesi kararında, fesih protokolü kapsamında tarafların fesih nedeniyle birbirlerinden herhangi bir alacak ve borçlarının kalmadığına dair anlaşarak imzaları ile tasdik ettikleri, her ne kadar söz konusu fesih protokolünde herhangi bir alacaklarının kalmadığını beyan etmişler ise de, daha sonra keşide edilen ihtarnameler dikkate alındığında tarafların demir alımı için gönderilen bedelleri bu protokolün dışında bıraktıkları sonucuna varıldığı şeklinde gerekçeye yer verildiğini, ancak dosyada müvekkili tarafından sunulmuş yahut tespit edilmiş bir fesih protokolü bulunmadığını, bir an için böyle bir protokolün varlığı kabul edilse dahi daha sonra keşide edilen ihtarnameler dikkate alınarak müvekkilinin adi ortaklık için yaptığı giderlerin de protokol dışında bırakıldığının kabul edilmesi gerektiğini, davacının hesapların tamamen kapatıldığı yönündeki iddiası üzerinde durulmadan hüküm tesis edildiğini, müvekkili tarafından davacıya verilen teminat senedinin dikkate alınmadığını, adi ortaklığa konu işler kapsamında müvekkilinin, projelerdeki kuvvetli ve zayıf akım elektrik üst yapı ve alt yapı tesisatı işlerinin yapılması için dava dışı .. .. ...Ltd. Şti. ile “Alt İşveren Sözleşmesi” başlıklı sözleşme imzalandığını, bu şirket tarafından sözleşmeye istinaden müvekkil lehine 1.000.000,00 TL tutarlı, 19.08.2021 düzenleme tarihli teminat senedi verildiğini, müvekkili şirketin de bu senedi yine teminat amaçlı olarak davacıya verdiğini ancak daha sonra davacının 12.11.2021 ve 06.12.2021 tarihli ihtarnamelerine rağmen teminat senedini müvekkiline iade etmediğini, hükme esas alınan tasfiye raporunda bu husus nazara alınmadığı gibi bu yöndeki itirazlarının da mahkemece değerlendirilmediğini, oysa ki söz konusu teminat senedinin de tasfiyede nazara alınması gerektiğini, süresinde ibraz etmemesine rağmen davacı defterleri esas alınarak düzenlenen tasfiye raporu hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkilin adi ortaklığa verdiklerinin işbu davada dikkate alınmayacağının anlaşılması üzerine aynı mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, takas-mahsup taleinde bulunduklarını, sözü edilen dosyanın bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, adi ortaklık kapsamında davalı tarafından eksik gönderilen demirin davacıya teslimi, bunun mümkün olmaması durumunda alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. maddesinin 1. fıkrasında "Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.", aynı kanunun 177. maddesinin 1. fıkrasında "Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir."; aynı maddenin 3. fıkrasında ise "Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda davacı vekili 19.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talep sonucunu, "..Eksik kalan 144.1 ton demirin davacıya teslimi, mümkün olmaması durumunda da 144.1 ton demirin dava tarihindeki rayiç bedeli ile işbu bedel üzerinden işleyecek ticari faizin davacıya ödenmesi..." şeklinde ıslah etmiş olup, böylece dava dilekçesinde talep edilmeyen faiz, ıslah dilekçesi ile talep edilmiştir.Faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir haktır. Faiz asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip konusu edilebilir. Asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına veya ıslah ile faiz talep edilmesine engel teşkil etmez. O halde; davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmese bile ıslah ile faiz talep edilebilir. (Yargıtay 3. HD 04.03.2021 tarih ve █████████ E.- █████████ K., 17 HD 09.02.2015 tarih ve ██████████ E. - █████████ K. Sayılı ilamı)HMK'nın 297/2. maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde hüküm bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince asıl kararda, faiz istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması, davacı vekilinin tavzih istemi üzerine verilen 18.01.2024 tarihli ek kararda ise davacının 19.07.2023 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi niteliğinde olmadığı ve dava dilekçesi ile talep edilmeyen faizin ıslahla talep edilemeyeceğinden bahisle talebin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Tabii hakim ilkesi gereğince bu talep hakkında ilk derece mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Bu itibarla; ilk derece mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.11.2023 tarihli ve ████████ E. ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf harçlarının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06.11.2025