Konya Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazasında ölen 16 yaşındaki lise öğrencisinin destekten yoksun kalan ailesinin tazminat talepli istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrakta, müşterek çocukları 16 yaşındaki oğullarının 2015 yılında geçirdiği trafik kazasında ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep eden davacı anne ve babanın, kamyon sürücüsü, kamyon sahibi şirket ve sigorta şirketine karşı açtığı davada, davalıların müteveffanın tam kusurlu olduğunu iddia ederek polis ve adli tıp raporlarını gerekçe göstermesi, sigorta şirketinin usuli eksiklikler ve tazminat hesaplama yöntemleri hakkında itirazları ile farklı bilirkişi raporları arasında çelişkilerin bulunduğu bir hukuki süreç incelenmektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ... Esas ... KararDAVACILAR
: 1- ........2- ....VEKİLİ
: Av.....DAVALILAR
: 1- ........VEKİLİ
: Av......2- ........3- ........VEKİLİ
: Av......DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ........ ve ... ...'nun müşterek çocukları olan 01.04.1999 doğumlu ... ...'nun 15.10.2015 tarihinde ........ mahallesindeki sanayiye motorsikletle giderken gidiş yönünde önde giden ........ plakalı çekicinin yolun sol tarafında ilerlerken aniden sağa dönüş yaparak ...'yi çekici ile dorsenin arasına alarak sıkıştırıp sürükleyerek ölümüne sebep olduğunu, meydan gelen ölüm nedeniyle ........ numaralı poliçe tanzim tarihli 12.03.2015 ( 29.03.2015-29.03.2016 ) tarihleri ile sigortalayan sigortacı ........ A.Ş ile ........ Plaka sayılı aracı sigortalatan ........ Şti.'den arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını 16 yaşında lise öğrencisi olan bir gencin ölümüyle sonuçlanan arabuluculuktan da anlaşılamama durumundan dolayı kaza tarihi olan 15.10.2015'ten itibaren fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL destekten yoksun kalınan tazminatın tüm davalılardan müteselsil olarak ticari faiziyle birlikte alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ........ A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine yapılması gereken başvurunun gerekli olan evraklarla yapılmadığını, başvuru şartının gereği gibi şerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketince sigortalanan sigortalısının kusuru ve poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem adli tıp trafik ihtisas dairesinden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, dosyadaki mevcut belgelerin tarafların kusur oranını tespit etmeye elverişli olmadığını, müteveffanın kaza tarihinde 18 yaşında küçük olduğunu, hesaplamaların asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, müteveffanın davacılara desteğinin olup olmadığının tespiti gerektiğini, davacılara bu kazadan dolayı gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, gerekli hesaplamaların aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, öncelikle davanın usulden reddine, bu mümkün olmaz ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ........ Ltd. Şti. ile ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasında ... ...'nun ölümü ile sonuçlanan ve davalı ........ ve ........ Ltd. Şti. yetkililerince de büyük üzüntü duyduğu kazadan sonra tutulan kaza tespit tutanağı neticesinde "bu kazanın oluşumunda yapılan inceleme araştırma ve ölçümler neticesinde plakasız mondial marka kırmızı renkli motosiklet sürücüsü ... ...'nun 2918 s.KTK'nın 84. md. E 1 bendi gereği sayılı asli kusurlardan geçmenin yasak olduğu yerlerde geçme, sürücü solundan geçmek yerine sağından geçtiği için aynı kanunda sayılı diğer kusurlardan 54/1-a geçme kurallarına riayet etmemek kusurlarını ihlal ettiği için tam kusurlu olduğunu, ........ plakalı çekici sürücüsü ........'ın ise herhangi bir kusurunun olmadığına kanaat kılınır şekilde rapor düzenlendiğini, Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ........ Sor. Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar çıktığını, yapılan itiraz neticesinde Ankara Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile şirkete ait aracın şöförüne bir kusur izafe edilmediğini, düzenlenen iki raporda da müteveffa ...'nin tam kusurlu bulunduğunu, Seydişehir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı ile tek kişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla davalılardan tır sürücüsü ........'ın kusuru doğrultusunda rapor tanzim edildiğini, bu bilirkişi raporunun tüm itirazlarına rağmen Adli Tıp Kurumu incelemesine gönderilmediğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmediğini, kaza neticesinde şirket yöneticileri cenazeye katılıp başsağlığı dilediklerini, davacılardan Yusuf ...'na olaydan duydukları üzüntüleri gidermek ve masraflarda kullanılmak üzere insaniyet namına 17.500 TL'yi davacıların kendi köylüleri ........ Petrol'ün sahibi ........ ile verdiklerini, kazadan sonra ilgi irtibat ve yardımlarını esirgemediklerini, kazadan itibaren yaklaşık 8 yıl geçtiğini, davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının █████/2015 tarihinde ........ plakalı araç ile motosiklet arasında neydana gelen tarik kazası nedneiyle maddi tazminat talebinde bulunduğu, Mahkememizce hükme esas alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar heyetinin düzenlediği █████/2024 tarihli raporda; çekici sürücü ........'ın %20 oranında kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü ... ...'nun %80 oranında kusurlu olduğu belirtildiği anlaşılmakla, aktüerya bilirkişi raporu ve bedel artırım dilekçesi birlikte değerlendirilerek müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş;-Davacı ... ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle uğradığı 211.223,33 TL maddi tazminata, takdiren % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hesaplanan 168.978,664 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi açısından (sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) █████/2016 temerrüt tarihinden itibaren, davalılar ........ Şti, ve ........'tan kaza tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,Davacı ........ ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle uğradığı 122.771,49 TL maddi tazminata, takdiren % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hesaplanan 98.217,192 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi açısından (sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) █████/2016 temerrüt tarihinden itibaren, davalılar ........ İnşaat.. Lti.Şti, ve ........'tan kaza tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, yeni rapor alınması gerekiyor ise olay mahallinde keşif yapılması gerektiğini talep ettikleri ancak taleplerinin reddedildiğini, aynı olay için daha önce keşif yapılarak verilen ve istinaf aşamasından geçerek kesinleşen raporlara usul kanunu açısından itibar edilmesi gerektiğini, müterafik kusur olarak değerlendirmede bulunması taraflarınca kabul edilemez olduğunu, kusur oranlarının raporda değerlendirilirken açıkça belirtildiğini, mahkemenin raporda bahsedilmeyen müterafik kusur indirimi olarak %20 belirtildiğini, mahkemenin raporda bahsedilmeyen müterafik kusur indirimi olarak %20'yi de uygulamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece kesinleşen bilirkişi raporlarını kabul etmeyip kendi talebiyle çıkan raporu da gerekçeli kararda müterafik kusur indirimi yaparak yetersiz ve amacına uygun olmayan tazminat miktarını hakkaniyetsiz bir kararın çıkmasına sebebiyet verdiğini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda yeniden karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar tarafına yüklenmesini dilemiştir.Davalı ........ A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu talebe ilişkin olarak dava açmadan önce müvekkili şirkete yasaya uygun olarak bir başvuruda bulunulmadığını, mahkemece hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretleri ile beraber faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, davacıların taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davanın reddinin gerektiğini, müteveffanın davacılara destek olup olmadığı hususunun tespitinin gerektiğini, dosyaya sunulan kusur bilirkişi raporunda müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur izafe edildiğini, Karayolları Fen Heyetince tutulan raporda %80 kusurlu bulunduğunu, ATK raporunda kusursuz, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda ise %20 oranında kusurlu bulunduğunu, kusur oranlarının çelişkili olduğunu, kararın hatalı değerlendirme içerdiğini ve kaldırılmasını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.1-Kusur itirazının incelenmesinde
:Aynı olayla ilgili olarak Seydişehir ....Asliye Hukuk mahkemesinin ... E sayılı dosyasında 3 kişilik karayolları fen heyeti raporu ile Mahkemece █████/2024 tarihinde genişletilmiş uzmanlar kurulundan alınan rapor arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu halde mahkemece, İTÜ Karayolları Kürsüsünden seçilecek 5 kişilik uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin, çelişkilerin giderilmesi yönünde denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmediğinden davalılar istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.2-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede :İDM ce meydana gelen kazanın ve ödemeye esas olan poliçe başlangıç tarihinin █████/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle █████/2015 tarihli genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır.Ne varki AYM nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan █████/2020 tarihli ve ███████ esas ███████ sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı).Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve ███████-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, ████████ K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve ███████-12 E., ████████ K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 E., ███████ K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., ███████ K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;AYM nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan █████/2020 tarihli ve ███████ esas ███████ sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.Öte yandan icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile █████/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere cümle ve maddeye fıkra eklenmiştir.Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi █████/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası █████/2021 tarihli resmi gazetede düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir.Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun hesaplama yapılması gerekecek ve yasal düzenleme bu ise de 2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.)Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göreMadde 90 – (Değişik
:14/4/2016-6704/3 md.)Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-███████ md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.(3) (Ek fıkra
:9/6/2021-███████ md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.) şeklindedir.Görüldüğü üzere;son iptal kararı ileDeğer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı;Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı;Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı;Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği,Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ SAYILI KARARI İLEDavacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin █████/2020 tarih, E:███████, K: ███████ sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile "...ve genel şartlarda..." ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında █████/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir.Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu █████/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.GEREKÇESİYLEKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; █████/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 2'nin, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 3'ün İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİAYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak █████/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,████████ K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.Bu halde kusur durumu kesinleştikten sonra aktuerya bilirkişisinden (PMF 1931) Tablosuna göre ALINAN RAPORA GÖRE KARAR VERİLMELİDİR.3-Müterafik kusur itirazının incelenmesinde :6098 sayılı Borçlar Kanun’un, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut olayda; kask koruyucu taksa bile sonucun değişmeyeceği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacılar ve davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine,4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.█████/2025.....Başkan...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Katip...e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.