Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, ... ve ... ibareli markaların karıştırılma ihtimali, marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük iddialarını içeren temyiz incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının "..." markasının davalı tarafından markasal kullanımı ve tescilli markasındaki "..." ibaresinin hükümsüz kılınması talebiyle açtığı marka tecavüzü ve hükümsüzlük davasına ilişkindir; davacı, davalının markasından "..." ibaresini çıkararak kendi markasına tecavüz ettiğini, iltibas yarattığını ve maddi zarara yol açtığını iddia etmiş, ilk derece mahkemesi taraf markaları arasındaki benzerlik ve karıştırılma ihtimali nedeniyle davalının markasının "..." kısmının hükümsüzlüğüne, tecavüzün menine ve maddi tazminata karar vermiş, ancak bölge adliye mahkemesi, "..." ibaresinin tanımlayıcı ve ayırt edicilikten yoksun olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararını esas yönünden reddetmiştir.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... no.lu 16. ve 41. sınıflarda tescilli "...." markasını 07.08.2014 tarihinden beri kullanıldığını, davalının 16... . sınıflarda tescilli ... no.lu ".... ." ibareli markasının bulunduğunu, davalının ticari faaliyetlerinde markasından "...." ibaresini çıkarıp markasını müvekkiline ait marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde kullandığını, davalının markasal kullanımlarının ... Noterliğinin 22.11.2018 tarihli tutanakları ile tespit edildiğini, müvekkilinin "..." markasının tanınırlık düzeyinin yüksek olduğunu, davalının sosyal medya hesaplarını “...” olarak açtığını ve eğitim faaliyetlerini bu markasal kullanım üzerinden yürüttüğünü, davalıya ait markanın müvekkiline ait markayla iltibasa neden olmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek tecavüzün kaldırılmasını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-c hükmü uyarınca hesaplanacak maddi tazminatın müvekkiline ödenmesini, davalıya ait ... no.lu "...." ibareli markanın “...” kısmının hükümsüzlüğü karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; marka örneğini değiştirecek şekilde hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini, müvekkilinin markasının davacının markasından daha tanınır hale geldiğini, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduklarını, bu nedenle marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, maddi zarardan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümsüzlüğü talep edilen "..." ibareli marka ile davacının hükümsüzlüğe mesnet "..." markasının asli unsur/asli unsurlardan birinin "..." ibaresi olduğu, asli unsurların aynılığı nedeniyle ortalama tüketicilerin davacı adına tescilli marka ile davalı markası ve marka sahipleri arasında bağlantı kurabilecekleri ve bu durum nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunduğu, davalının 2017/... sayılı "..." markası ile davacının 2014/... sayılı "..." markası arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunduğu, taraf markalarının mal ve hizmetleri aynı/aynı tür ve bağlantılı olduğundan ihtilafta davalı markasının benzerlik gerekçesi ile hükümsüz kılınması koşullarının bu yönden mevcut olduğu, davacının markasının tanınmış olduğu hususunun ispatlanamadığı ve bu nedenle ihtilafta davalı şirkete ait markanın tanınmışlık gerekçesi ile hükümsüz kılınamayacağı, davalının marka başvurusu yaptığı tarih itibariyle kötüniyetli olduğuna yönelik bir delil de bulunmadığı, davalı şirkete ait internet sitesi olan "...." ve "..." alan adlı sitelerinde ve "...." uzantılı sosyal medya hesaplarında yer alan kullanımın "... şeklinde olduğu, davacı tarafından sunulan noterlik e-tespit evrakları üzerinden yapılan incelemedeki kullanımların da "... " şeklinde görüldüğü, davalının davaya konu 2017/... sayılı markasını tescile uygun kullanmadığı, davacı markasına yaklaşacak şekilde “... ” olarak tüm ürün hizmet, ticari faaliyetlerini kapsar şekilde internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında ana unsur olarak kullanıldığı, yerel basın haberlerinde de davalının haberlere bu ibareyle konu olduğu, belirlenen bu tespitler sonucu davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemleri gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, maddi tazminatın 36.834,36 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle hükümsüzlük yönünden davanın kabulü ile davalıya ait 2017/... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, marka hakkına tecavüz yönünden davanın kısmen kabulü ile davalının "... " ibareli kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine ve ref'ine, 36.834,36 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının mesnet markasının "..." ibareli olduğu, dava konusu 2017/... sayılı markanın esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresi tanımlayıcı olup ayırt ediciliğinin bulunmadığı, "..." ibaresinin de markaya yeterli ayırt edicilik katmadığı, emtia benzerliğinin ise tarafların faaliyet alanına göre değil, markaların kapsamına göre belirleneceği ve taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin de aynı/aynı tür oldukları, bu hali ile taraf markalarının iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğu, davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, davalının markasını internet sitesi, sosyal medya hesapları ve basında davacının markasına yakınlaşacak şekilde kullandığı, davalının, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına bu şekilde tecavüz ettiği, davacının SMK'nın 149. maddesi uyarınca maddi tazminat da talep edebileceği, davalının eylemi nedeniyle yoksun kaldığı kazancın SMK'nın 151/2-c hükmüne göre hesaplanmasını istediği, emsal lisans sözleşmesi bulunamaması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2 hükmü uyarınca belirlenen tazminat miktarının somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, her biri ayrı davaların konusu olabilecek talepler yönünden ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün tespiti ve maddi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!