T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde, tekstil şirketlerinin mali sıkıntıları aşarak iflastan kurtulup faaliyetlerine devam etme amaçlı konkordato davası.
Özet: Sektördeki ekonomik dalgalanmalar, artan maliyetler, düşen gelirler ve nakit akışı sorunları gibi nedenlerle ciddi finansal darboğaza giren ve diğer şirkete kefil olması sebebiyle zor durumda kalan iki tekstil şirketi, konkordato talebinde bulunarak, bu yolla iflası önlemeyi, ticari faaliyetlerine devam etmeyi, aktiflerin parça parça satılması yerine bir bütün olarak değerlendirilmesiyle alacaklıların alacaklarına tasfiye durumuna göre çok daha yüksek oranda kavuşmasını sağlamayı, bunu sermaye artırımı veya diğer kaynaklarla desteklemeyi amaçladıklarını belirterek üç aylık geçici mühlet talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili tarafından İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan █████/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ... Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin ülkemizde tekstil sektöründe en önemli firmalardan olduğunu, ... şirketinin sermayesinin 3.000.000,00 TL olup, tamamının ödendiğini, şirket ortaklarının sermaye borcu bulunmadığını, müvekkili .... Sanayi İthalat İhracat Pazarlama Limited Şirketinin ülkemizin tekstil sektöründe en önemli firmalardan olduğunu, ... şirketinin sermayesinin 1.000.000,00 olup, tamamının ödendiğini, şirket ortaklarının sermaye borcu bulunmadığını, firmanın bu darboğaza sürüklenmesinin en büyük nedenlerinden birinin son yıllarda ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan yasal düzenlemeler, sektördeki ekonomik dalgalanmalar, artan rekabet ve finansal (yüksek kredi) faizleri karşısında tüm tekstil sektörünün yaşadığı zorluklar nedeniyle mali sıkıntılarla karşı karşıya kalması olduğunu, müvekkillerinin tekstil sektöründe yüksek kalite standartlarına uygun hizmet vermekte ve Çatı firma olan ... Çorap ve Örme Sanayi Limited Şirketine (şirket merkezi Bakırköy adliyesinde olması sebebiyle Bakırköy adliyesinde konkordato başvurusunda bulunulmuştur.) kefil olması sebebiyle konkordato isteme zarureti hasıl olmuştur ve çalışmalarının maliyetlerinin artması, maliyetlerdeki artışlar, döviz kurundaki dengesizlikler, enflasyondaki artış ve tüm bunlardan olumsuz etkilenmiştir. Sektörde maliyetler 3 yılda % 300 gibi bir artış gösterirken, gelirlerinde ise ürün fiyatlarının piyasa değerinin düşmesi sebebiyle ise gelirlerde artış bir yana azalma olmadığını, ayrıca pandemi sonrası bankacılık sektöründe beklenen finansman rahatlaması ve kredi bulunma oranı da nakit akışında sıkıntıya sebep olduğunu, bu nedenlerden dolayı şirket borçlarını ve cari giderlerini ödeyemediğinden ciddi manada sıkıntıya girmiş ve işletme sermayesi bulmada güçlük yaşar hale geldiğini, başta banka borçları olmak üzere borç ödemelerinde güçlük oluşması ve şirketin işletme sermayesi ihtiyacının artması nakit darboğazına girilmesine neden olduğunu, işletme sermayesi ihtiyacının çözülmesi halinde yüksek teknoloji ve yüksek kaliteye sahip ürünlerle ürünlerin üretim ve arzını devam ettirecek ve daha karlı duruma geleceğini, ancak hali hazırda İİK. 285 ve devamı maddelerinde değişen haliyle tanımlanan "Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyemem tehlikesi altında bulunma” durumunu gerçekleştiğini, kanun metnindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere hem alacaklıların alacağına kavuşması hem de şirketlerin iflasının önlenip ticari hayatına devam edebilmesinin konkordato talebine bağlı olduğunu, konkordato talebinin kabul edilmesi halinde şirketin finansman ihtiyacını karşılamak için sermaye artırımında bulunmayı ve kredi kullanmayı planlamadığını, şirket faaliyetlerine devam edecek ve borçların belli bir vadede tasfiyesinin sağlanabileceğini, borçlarını ödemeyi ve ticari faaliyetlerini daha verimli bir şekilde devam etmeyi arzuladığını, müvekkili şirketlerin varlıklarının muhtemel satış fiyatları ile değerlenerek düzenlenen rayiç değer bilançosunda varlıklarının toplam değerinin ön raporda arz edildiğini, olası bir iflas durumunda rayiç satış değeri ile varlıkların paraya çevrilerek borçların ödenmesi halinde alacaklıların alacağına kavuşma oranının %100 seviyesinde olduğunu, ancak alacaklıların alacağına daha yüksek oranda kavuşmasını sağlamak amacı ile yapılan planlamada müvekkil şirket lehine konkordato kararı verilmesi halinde şirket faaliyetlerine devam edecek, gerek sabit kıymet satışı veya rehinli borçları ile takası, gerekse diğer kaynaklar İle şirketlerin ödeme gücüne/mali durumuna katkıların yapılması mümkün olabilecek ve böylece müvekkili şirket borçları şu anki haline göre daha yüksek oranda ödeme imkanına kavuşacak, gerektiğinde sermaye artış ile de borçların tamamının ödenebileceğini, kaydi değer üzerinden yapılan borçların ne oranda ödenebileceğine ilişkin saptama realize edildiğinde farklı sonuçlar doğurduğu da herkesin malumu olduğunu, zira külli veya cüzzi tasfiyeye gidilmesi halinde şirketin malları parça parça icra ihalesi ile satılacak ve takdir edilecek değerin yarı bedeline ihale olacak böylelikle çalışma imkanı sağlanması halinde tamamı ödenebilecek olan borçların ancak %50'si belki daha da azının ödeneceğini belirterek müvekkillerinin konkordato talebinin kabulü ile, öncelikle İcra Ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici İİK. 285. maddesi çerçevesinde geçici mühlet neticesinde İcra Ve İflas Kanununun 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına, yargılama neticesinde İİK. 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER ve GEREKÇE
:Dava, 7101 sayılı ile değişik İcra ve İflas Kanunun 285 ile devamı maddeleri uyarınca konkordato istemine ilişkindir.İİK'nun 285.maddesinin 3.fıkrası hükmü "Yetkili ve görevli mahkeme; iflâsa tabi olan borçlu için 154 üncü maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflâsa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir." şeklinde olup, İİK’nın 154. maddesinin son cümlesi,"...iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır." hükmünü içermektedir.İİK'nun 285.maddesinin 3.fıkrası hükmü "Yetkili ve görevli mahkeme; iflâsa tabi olan borçlu için 154 üncü maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflâsa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir." şeklinde olup, İİK’nın 154. maddesinin son cümlesi,"...iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır." hükmünü içermektedir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-643 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında, "..., iflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yerin muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de ticaret sicilinde kayıtlı olduğu yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa iflas davasının bu yer ticaret mahkemesinde açılması gerektiği "vurgulanmıştır.Bu husus yetkisizlik kararı veren mahkemenin gerekçesinde de doğru bir şekilde dile getirilmiş ise de,anılan karara uygun bir araştırma yapılmadan yetkisizlik kararı verilmiştir.Bahsi geçen Hukuk Genel Kurulu kararında da işaret edildiği gibi,ticaret sicilinde kayıtlı olduğu yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa iflas veya konkondato davalarında kesin yetkili yerin fiili muamele merkezinin olduğu yerde dava açılıp sonuçlandırılabilecektir.Oysa somut davada buna ilişkin tek bir delil toplanmadan,bilirkişi incelemesi dahi yaptırılmadan davacılar vekilinin beyanı yeterli kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmiştir.Davacılar vekilinin fiili muamele merkezinin Bahçelievler İlçesi olduğuna ilişkin beyanı davacı şirketlerin fiili muamele merkezinin bu yer olduğunu kanıtlar nitelikte görülemez.Bu durumda kesin yetkinin geçerli olduğu iflas ve konkordato davaları davayı açanların isteği doğrultusunda değiştirilebilecektir.Sonuç olarak davacılar vekilinin beyanı, iflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yerin muamele merkezi yönünden karine teşkil eder karinesinin aksini ispatlar nitelikte kabul edilmesi mümkün değildir.Ticaret Bakanlığı'nın mersis internet sayfasından temin edilen belgelere ve Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlara göre borçlu şirketlerin dava tarihi itibariyle muamele merkezlerinin " Fatih / İSTANBUL" olduğu anlaşılmaktadır. İİK'nın 285.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 154. maddesinde düzenlenen, yukarıda yazılı yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece davanın her aşamasında re'sen incelenmelidir. Buna göre borçlu şirketlerin, dava tarihi itibariyle muamele merkezlerinin bulunduğu yerin Fatih / İSTANBUL olduğu, Mahkememiz yargı sınırları içinde kalmadığı anlaşıldığından davanın HMK'nun 114/1-(ç) ve 115/2.maddeleri uyarınca İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Borçluların adresinin İstanbul Adliyesi yargı sınırları içerisinde kaldığı İİK'nun 285/3 ncü maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 154/1-2 nci maddesi uyarınca konkordato davalarında, borçlunun adrese dayalı kayıt sisteminde kayıtlı yer mahkemesinin yetkili olduğu, bu yetki kuralının kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olduğu ve borçluların adresinin Mahkememiz yargı sınırları dışında kaldığı anlaşılmakla, davanın HMK'nun 114/1-(ç) ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların █████/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak, mahkememizce verilen yetkisizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmek üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oybirliği ile karar verildi. █████/2025Başkan ...☪e-imzalıdır.☪Üye ...☪e-imzalıdır.☪Üye ...☪e-imzalıdır.☪Katip ...☪e-imzalıdır.☪"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."