Yargıtay 11. Ceza Dairesi, banka aracılığıyla nitelikli dolandırıcılık davasında, çeklerin kredi kullanımıyla ilişkisini, borcun niteliğini ve mağduriyetin oluşumunu eksik inceleyen beraat kararını bozmuştur.
Özet: Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşirken, keşidecisi mağdurca düzenlenen çekleri sahtecilikle bankaya ciro ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla yargılanan sanıkların beraat kararı, Yargıtay tarafından eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur; yerel mahkeme çeklerin bankaya verilme amacının, bir kredinin teminatı olup olmadığının, önceden doğmuş bir borca karşılık gelip gelmediğinin ve bu suretle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının tam olarak oluşup oluşmadığının tespiti için gerekli banka kayıtları, teslim makbuzları ve bilirkişi incelemelerini yapmadan karar verdiğinden, Yargıtay olayın mağdurunun kim olacağı ve eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının detaylı araştırılarak belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
11. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR
: Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER
: Nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat, resmi belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik karara karşı itiraz yoluna başvurulması sonucu ilgili mercii tarafından itirazın reddine karar verildiği ve bu karara karşı da herhangi bir şekilde temyiz yasa yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla, temyiz incelemesi sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın, keşidecisi mağdur ... olan 10.02.2008 tarihli 15.750 TL, 20.02.2008 tarihli 10.200 TL ve 28.02.2008 tarihli 9.700 TL bedelli suç konu üç adet çekteki keşideci ... ismi altını imzalayıp bu durumu bilen sanık ...'a verdiği, sanık ...'in de çekleri ...'a ciro ederek verdiği, çeklerin ibrazında karşılıksız çıktığı, bu suretle sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan olayda;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğan borç için sonradan yapılan hileli hareketlerin dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceği hususu da dikkate alınarak,
Mahkemece, ... tarafından verilen cevabi yazıda sanığın "firması kredili" firma olarak belirtildiği, ayrıca üç çekin toplam değeri 36.600 TL olmasına rağmen toplam kredi borcunun 351.129 TL olduğu bildirildiğinden, söz konusu çeklerin bankaya ciro edilmesi karşılığında kredi kullandırıldığı hususu sabit olmadığından dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanık ...'ın çeklerin bankaya ciro edileceğini bildiği hususunda da bir delil bulunmadığından sanıkların beraatine karar verilmiş ise de,
... T.A.Ş.'nin 10.02.2014 tarihli "Kredili firma ... Gıda.... suça konu çekleri kredi kullanmak ve tahsil edildiğinde kredi borçlarından mahsup edilmek üzere cirolayarak bankamıza vermiştir. Ekli ihtardan da görüleceği üzere kredili firma kullandığı kredileri ödeyememesi nedeniyle ihtar bakiyesi olan 351.129,00 TL üzerinden takibe intikal etmiştir." şeklindeki yazısıyla ne amaçla verildiği net olarak anlaşılmayan suça konu çeklerin, kredilerin kullanımı sırasında mı yoksa kredi kullandırıldıktan sonra mı verildiği, banka kayıtlarına hangi tarihte geçtiği, borcu karşılamaya yeterli başkaca bir teminat alınıp alınmadığı, kredinin sanığın hesabına ne zaman aktarıldığı hususlarının ilgili banka nezdinde araştırılması, var ise teslim makbuzu vb. belgeler ile ilgili kayıt asıllarının ya da onaylı suretlerinin getirtilip dosyaya eklenmesi, gerektiğinde bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdii ile çeklerin önceden doğan borç için verilip verilmediğinin kesin olarak belirlenmesi, bankaca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla verildiği anlaşıldığı takdirde olayın mağduru ilgili banka olup sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 158/1-j, son maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, önceden doğan borç için bankaya verildiğinin anlaşıldığı takdirde ise olayın mağdurunun çeklerin keşidecisi olan mağdur ... olup çekler tahsil edilemediğinden sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 158/1-f, son, 35. Maddelerinde düzenlenen suçu oluşturacağı anlaşılmakla, eksik inceleme ve araştırma ile hükümler kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!