Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hakaret suçunda masumiyet karinesi ihlali ve ertelenen kısa süreli hapis cezasında hak yoksunluğu uygulanmaması gerektiği gerekçesiyle istinaf ret kararını bozdu.
Özet: Yüksek mahkeme, bir sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararını, sanığın suçlamayı ısrarla reddetmesi, suça konu profil sayfasında hakaret içeren bir paylaşıma ulaşılamaması ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince atılı suçun şüphe boyutunda kalması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bularak; ayrıca, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 53/4. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesini de bozma nedeni sayarak bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.SUÇ
: HakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Düzeltilerek onamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİBölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmediğine ilişkindir.III. GEREKÇEVicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1.Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, araştırma tutanağında suça konu profil sayfasında yapılan incelemede hakaret ile ilgili paylaşıma ulaşılamadığının belirtilmesi karşısında; atılı suçu işlediği şüphe boyutunda kalan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,2.Kabule göre de; kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.09.2025 tarihinde karar verildi.