Konya Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası sonucu cismani zarardan kaynaklı tazminat davasında yetki, usul ve dava şartı itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, 06/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ağır yaralanan davacının, kazaya karışan aracın sigorta şirketi olan davalıdan sürekli ve geçici iş göremezlik ile bakıcı giderleri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak talep ettiği maddi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesinin bir parçası olup; davacı adli yardım talebiyle birlikte yasal faizle tazminat ödenmesini isterken, davalı sigorta şirketi yetki itirazı, eksik evrak, iyileşme süresi tamamlanmadan dava açılması, dava şartı yokluğu ve belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceği gibi usulü itirazların yanı sıra, tazminat taleplerinin teminat dışı kalması ve maluliyet oranının uzman raporuyla belirlenmesi gerektiği yönünde kapsamlı savunmalar sunmaktadır.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ... Esas ... KararDAVACI
: ........VEKİLİ
: Av.....DAVALI
: ........VEKİLİ
: Av......DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Konya ili ... Caddesinde █████/2023 günü saat 16:55 sıralarında .....'nun sevk ve idaresindeki ........ plaka numaralı aracın, davacı ........'nün sevk ve idaresindeki ........ plaka numaralı araçla çarpışması neticesi yaralanmalı trafik kazası meydan geldiğini, meydana gelen kazada, davacının ağır şekilde yaralandığını, olay yerine gelen ambulansla hemen Konya Şehir Hastanesine acil servisine götürüldüğünü, sonrasında hastaneden taburcu edilmesine rağmen kazaya bağlı olarak meydana gelen yaralanmadan kaynaklı olarak vücut fonksiyonlarını tam ve gereği gibi kullanamadığını, bu sebeple davacıda yaralanmaya bağlı sürekli iş göremezlik söz konusu olduğunu, kazaya sebebiyet veren ........ plaka numaralı aracın kaza tarihinde ........ Anonim Şirketi nezdinde ........ poliçe no'lu zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının herhangi bir işte çalışmadığını, adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Kişilerde hak ve alacakları mevcut olmadığını, davacının maddi imkansızlıkları sebebiyle adalete erişim hakkı kısıtlanmaması için işbu davanın adli yardım talep ettiğini, haklı davanın kabulünü, dava konusu trafik kazası nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve harca esas değer belirlendiği zaman harcını tamamlamak kaydıyla, maddi tazminat miktarı bilirkişi incelemesi sonucunda artırılmak üzere HMK 107 gereğince belirsiz alacak davası olarak; davacı lehine şimdilik, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden olaşan 100,00 TL maddi tazminatın (........ plaka numaralı aracın kaza tarihinde mevcut olan ZMMS poliçesindeki teminatla sınırlı olmak üzere) kaza tarihinden itibaren işlemeye başlayan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket merkezinin “........ Mah. ........ Sok. ........ (...) No:.. Kat:... Batı Ataşehir / İstanbul” adresinde bulunduğu göz önüne alındığında huzurdaki davanın yetki bakımından İstanbul Anadolu Mahkemesi yetki alanına girdini, davalı şirketin davacıdan 08.11.2023 tarihli eksik evrak müzekkeresi ile evrakları talep ettiğini ancak davacı tarafından hala sunulmadığını, ilgili belgelerin eksik olmasına rağmen davacı taraf huzurdaki davayı eksiklikleri tamamlamadan yapıldığını, davacı tarafından maluliyete ilişkin herhangi bir sağlık kurulu raporunun sunulmadığını kaza tarihi ise 06.08.2023 olduğundan iyileşme süresi tamamlanmadan başvuru yapıldığı gibi nedenlerle yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın usulden reddine karar verilerek İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunun tespitini, Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, doğrudan dava yoluna başvurmuş olması nedeniyle, HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, geçici iş göremezlik tazminatı dört işleme dayalı basit bir hesaplama olup alacak belirlenebilir olduğundan huzurdaki başvurunun belirsiz alacak davası olarak ikame edilemediğinden huzurdaki başvurunun usulden reddini, davacı tarafından sunulan maluliyet oranını gösterir hastane raporu bulunmadığından ve iyileşme süresi tamamlanmadan başvuru yapıldığından dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddini, her halükarda maluliyet oranının kesin ve net olarak belirlenmesi amacıyla dosyada mübrez hastane evraklarını maluliyet raporu alanında uzman bilirkişiye gönderilmesini, itirazı baki kalmak kaydıyla her durumda TRH 2010 Tablosu’na göre %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılmasını, davacının yaşı dikkate alınarak geçici iş göremezlik tazminatının reddini, her halükarda başvuranın geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine tazminatına ilişkin taleplerinin teminat dışı olması nedeniyle reddini, davacının SGK’dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının kesin ve net olarak tespit edilmesini, ödeme alınması durumunda mükerrer ödemeye mahal vermemek için davacının taleplerinin reddini, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için dosyanın kusur bilirkişiye tevdi edilip kusur bilirkişi raporu alınmasını, ceza dosyasının celbi ile uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesini, faize ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine, her durumda muaccel bir alacak oluşmadığı için müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda belirtilen izahat çerçevesinde ve alınan hüküm kurmaya elverişli, denetime açık, gerekçeli ve açıklamalı bilirkişi raporları da nazara alınarak, aşağıda belirtilen;DAVANIN KABULÜ İLE;339.825,89 TL sürekli iş göremezlik tazminatı,94.605,03TL geçici iş göremezlik tazminatı,30.181,50TL bakıcı masrafıolmak üzere hesaplanan maddi tazminat tutarı olan toplam 464.612,42 TL 'nin davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla, temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı ........ A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava şartı yerine getirilmediğini, eksik evrakla başvuru yapıldığını, evrakların gönderilmesinin talep edilmiş olsa da davacı tarafından taleplerinin dikkate alınmayarak evrak eksikliğinin giderilmediğini, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılamamasının sebebinin eksik evrakla başvuru yapılmış olması olduğunu, davacının yaşı dikkate alındığında geçici iş göremezlik tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerin trafik poliçesi teminat dışında olduğunu, somut olayda hesaplanan tazminat tutarından davacının müterafik kusuru oranında indirim yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, ıslaha konu edilen rakam için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda karar verilmesini dilemiştir.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkilinin ağır yaralandığını, sağ bacaktaki kırık sebebiyle kırıkta 9mm kısalığın meydana geldiğini, bunun da müvekkilinin günlük yaşamını olumsuz etkileyecek şekilde hareketlerinde kısıtlamaya sebebiyet verdiğini, rapordaki sürekli iş göremezlik oranına itiraz ettiklerini ancak mahkemece itirazlarının reddedildiğini, rapordaki maluliyet oranı üzerinden aktüer hesabı yapıldığını, müvekkilinin 1 yılı aşkın bir süreye rağmen iyileşme sürecinin tamamlanamadığını, kararın kaldırılmasını, müvekkilinin iyileşme sürecinin ve bakıcıya ihtiyaç duyacağı sürenin tespiti için yeniden maluliyet raporu aldırılmasını talep ettiklerini beyan etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede :İDM ce meydana gelen kazanın ve ödemeye esas olan poliçe başlangıç tarihinin █████/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle █████/2015 tarihli genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır.Ne varki AYM nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan █████/2020 tarihli ve ███████ esas ███████ sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı).Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve ███████-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, ████████ K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve ███████-12 E., ████████ K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 E., ███████ K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., ███████ K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;AYM nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan █████/2020 tarihli ve ███████ esas ███████ sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.Öte yandan icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile █████/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere cümle ve maddeye fıkra eklenmiştir.Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi █████/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası █████/2021 tarihli resmi gazetede düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir.Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun hesaplama yapılması gerekecek ve yasal düzenleme bu ise de 2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.)Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göreMadde 90 – (Değişik
:14/4/2016-6704/3 md.)Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-███████ md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.(3) (Ek fıkra
:9/6/2021-███████ md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E.: ███████, K.: ████████ sayılı Kararı ile.) şeklindedir.Görüldüğü üzere;son iptal kararı ileDeğer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacağı,Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı,Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı,Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği,Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ SAYILI KARARI İLEDavacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin █████/2020 tarih, E:███████, K: ███████ sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile "...ve genel şartlarda..." ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında █████/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir.Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu █████/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.GEREKÇESİYLEKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; █████/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 2'nin, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 3'ün İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİYİNEDANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ SAYILI KARARI İLESigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından █████/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik "Ek 2:Sakatlık Tazminatları Hesaplaması" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE,KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIRBu halde Aym'ce verilen HER İKİ iptal kararları sonrası VE DANIŞTAYIN İPTAL KARARI GEREĞİ düzenlenecek maluliyet raporlarında █████/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığındanAdli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi █████/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, █████/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin ██████████ esas █████████ karar ██████████ esas █████████ karar sayılı ilamlarıBu halde Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.O halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında █████/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Her ne kadar somut olayda kaza tarihi █████/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak █████/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,████████ K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.Bu halde aktüerya raporunun (PMF 1931) Tablosu dikkate alınarak karar verilmelidir.2- Sigorta şirketine davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı istinafı;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacıların, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurdukları, sigorta şirketinin eksik evrak yazısı ile sakatlık raporu,epikriz raporu,kaza tutanağı gelir durumu belgesi,nüfus cüzdanı fotokopisinin eksik olduğundan bahisle bunların gönderilmesinden sonra tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının davalı vekili cevap dilekçesi ile de sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı sigortanın istediği belgeler Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de KTK'nın 96. maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2. maddesinde geçen bu belgeler sigorta şirketinin ödeme tarihine(temerrüde) ilişkin olup dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.3- 18 yaşından küçüklük nedeni ile Geçici iş göremezlik tazminatı verilip verilmeyeceği hususunda istinaf itirazının değerlendirilmesinde :Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir.Davacı olay tarihinde 16 yaşında olup 9 ay geçici işgöremezlik süresi belirlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 7 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. (Aynı yönde) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ E- █████████ K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.)Somut olayda olay tarihinde 16 yaşında olup 9 ay geçici işgöremezlik süresi olup hükme esas alınan raporda geçici iş göremezlik hesaplanması yerindedir.4- Müterafik kusura ilişkin itirazın incelenmesinde:6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesine göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca ehliyeti olmayan sürücülerin araç kullanması yasaktır. Zira ehliyeti olmayan kimsenin gerekli eğitimleri almaması sebebiyle tehlikeli bir şekilde araç kullanma ve hata yapma riski yüksektir.Somut olayda; davacının sürücüsü olduğu ve dosya kapsamından ehliyetsiz olduğu tespit edilmiştir. Dosya içinde mevcut kusur bilirkişi raporuna göre kural ihlali ile meydana gelen kazada kusurlu olduğunun tespit edilmiştir. Ancak bu husus, yani ehliyetsiz bir kişinin trafiğe çıkmış olması trafik cezasını gerektiren eylem olup, müterafik kusur indirim sebebi olmadığından itirazın reddi gerekmiştir5-Davalı vekilinin geçici iş göremezliğin, bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;1-Bakıcı giderleri2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez.ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA █████/2020 TARİHLİ VE ███████ E ███████ K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.Bu halde davalı vekilinin geçici işgörmezlik ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir.6-Askerlik itirazının incelenmesinde
:Mahkemenin hükme esas aldığı aktüerya raporunda, davacının askerlikte geçecek süresini de kapsar biçimde bakiye ömür süresinin tamamı için tazminat hesaplaması yapılmış; davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklanan %3 oranındaki maluliyetinin askerliğe engel teşkil edip etmeyeceği konusunda da herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu yönden gerekli araştırmanın yapılmayışı, eksik inceleme niteliği taşımaktadır.Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; davacının kazadan kaynaklanan %3 oranındaki maluliyetinin derecesi ve niteliğine göre, askerliğe engel teşkil edip etmeyeceğinin (maluliyet raporu eklenerek yazılacak yazı ile) ilgili askerlik şubesinden sorulması; alınacak cevaba göre askerlikte geçireceği sürede de efor tazminatı verilip verilmeyeceği tartışılarak davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.( YARGITAY 4. Hukuk DairesiESAS NO : ██████████ KARAR NO : █████████)7- Faiz başlangıcı itirazın incelenesinde :Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.Bu nedenle itirazın reddi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı ve davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine,4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,7- Konya .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ........ A.Ş tarafından sunulan ........ A.S. / Zafer Meydanı Şubesine ait; █████/2025 tarih ........ numaralı 890.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.█████/2025.....Başkan...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Katip...e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.