Kamu kurumlarına yönelik dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve örgüt suçlarından verilen beraat kararlarının delil yetersizliği ve usul hukuku gerekçeleriyle 11. Ceza Dairesince onanması.
Özet: Yüksek Mahkeme, ağır ceza mahkemesince sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma suçlarından verilen beraat kararlarını inceleyerek, örgüt suçları yönünden katılan vekilinin temyizini usuli nedenlerle reddederken, nitelikli dolandırıcılık suçunda telekomünikasyon yoluyla dinleme kayıtları ile müdafisiz alınan ifadelerin yasal delil niteliği taşımaması nedeniyle dışlanmasının ardından suçun sabit olmadığını, resmi belgede sahtecilik suçunda ise sanıkların belge düzenleme yetkisi bulunmadığını belirterek tüm beraat hükümlerini onamıştır.

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmaHÜKÜMLER
: BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama, bozma1.Sanık ... Hakkında Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Diğer Sanıklar Hakkında Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma Suçları YönündenBitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:Sanıklara yüklenen suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi kurumun katılan sıfatının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükümleri temyize hak ve yetki vermeyeceği, hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin temyizinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,2.Sanıklar Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçu YönündenYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Her ne kadar Tebliğname'de 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki derhal beraat kararı verilecek hallerin eylemin suç teşkil etmemesi gibi durumlara yönelik olduğu gözetilip sanığın savunması alınarak hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken sanık ...'ın savunması alınmadan beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğundan bahisle hükmün bozulması talep edilmiş ise de, 05.04.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasının"Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklinde yeniden düzenlenmesi nedeniyle Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.Sanıklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135 inci maddesi kapsamında telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenilmesi tedbirine ilişkin mahkeme kararının suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan alındığı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma suçlarından beraat hükümleri verildiği, koruma tedbir tarihi itibariyle nitelikli dolandırıcılık suçunun katalog suçlar arasında yer almaması nedeniyle iletişimin dinlenilmesi sonucu yapılan tespitlere yönelik kayıtların, sanıklar aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, yine aynı Kanun'un 148/4. Maddesindeki emredici hükme göre kollukta müdafisiz alınan ve sonradan doğrulanmayan beyanların hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 217 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu deliller inceleme dışında bırakılmış, dosya kapsamındaki diğer delil ve tespitlere göre değerlendirme yapılmıştır.Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname'ye kısmen uygun, kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,3. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçu YönündenYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanıklardan İbrahim ile Cahit'in Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hastanesinde, sanıklar Necmettin ile Meran'ın ise Mal Müdürlüğünde görev yapmaları nedeniyle eylemlerinin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun düzenlendiği TCK'nın 204/2. maddesine temas ettiği iddiasıyla kamu davası ikame edilmiş ve atılı suçlardan beraat kararları verilmiş ise de; suça konu sağlık kurulu raporlarını düzenleme yetki ve sorumluluğunun hastanede çalışan doktorlara ait olduğu ve sanıkların görevleri kapsamında böyle bir yetkilerinin bulunmadığı, kamu görevlisi sıfatlarının tek başına 204/2. maddenin uygulanması için yeterli olmadığı, zira anılan fıkranın yalnızca görevi gereği düzenlemeye yetkili olunan belgelerde sahtecilik yapılması hâlinde uygulanabileceği, bu durumda ise sanıkların görev alanlarına girmeyen belgeler üzerinde işlem yapılmış olması nedeniyle eylemlerinin TCK'nin 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirlenerek yapılan incelemede;Bütün sanıklara yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun suçunun 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan -suçun iştirak halinde işlendiğinin iddia olunması nedeniyle- sanıklardan ...'ın sorgusunun yapıldığı 05.11.2012 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 222/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.