Büyük seramik şirketinin, bayisi ve akraba ilişkili diğer davalıların muvazaalı işlemlerle malvarlığı kaçırarak alacak tahsilini engellediği iddiasıyla başlattığı, 25 milyon TL üzeri ticari alacağın müştereken ve müteselsilen tahsili ile ihtiyati haciz talep eden dava.
Özet: Davacı şirket, eski bölge bayisi olan davalı şirket ve onunla organik bağ içinde bulunan diğer davalı şirket ile gerçek kişilerin, davalı bayinin kendisine olan 25 milyon TLyi aşkın borcunu ödememek amacıyla muvazaalı işlemlerle malvarlığını kaçırdığını, sahte hacizler oluşturduğunu, çekleri karşılıksız bıraktığını ve icra takiplerine seçici itirazlarla davacının alacak tahsilini engellediğini ileri sürerek, davalıların müteselsilen 1 milyon TL alacak ve avans faizi ile yargılama giderlerini ödemesine hükmedilmesini ve davalıların malvarlıkları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:
Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2021 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin, seramik, teknik porselen ve karo üretimi faaliyeti, elliye yakın sayıda ülkeye ihracatı ve istihdam ettiği yüzlerce kişiyle -sektöründe- Avrupa’nın dahi önde gelen kuruluşları arasında yer alan, ülkemizin önemli sanayi kuruluşlarından olduğunu, davalılardan ... Yapı Ürünleri’nin müvekkili şirketin 1. bölge bayisi olduğunu, ticari ilişkide müvekkili şirkete borçlanan bu şirket olup, aynı zamanda diğer davalılarca malvarlığı eksiltilen şirket olduğunu, davalılardan ... Yapı Malzemeleri’nin, davalıların ...’yu haksız surette borçlandırarak malvarlığını kaçırdığı şirket olup, davalı gerçek kişilerin tümünün bu şirkette hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı ...’nun müvekkili şirkete 25.000.000,00 TL’yi aşkın miktarda borcu bulunduğunu, davalının bu borcun karşılığı olarak müvekkili şirkete ekli delil listede suretlerini sundukları muhtelif miktar ve keşide tarihli çekleri verdiğini, çeklerin gününde muhatap bankaya ibraz olunduğunu ancak hesap bakiyesi yeterli olmadığından karşılıksız kalan çeklere 06.08.2018 tarihinde “karşılıksızdır şerhi” yazdırıldığını, bu sırada borçlunun 04 ve 05 Ağustos 2018 günü; Bilecik İli, ... İlçesindeki deposundan ve İstanbul, Esenyurt’taki deposundan mal kaçırdığını, mallarını başkaca kişi ve şirketlere ait depolara gönderdiğini, yine 06.08.2018 ve 07.08.2018 tarihlerinde fiktif olarak borçlandığı icra dosyası alacaklıları tarafından bu depolarda hacizler yapıldığını, İstanbul .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı dosyasında görülen dava neticesinde müvekkili şirketin iddialarının haklılığına ve sonuçta davasının kabulüne karar verildiğini, davalı ... Yapı’nın alacaklı olduğunu iddia ettiği bedel ve taraflar arasındaki ticari ilişki muvazaalı olup izaha muhtaç olduğunu, davalı ...’nun, hakkında yapılan icra takiplerine itiraz etmediğini, davalı ...’nun, diğer davalı ... Yapı tarafından yapılan icra takibine itiraz etmediğini, takibin bir an önce kesinleşmesini sağladığını, aynı davalıların/borçluların (... ve ...’ın) müvekkili şirketçe İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından “kambiyo yoluna dayalı” takibe dahi itiraz etmekten geri kalmadıklarını, müvekkili şirketçe yapılan kambiyo yoluna dayalı takibe itiraz ederken, organik bağ içinde bulundukları ... Yapı tarafından yapılan “ilamsız takibe” itiraz etmemiş olmalarının; davalı/borçlu ... ve ... ile davalı/alacaklı ... Yapı arasındaki muvazaanın açık ispatı olduğunu, ... Yapı tarafından yapılan icra takiplerinde ödeme emirleri borçlu şirketin daimi çalışanına tebliğ edilebilirken, müvekkili şirketin alacaklı olduğu dosyadan yapılan tebligatların bila tebliğ iade döndüğünü, sonuç olarak aralarında akrabalık, iş ortaklığı olan, aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerin ve bu şirketlerin (hatta baba- oğul, ağabey- kardeş, eş, amca- yeğen kadar yakın) akraba olan hissedar ve yetkililerinin, aralarındaki muvazaalı ve danışıklı işlemlerle; müvekkili şirketin davalı ... hakkında yapmış olduğu icra takiplerinde davalı ...’dan olan alacağının tahsilini imkansız kılmak, alacaklısını zarara uğratmak için malvarlığını eksilttiklerinin ortada olduğunu, birlikte hareket eden davalıların, müvekkili şirketin alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, neticeten; davanın kabulü, davalı ... hakkında başlatmış oldukları icra takip ve davaları halen devam etmekte olup, bu takiplerden ne miktarda tahsilat yapılacağı ve müvekkili şirketin ne kadar bakiye alacağı kaldığı / kalacağı bu aşamada bilinemediğinden, HMK m. 107. gereğince “belirsiz alacak davası” olarak ikame edilen işbu davada bedel artırım talepleri ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak üzere, öncelikle dava kesinleşinceye kadar, davalıların işbu dava ile talep ettikleri alacağı karşılayacak miktarda taşınır, taşınmaz malvarlığına, banka hesaplarına -mevcut delil durumu itibarı ile teminatsız olarak, Sn. Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde uygun görülecek teminat mukabilinde- ihtiyati haciz konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 1.000.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen, işleyecek avans kredi faizi ile tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı ... Yapı Ürünleri Ticaret Limited Şirketi vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Dava dilekçesinin HMK’da belirlenen zorunlu unsurları taşımadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde müvekkili şirketlerin vergi kimlik numarasının bile yazılmadığını, müvekkili şirketin vergi kimlik numarasına erişmenin oldukça basit bir araştırma ile kolayca elde edilebilecek bir bilgi olduğunu, ayrıca davacının hangi delilinin hangi iddiasını ispatladığını da belirtmemiş olduğunu ve soyut iddialarda bulunduğunu, davacı tarafın huzurdaki davaya konu talepleri ... A.Ş.’nin müvekkiline karşı giriştiği icra takiplerinin muhteviyatını teşkil eden borçlanmaya ilişkin olup davacı tarafından müvekkiline karşı sair icra takipleri başlatılmış olup yine uyuşmazlığa ilişkin hukuk davalarının devam ettiğini, davacı tarafın, huzurdaki dava ile talep etmiş olduğu alacak taleplerini ... A.Ş. tarafından muvazaalı icra takiplerine girişildiği iddiasına dayandırdığını, sayın mahkemenin de takdir edeceği üzere müvekkili ... Yapı Ürünleri kendi kendine icra takibi başlatamayacağı gibi kendisine yönelen icra takiplerinin ise müvekkilinin iradesi dışında olduğunu, müvekkili şirket ve diğer davalı şirket yetkililerinin kardeş olmalarından hareketle hayatın olağan akışına uygun birtakım olayları mesnetsiz ve kurgu iddialarla adeta ortada hukuka aykırı bir usulsüzlük varmış gibi aksettirerek senaryolar yazdığını, somut olayda davacının bayisi olan müvekkili şirketten alacakları sair icra dosyaları ile takibe konulmuş olup gerek alacak kalemlerine ilişkin hukuk davalarının gerek icra süreçlerinin devam ettiğini, müvekkili ...’ın, hâlihazırda tek ortağı olduğu ... Yapı Ürünleri ile ticari faaliyetlerine devam ederken piyasa güvenilirliği ve dürüst ticari ahlaka sahip olması dolayısıyla birçok firmanın bayiliğini yapmış olduğunu ve adeta sektörün birlikte iş yapmak için aranan ismi olduğunu, .... grubu ile 90'lı yıllarda yapılan bayilik anlaşmasının bu durumun örneklerinden yalnızca biri olduğunu, ilerleyen süreçte ... ile davacı ... arasında 2012 yılında yapılan bayilik sözleşmesi gereğince ...'in 1. bölge bayisi olduğunu, yine önemle belirtmek gerekir ki ticari faaliyetlerini başarıyla yürüten müvekkili ...’nun, davacı ...'in en büyük bayisi haline geldiğini, müvekkili şirket piyasadaki birçok şirketle iş yaptığı gibi ... A.Ş. ile de mal alım satım ilişkisinde bulunduğunu ve aralarında çeşitli borç ilişkileri doğduğunu, müvekkilinin bayilik ilişkisi içinde olduğu ...'e gerek ticari menfaati gerek dürüst tacirliğinden kaynaklı olarak birçok iş ve işlemde kendisine yönelik talepleri yerine getirdiğini, ... Yapı’nın inşaat sektörü ile yakın ilişki içinde bir şirket olarak bayilik ilişkisinin ilk yıllarında inşaat sektörünün içinde bulunduğu olumlu havanın, dahası ...'in 1. bölge bayiliğinin yanında İzmir (Ege Bölgesi Çanakkale’den Fethiye'ye kadar olan tüm Ege illeri) bayiliğini de üstlenmesinin getirdiği finansal genişlemenin getirdiği nakit sıkıntısını aşabilmek amacıyla ...bank’tan bir kısım kredi çektiğini, ancak İzmir Bayiliğine davacı firma tarafından yönlendirilmesine rağmen davacı firma tarafından gerekli desteğin sağlanmadığını, işbu sebeple bir takım ekonomik sıkıntılara girilmeye başlandığını, bu sebeple ...bank’tan 20.000.000 TL'ye yakın kredi çekildiğini, bu krediye ... A.Ş.’nin kefil olduğunu, ancak ödemelerde güçlük çekilmesinin ardından bir kısım krediler çekildiğini, ... A.Ş. ile İstanbul ili ... ilçesi ... ada 6 parselde bulunan arsaya finansal kiralama sözleşmesi ile 21.03.2016 tarihinde kredi çekildiğini, çekilen bu kredi sözleşmesine ... A.Ş.’nin kefil sıfatıyla imza attığını, ancak kredi geri ödemelerinde sorunlar yaşanmaya başlandığını, bunun üzerine ... Yapı tarafından haciz riskiyle karşılaşılmaması adına ... A.Ş. ile İstanbul ili, ... ilçesi, ... ada, 6 parselde bulunan arsa finansal kiralama sözleşmesi al-sat yöntemi ile 21.03.2016 tarihinde kredi çekildiğini, işbu kredinin büyük kısmının ... şirketi hesaplarına gönderildiğini ve ...bank'dan çekilen kredinin kapatıldığını, sonrasında ise ...’nun ... A.Ş.’ye 23.07.2017 tarihinde 69 adet 154.000,00 TL bedelli senet düzenlediğini, müvekkili ...’ın ticari olarak sıkıntıya düşmesinin ardından ... A.Ş.'ye karşı ödemelerini yapamadığını, ... A.Ş. tarafından başlatılan icra takipleri kapsamında ise müvekkilinin evine dahi hacze gidilerek eşyalarının haczedildiğini, müvekkili ...’ın yarım asıra yaklaşan ticari hayatında bankalarla da yoğun olarak iş yapmakta olduğunu ve piyasada iş yaptığı firmalara çek keşide ederek faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin cari hesapları incelendiğinde iş bu durumun açıkça tespit edileceğini, müvekkilinin ticari sicili gayet temiz olup bütün çek ve senetlerini vadesinde ödediğini, yeri geldiğinde davacı .... firmasının bankalardan kredi çekebilmek için müvekkili şirketten 30.000.000 TL değerinde çek istediğini ve işbu çeklerin güven ilişkisi içeresinde düzenlenerek verilmiş olduğunu, sonrasında bir kısmı davacı tarafından iade edilmesine rağmen bir kısmı iade edilmemiş olup icra takibine konu edildiğini, neticeten; öncelikle davanın usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine ve tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafın gerçek dışı iddiaları ve gerçeklikten uzak tespitler yapılarak hazırlanmış olan bilirkişi raporunun etkisinde kalarak verilmiş olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulmuş olduğunu ve yargılamanın henüz tamamlanmadığını, zira görülmekte olan tasarrufun iptali davasının sonucu işbu davanın sonucunu etkileyeceğinden; bekletici mesele yapılarak tasarrufun iptali davasının kesinleşmiş sonucuna göre karar vermek gerektiğini, huzurdaki uyuşmazlığa konu alacak bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, diğer davalı ... Yapı’nın davacı ... 2010 yılından beri 1. Bölge Bayisi olduğunu, davacı ... iddia ettiği alacağa dayanak gösterilen çeklerin bahsi geçen tarafların aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklandığını, müvekkili şirketin bu ticari ilişki ile herhangi bir bağlantısı bulunmamakla birlikte bu ticari ilişki hakkında herhangi bir bilgisinin de bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete de yönlendirilen bu davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin diğer davalı ... ile arasındaki ticari ilişkinin muvazaalı olduğu ve aralarında organik bağ olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalı ... Yapı tarafından finansal kiralama sözleşmesi ile İstanbul ili ... ilçesi ... ada 6 parselde bulunan arsanın al-sat yöntemi ile 21.03.2016 tarihinde kredi çekildiğini, çekilen işbu kredi sözleşmesine müvekkili şirketin "kefil sıfatıyla" imza attığını, ancak diğer davalı ... Yapı’nın kredi ödemelerini gerçekleştirmediğini, borcun ödenmemesi nedeni ile ...bank tarafından müvekkili şirketten kefillik sıfatına istinaden ödeme talep edildiğini, müvekkili şirketin de kefillik sıfatının gereği olarak ilgili bankaya 11.733.000,00-TL ödeme gerçekleştirdiğini, müvekkil şirketin, yaptığı ödeme sonrasında, rücu hakkına dayanarak ... Yapı’dan 23.07.2017 tarihinde 69 adet 154.000,00-TL bedelli şekilde düzenlenmiş senetler alarak alacaklı sıfatını haiz olduğunu, müvekkili şirketin, alacak hakkına dayanak oluşturan senetlerden ödemesi gerçekleştirilmemiş olanlar için oluşan cari hesap alacağını 26.07.2018 tarihinde 5.000.000,00-TL ilamsız takip ve 23.02.2018 tarihinde de senet alacakları için kambiyo senedine özgü takip başlattığını, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyaları kapsamında müvekkili şirketin alacaklı konumunda olduğunu, neticeten; öncelikle huzurdaki davanın bekletici mesele yapılmasına ve husumet itirazlarına istinaden husumet yönünden reddine, haksız ve mesnetsiz ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının iddiasının aksine gerek müvekkili gerekse de diğer davalılar lehine davacının 20.02.2017 tarihli bayilik sözleşmesinden doğacak alacaklarına kavuşmasını engelleyici herhangi bir menfaat iktisap edilmediğini, müvekkilinin 1. Derece kan hısımı olan ...’ın sahibi olduğu ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nin 2015 yılı sonu, 2016 yılı başında yaşadığı kredi borçlarına bağlı yaşadığı likit sıkışıklığını gidermek için ilgili dönemde diğer Davalı ... ve ...’ın yönetim kurulu üyesi bulunduğu ve finansal olarak güçlü bir şirket olan ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş.’den, ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’ne finansman desteği sağladığını, müvekkilinin ve kardeşi diğer Davalı ...'ın abileri ...’ın sahibi olduğu ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’ne , ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş.'nin sağlamış olduğu işbu finansman desteğinin doğru yerlerde kullanılması ve bu durumun gözetim ve denetimini sağlayabilmek adına 02.06.2016 ila 22.12.2016 tarihleri arasında ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.'ne ortak olduğunu, müvekkilinin belirtilen tarihlerden sonra doğrudan ya da dolaylı bir biçimde ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti. ile herhangi bir ilişkisi olmadığını, işbu beyanlarının diğer davalılar ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş. ve ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde birebir örtüştüğünün tespit edilebileceğini, bir başka söylemle müvekkilinin, ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’ne ortağı olduğu dönemin ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş. üzerinden ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’ne sağlanan finansman desteğinin verildiği dönem olduğunu, bununla birlikte gerek ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş. gerekse de ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti. üzerinden müvekkili lehine her iki şirketinde alacaklılarını zarara uğratma kastıyla herhangi bir finansal işlem yapılmadığı da yine her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde sübuta ereceğini, bu nedenlerle davacının ikame etmiş olduğu işbu dava ile ilgili husumet itirazlarının bulunduğunu, bu nedenle işbu davanın müvekkili açısından husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının işbu davasının esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekâletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili hakkında açılan davanın haksız olduğunu, öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini aksi halde ise esastan reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı ... üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Öncelikle davanın husumet yönünden reddine, aksi halde davanın haksız ve mesnetsiz olması sebebiyle reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, işbu dava ile ilgili davalı müvekkilleri açısından husumet yokluğu nedeniyle reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, davalılardan ... firmasına ait borçtan dolayı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak ve organik bağ nedeniyle bu borçtan diğer davalılarında sorumlu tutularak bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ..,...,...,.... tarafından mahkememize sunulan █████/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ;Dava konusunun, davacının, davalı ... şirketi ile olan bayilik sözleşmesi dolayısıyla oluşan belirsiz alacağının davalılardan müştereken tahsili talebinden ibaret olduğu, davacının 2020 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı ancak 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nden 8.380.317,04 TL, 31.12.2019 tarihi itibariyle 23.958.425,55 TL, dava tarihi(25.11.2021) itibariyle 19.322.232,09 TL alacaklı olduğu, davalı ... Yapı Malzemeleri Tic. Ve San. A.Ş.’nin 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu ancak 2010, 2011 ve 2018 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, davalının ticari defterlerine göre; 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nden 3.380.109,53 TL, 31.12.2019 tarihi itibariyle 3.147.662,49 TL alacaklı olduğu, davalı ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nin 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu ancak 2020, 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, davalının ticari defterlerine göre; 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı ... Yapı Malzemeleri Tic. Ve San. A.Ş.’ne 3.380.109,53 TL, 31.12.2019 tarihi itibariyle 3.147.662,49 TL borçlu olduğu, ... Şirketinin tek ortağı ve kanuni temsilcisi olan ...'ın 2015 yılında ... Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olduğu, ... Şirketinin eski ortaklarından ...'ın ... Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğu, ... Şirketinin eski ortaklarından ...'ın ... Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu üyesi olduğu, 2017 yılında ... Yapı A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen ...'ın ... Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın oğlu olduğu, Yönetim Kurulu üyeliğine de ...'ın yeğeni ...'ın seçildiği, davalı şirketler arasındaki cari ilişkide muvazaalı işlemlerin olup olmadığı hususunda takdir Mahkemenin olmak üzere davalı şirket yetkililerinin akrabalık bağı bulunduğu, davalı şirketlerin cari kayıtları ve belgelerine göre davalı ... Yapı’nın davalı ...’ya finansal ve kefalet desteğinde bulunduğu, davacı ... dava tarihi itibariyle cari alacağı tespit edilememekle birlikte davalı ... şirketinden almış olduğu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle dava tarihi itibariyle davalı yandan 11.940.000,00 TL alacaklı olduğu, organik bağın tespiti için gerek doktrin gerekse Yargıtay kararlarında aranan ve rapor içerisinde belirtilen kriterler (ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler vb.) karşısında, somut uyuşmazlıkta davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..,...,...,.... tarafından mahkememize sunulan █████/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ;
Davacının Mali İtirazları Yönünden;
Davacı ... 2020 ticari defterlerinin de lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı ... dava tarihi itibariyle dava konusu çekler haricindeki cari alacağının mevcut bilgi ve belgeler ile tespitinin mümkün olmadığı, davacının hukuki itirazları yönünden; organik bağ kavramında sadece diğer şirketin sorumluluğuna gidilebilirken, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında hem diğer şirkete hem de o şirketin ortaklarının sorumluluğuna gidilebildiği, şu halde somut uyuşmazlıkta Sayın Mahkemece Davalı şirketler arasında “organik bağ” bulunduğunun kabul edilmesi halinde gerçek kişi Davalılar’ın sorumluluğuna başvurulamayacağı,
Davalıların Hukuki İtirazları Yönünden;
-Kök Raporda sadece akrabalık bağı nazara alınmamış olup, aksine akrabalık bağının yanı sıra yani akrabalık bağına ek olarak davalı ... Yapı’nın davalı ...’ya finansal destek ve kefalet desteğinde bulunduğunun da değerlendirildiğini, Yargıtay HGK’nun ███████-808 E., ████████ K. sayılı kararında organik bağın tespitine yönelik muvazaalı işlemlerin yanı sıra (şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri) başkaca örnekler de verildiğini, bir başka deyişle, muvazaalı işlemlerin, organik bağın tespitinde nazara alınabilecek kıstaslardan yalnızca birisi olduğunu, kaldı ki bahse konu Yargıtay kararına göre somut olayın özelliklerinin de ayrıca dikkate alınması gerektiğini, Öz kaynak yetersizliği, malvarlıklarının veya alanlarının birbirine karışması ve yabancı yönetim hallerinin “tüzel kişilik perdesinin aralanması/kaldırılması”na ilişkin kıstaslar olup, “organik bağ”ın varlığına ilişkin kıstasların ise (tahdidi değil, tadadi şekilde) Yargıtay içtihatları ile ortaya konduğunu, Yargıtay’ın bu kıstaslardan üç dört tanesinin aynı olayda bulunmasını genellikle “organik bağ”ın ispatı açısından yeterli gördüğünü, Yargıtay içtihatlarının incelenmesinden, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması koşullarının oluşmadığı durumlarda “organik bağ” kavramından yararlanıldığının görüldüğünü, bu konuda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca ticaret şirketleri, tüzel kişilikle donatılmış yapılardır ve kanunda öngörülen istisnalar dışında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilme ve borç üstlenebilme ehliyetine sahiptirler. Ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe sahip olmalarının doğal sonucu olarak, şirket malvarlığı —aktif ve pasifiyle birlikte— istisnai haller dışında, tamamen tüzel kişiye ait bulunan bağımsız bir ekonomik varlık niteliği taşır (Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/ Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul, 2019, s.105).
Tüzel kişiliğin malvarlığının, onu oluşturan kişilerin malvarlığından ayrı, kendine özgü ve belirli bir amaç birliğine bağlı olarak yapılandırılması gerekmektedir. Bu temel ayırım ilkesi, doktrinde “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı” ilkesi olarak ifade edilmektedir (Antalya, Gökhan: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi, Erol Ulusoy (Ed.), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, İstanbul, 2008, s.146). Bu ayrılık ilkesinin bir gereği olarak, tüzel kişilik çatısı altında birleşen gerçek veya tüzel kişiler, kural olarak oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu tutulmazlar.
Bununla birlikte, tüzel kişi—ortak ilişkisini mutlak ve değişmez bir ayrılık olarak kabul etmek, bazı hallerde hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı sonuçların doğmasına sebiyet verebilmektedir. Öğreti ve yargı uygulaması, borç ve sorumluluktan kaçınmak amacıyla tüzel kişiliğin bir araç gibi kullanıldığı durumlarda, tüzel kişi ile onu oluşturan kişiler arasındaki bu ayrılığın kaldırılıp ortakların sorumluluğuna gidilebileceğini kabul etmektedir (Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, C. I, Ankara, 2011, s. 468). Bu istisnai mekanizma, doktrinde ve uygulamada “tüzel kişilik perdesinin aralanması” kavramıyla adlandırılmaktadır.
Hukuk düzeninin dolanılması, kanuna karşı hile teşkil edecek biçimde ayrı tüzel kişilik görünümünün kötüye kullanılması, sözleşmesel yükümlülüklerin ihlali veya üçüncü kişilere zarar verilip bu sorumluluğun tüzel kişilik perdesinin ardına sığınılarak bertaraf edilmeye çalışılması; dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılmasını yasaklayan TMK m. 2’ye açıkça aykırıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu nedenle, TMK m. 2/2 uyarınca hakkın kötüye kullanılması mevcutsa, tüzel kişilik perdesi kaldırılarak arka planda yer alan gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilmesi zorunlu hâle gelir (Sağlam, İpek: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanmasına Genel Bir Bakış, ITHS, İstanbul, 2008, s.146). Bir başka ifadeyle, tüzel kişiye tanınan bağımsız hukuki varlık niteliği; ancak bu kişiliğin dürüstlük kuralına uygun biçimde işletilmesi hâlinde geçerlidir. Tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hâlinde perde aralanarak gerçek olgulara göre sonuca ulaşılması gerekir (Battal, Ahmet, Yargıtay Dergisi, C.24, 1998, s.659).
Öğretiye ve uygulamaya göre tüzel kişilik perdesinin aralanması; belirli şartların varlığında, malvarlığının bağımsızlığı ilkesine istisna oluşturur şekilde, tüzel kişilik perdesinin ardındaki gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulması anlamına gelir. Bu teori yalnız ticaret hukukuna özgü olmayıp, iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku gibi birçok alanda da kabul görmüş ve hatta 6183 sayılı Kanun ile 5941 sayılı Çek Kanunu gibi düzenlemelerde kamu yararı gözetilerek açık normlar hâlinde yer almıştır. Bu tür hâllerde perde aralanması ayrıca tartışma gerektirmez. Keza muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda perde aralanması teorisine başvurulmaksızın da sorumluluk tesis edilebilir (Akıncı, Şahin, Selçuk ÜHF Dergisi, C.27, S.3, 2019, s.653).
Bununla birlikte, doktrin ve yargı uygulamasında özellikle vurgulandığı gibi, malvarlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan “perdenin aralanması” ancak çok sınırlı ve istisnai durumlarda başvurulabilecek nitelikte bir teoridir. Teori ihtiyatla uygulanmalı; dar yorumlanmalı ve ancak tüzel kişiliğin arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, üçüncü kişilerin zarar gördüğü ve sorumluluğun tesisine başka bir hukuki imkânın bulunmadığı hâllerde kullanılmalıdır. Zira perdenin aralanması, ortakların şirket borçlarından sorumlu tutulmaması şeklindeki temel ilkenin ve sermaye şirketlerinin yalnızca malvarlıklarıyla sorumlu olması ilkesinin istisnasını oluşturmaktadır (Çamoğlu, Ersin, BATİDER, C.32, S.2, 2016, s.12).
Tüzel kişilik perdesinin aralanması değerlendirilirken, her somut olay özelinde TMK m. 2’deki dürüstlük kuralı çerçevesinde tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişilik normlarının dışına çıkılıp çıkılmadığı titizlikle incelenmelidir. Doktrinde özellikle; ortakların ve şirketin işlem alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karıştırılması, şirketin yetersiz sermaye ile faaliyetini sürdürmesi, şirket malvarlığı ile ortak malvarlığı arasında sınırların fiilen ortadan kalkması ve şirket tüzel kişiliğinin bilerek üçüncü kişileri zarara uğratmak amacıyla kullanılması hâllerinde perdenin aralanması gerektiği belirtilmektedir (Öztek/ Memiş, ITHS, 2008, s.205 vd.; Akıncı, s.662).
Öğretide ve uygulamada perdenin aralanmasının üç temel görünüm biçimi bulunduğu kabul edilmektedir. Birinci tür, “perdenin düz aralanması” olup şirket borcundan dolayı ortakların sorumluluğuna gidilmesini ifade eder. İkinci tür, “perdenin ters aralanması” olup ortağın şahsi borcundan dolayı şirketin sorumluluğuna gidilmesidir. Üçüncü tür ise somut uyuşmazlık açısından önem taşıyan “perdenin çapraz aralanmasıdır”. Bu durumda borçlu şirketin yanı sıra aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilir (Öztek/Memiş, s.199). Çapraz aralanma, holding veya grup şirketlerinde yer alan kardeş şirketler arasında da uygulanmaktadır (Tekinalp, Gülören/Tekinalp, Ünal, 1995, s.399).
Perdenin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler bakımından gündeme geldiğinden, ana şirket–kardeş şirket–ortaklar arasındaki örgütsel ve ekonomik ilişkinin ayrıntılı şekilde ortaya konulması önemlidir. Özellikle bu şirketlerin ekonomik anlamda gerçekten bağımsız olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Zira çapraz aralanmanın uygulanabilmesi için, gerçekte tek bir iktisadi işletmenin farklı faaliyetleri için görünüşte bağımsız tüzel kişiliklerin oluşturulmuş olması gerekmektedir. Hukuken ayrı görünen şirketler, özde aynı iktisadi bütünün parçalarıdır; alacaklılardan mal kaçırmak veya sorumluluktan kaçmak amacıyla farklı tüzel kişilikler şeklinde yapılandırılmışlardır. Üretim, pazarlama veya ihracat faaliyetlerinin birbirini tamamlar nitelikte olması, bu şirketlerin aynı iktisadi işletmeye hizmet ettiğini göstermektedir (Öztek/Memiş, s.209).
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına yakın nitelikte bir kavram da “organik bağ”dır. Organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borcundan dolayı diğerinin sorumluluğuna gidilmesi söz konusu olabilir. Organik bağın hukuki temeli de TMK m. 2’deki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmasını yasaklayan ilkedir (Öztek/Memiş, s.210). Bununla birlikte organik bağ, perdenin aralanmasından daha geniş bir kavram olmakla birlikte tek başına perde aralanmasını gerektirmez. Perdenin aralanabilmesi için ayrıca kötü niyetli işlemlerle alacaklıdan mal kaçırıldığı ve gerçek borçlu şirketten tahsil imkânının ortadan kaldırıldığı somut delillerle ispat edilmelidir.
Şirketler arasında organik bağın varlığı; şirket adreslerinin örtüşmesi, ortaklık yapılarının veya yönetim organlarının benzerliği, temsilcilerin aynı kişiler olması, hisse devirleri, muvazaalı işlemler, faaliyet alanlarının kesişmesi gibi unsurlar gözetilerek belirlenebilir. Buna karşılık tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması ancak iki şirket arasındaki ilişkilerin o denli iç içe geçtiği, faaliyet alanı ve ortaklık yapısı bakımından öylesine birbirinin devamı görüntüsü verdiği hâllerde mümkündür ki; üçüncü kişiler nezdinde tek bir ekonomik bütünlük algısı doğar. Bu algıdan yararlanarak bir şirketin mali açıdan boşaltılması veya borca batık hâle getirilmesi, iş hacminin diğer şirkete kaydırılması gibi işlemler tam anlamıyla hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Organik bağ ile çapraz aralanma arasında benzerlikler mevcut olmakla birlikte ayrımlar da belirgindir. Organik bağ tespitinde; şirketlerin aynı holding bünyesinde bulunması, yöneticilerin aynı kişilerden oluşması, borç takibinden kaçınmak için hisselerin devredilmesi, muvazaalı işlemler veya benzer faaliyet yöntemleri önemli rol oynayabilirken; perdenin çapraz aralanması için özellikle alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının somut şekilde kanıtlanmış olması gerekir. En önemli fark ise şudur: Organik bağın varlığı hâlinde bir şirketin borçlarından dolayı diğerinin malvarlığına el atılabilirken; tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında borçlu şirketin yanında kardeş şirketin ve hatta talep hâlinde kardeş şirket ortaklarının malvarlıklarına kadar uzanan bir sorumluluk tesis edilebilir (Öztek/Memiş, s.210).
Görüldüğü üzere, farklı yönleri bulunsa da organik bağ ile çapraz perde aralanması kavramları birbirinin muadili değildir; aksine aynı somut olayda eş zamanlı olarak birlikte işletilerek sonuca ulaşılması mümkündür.
Yukarıda yapılan genel açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde;
Dava konusu, davacının davalı ... şirketi ile akdetmiş olduğu bayilik sözleşmesi çerçevesinde doğduğunu ileri sürdüğü belirsiz alacağın, davalılardan müştereken tahsili talebinden ibaret bulunmaktadır.
Davacının 2020 yılına ait ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşımadığı; buna karşılık 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliğinde kabul edilebileceği tespit edilmiştir.
Davacının ticari defterlerinde yer alan kayıtlara göre; davacı, 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nden 8.380.317,04 TL; 31.12.2019 tarihi itibariyle 23.958.425,55 TL; dava tarihi olan 25.11.2021 itibariyle ise 19.322.232,09 TL tutarında alacaklı görünmektedir.
Davalı ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş.’nin 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde olduğu; ancak 2010, 2011 ve 2018 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin lehine delil vasfı taşımadığı anlaşılmıştır.
Davalı ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş.’nin ticari defterlerine göre; şirket, 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nden 3.380.109,53 TL, 31.12.2019 tarihi itibariyle ise 3.147.662,49 TL tutarında alacaklıdır.
Davalı ... Yapı Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nin 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde olduğu; ancak 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde kabul edilemeyeceği tespit edilmiştir.
Davalı ...’nun ticari defterlerine göre; şirket, 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı ... Yapı Malzemeleri Tic. ve San. A.Ş.’ne 3.380.109,53 TL; 31.12.2019 tarihi itibariyle ise 3.147.662,49 TL borçlu görünmektedir.
... şirketinin tek ortağı ve kanuni temsilcisi olan ...’ın 2015 yılında ... Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı; ... şirketinin eski ortaklarından ...’ın ... Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğu; yine ... şirketinin eski ortaklarından ...’ın aynı şirketin Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldığı belirlenmiştir.
2017 yılında ... Yapı A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen ...’ın, ... şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı olan ...’ın oğlu olduğu; Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilen ...’ın ise ...’ın yeğeni olduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirketler yetkilileri arasında akrabalık ilişkileri bulunduğu, davalı şirketlerin ticari kayıtları ve ilgili belgeler incelendiğinde ... Yapı A.Ş.’nin ... şirketine finansal ve kefalet desteği sağladığının görüldüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafın dava tarihi itibariyle cari alacağının tam olarak tespitinin mümkün olmamakla birlikte; davacının davalı ... şirketinden aldığı çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle, dava tarihi itibariyle davalıdan 11.940.000,00 TL tutarında alacaklı olduğu belirlenmiştir.
Öğreti ve yargı uygulamasında “organik bağ” kavramı, esasen tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanıldığı durumlarda, borçlu şirketin (somut olayda ...’nun) borcundan, bu şirketle ekonomik, yapısal veya yönetsel bütünlük oluşturan diğer şirketlerin de sorumlu tutulabilmesine imkân veren bir değerlendirme aracı olarak ortaya çıkmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, her iki davalı şirket (... ve ... Yapı) arasında organik bağ bulunduğunu; davalı gerçek kişilerin tamamının ... Yapı’da hissedar veya yönetim kurulu üyesi sıfatıyla bulunduğunu; aralarında hem akrabalık hem iş ilişkisi olan ve aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerin, gerek şirketler gerekse bu şirketlerin akraba olan ortak ve yetkilileri aracılığıyla muvazaalı ve danışıklı işlemler gerçekleştirdiklerini; bu işlemlerle müvekkili şirketin ...’dan olan alacağının tahsilinin imkânsız hale getirilmeye çalışıldığını ileri sürmekte ve bu nedenle davalıların müvekkil şirketin alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini iddia etmektedir.
Her iki şirketin faaliyet alanlarına ilişkin yapılan incelemede, davalı şirketlerin faaliyet konularının büyük ölçüde örtüştüğü anlaşılmıştır. Şöyle ki; ...’nun ana sözleşmesine göre faaliyet konusunun “seramik, fayans, yer karosu, lavabo, tuvalet, banyo küveti, armatür, su bataryaları ile benzeri banyo ve mutfak aksesuarlarının alım satımı, ithalatı ve ihracatı ile ana sözleşmede belirtilen diğer işler” olduğu; ... Yapı’nın faaliyet konusunun ise “seramik, sağlık gereçleri, karo-seramik, fayans, vana, valf, armatür, fitting ürünler, demirdöküm mamulleri, plastik ve metal borular, radyatör, küvet, kiremit, tuğla ve benzeri inşaat ve tesisat malzemelerinin alım satımı, ithalatı ve ihracatı ile yine ana sözleşmesinde yer alan gayrimenkule ilişkin çeşitli tasarruf işlemleri ve diğer işler” olduğu görülmektedir. Bu faaliyet alanlarının içerik itibariyle aynı sektöre yöneldiği, ürün çeşitlerinin örtüştüğü ve ticari faaliyetlerin büyük ölçüde paralel olduğu tespit edilmiştir.
Şirketlerin ortaklık yapılarının incelenmesinde;
...’nın Ortaklık Yapısı
02.06.2016 tarihi itibariyle ...’nun ortaklık yapısının ... (%50), ... (%25) ve ... (%25) şeklinde olduğu,
22.12.2016 tarihinde ...’ın %25 hissesini ve ...’ın %25 hissesini ...’a devrettikleri, bugün itibariyle şirketin %100 hissesinin ...’ın mülkiyetinde bulunduğu anlaşılmıştır.
... Yapı’nın Ortaklık Yapısı
Sicil kayıtları incelendiğinde 2008 yılı itibariyle ... Yapı’nın ortaklarının ..., ..., ...,..., ..., ... ve ... olduğu görülmektedir.
Yönetim Kurulu ve Müdürlük İlişkileri
Her iki şirketin yönetim organlarına bakıldığında;
...’nun tek ortağı ve münferit temsil yetkisine sahip müdürü ...’ın, 2015 yılında üç yıllığına ... Yapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildiği,
...’nun eski ortaklarından ...’ın aynı tarihte ... Yapı’nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğu,
Yine ...’nun eski ortaklarından ...’ın ... Yapı’da Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldığı (TTSG 16.03.2015, S. 8779) görülmektedir.
2017 yılında (TTSG 05.09.2017, S. 9401) ... Yapı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen ...’ın, ...’nun Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın oğlu olduğu; Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilen ...’ın ise ...’ın yeğeni olduğu tespit edilmiştir.
Finansal ve Ticari İlişkiler
Bilirkişi kurulu tarafından yapılan tespitler sonucunda, davalı şirketlerin cari hesap kayıtları ve ilgili belgeler incelendiğinde, ... Yapı’nın ... şirketine finansal destek sağladığı ve kefalet desteğinde bulunduğu belirlenmiştir.
Organik bağın varlığına ilişkin doktrin ve Yargıtay uygulamasında aranan temel kriterler; şirketler arasında ortaklık yapılarının örtüşmesi, yönetim organlarının veya temsilcilerinin aynı kişilerden oluşması, faaliyet alanlarının benzer veya aynı olması, hisse devirlerinin aile içi yahut kontrol ilişkisini gösterir nitelikte olması, muvazaalı işlemlerin bulunması gibi unsurlardır.
Somut olayda;
Şirket ortaklarının büyük ölçüde aynı kişilerden oluşması,Yönetim organlarında aile bireylerinin görev alması,Faaliyet konularının aynı sektöre yönelmesi ve ürün çeşitlerinin örtüşmesi,Şirketler arasında yoğun mali ve ticari akışın bulunması,Kefalet ve finansman desteği gibi işlemlerin bir şirket lehine diğer şirket tarafından sağlanması,Şirket ortaklarının çoğunun birbiriyle yakın akrabalık ilişkisi içinde bulunması,dikkate alındığında, ... ile ... Yapı arasında güçlü bir ekonomik ve yönetsel bütünlüğü gösteren “organik bağ”ın mevcut olduğu anlaşıldığından belirsiz açılan bu davanın davalılar ... Yapı Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile ... Yapı Malzemeleri Pazarlama Tic.Ltd.Şti. Yönünden kabulüne,diğer davalıara ilişkin açılan davada ,gereçke kişi davalılar yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluştuğuna ilişkin bir delil sunulamadığından bi kişiler aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nederlerle;
1-Davacının,davalılar ... Yapı Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile ... Yapı Malzemeleri Pazarlama Tic.Ltd.Şti. Aleyhine açtığı davanın KABULÜ ile; 11.940.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının,davalılar ...,...,...,... ve ... aleyhine açtığı davanın REDDİNE,
3-Alınması gerekli 815.621,40 TL karar ve ilam harcından dava başında peşin alınan 17.077,50 TL harç ile tamamlama harcı olan 178.300,00 TL olmak üzere toplam 195.377,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 620.243,90 TL harcın davalılar ... Yapı Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile ... Yapı Malzemeleri Pazarlama Tic.Ltd.Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından ödenen 59,30TL Başvurma Harcı ile dava başında peşin alınan 17.077,50 TL harç ile 178.300,00 TL tamamlama harcı ile 8,50 TL vekalet harcının davalılar ... Yapı Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile ... Yapı Malzemeleri Pazarlama Tic.Ltd.Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 97 adet tebligat + posta ücreti 1.872,50 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 15.000,00-TL olmak üzere toplam 16.872,50-TL olan yargılama giderinin davalılar ... Yapı Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile ... Yapı Malzemeleri Pazarlama Tic.Ltd.Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 1.084.200,00 TL ücreti vekaletin davalılar ... Yapı Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile ... Yapı Malzemeleri Pazarlama Tic.Ltd.Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalılar ...,...,...,... ve ...'ın kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 156.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile bu davalılara VERİLMESİNE,
8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 1.400,00 TL arabulucuk ücretinin davalılar ... Yapı Ürünleri Tic.Ltd.Şti ile ... Yapı Malzemeleri Pazarlama Tic.Ltd.Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile bir kısım davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, diğer davalılar vekillerinin yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.█████/2025
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!