Yargıtay 11. Ceza Dairesi Kararı: Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçunda, zararın soruşturma aşamasında giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma gerekliliği.
Özet: Sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması talep edilmiştir. Bu talep, suçun iştirak halinde işlendiği olayda, müştekinin zararının soruşturma aşamasında diğer sanık tarafından tamamen giderilmesine rağmen, sanık hakkında Türk Ceza Kanununun 168/1 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmayarak cezada indirim yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Mevcut durumda, zararın iştirak halinde işlenen suçlarda bir sanık tarafından tamamen karşılanması ve diğer sanıkların buna itiraz etmemesi halinde tüm sanıklar hakkında etkin pişmanlık uygulanması gerektiği kabul edilmektedir.

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkKARAR
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıİstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 62, 52/2-3-4 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 2900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 03.01.2024'te kesinleştiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 27.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMA. Kanun Yararına Bozma İstemiYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde yer alan, '(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.(4) Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.'' şeklindeki düzenleme ile,Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin █████/2022 tarihli ve █████████ esas, ██████████ karar sayılı ilamında "...somut olayda, sanık ...'nın dosyanın diğer sanığı ... ile iştirak halinde işledikleri nitelikli hırsızlık eylemi sebebiyle meydana gelen zararın sanık ... tarafından kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce tamamen giderilmesi sebebiyle sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden..." şeklindeki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde,Somut olayda, sanık ...'in inceleme dışı dosyanın diğer sanığı ... ile iştirak hâlinde işledikleri nitelikli dolandırıcılık eylemi sebebiyle müşteki ...'un zararının inceleme dışı sanık ... müdafiinin █████/2023 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu █████/2023 tarihli banka dekontu ile soruşturma aşamasında tamamen giderilmesi sebebiyle sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. 5237 sayılı Kanun’un "Nitelikli dolandırıcılık" başlıklı 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun suç tarihindeki cezası, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası olarak belirlenmiş, adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmiştir.2. 5237 sayılı Kanun’un "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinin birinci fıkrasında, "Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir"; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, "Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." hükmü yer almaktadır.3. Suçun iştirak halinde işlenmesi durumunda, sanıklardan biri veya birkaçının iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde, diğer suç faillerinin bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde o sanıklar hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.4. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.02.2019 tarihli ve 2017/6-120 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında da, "...etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranışlar yoluyla da gösterilebileceği; yine sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına, üçüncü kişilerce giderilmesi hâlinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir..." denilmektedir.5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; katılanın zararının soruşturma aşamasında iddianamenin kabulünden önce 08.05.2023 tarihinde talep dışı sanık ... müdafi tarafından giderildiğinin ve buna ilişkin dekontun dosyaya ibraz edildiğinin anlaşılması, yine sanığın talimat mahkemesindeki 20.09.2023 tarihli sorgusu sırasında zararı gidermek istediğini belirtmesi üzerine, sanığa bir sonraki celseye kadar süre verilmesine karşın, bu süre beklenmeksizin talimat evrakının mahkemesine iade edilmesi ile sanığın Mahkeme tarafından kendisine verilen süre içerisinde 02.10.2023 tarihinde şikâyetçinin zararını karşıladığının dosyaya sonradan ibraz edilen dekonttan anlaşılması karşısında; sanık ... hakkında da, 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 2015/8-395 Esas, ███████ Karar ile 25.09.2018 tarihli ve ███████-1066 Esas, ████████ Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, hükmedilecek cezanın miktarı itibarıyla kişiselleştirme nedenlerinin uygulanması ihtimaline binaen gereğinin mahallinde takdir ve ifasına karar verilmiştir.II. KARAR1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE,2. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.