Miadı geçmiş stent kullanımı nedeniyle özel sağlık hizmeti sunucusuna uygulanan cezai şartın farklı sözleşme hükümleri, usul hataları ve önceki bozma kararları doğrultusunda temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, bir hastane sahibinin, müfettişlerce miadı dolmuş stent kullanıldığı iddiasıyla hakkında uygulanan cezai şart ve fatura bedeli kesintisinin iptali talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; süreç boyunca, sözleşmenin varlığı, cezai işlem usulü, yetkili mahkeme gibi hususlar üzerinde yoğunlaşan ve Yargıtayın farklı gerekçelerle iki kez bozduğu kararların ardından, yerel mahkeme nihayetinde farklı yıllara ait sözleşmelerdeki cezai şart maddelerini esas alarak, bazı dönemler için cezai şartın geçerli olduğunu, bazı dönemler için ise sözleşmede karşılığı bulunmadığını değerlendirmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; cezai işleme konu tedavi hizmetinin verildiği tarihte müvekkilinin .. .. .. Hastanesinin sahibi olduğunu, davalı Kurum müfettişlerinin yaptıkları teftişte sigortalı 7 hastanın tedavilerinde miadı geçmiş stent kullanıldığı gerekçesiyle 270.000,00 TL cezai şart ve bu hastalar için fatura edilmiş 2.436,38 TL’nin yasal faizi ile birlikte müvekkilinden tahsil edileceğinin bildirildiğini, cezai işlemin 7 hasta varken 9 hasta varmış gibi hesaplandığını, cezai işlem öncesi müvekkilinin savunmasının alınmadığını, dava konusu stentlerin ithalatçı firması olan .. tarafından son kullanma tarihlerinin 3 yıl daha uzatıldığına dair yazı bulunduğunu, stentlerin uygulandığı hastaların hiçbirinden şikayet gelmediğini, ayrıca taraflar arasında 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi imzalanmadığı için bu sözleşmeye dayanarak cezai işlem uygulanamayacağını ileri sürerek; müvekkili şirketin iddia edilen fatura bedeli ve cezai şart borcunun bulunmadığının tespiti ile haksız Kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Mahkemenin davaya bakmaya ve tedbir kararı vermeye yetkili olmadığını, davacı şirketin taraflar arasında imzalanmış sözleşme hükümlerine aykırı davranmış olması nedeniyle cezai işlemin yerinde olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli kararıyla; davalı Kurumca yapılması planlanan kesintinin yöntemine uygun olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının 270.000,00 TL cezai şart ve 2.476,00 TL malzeme bedeli olmak üzere toplam 272.476,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve buna yönelik işlemlerin iptaline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 19.03.2015 tarihli ilamıyla; sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin (11.1.14) maddesinde; "Bozuk zamanı geçmiş ilaç, kan ve kan bileşenleri ve/veya tıbbi malzemelerin verildiği ve/veya kullanıldığının tespit edilmesi halinde her bir ilaç, kan ve kan bileşeni ve/veya tıbbi malzeme için 30.000,00 TL cezai şart uygulanır ve tespit edilen fiiller için açıkça belirtilmek suretiyle SHS’ye tebliğ edilir." hükmünün yer aldığı ve 7 hasta için kullanılan 7 stentin "use by "tarihinin işlem tarihinden önce olduğu tespit edildiğinden, sözleşme maddesinde zamanı geçmiş tıbbi malzeme ile ilgili cezai şarta açıkça yer verilmiş olması ve 7 hasta için kullanılan 7 stentin işlem tarihinden önce miadının dolduğunun anlaşılmasına göre, uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi ve sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, Mahkemesi kararı bozulmuştur.
2. Mahkemenin 22.11.2022 tarihli kararıyla; tarafların açıkça Ankara mahkemelerini yetkili olarak belirlediği ve davalının da usulüne uygun şekilde ve süresinde yapılmış yetki itirazının bulunduğu gerekçesiyle; davanın yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
3. Dairenin 25.05.2023 tarihli ilamıyla; Mahkemenin yetkisine yönelik davalı tarafça itiraz edilmesi halinde yetkili Mahkemenin gösterilmesi gerektiği, davalının da yetkili Mahkeme olarak cevap dilekçesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu gösterdiği anlaşıldığından kesin yetkinin söz konusu olmadığı, eldeki davada Mahkemece re’sen yetkisizlik kararı verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek, karar bozulmuştur.
4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; cezai şarta konu 7 işlemden 5 tanesinin 2006 yılında, 1 tanesinin 2007 yılında ve 1 tanesinin de 2008 yılında yapılmış olduğu, 2006 yılında yapılan işlemler taraflar arasında 2006 yılında akdedilen sözleşmeye, 20 07... tarihlerindeki işlemler ise bu işlemlerin yapıldığı sırada taraflar arasında yürürlükte olan 2007 tarihli sözleşmeye göre değerlendirildiği, 2007 tarihli sözleşmenin (5.1.9) maddesine göre bozuk veya zamanı geçmiş malzeme kullanılması halinde 50.000,00 TL cezai şarta hükmedileceği, buna göre 20 07... yıllarında birer tane süresi geçmiş malzeme kullanıldığından bu iki işlem için toplamda 100.000,00 TL cezai şartın muaccel olduğu, 2006 yılında süresi geçmiş malzeme kullanılmasına ilişkin ise 2006 tarihli sözleşmede taraflar arasında herhangi bir cezai şart miktarı öngörülmediği göz önüne alınarak 2006 tarihli işlemlere yönelik ceai şart talep edilemeyeceği, miadı geçmiş malzeme kullanılması nedeniyle dava edilen fatura bedelinin geri alınması ve mahsubu konusunda ise davacının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle davalı tarafın hukuken haklı olduğu, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla taraflar açısından usuli müktesep hak oluşacağı nazara alınarak; her bir işlemin tabi olduğu sözleşme tarihleri ve bu sözleşme tarihlerindeki sözleşme hükümlerine göre yapılan değerlendirme ışığında, 170.000,00 TL miktarlı cezai şartın uygun olmadığı ve bu miktarca davacının davalıya borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, menfi tespit talebine konu 270.000,00 TL ceza'i şart ve 2.476,00 TL malzeme bedeli olmak üzere toplam 272.476,00 TL kapsamında davacının davalıya 170.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davaya konu somut olayda işlemin gerekliliği, somut olayın niteliğine göre her hasta bakımından ayrı bir şekilde incelenmesi gerektiğini, dosyaya konu somut olayda 7 hastaya uygulandığı iddia edilen miadı dolmuş stentlerle ilgili tedavi gören hastaların tıbbi sonuçlarına bakıldığında tamamının şifa ile taburcu olduğunu, işlemlerden sonra hastalara ilişkin herhangi bir şikayet ve memnuniyetsizliğin de olmadığını, sözleşmenin amacına aykırı herhangi bir durum oluşmadığını, ilaç ya da malzeme ürünleri için raf ömürlerinin belirli parti ürünler için farklılaştığı ve hatta sonraki üretimlerde bu sürenin uzatıldığının Kurum tarafından bilindiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; bilirkişi raporunun mevzuat hükümlerine ve Yargıtay İçtihatlarına aykırı düzenlendiğini, denetlenebilir olmadığından ve hükme esas alınamayacağını, temyiz konusu uyuşmazlığın mutlak suretle alanında uzman bilirkişiler tarafından ele alınması gereken bir konuyu içerdiğini, somut uyuşmazlıkta 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin uygulanması gerektiğini, davalı Kurum davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden dolayı uygulanan cezanın iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak davaya konu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan sözleşme hükümleri çerçevesinde karar verildiği anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!