Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında 155.091,55 USD tutarında ödenmeyen fatura alacağı ve döviz kuru farkı ihtilafı değerlendirildi.
Özet: Davacı, davalı şirket ile arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan ve ödenmeyen 155.091,55 USD tutarındaki fatura alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı haksız itirazın iptalini talep etmektedir; müvekkili ile davalı arasındaki tüm satışların dolar bazlı yapıldığını ve ödemelerin güncel kur üzerinden gerçekleşmesi gerektiğini belirtirken, davalı ise borcun tamamen ödendiğini, davacıya herhangi bir borcu olmadığını, faturalara itiraz ettiğini ve iade faturası düzenlediğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:
Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan █████/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, Emaye ürünlerin kaplama malzemeleri ve yarı işlenmiş ham madde satışı yapan müvekkili şirketin müşterisi olan davalının faturaların bakiye kısmı olan 155.091,55 USD’yi ödemediğini, kendisine tebliğ edilen faturaları itiraz sürelerinden çok sonra iade etmeye çalıştığını, taraflarında Beyoğlu .... Noterliği'nin 29.01.2024 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıya ihtarname gönderildiğini ve bahsi geçen faturaların itiraz sürelerinden çok daha sonra iade edilmeye çalışıldığı belirtilerek davalının borcunu ödemesi aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı aleyhine yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalı ile süregelen ticari ilişkinin teklif ve sipariş formları proforma sipariş formları, faturalar, ödeme dekontları, vadeli çekler, cari hesap mutabakatları mail yazışmaları ile sabit olduğunu, davalının yasal zorunluluk gereği yapılan Türk Lirası cari mutabakatlarını kötü niyetli olarak ödeme günündeki dolar kuru üzerinden yapılan cari düşümleri yok sayarak vadelerden ve anlaşmalardan arındırılmış şekilde eksik ödemeye çalışarak yasal düzenlemeleri kötü niyetli olarak kendi lehine yorumladığını, dilekçe ekinde görüldüğü üzere davalı şirketin müvekkili şirketle yaptığı dolar cari mutabakatı da bulunduğunu, davalının gerek teklif formlarında gerek tüm mail yazışmalarında ve sipariş icap ve kabullerinde Dolar bedeli karşılığı alımlar yapmışsa da ödemesinin Türk lirası cari mutabakatları geçerli sayılarak yapılacağı şeklinde usulsüz beyanlarda bulunduğunu, teklif formları ve tüm mail yazışmalarında açıkça belirtildiği üzere müvekkili şirketin tüm satışları ürünlerin dolar bazlı fiyatları üzerinden dolar birim fiyatlandırmasıyla yapılmakta ve tüm onaylı teklif formlarında ödemelerin ödeme günündeki Merkez Bankası Dolar satış kuru karşılıklarının hesaplanarak esas cariden mahsup edileceğinin açıkça yazdığını, neticede; davanın kabulü ile icra dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, 155.091,55 Dolar asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının dava dilekçesindeki hukuki dayanaktan yoksun iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, davacı şirketin asıl iddia ve talepler sonucunda müvekkili şirket aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, anılan icra dosyasında takip talebinde, faturalardan kaynaklı cari hesap alacağından bahsedildiğini, icra takibine dayanak olan fatura bedellerinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bu aşamadan itibaren faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı haricinde davacı tarafından ileri sürülen delil ve belgelerin dikkate alınmaması gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen Beyoğlu ... Noterliği'nin █████/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine müvekkili şirket tarafından Kayseri .... Noterliği'nin █████/2024 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, müvekkili şirket adına kesilen █████/2024 tarih ve ... numaralı fatura ve içeriğine itiraz edildiğini, müvekkili tarafından gönderilen ihtarnamede, anılan faturanın müvekkili tarafından █████/2024 tarih ve ... numaralı iade faturası ile iade edildiğinin davacı şirkete ihtar edildiğini, akabinde davacı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliği'nin █████/2024tarih ve 04989 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve davacı şirket tarafından kesilen █████/2024 tarih ve ... numaralı faturanın taraflar arasındaki anlaşma ve yazışmalara uygun olduğu, müvekkili tarafından kesilen █████/2023 tarihli .... numaralı 2.151.611,78 TL bedelli iade faturası ile █████/2024 tarih ve ... numaralı 488.851,36 TL bedelli iade faturasının kötü niyetli olduğu iddia edilerek, █████/2024 tarih ve .... numaralı fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, davacı şirketin Beyoğlu ..... Noterliği'nin █████/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine müvekkili tarafından KEP üzerinden █████/2024 tarihli ihtarname gönderildiğini ve davacının ihtarnamesindeki iddia ve taleplerin yerinde olmadığı, ihtarname içeriğine itiraz edildiği ve müvekkili şirket tarafından kesilen █████/2024 tarih ve ... numaralı 488.851,36 TL bedelli iade faturasının tekrar davacı şirkete iade edildiğinin belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından somut olaya ilişkin kayıtların, TL olarak tutulduğunu ve bugüne kadar yapılan tüm ödemelerin TL üzerinden yapıldığını, taraflar arasında bu doğrultuda ticari ilişki devam ederken davacının kendisi tarafından kesilen faturaların USD olduğunu ve fatura karşılığında alınan çeklerin ödemesinin TL olduğunu, arada kur farkı alacağı oluştuğunu iddia ederek, müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia ettiğini, taraflar arasındaki ticari satımın USD üzerinden yapılmış olmasının tek başına kur alacağı ve-veya farkı istenebileceğini göstermediğini, ticari satım USD üzerinden olsa da; taraflar arasında kur alacağı ve-veya farkı istenebileceğine dair sözleşme ya da teamül bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında daha öncesinde yapılmış kur alacağı ve-veya farkı ödemeleri de bulunmadığını, bu durumun aksinin davacı tarafından somut yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini,
Davacı şirket ile ticari ilişki kurulmasından bugüne kadar sadece 6 adet mutabakat yapıldığını, davacı şirketin iddia ettiği gibi dolar cari mutabakatı bulunmadığını, kur alacağı ve-veya farkı ödemesi konusunda taraflar arasında sözleşme ya da teamül olmadığını, ödemelerin TL olarak yapıldığını ve bakiyelerin sıfırlandığını, davacı şirketin sayın mahkemenizi yanıltma amacıyla mutabakat mektuplarının imzalı son hallerini sunmadığını, kendileri tarafından hazırlanan ancak taraflarca imzalanmayan mutabakat mektuplarını sunduklarını, çek bir ödeme vasıtası olup, ifa yerine geçtiğini, davacının faturalarına karşılık ödemelerin çek ile yapıldığını, TL ödemeleri dikkate alındığında davacı şirketin iddia ve taleplerinin yersiz olduğunu, neticede; davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi .... tarafından sunulan █████/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Yanlar arasında davacı tarafından davalıya Toz Emaye satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 3.618.009,88 TL (155.091,55 USD) alacaklı gözüktüğü, davacı ticari defterlerinin VUK hükümleri gereği TL olarak tutulduğu, ancak davalı cari hesabının ayrıca USD bazında da takip edildiği, davacının davalıdan aldığı bir kısım çekleri ve faturayı USD’ye çevirerek davalı borcundan mahsup etmediği, söz konusu yanlışlıkların düzeltilmesi (TL alacağı değiştirmiyor, USD alacak değişiyor) neticesinde davacı ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 3.618.009,88 TL (141.783,10 USD) alacaklı gözüktüğünün hesaplandığı, davalı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalının davacıya borçlu olmadığı gibi, davalının davacıdan 161,49 TL alacaklı gözüktüğü, yanlar arasında ki 3.618.171,37 TL ihtilafın davacının davalıya kestiği kur farkı faturalarının davalı tarafından kabul edilmeyip iade faturası kesilmesinden kaynaklandığı, davalının davacının 31.12.2023 tarih 2.151.611,77 TL’lik kur farkı faturasına süresinden sonra 26.01.2024 tarihinde geriye dönük olarak 31.12.2023 tarihli iade faturası düzenlediği, diğer faturalara süresi içerisinde iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından davalıya e-mail ile verilen fiyat tekliflerinde ürün fiyatının USD cinsinden belirtildiği ve ödemenin USD olarak yapılacağının belirtildiği, ancak davalının söz konusu maillere onay verdiğine ilişkin cevabi e-mail ibraz edilmediği, hal böyle olmakla birlikte ilk mail tarihi olan 04.01.2023 tarihinden sonra yanların ticari ilişkisinin Şubat/2024 dönemine kadar devam ettiği, davacının davalıya kestiği faturalarda ürün birim fiyatı ve toplam fatura bedelinin TL haricinde USD olarak belirtildiği, davacının davalıya en son kestiği 07.02.2024 tarihli fatura haricinde, faturaların üzerinde ödemenin de USD cinsinden yapılacağına ilişkin bir şerh olmadığı, davalı tarafından sunulan mutabakat mektuplarında davacının alacak bakiyesinin TL olarak belirtildiği, davacının söz konusu mutabakatlara kaşe imza ile onay verdiğinin gözüktüğü, yapılan tespitler neticesinde yanların döviz bazında USD cinsinden/kur farklı ticari ilişkisi olup olmadığının Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere seçenekli hesapların şu şekilde olduğu;
-Mahkemece yanlar arasında döviz bazında USD cinsinden/kur farklı bir ticari ilişki olmadığına kanaat edilmesi halinde, icra takip tarihinde davacının davalıdan herhangi bir alacağı olmayacağı,
-Mahkemece, çek bir ödeme aracı olup, çekle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceğine, bir diğer ifade ile davacının davalıdan borçların ifası uğruna aldığı çekleri ödeme vadelerindeki kurdan değil, çekin alındığı tarihteki kurdan USD’ye çevirmesi ve davalının borcundan düşmesi gerektiğine kanaat edilmesi halinde, icra takip tarihinde davacının davalıdan 49.598,17 USD alacaklı olacağının hesaplandığı,
Ancak mahkemece davacının davalıdan borçların ifası uğruna aldığı çekleri, çekleri aldığı günkü kurdan değil, vadelerindeki kurdan USD’ye çevirip davalı borcundan mahsup etmesi gerektiğine kanaat edilmesi halinde, icra takip tarihinde davacının davalıdan 141.783,10 USD alacaklı olacağının hesaplandığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir.
İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu dava, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde açılabilir. Öncelikle, ilamsız bir icra takibinin başlatılmış olması gerekir. Borçlu, bu takibe süresi içinde itiraz etmiş olmalıdır. Son olarak, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde alacaklının mahkemeye başvurması gerekmektedir.
İtirazın iptali davasının temel amacı, borçlunun icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, genel mahkemelerde açılır ve yargılama süreci bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı konumundaki borçlu, icra takibine yaptığı itiraz dışında yeni itirazlarını ancak dava içindeki cevap süresi içinde ileri sürebilir. Aksi takdirde, mahkeme bu yeni itirazları kendiliğinden dikkate alamaz ve yalnızca takip sırasında yapılan itirazlarla sınırlı bir inceleme yapar. Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun çeşitli kararlarında da vurgulanmıştır. Örneğin, 17.09.2019 tarihli ve ███████-824 E., ████████ K. ile 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., ████████ K. sayılı kararlarında, davalının cevap süresi içinde sunmadığı itirazların dikkate alınamayacağı belirtilmiştir.
İtirazın iptali davası, genel hükümler çerçevesinde değerlendirildiğinden ispat yükü de normal bir alacak davasındaki kurallara tabidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesine göre, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran taraf, bu vakıayı ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, bazı durumlarda ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçebilir. Örneğin, davalı borcunu ödediğini iddia ediyorsa, bu durumu kanıtlamak zorundadır. Davacı ve davalı, iddia ve savunmalarını HMK hükümlerine uygun şekilde ispat etmekle yükümlüdür. Yargılama sonunda mahkeme, davanın kabulü veya reddine karar verebilir; ancak bu karar aynı zamanda icra takibinin iptali veya devamı sonucunu da doğuracaktır.
İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Bu davada, sadece alacağın miktarı değil, alacağın kaynağı da önem taşır. Davanın konusu icra takibine konu edilen alacak olup, bu alacağın hukuki dayanağı ve geçerliliği de yargılama sürecinde incelenir.
Davacı .... Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, davalı ... Tic. Sanayi A.Ş. aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan işbu davada; davacı, davalıya emaye ürünlerin kaplama malzemeleri ve yarı işlenmiş ham madde satışı yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD bazlı olduğunu, fatura bedellerinin USD cinsinden düzenlendiğini, davalının ödemeleri Türk Lirası olarak yaptığını ancak ödeme günündeki kur üzerinden USD cari hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, bu şekilde hesaplandığında davalının 155.091,55 USD borcu bulunduğunu iddia etmiştir.
Davalı ise, fatura bedellerinin ödendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin TL bazlı olduğunu, tüm ödemelerin TL üzerinden yapıldığını, davacının kestiği kur farkı faturalarını kabul etmediklerini, iade faturası düzenlediklerini, davacıya herhangi bir borçları bulunmadığını savunmuştur.
Davacının ticari defterlerinde davalı cari hesabının hem TL hem de USD bazında takip edildiği, icra takip tarihinde davacının davalıdan 3.618.009,88 TL (155.091,55 USD) alacaklı gözüktüğü, ancak davacının bazı TL işlemleri USD'ye çevirmediği tespit edilmiş, bu düzeltme sonrasında alacağın 141.783,10 USD olması gerektiği hesaplanmıştır.
Davalının ticari defterlerinde ise cari hesabın sadece TL olarak tutulduğu, icra takip tarihinde davalının davacıya borçlu olmadığı, aksine davacıdan 161,49 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki 3.618.171,37 TL ihtilafın, davacının kestiği kur farkı faturalarının davalı tarafından kabul edilmeyip iade faturası kesilmesinden kaynaklandığı belirlenmiştir.
Davacının davalıya gönderdiği e-mail ile verilen fiyat tekliflerinde ürün fiyatlarının USD cinsinden belirtildiği ve ödemenin USD olarak yapılacağının ifade edildiği, ancak davalının bu maillere açık onay verdiğine dair cevabi e-mail bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, 04.01.2023 tarihinden sonra tarafların ticari ilişkisinin Şubat 2024'e kadar devam ettiği, davacının kestiği faturaların USD cinsinden düzenlendiği görülmüştür.
Bilirkişi raporu, taraflar arasında döviz bazlı/kur farklı ticari ilişki olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmiş ve üç seçenekli hesaplama sunmuştur:
- Kur farklı ilişki yoksa
: Davacının alacağı yok
- Kur farklı ilişki var ancak çekler alındığı tarihteki kurdan hesaplanırsa: 49.598,17 USD alacak
- Kur farklı ilişki var ve çekler vade tarihindeki kurdan hesaplanırsa: 141.783,10 USD alacak olduğu belirtilmiştir.
Davacının davalıya gönderdiği e-mail ile fiyat tekliflerinde ürün fiyatlarının USD cinsinden belirtildiği, ödeme şeklinin USD olarak ifade edildiği, davacının kestiği faturaların USD cinsinden düzenlendiği ve fatura üzerinde hem TL hem de USD tutarlarının yer aldığı sabit olup, davalının bu fiyat tekliflerine itiraz etmeden ticari ilişkiyi sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Özellikle 08.01.2024 tarihli e-mailde "ödeme şeklinin USD (TL ödemelerde, ödeme gününden bir gün önceki TCMB kuru alınmaktadır)" şeklinde açık bir ifadenin yer aldığı, bu e-mail sonrasında da tarafların ticari ilişkisini sürdürdüğü görülmektedir. Davalının bu açık beyana karşı herhangi bir itirazda bulunmadan mal alımına devam etmesi, zımni kabul niteliğindedir.
Davalının savunmasında ileri sürdüğü TL bazlı mutabakat mektupları ise, VUK hükümleri gereği yasal zorunluluk olarak TL üzerinden düzenlenmesi gereken belgelerdir ve bu durum tek başına taraflar arasında USD bazlı ticari ilişki olmadığını göstermez. Nitekim davacının ticari defterlerinde de VUK gereği TL kayıt tutulmuş, ancak ayrıca USD bazlı cari hesap takibi yapılmıştır.
Bu nedenlerle, taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD bazlı/döviz cinsinden kurulduğu, fatura bedellerinin USD üzerinden belirlendiği ve ödemelerin de USD karşılığı olarak yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında döviz bazlı ticari ilişki bulunduğu kabul edildikten sonra, ikinci önemli husus çekle yapılan ödemelerde hangi kurun esas alınacağıdır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış içtihatlarına göre (10.02.2016 tarih, ██████████ E., █████████ K. ve 19.03.2019 tarih, █████████ E., █████████ K. sayılı kararları); çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden alacaklının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği kabul edilmektedir.
Çekin ödeme aracı olma niteliği, döviz cinsinden borçlarda kur farkı talebini sınırlandırmaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları uyarınca, Türk Lirası cinsinden düzenlenen çeklerle yapılan ödemelerde, çekin alındığı tarihteki kur esas alınmakta ve sonraki kur değişimleri nedeniyle kur farkı talep edilememektedir. Bu kural, çekin kabulünün, o andaki Türk Lirası tutarının kabulü anlamına geldiği düşüncesine dayanmaktadır.
İstisnai olarak, alacaklının çeki ihtirazı kayıtla kabul etmesi halinde, vade tarihindeki kur esas alınabilmektedir. Ancak bu durumun varlığı, yazılı delillerle ispatlanmalıdır.
Somut olayda, davacının davalıdan aldığı çekleri vadelerindeki kurdan USD'ye çevireceğine ilişkin ihtirazı kayıtla teslim aldığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Çekler TL olarak düzenlenmiş ve davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan kabul edilmiştir.
Bu durumda, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, çekle yapılan ödemelerin çekin alındığı tarihteki TCMB döviz satış kuru üzerinden USD'ye çevrilerek davalının borcundan mahsup edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi raporunda bu yöntemle yapılan hesaplamada, icra takip tarihinde davacının davalıdan 49.598,17 USD alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davalı, davacının kestiği 31.12.2023 tarihli 2.151.611,77 TL bedelli kur farkı faturasına karşı 26.01.2024 tarihinde geriye dönük olarak 31.12.2023 tarihli iade faturası düzenlemiştir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, bu iade faturası süresinden sonra ve geriye dönük olarak düzenlenmiştir.
Diğer kur farkı faturalarına ise davalı tarafından süresi içinde iade faturası düzenlenmiştir.
Ancak yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasında USD bazlı ticari ilişki bulunduğu ve çekle yapılan ödemelerin çekin alındığı tarihteki kurdan hesaplanması gerektiği kabul edildiğinden, davacının ayrıca kur farkı faturası kesmesine gerek bulunmamaktadır. Zira alacak miktarı doğrudan USD cinsinden hesaplanacak ve TL ödemeler çekin alındığı tarihteki kurdan USD'ye çevrilerek mahsup edilecektir.
Bu nedenle, davalının kestiği iade faturalarının süresinde olup olmadığının hüküm sonucuna etkisi bulunmamaktadır.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Davacı ile davalı arasında,davacı tarafından davalıya hammadde satılması şeklinde bir ticari ilişkinin olduğu, ancak taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir anlaşma ve/veya cari hesap sözleşmesi olmadığı,davalı tarafından alınan mal karşılığının Türk Lirası olarak çek ile yapıldığı, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD para birimi üzerinden yapıldığı,davacı yabancı para cinsi üzerinden yapılan ticaret sonucu ödemesini çek ile aldığından kur farkı alacağı olmamakla birlikte yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda, çekle yapılan ödemelerin çekin alındığı tarihteki TCMB döviz satış kuru üzerinden USD'ye çevrilerek davalının borcundan mahsup edilmesi gerektiği ,bilirkişi raporunda bu yöntemle yapılan hesaplamada, icra takip tarihinde davacının davalıdan 49.598,17 USD alacaklı olduğu,bu nedenle davanın kısmen kabulü ile,davalının Bakırköy ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 49.598,17 USD yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği,davalı,icra takibine girişmekte davacının kötüniyetli olduğunu ispat edemedeğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 49.598,17 USD yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
2-Davacının,fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 339.285,20.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
5-Alınması gerekli 118.813,53 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 65.996,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 52.817,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
6-Davacı tarafından ödenen 427,60 TL Başvurma Harcı, 65.996,30 TL Peşin harç ve 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 66.484,70-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 11 tebligat + posta ücreti 361,00.-TL bir bilirkişi ücreti 20.000,00 TL olmak üzere toplam 20.321,00 TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.511,43 davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 261.505,98- TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 520.943,25- TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
10-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 900,00 TL x 2 saat= 1.800,00 TL) X 2 = 3.600,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.151,28 TL'sinin davalıdan, 2.448,72 TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı█████/2025
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!