Hakaret suçunda sanığa usulsüz tebligat yapılması sonucu HAGB kararının kesinleşmemesi, denetim süresinin başlamaması ve 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine ilişkin Yargıtay kararı.
Özet: Sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun reddi kararının temyiz incelemesinde, ilk derece mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, sanığın savunmada bildirdiği adresten farklı bir adrese usulsüz tebligat yapılması nedeniyle kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, bu durumun hükmün açıklanması koşullarını ortadan kaldırdığı; ayrıca, yargılama konusu hakaret suçuna ilişkin sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin temyiz incelemesi tarihi itibarıyla dolduğu tespit edildiğinden, bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına ve sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy birliğiyle hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E. ███████ K.SUÇ
: HakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİBölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın savunmasının alındığı duruşmada belirttiği adresten farklı bir adrese tebligat çıkartılarak sanığın eşi olmadığı tespit edilen şahsa tebliğ edilen tebligatın geçersiz olması nedeniyle kesinleşmenin usulsüz olması ve hükmün açıklanmamasının gerekmesi nedenleriyle kararın sanık lehine bozulması talebine ilişkindir.III.GEREKÇE7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine uyarınca tebligatın öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese MERNİS şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlindeyse muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilerek Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhi tebligatın bu adrese yapılması gerekirken, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın savunmasının alındığı duruşmada bildirdiği adresten farklı bir adrese tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, ████████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığından cihetle, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmıştır.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-c maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.5237 sayılı Kanun'un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımını kesen son işlemin sanığın savunmasının alındığı 29.06.2016 tarihi olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Mahkemesi Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1-a. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.09.2025 tarihinde karar verildi.