Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, bilgisayar donanımının kargo firması tarafından yetkisiz kişiye teslimi sonucu tam zayi olan emtia ve kargo ücreti kaynaklı taşıma sözleşmesine aykırılık alacak davası.
Özet: Davacı, kargo firması aracılığıyla gönderdiği 29.777,68 TL değerindeki bilgisayar donanımı malzemelerinin, firmanın adresine teslim taahhüdüne rağmen şubeden yetkisiz bir kişiye teslim edilmesiyle kaybolduğunu iddia ederek, bu bedelin ve 182,24 TL kargo ücretinin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; davalı ise davanın usulden reddi, yetkisizlik, kargo içeriğinin ve değerinin ispatlanamadığı, faturanın geçersiz olduğu ve teslimatın alıcıya yapıldığı savunmasıyla davanın reddini istemiştir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararDAVA
: AlacakDAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,TALEP
: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacının █████/2020 tarihinde ..... fatura no'lu fatura ile 29.777,68-TL bedelle satın aldığı bilgisayar donanımı malzemelerini █████/2020 tarihinde davalı kargo firmasının ..... Şubesine; "..... Teknoloji, ..... Mah. 368 Sokak No:1 ..... Ankara" adresinde teslim edilmek kaydı ile teslim ettiğini, 182,24-TL kargo ücretini █████/2020 tarih ..... numaralı fatura ile ödediğini, ürünlerin orijinal kutularından çıkarmadan davalı kargo firmasına teslim edildiğini, davalı şirketin "adreste teslim şartı ile " nakletmeyi kabul ve taahhüt ederek teslim aldığı kargoyu adrese teslim etmediğini, davalı şirketin ..... Şubesi'nin kamera kayıtlarına göre; kargo şubeye indiği andan kısa bir süre sonra şubeye gelen ve tezgah arkasında çalışan davalı şirket işçisine bir kağıt gösteren (çalışanın beyanına göre geçici kimlik belgesini gösteren) bir şahısa hiç bir teslim tutanağı imzalatmadan teslim edildiğini, müvekkilinin alıcısına kargo teslim edilmeyince derhal kargo şirketinin şikayet hattına "kayıp tazmin talebinde" bulunduğunu ancak davalı tarafından talebin müvekkilinin "üçüncü kişi ile bilgi paylaştığı" iddiası ile şubat ayı içinde reddedildiğini, bu nedenlerle davacının ihmali/suistimali sonucunda çalınan kargosu nedeniyle uğradığı 29.777,68-TL'sı kargoda taşınan eşyanın fatura bedelinin ve hizmetin doğru verilmemesi nedeniyle 182,24-TL kargo taşıma hizmet bedelinin █████/2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin █████/2016 tarihli ve 677 Sayılı KHK ile TMSF'ye devredildiğini, dava şartı yokluğu sebebiyle iş bu davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın yetkili yer mahkemesinde açılmadığını, müvekkili şirketin "..... Mah. .... Cad. N:31 Bağcılar İstanbul" olduğunu, bu kapsamda davanın davalının yerleşim yeri mahkemesine görülmesi mümkün ise bu mahkemenin İzmir değil Bakırköy Mahkemeleri olacağını, davacının kargosunun içeriğini ispatlayamadığını, bu nedenle SDR üzerinden yapılacak hesaplama ile bir değer biçilmesi gerektiğini, davacının kargo gönderisinin içeriği ile ilgili yeterli bilgi vermediğini, fatura veya sevk irsaliyesi ibraz etmediğini, kargonun da alıcı olarak ismi yazan kişiye ya da temsilcisine teslim edildiğini, davacının dava dosyasına delil olarak sunduğu fatura olduğunu iddia ettiği fotokopide imzası olmaması sebebiyle tamamen geçersiz bir kağıt parçası olduğunu, söz konusu kağıdın delil niteliği taşımadığını, davacının kargonun kendisine teslim edilmediğini ileri süren alıcıya dava açmaması, hakkında şikayette bulunmamasının da şüpheli bir durum olduğunu, zira davacının bu durumu hiç sorgulamayarak direkt olarak müvekkili şirkete kayıp başvurusunda bulunduğunu, davacı ile gönderdiği kargonun alıcısı arasındaki ilişkinin boyutunu ve niteliğini bilmediklerini, ancak karşı taraftan hiç bir şekilde para almadan değerinin 29.777,68 TL olduğunu iddia ettiği bir kaç kutuyu kargolamasının karşıdaki kişiyi çok iyi tanıdığını ve aralarında güven ilişkisi bulunduğunun göstergesi olduğunu, davacının dosyaya sunduğu üzerinde fatura yazan kağıt ile kendi aralarındaki ilişkiyi kanıtlayamadığını, davacının dava dışı alıcıya bir şeyler ya da kutular gönderdiğini, ancak içinde ne olduğuyla ilgili ne müvekkili şirkette ne de dosyaya ispata dair bir delil sunulamadığını, davacı tarafın SDR hesaplaması dışında kalan tüm taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın içeriği ispatlanamayan gönderisinin değerinin 29.777,268 TL olduğunu iddia ettiğini ancak varlığını iddia ettiği bilgisayar parçaları ile arasındaki ilişkiyi kanıtlayacak bir belge de sunamadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.İzmir ...... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan iş bu dava █████/2022 tarihli yetkisizlik kararı ile Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas Sayılı dosyasında devam edildiği, █████/2023 tarihinde mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, İstanbul BAM ...... Hukuk Dairesinin ...... Esas ...... Karar Sayılı ilamı ile kararın kaldırılarak mahkemesine gönderildiği, Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... Esas numarası aldığı █████/2024 tarihli görevsizlik kararı ile dosya mahkememize gönderilmiştir.Dava, .... kargo taşımacılığı sırasında tam zayi olduğu iddia edilen emtia sebebiyle taşıma sözleşmesine aykırılık nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.İzmir Arabuluculuk Bürosunun ..... Numaralı dosyasında; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının █████/2021 tarihinde düzenlendiği anlaşıldı.Uyuşmazlık, davalı şirketin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi iddiası ile davacının davalı şirket aracılığıyla üçüncü kişiye gönderdiği ürünün teslim edilmemesi sonucunda uğranılan zararın tazmini koşullarının oluşup oluşmadığı hususu noktalarındadır.Mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile davacının iddiası, davalının savunması ve tüm dosya kapsamına göre bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.Bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; "Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf vekillerinin sair dilekçe ve beyanları ile faturalar, tüm dosya içeriği, Sayın Mahkemenin görevlendirmesi ile yukarıda arz edilen inceleme ve değerlendirme sonucu; 1) Taraflar arasındaki ihtilaf noktalarının, davacı tarafından davalı şirkete kargo taşıması amacıyla teslim edilen üç koli emtianın alıcının adresinde alıcıya teslim etme yerine şubeye gelen ve kimliği belirlenemeyen üçüncü bir kişiye teslim edilmesinde davalı şirketin kusurlu olup olmadığı, sorumluluğunun sınırlı olup olmadığı, davacının söz konusu kargonun kaybolmasından dolayı bir zarara uğrayıp uğramadığı ve bu bağlamda davalıdan tazmin edebileceği miktarın ne olduğu hususları üzerinde toplandığı; 2) Dava dosyasındaki önceki bilirkişi raporlarında da tespit edildiği gibi adrese teslim kargo paketlerinin varış şubesine gelen kimliği tespit edilemeyen üçüncü kişiye tesliminden dolayı dava konusu hasarın taşıma süreci içinde meydana geldiği ve oluşan zarardan davalı şirketin sorumlu olduğunun değerlendirildiği (TTK m.875/1); 3) Davalı şirketin adreste teslim koşullu olarak kargoya kabul ettiği emtiayı şubeye gelen ve e iyi ihtimalle geçici kimlik belgesi (A4 kağıdı) sunan bir kişiye alıcı firma ile olan ilgisini ortaya koymadan teslimat yapması ağır kusur olarak nitelenmekte ve dava konusu zarardan sınırsız olarak sorumlu olduğunun (TTK m.886) değerlendirildiği; 4) Davalı taşıyıcının sorumluluğu ister sınırlı ister sınırsız olsun TTK’nın zıya ve hasar sorumluluğunda maktu (kesin) bir tazminat değil, TTK m.880 ve devamına göre gerçek zararın tazmin edilmesi gerektiği yönünde düzenleme getirdiği; buna göre davacının zararını ispat etmesi gerektiği, bu ispatın koliler içerisinde iddia edilen emtiaların olup olmamasıyla ilgili olmadığı, koliler içerisinde iddia edilen emtiaların bulunduğunu bir gün önceki fatura, kolilerin orijinal olması ve emtianın kullanılmamış ve ticari amaçla sevk edilmesinden dolayı anlaşıldığı; ancak dava dosyasındaki faturanın dava dışı üçüncü kişiler arasındaki satışı gösterdiği, bu durumda davacının, bu kişilerin zararını ödediğini veya alacaklarını temlik aldığını ya da mal bedelini satıcıya kendi ödeyerek faturanın alıcı üzerine düzenlenmesini istemesi gibi bir durumu ispat etmesi gerektiği, bu yönlerden ispat bakımından üçüncü kişilere ilişkin takdiri delil olan faturanın huzurdaki dava bakımından yazılı delil başlangıcı kabul edilip edilmeyeceği hususunda takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkemeye ait olduğu; 5) Davacının ....., taşıma sözleşmesine göre taşıma için kargo gönderenin ..... gözüktüğü, taşınan malın satıcısının ....., alıcısının ise ..... olduğu; buna göre taşıma sürecinde davacının sıfatının ve hak sahipliğinin teyit edilemediği, öncelikle davacının zarar gören sıfatının-aktif husumetin ortaya konulması gerektiğinin değerlendirildiği, 6) Davacının zarar gören sıfatı sabit olması halinde, somut olayda mal bedeli ve kargo ücretinden oluşan zararlarını (29.959,92 TL) davalı şirketten tazmin etmesinin mümkün olduğunun değerlendirildiği; 7) Aksi kanaat ile sınırlı sorumluluğun takdir edilmesi halinde gerçek zararın ispatına ilişkin yukarıdaki çekince saklı kalmak üzere dava dosyasındaki taşıma bilirkişisi raporunun ve yapılan hesaplamaların yeterli olduğunun değerlendirildiği; 8) Davacının ticari işlere ilişkin temerrüt faizi talebi, BAM kararında sevkiyatın ticari amaçla yapıldığı tespit edildiğinden yerinde göründüğü" görüş ve sonuç kanaatine vardığı raporunu ibraz etmişlerdir.Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti Medeni Hukuk'taki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul Hukuku'nda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları Medeni Kanun'a göre belirlenir (HUMK m. 38, TMK m. 8 ve m. 48). Buna göre, medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m. 8) ve tüzel (TMK m. 48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir.Taraf sıfatına gelince
: Bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin (davacının) veya o hakka uymakla yükümlü olan borçlunun (davalının); bir başka deyişle o davada davacı ve davalı sıfatının kime ait olacağı tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın taraflarının, o dava yönünden davacı veya davalı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde; taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 1995, 7.baskı, s.231).O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, dava da bu hakka uymakla yükümlü olan kişilere karşı açılması gereklidir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir(Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: a.g.e., s.231-232; Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 1997, s.307).Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan; taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel teşkil etmekle def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. ( Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2004 gün ve 2004/4-371 E. ████████ K.; 18.04.2007 gün ve 2007/5-233 E., ████████ K.; 04.03.2009 gün ve ███████-34 E. ████████ K.; 04.11.2009 gün ve 2009/2-402 E., ████████ K.)Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından incelendiğinde; davacı 09.11.2020 tarih ve ..... seri nolu dava dışı ..... tarafından dava dışı ..... adına keşide edilen emtia faturasına göre özetle; dokuz kalem mal karşılığı olarak KDV dahil 29.777,68 TL ürünün dava dışı iş yerine kargo paketi gönderdiği kargo kabul fişi, kargo ücreti faturası davacının davalı şirkte üç koli toplam 53 desi /kg emtia telim ettiğini doğrulamaktadır. Davalı şirketin varış şubesine gelen üçüncü bir kişinin kargoyu teslim alarak uzaklaştığı ve bu kişinin bir A4 kağıdını görevliye sunarak ve görevlinin incelemesi sonucu teslimatın yapıldığı konusunda da uyuşmazlık olmayıp belirlenen durum karşısında davalının ağır kusurlu olduğu ve zarardan sınırsız olarak sorumludur. Ancak, yukarıda da bahsedildiği gibi bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez. Somut olayda davacının malların bedelini ödediğine dair bir ödeme dekontu ve belge bulunmamaktadır. Davacı gönderen olduğunu söylemekte ise de 10.11.2020 tarihli davalı şirket tarafından ...... üzerine düzenlenen faturaya göre özetle, 35 desi/kg bir koli 12 desi/kg bir koli ve 6 desi/kg bir koli olmak üzere toplam 53 desi/kg emtianın ..... Teknoloji firmasına teslim edilmesi karşılığında KDV dahil 182,24 TL peşin tahsilat yapıldığı anlaşılmakta, burada da davacı ..... adı yer almamaktadır. Dava dilekçesi ekindeki faturada dava dışı satıcı ..... gözükmekte, alıcı ise yine dava dışı ..... gözükmektedir. Sonradan sunulan aynı fatura altında el ile " bedelin davacı tarafından alındığı" yazılarak şerh düşülmüş ise de bu şerhin altında da imza ve kaşe olmayıp, sonradan düzenlenebilir niteliktedir. Bu hali ile davacının dava dışı satıcının veya alıcının zararlarını tazmin ettiğine dair de dosyada belge bulunmamaktadır. Davacı buna ilişkin tanım göstermiş ve mahkememizce dinlenilmesine karar verilmiş ise de tanığa ulaşılamamış Ankara ...... Asliye Ticaret Mahkemesince tanık dinlenilmesine ilişkin talimat evrakı bila ikmal iade edilmiştir. Neticeten , dosya içerisinde zarar ve davalının kusuru ispat edilmiş ise de davacının taşıma sürecinde gerçekleşen bu zararın davacı üzerinde doğduğnu ispatlayamadığı, zarar gören ürünlere ilişkin iş bu dava bakımından dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olup ürünlerin alıcısı/satıcısı konumunda olmadığı yahut bu taraflarla alacağın temlikine ilişkin bir ilişkisinin de olmadığı, davacının bu ürünlere üzerinden hak sahibi olduğunu ispatlayamadığından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklandığı üzere;AÇILAN DAVANIN AKTİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 511,64-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 103,76-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,3-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 680,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili hazineye irat kaydına,5-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 29.959,92-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya verilmesine,6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair, taraf vekilleri ile ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi ile 7531 Sayılı yasa ile 6100 Sayılı HMK ek madde 1/3 gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025Katip .....¸e-imzalıHakim .....¸e-imzalı