İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin trafik kazası sonucu vefat eden yolcunun anne babasının maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacılar, trafik kazasında hayatını kaybeden 19 yaşındaki oğullarının desteğinden yoksun kalma ve yaşadıkları manevi acılar sebebiyle, kazaya karışan aracın sürücüsü, işleteni ve sigorta şirketinden, daha önce yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek ayrı ayrı 5.000 TL maddi ve 75.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır; davalı sigorta şirketi, poliçe limiti ve kusur oranında sorumluluğu olduğunu, aktüerya raporuna göre yeterli ödeme yaptığını ileri sürerek davanın reddini talep ederken, diğer davalılar kusursuz olduklarını, polis tutanağının taraflı ve eksik olduğunu savunmaktadırlar.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: █████████ E. █████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: 21.11.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 21.11.2025
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.12.2022 gün ve █████████ E. █████████ K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, █████/2016 tarihinde davalı ... tarafından sigortalı ve davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile dava dışı ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı çekiciye çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacıların oğlu ...'ın ... plakalı araç içinde yolcu koltuğunda bulunduğunu ve kaza nedeniyle hayatını kaybettiğini, ...'ın 19 yaşında olduğunu, sağlığında bekar olduğunu ve anne babası ile birlikte yaşadığını, vefat ettiği tarihte sigortalı olarak çalıştığını, anne ve babasının desteğinden yoksun kaldıklarını ve mağduriyet yaşadıklarını, müteveffanın ölüm tarihinde aylık gelirinin 3.000,00 TL olduğunu, davacıların destekten yoksun kalmaları nedeniyle davalı ... şirketine █████/2017 tarihinde İzmir 5. Noterliği'nin 29588 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile başvurulduğunu, davalı ... tarafından eksik ve yetersiz ödeme yapıldığını, müteveffa ...'ın anne ve babasının tek evladı olduğunu, anne babanın acısını hiçbir miktar karşılamayacak olsa da manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacılar için ayrı ayrı şimdilik 5.000,00 TL baba ... için 5.000,00 TL anne ... için destekten yoksun kalma tazminatının işleten ve sürücü yönünden kaza tarihinden, davalı ... yönünden sigorta limiti dahilinde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ortaklaşa ve zincirleme olarak tahsiline, manevi tazminat yönünden davacı anne ... için 75.000,00 TL, davacı baba ... için 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte işleten ve sürücü davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
: Davalı ...Ş vekili, davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... şirketinde 001-0210-18075963 numarası ile █████/2016-2017 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacıların davalı şirkete yaptığı başvuru üzerine 2017 T 124404/2 no'lu hasar dosyasının açıldığını, başvuru sonrasında davalı ... tarafından konusunda uzman aktüerlerden TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre rapor alındığını ve davacılara █████/2018 tarihinde 121.621,42 TL tutarında ödeme yapıldığını, dava konusu kazanın █████/2017 tarihinde meydana geldiğini, █████/2015 tarihli Trafik Sigortası Genel Şartları'na tabi olduğunu, bu nedenle yapılan ödeme ile davalının sorumluluğunun sona erdiğini, davalı ... aleyhine açılan iş bu davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle tarafların kusur durumlarının tespiti gerektiğini, müteveffanın herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bir sigorta kurumuna bağlı olması halinde bu kurum tarafından yapılan ödemelerin davalı ... şirketinden talep edilemeyeceğini, mükerrer ödemeden imtina amacıyla bu hususun tespitinin gerektiğini, kaza sırasından müteveffanın araçta yolcu olarak bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile herhangi bir tazminat hesaplaması durumunda hatır taşıması indirimi hususunun araştırılması gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile eğer bir faize hükmedilecek ise faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür.
Davalılar ... ve ... Şti. Vekili, dava dilekçesinde belirtilen hususların hiçbirini kabul etmediklerini, davalı ...'ın kusurunun belli olmadığını, kaza sonrası verdiği ifade ile de serbest bırakıldığını ve serbest bırakma gerekçesinin davalının kusurunun net ve sabit olmamasından kaynaklı olduğunu, trafik polisleri tarafından tutulan tespit raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, polislerin yanlı ve eksik inceleme yaparak tutanak tuttuklarını ve tarafsızlık kuralını ihlal ettiklerini, ... plakalı aracının ... marka olduğunu, bu marka aracın uzmanı olan dava dışı .....' a █████/2017 tarihinde aracın kazalı halinin gösterilerek kaza ile ilgili teknik bilgisine başvurulduğunu, uzman tarafından teknik rapor düzenlendiğini, buna göre davalı şirkete ait ve diğer davalı ....' in kullandığı aracın ilk temas noktası olarak sağ tarafının ön tampon bölgesi olduğunun devamında ön kaput sağ yan kısım, sağ ön jantın dış kısmı ve sağ ön çamurluk kısımlarında devam ettiği belirtildiğini, yani diğer aracın arkadan vurmadığını, kazada ... plakalı aracı 20 metre aşağıya uçtuğunu, 2 kişinin ölümüne, davalının da yaralanmasına neden olanın dava dışı sürücü ... olduğunu, ...'in ifadesinde en sağ şeritten 80 km hız ile giderken önünde ki aracın sağa dönmesi nedeni ile ona çarpmamak için orta şeride geçtiği sırada arkadan davalının aracının çarptığını beyan ettiğini, bu beyanın dalgın ve dikkatli olmadığının kesin kanıtı olduğunu, ...'in sağ şeritteki çarpmamak için bu aracı solladığını beyan etmesine karşılık kazayı gören dava dışı .....'nin █████/2017 tarihli ifadesinde önündeki araç ile 15 metre takip mesafesi olduğunu, bu mesafenin yasa gereği 45 metre olması gerektiğini, önünde ki aracın dorsesi olmayan kamyon olduğunu, bu aracı geçmek için sola baktığını, arkadan selektör yaparak gelen hızlı aracın olduğunu gördüğünü, aracın orta şeritte devam ettiğini, soldan gelen aracın önündeki aracın teker kısmına vurduğunu beyan ettiğini, davalı ...'in ifadesinde, olay günü sol şeritte giderken orta şeritte sarı damperli kamyonun, onun arkasında damperli olmayan çekicinin gittiğini, damperi olmayan çekicinin orta şeritten sol şeride geçmek için hamle yaptığını, bunun üzerine mesafenin yakın olması nedeniyle selektör yapıp ani fren yaptığını ve dorsesi olmayan çekicinin sol arka lastiğine çarptığını beyan ettiğini, tüm bu ifadelerin çarpışma noktası dikkate alındığında davalının doğruyu söylediğinin kesin olduğunu, tanık...'in beyanı ile davalı ...'ın ifadelerinin birbirini doğruladığını, dosyada davalı olması gereken tarafın ... olması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde %100 kusuru bulunduğunu, ... hakkında da İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde manevi tazminat istemi ile dava açıldığını ve halen derdest olduğunu, ceza dosyasında keşif sonrası rapor düzenlendiğini, ancak belirtilen hususların göz ardı edilerek rapor düzenlendiğini, kamera kayıtlarının çözümü için Siber Suçlar Bürosu'na gönderildiğini, ancak çözümler dosyaya gelmeden kamu davası açıldığını, bunun da hatalı ve yanlı bir işlem olduğunu, eksik incelemeye dayalı iddianame düzenlendiğini, bunun da kabul edilmediğini, kaza ile ilgili Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından rapor düzenlendiğini, raporda ...'in şerit değiştirmesi nedeniyle davalının aracının sıkıştığının, sıkışması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybettiğinin davalının aracının kapanması nedeniyle tedbir alma imkanının bulunmadığının, sol şeritte seyretmesi neticesinde sıkıştırılması nedeniyle 20 metreden aşağı uçtuğunun belirtildiğini, davaya konu tazminatların yargılamayı gerektirdiğini, davalı ...'ın olay günü alkolsüz olduğunun rapor ile belirli olduğunu, davalı ... ile müteveffa ...'ın iş ve özel hayatta arkadaş olduklarını, kazaya karışan aracı bazen davalı ...'ın bazen de müteveffa ...'ın kullandığını, olay günü iş yerinden çıkışı evine gitmek için işten ayrıldıkları sırada ... ve...'ın nargile içmek ve vakit geçirmek için Bostanlı'dan Gaziemir'e gitmek istediklerini, ortak arkadaşlardan bazılarının ... ile gitmek istemediğini, ....'ın ısrarı üzerine iş kıyafetlerini değiştirmek için....'ın evine gidildiğini ve yola çıkıldığını, davalının sol şeritte giderken birden önüne çekici geçtiğini, davalının ani fren ile selektör yaptığını,...'ın araçta sol tarafta oturduğunu, emniyet kemerinin takılı olmadığını, çarpışma sonucu aracın havalanarak ters döndüğünü, ...'ın da araçtan fırlayarak beton olan alt yola düştüğünü, üzerine de davalı ...'ın kullandığı aracın düştüğünü, kaza nedeniyle davalı ...'ın da yaralandığını, kaza nedeniyle de ağır depresyon geçirdiğini, iki genç arkadaşını da kazada kaybettiğini, davalı ...'ın aynı zamanda üniversite okuduğunu, tüm bu yaşananlar neticesinde hayatının olumsuz olarak etkilendiğini, müteveffa ....'ın araçta yolcu olarak bulunmadığını, davalının olayda kastının ve kusurunun olmadığını, açıklanan nedenlerle davacıların maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmesi istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, █████/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisi ...'ın hayatını kaybetmesi nedeni ile davacıların destek zararının oluştuğu ve manevi yönden zarara uğradıkları iddiası ile davalı araç maliki, davalı araç sürücüsü ve aracın ZMS Sigortacısı davalı ... aleyhine maddi ve manevi tazminat istemi ile iş bu davanın açıldığı, açılan davanın niteliği itibariyle haksız fiile dayalı olarak oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istenmektedir. Haksız fiile dayalı sorumluluğun tespiti ve dava konusu eylemin haksız fiil olarak değerlendirilmesi koşullarının TBK Md. 49 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız fiile dayalı olarak sorumluluğun varlığının öncelikli koşullarından biri olan kusur yönünden dava dosyamızda yapılan inceleme ve alınan raporlara göre davacıların müşterek çocuğu ...'ın bulunduğu araç sürücüsünün meydana gelen kazada kusurunun varlığının tespit edilemediği anlaşılmıştır. Davalı sürücünün haksız eylem nedeniyle sorumlu olabilmesinin öncelikli kuralı zararın meydana gelmesinde kusurunun varlığı yönünde delil ve olguların bulunması zorunludur. Her ne kadar meydana gelen kaza nedeniyle davacıların müşterek çocukları hayatını kaybetmiş ve davacıların bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradıkları beyan edilmiş ve bu zararın varlığı yönünde deliller mevcut ise de zarar sorumluluğunun öncelikle eylemi yerine getiren yönünden değerlendirilmesi gerekmekte olup, aracı kullanan davalı ...'in kusurlu olmadığı görülmekle, yine TBK hükümleri ile TTK ve KTK hükümlerine göre davalı araç maliki ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun da doğmadığının kabulü gerekmiş, açıklanan hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacılar vekili, davacılar.... ve ...in oğlu ....'ın davalı ... şirketince zorunlu sigortası yapılan ... plakalı araç ile geçirdiği trafik kazası neticesi hayatını kaybettiği, bu kazada yolcu koltuğunda bulunan müteveffanın █████/2017 tarihinde hayatını kaybettiği, davalı ... hakkında İzmir 11. ACM'nin 2019/5 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde kusurlu olduğuna karar verilmiş olup bunu sonucunda cezalandırılmasına karar verildiği dolayısıyla ceza mahkemesince kusurlu bulunan ve cezalandırılmasına karar verilen davalı hakkında hukuk mahkemesinde alınan raporda kusursuz olduğu yönünde kanaatin yerinde olmadığı, davalı ...'ın aşırı hızlı ve dikkatsiz bir şekilde araç kullandığı, hukuk mahkemesindeki bilirkişi tespitlerinin yerinde ve doğru olmadığı, kazandırılan bilirkişi kurulu kararına itirazların hiçbir şekilde değerlendirilmediği, ek rapora dahi gönderilmediğiy, yapılan bu inceleme ve değerlendirmenin bu kapsamda yerinde olmadığı, itirazlara karşılanması yönünden kapsamlı ve ceza dosyasındaki raporların da değerlendirmeye alınması suretiyle inceleme ve tespit yapılması gerekirken maddi olaya tamamen aykırı raporun hukuk mahkemece esas alınmasının yerinde olmadığı gibi sürücülerin ifadesinin dahi raporda değerlendirilmediği,.... ve ayrıca tanık sıfatıyla ifadesi alınan....in ceza yargılamasında vermediği beyanın nazara alınmasının mümkün olmadığı, varsayım temelinde bir kusur değerlendirmesinin yapılamayacağı, normal hızdaki bir aracın önümdeki araçla çarpışması durumunda havalanamayacağı, bu şekildeki durumun fizik kurallarına aykırılık teşkil edeceği dolayısıyla ...'ın hızının ne denli yüksek olduğunun sabit olduğu, hız normal olsaydı ve diğer kural ihlallerini yapmamış olsaydı çarpma anında somut durumdaki gibi feci bir sonucun oluşmayacağı açıkken bilirkişi raporundaki aksi yöndeki değerlendirmenin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, asli kusurun davalı ...'da olduğunun sabit olduğu, bütün bunlara aykırı şekilde ceza dosyasındaki yapılan tespitlerin de tam tersi maliyetle hukuk mahkemesinde yapılan tespitlerin esas alınarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığı gibi mağduriyete de neden olduğu ....'ın frene bastığın belirtilmesine karşılık yolda yapılan incelemede herhangi bir fren izine rastlanılmadığı ayrıca....'ın eyleminin arkadan çarpma şeklindeki kural ihlal niteliğinde davranış olmasına rağmen bu hususun da değerlendirmeye alınmadığı ve bu yönden itirazların da herhangi bir şekilde karşılanmadığı, davalının verdiği beyanlara göre raporun oluşturulduğu, bilirkişi tarafından ceza mahkemesince belirlenen maddi vakanın yeniden tartışılması olanaklı değil iken bu hususun aksine yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığı, İzmir 11. ACM'nce kazandırılan raporlara itibar edilmeyerek .....'ın asli kusurlu olarak kabul edildiği sonrasında İzmir BAm 14. CD'nce de alınan raporda yine adı geçenin kusurlu olarak kabul edildiği yönünde değerlendirmenin aksine hukuk mahkemesinde bir değerlendirme yapılmasının yerinde ve doğru olmadığı gibi maddi vaka tespitine de açıkça aykırılık teşkil ettiği, maddi tazminat yönden belirsiz alacak mahiyetinde açılan iş bu davada hem kesinlik sınırı yönünden hem de gerek maddi gerekse manevi tazminat yönden esasa dair yapılan değerlendirmelerin yerinde olmadığı ve yarıca aktüer raporunun aldırılmamış olması durumunda alacağın belirlenmesi yapılamayacağından bu yönden de yapılan değerlendirmenin doğru olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, trafik kazasından kaynaklı DYK maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacı taraflar yönünden açılan iş bu DYK maddi tazminat istemli davada, trafik kazası sonucu meydana gelen DYK tazminat miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmayıp, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılması mümkün olduğu (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih ███████-1102 E. ████████ K. sayılı ilamı) anlaşılmakla her ne kadar dosya kapsamında aktüer yönden ayrıca bir inceleme yapılmamış olmakla dava dilekçesinde maddi tazminata yönelik belirlenen değer kapsamında İDM'ce bu yönden verilen hükmün kanun yolu yönünden "kesin" nitelikte olduğundan bahsedilmesi doğru görülmediğinden ve maddi tazminat yönünden kesin nitelikteki kararın kanun yararına temyizi yapılmış is ede bu istem neticesi verilecek kararın hükmün sonuçlarını ortadan kaydırmayacağından bu yönden verilen kararın da istinaf yolu açık olmak üzere hükme bağlanması gerektiği kabul edilerek maddi tazminat yönünden de ileri sürülen istinaf istemi yönündeki taleplerin incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta, █████/2016 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile dava dışı .... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekicinin karıştığı trafik kazasında ... aracında yolcu konumunda olup bu kazadan kaynaklı karışan taraflar yönünden üçüncü kişi konumundaki ...'ın vefat etmesi sebebiyle açılan DYK maddi ve manevi tazminat davası, kazaya karışanların tümü yönünden teselsül hükümleri kapsamında sorumluluk atfedilerek açılmadığı bilakis ... plakalı araç yönünden olmak üzere sürücü konumundaki ..., malik konumundaki ......Ltd. Şti ve ZMMS poliçecisi sigorta şirketi aleyhine açılmakla taleple bağlılık ilkesi gereği atfedilen kusur sorumluluğu kapsamında değerlendirme yapılması gerekecektir.
Az önce yapılan açıklama kapsamında; dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi ve manevi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacıların gerek DYK maddi gerekse de manevi zararını, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışları olduğunun ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacılar DYK maddi zararından davalı ... ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 17. HD' nın █████/2013 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. (TBK 74) maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay HGK'nın █████/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - █████████ K.) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen bu maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nın █████/2016 tarih ve █████████ E. - █████████ K.)
Dava konusu trafik kazasına yönelik başlatılan soruşturma üzerine kazandırılan █████/2018 tarihli raporda ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu, ...'in ise kusursuz olduğu yönünde kanaat bildirilmekle ....yönünden ise KYOK kararı verilidği, ... yönünden açılan kamu davası neticesi İzmir 11. ACM'nin 2019/5 esas sayılı dosyasına sunulan █████/2019 tarihli İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda ...'ın kusursuz, ...'in ise asli ve tam kusurlu olduğu, dosyanın tevdisi üzerine İTÜ'de görevli heyetçe düzenlenen █████/2020 tarihli raporda da ...'ın kusursuz, ....'in asli ve tam kusurlu olduğu yönündeki görüşlere itibar etmeyerek olayda ...'ın asli kusurlu olduğu kabul edilip alt sınırdan uzaklaşılarak ... hakkında 5237 sayılı yasanın 85/2 maddesi gereğince 6 yıl 8 ay hapis cezası verildiği, hükmün sanık vekilince istinafı üzerine Dosyanın gönderildiği İzmir BAm 14 CD'nin █████████ esas sayılı dosyası üzerinden dosya Karayollarında görevli fen heyetine tevdisi üzerine sunulan █████/2021 tarihli rapora göre ...'ın eyleminin 2918 sayılı yasanın 52/b-c maddelerini ihlal ettiğinden tali, ...'in eyleminin ise 2918 sayılı yasanın 46/b-c ve 84/f maddelerini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu yönündeki görüşü benimsenerek ... hakkında verilen cezada indirim yapılmak suretiyle 2 yıl 11 ay hapis cezasına hükmedilmiş, temyiz edilmekle henüz Yargıtay incelemesinden geçmediği anlaşılmıştır.
İDM'ce davalılar yönünden sorumluluğun tespitine yönelik Karayolları fen heyetinden alınan █████/2022 tarihli raporda ...'ın kusursuz, ...'in eyleminin 2918 sayılı yasanın 46/a-b-c, 56/3-4 ve 84/f maddeleri ihlal ettiği gerekçesi ile tam kusurlu olduğu kabul edilerek rapor kapsamında hüküm kurulduğu, gerek ceza dosyasında hükme esas alınan rapor gerekse de inceleme konusu dosyada hükme esas alınan raporda olayın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği yani ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekicinin müteveffanın içinde olduğu ve ... sevk ve idarisindeki ... plaka sayılı aracın şeridine geçtiği esnada çekicinin sol taraftaki şerit çizgisine geçmesi sırasında sol arka lastik kısmına ... plaka sayılı aracın çarpması ile sola doğru havalanıp soldaki çelik bariye köprü arasındaki boşluğa düşmesi ile meydana geldiği anlaşılmış ise de raporlar arası farklılığın; inceleme konusu dosyada ...'ın eylemi yönünden azami hız limitini aştığına dair bir veri bulunmaması nedeniyle azami hız limiti üzerinde seyir etmediğinin kabulü sebebiyle çekicinin aniden şeridine doğru manevra yapması ile sol arak tekere çarpması yönünden kurallara aykırı davranışının olmadığının benimsendiği, ceza dosyasında birden fazla rapor olmakla birlikte en son hüküm verildiği üzere İzmir Bam 14 CD'nce hükme esas alınan raporda ise yol durumu, trafik durumu ve gerekli şartlar uyarınca yakın takip yapmadan aracın mevcut hızına göre yolun sağ tarafından sol tarafına doğru doğrultu değiştirmek isteyen çekici aracı fark eder etmez fren ile beraber süratini azaltarak önleyici eylemde bulunmaması sebebiyle kazanın meydana gelmesinde kural ihlali niteliğinde davranışının bulunduğu yönündeki kanaat farklılığından kaynaklandığı dolayısı ile rapor kanaatleri arasında farklılık olduğu ve bu kapsamda itirazların da yeterli derecede ve ayrıntısı ile karşılanmadığı gibi bahse konu iki raporun da karayolları fen heyeti bilirkişileri tarafından düzenlendiği görülmekle kusur durumuna yönelik kanaati oluşturan maddi vakıalar yönünden raporlar arası çelişki bulunmaktadır. Bununla birlikte bahse konu ceza dosyasının temyiz incelemesinde olup halen incelemeden dönmediği göz önüne alındığında ... yönünden verilen mahkumiyet kararına esas teşkil eden maddi vakıa durumunun yani davalı yanın haksız fiil temelindeki kusurlu davranışının bulunup bulunmadığı olgusunun kesinleşmeye matuf bir durum teşkil ettiği bu nedenledir ki ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de hukuk hakimi maddi vakıa tespiti ile bağlı olacağından ilk derece mahkemesince eldeki dava dosyası kapsamında alınan kusur raporuna üstünlük tanınması doğru görülmemiştir. İDM'ce ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmediği gibi ceza mahkemesinde hükme esas alınan kusur atfına ilişkin rapor ile inceleme konusu dosyada alınan raporlar arası çelişkiyi giderecek, itirazları karşılayacak şekilde kararda yeterli gerekçeye de yer verilmemiştir. Kusur dağılımına ilişkin çelişkinin giderilmesi zorunlu olduğundan kusurun tespiti hususunda yapılan değerlendirme yetersiz olup davalının sorumluluğunun tespiti, maddi vakıayı niteleyen ceza mahkemesi değerlendirmesine esas teşkil eden ...'ın hız durumu, kazayı engellemek adına alınabilecek imkanı durumuna yönelik yapılan inceleme ve değerlendirme de eksiktir. Bu nedenle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. (Yargıtay 4. HD'nin 30.11.2022 tarih ve ██████████ E. - ██████████ K., 26.02.2025 tarih ve █████████ E. █████████ K., 19.12.2024 tarih ve ██████████ E. ██████████ K.,11.12.2024 tarih ve ██████████ E. ██████████ K. 24.10.2024 tarih ve ██████████ E. ██████████ K.)
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından ceza dosyasında verilecek hükmün kesinleşmesinin beklenilmesi, oluşacak sonuca göre mevcut haliyle ceza dosyasının kesinleşmesi durumunda maddi vakıa tespiti yönünden raporlar arası çelişki olduğundan gerek itirazların karşılanması gerekse de çelişkinin giderilmesi için ya mahallinde yahut talimat yolu ile adli trafik bilirkişilerinden oluşacak şekilde en az beş kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak önceki kazandırılan rapor ile ceza dosyasında hükme esas alınan rapor arasında maddi vakıanın tespiti yönünde bir uyumsuzluk olur ise maddi vakıa tespiti yönünden ceza dosyasındaki değerlendirmeler nazara alınarak, maddi vakıanın tespiti yönünde bir uyumsuzluk olmaz ise uyumsuzluk olmayan maddi vakıa tespiti yönündeki değerlendirme nazara alınarak yani ceza dosyasının kesinleşmesinden sonra en nihayetinde ceza dosyasındaki maddi vakıalar benimsenmesi suretiyle inceleme konusu dosyada önceden alınan rapora yönelik itirazların değerlendirilmesi yönünden denetime ve hükme elverişli rapor alınarak, gerektiğinde bu rapora da yapılan itirazlar ek rapor ile karşılanarak kazaya karışan tarafların kusur durumlarının belirlenmesi, bu şekilde yapılan tespitin neticesi ... plaka sayılı araç sürücüsü ... yönünden kusurlu davranışın olduğunun tespiti halinde davalıların kusur kapsamında sorumluluğu olacağından olayda müteveffa yönünden müterafik sayılabilecek bir durumun da ayrıca tespiti yapılmak suretiyle dosyanın aktüer bilirkişine tevdisi suretiyle talep konusu DYK tazminat hesabının yapılması gerektiği açık olduğundan tazminat hesabını etkileyecek varsa bilenen gerçek durumlar da gözetilerek, TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yönteminin uygulanmak suretiyle muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi, teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen / işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yöntemi ve pay dağılımına ilişkin anılan ilke ve esaslar dikkate alınmak suretiyle davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle ödemenin yeterli olup olmadığının tespit edilmesi, hesaplanan bu bedel ile davalı tarafından ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması ( Yargıtyay 17. HD'nın 25.11.2020 tarih ve █████████ E. - █████████ K.); fahiş fark tespitinin yapılması halinde, mütevefanın gelirine yönelik dosya kapsamındaki tespit nazara alınmak suretiyle aynı ilke ve esaslara göre davacıların hak kazanacağı destekden yoksun kalama tazminatının gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre davalıların sorumlulukları kapsamında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2022 tarih █████████ E. - █████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21.11.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!