Nitelikli yağma davasında bölge adliye mahkemesinin daha önceki duruşmasız ve kanun dışı bozma kararının hukuki süreçteki etkisi üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Nitelikli yağma suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde, bölge adliye mahkemesinin, önceki aşamada ilk derece mahkemesi kararını kanunda sınırlı olarak belirtilen haller dışında duruşma açmaksızın bozmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu tespit edilmiştir; zira bölge adliye mahkemesinin, hukuka aykırılığın giderilmesi için duruşma açarak ve tarafları çağırarak delilleri değerlendirmesi gerekirken, dosya üzerinden inceleme yaparak bozma kararı vermesi yasal dayanağı olmayan ve ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi bulunmayan bir yargılama süreci yaratmış olup, bu usuli hatanın Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla da desteklendiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E. ████████ K.SUÇ
: Gece vakti yağmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmü temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceCeyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d-h, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.B. İstinafAdana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 10.04.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafii Temyiz İstemiMağdurun sanığın imam nikahlı eşi olduğu, sanığın olay günü barışmaları ve mağdurun daveti üzerine mağdurun ikametine gittiği, mağdurun ailesinden habersiz sanıkla görüştüğü ve ailesi eve gelince mağdurun sanıktan evin damına çıkmasını istediği, evin damının kapısının kilitli olması nedeniyle sanığın aşağı inmek zorunda kaldığı ve mağdurun ailesiyle karşılaşmak durumunda kaldığı, mağdurun ailesinin saldırısına maruz kalan sanığın olay yerinden uzaklaştığı, suça konu cep telefonunun sanık tarafından eşine hediye olarak alındığı ve olay günü de mağdur tarafından rızaen sanığa verildiği, mağdurun boğazını sanık değil mağdurun annesinin sıktığını, olay günü sanığın mağdurla iletişim kurduğu telefonun sahibi olan ... 'ın tanık olarak dinlenilmemesinin hukuka aykırı olduğu, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı, müştekinin ve ailesinin soyut beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSanık hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2021 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın sanık müdafi ile Cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında özetle "Olayda gece vaktinin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğu ve sanığın uzlaşma kapsamında olmayan nitelikli yağma suçundan mahkumiyetine karar verilmesine rağmen kasten yaralama suçu nedeniyle yapılan uzlaşma giderinin yargılama gideri olarak sanıktan tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince temyize konu mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla;5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████)Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,15.09.2025 tarihinde karar verildi.