Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan istirdat davasında haciz baskısıyla ödenen bedelin iadesi ve İİK 89/3 menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenmesi kararı.
Özet: Davacı şirket, hatalı haciz ihbarnameleri sonucunda varlıklarına konulan hacizler nedeniyle davalıya baskı altında ödediği 575.000 TLnin istirdadını talep ederken, mahkeme, davanın esasına geçmeden önce, İcra ve İflas Kanununun 89/3 maddesi uyarınca açılan bu tür istirdat davalarında görevli mahkemenin belirlenmesinde dayanak icra takibinin türünün dikkate alınamayacağı ilkesini vurgulayarak kendi görevini tespit etmeye odaklanmıştır.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ....KATİP
: ....DAVACI
: ....VEKİLİ
: Av. ....DAVALI
: ....DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: 10.11.2025KARAR TARİHİ
: 18.11.2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 18.11.2025Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın her iki icra dosyasının kesinleşmesine müteakip müvekkili şirket de dahil olmak üzere bir çok firmaya 89/1 haciz ihbarnamesi gönderdiğini, müvekkilinin elektronik tebligat adresine tebliğ olan haciz ihbarnameleri sehven müvekkilin dikkatinden kaçması neticesiyle 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri neticesinde müvekkilinin her iki dosya bakımından da dosyaya borçlu olarak kaydedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin tüm banka, araç ve taşınmazlarına haciz şerhi konduğunu, yine devam eden süreçte müvekkili tarafa 103 davetiyesi tebliğ edildiğini ve taşınmaz bakımından satış işlemlerine başlandığını, tüm bunların ardından müvekkil tarafından haciz baskısı altında davalı tarafa 575.000,00-TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme neticesinde müvekkilinin haczedilen mallarının üzerindeki tüm hacizler kaldırıldığını belirterek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin haciz baskısı altında davalı alacaklı firmaya ödediği 575.000,00-TL bedelin şimdilik 1.000,00-TL'sinin ödeme tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Usul ekonomisi gözetilerek davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Mahkemenin görevli olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/1-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK 1. md.) “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” (HMK 115. md.).HMK 137, 138 ve 140. maddedeki ön inceleme aşamasında dava şartlarının inceleneceğine dair düzenlemeler, henüz incelenmemiş ise tahkikata geçilmeden önce dava şartlarının incelenmesi zorunluluğunu belirtmekte olup görev yönünden bu incelemenin en erken değil, en geç ne zaman yapılması gerektiğini göstermektedir. Konuya ilişkin HMK 138. maddenin Kanun gerekçesi şöyledir: “Usule ilişkin hususlar, şeklî nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabilir. Ancak, mahkeme, kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunu da tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacaktır. Böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan, ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanması amaçlanmıştır.” Bu gerekçe ile de her aşamada görev hususunun incelenebileceğine açıklık getirilmiştir. Son tahlilde kanunda açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olması halinde usulden red kararı verilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır (Emsal: ..... sayılı ilamı).Bu bağlamda somut olaya gelince; iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 89/3. maddesi kapsamında borçlu olunmadığının tespitine yönelik istirdat davasıdır.İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak İİK'nin 89/3. maddesi kapsamında açılan davalarda mahkemenin görevinin belirlenmesi sırasında dayanak takibin türünün dikkate alınması da mümkün değildir. Dayanak takibin türüne göre görevli mahkemenin belirlenmeye çalışılması halinde tüketici işlemi nedeniyle düzenlenen kambiyo senetlerine ilişkin takip nedeniyle açılan davalarda Tüketici Mahkemesinin, tüketici işlemi dışında düzenlenen kambiyo senetlerine ilişkin takip nedeniyle açılan davalarda Asliye Ticaret Mahkemesinin, genel hükümlere göre açılan takiplere ilişkin davalarda tarafların sıfatlarına ve takip konusuna göre Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin, mahkeme ilamına dayalı olarak açılan davalarda dayanak ilamı veren mahkemenin (Asliye Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, İş Mahkemesi, Aile Mahkemesi, İcra Hukuk Mahkemesi) görevli olması sonucunu doğuracağı, ceza mahkemeleri tarafından verilen kararlarda katılan yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden yapılan takiplerde ise görevli hukuk mahkemesinin hangisinin olacağı hususunun bu yolla tespitinin mümkün olmayacağı, sonuç olarak dayanak takibin türüne göre görevli mahkememin belirlenmeye çalışılması halinde tereddütler ortaya çıkacağı ortadadır. Bu bağlamda; İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir (İİK'nin 89/3. maddesi kapsamında verilen kararların istinaf incelemesini yapmakla görevli ..... sayılı ilamları ve benzer yönde ....).Sonuç olarak tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan değerlendirme neticesinde, davanın İİK'nin 89/3. maddesi kapsamında borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılan ticari davalar arasında yer almadığı, uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ....NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ....Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi. 18.11.2025Katip ....¸e-imzalıdır.Hakim ....¸e-imzalıdır.