İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari haksız fiilden kaynaklanan altyapı hasarı nedeniyle açılan itirazın iptali davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası hak düşürücü süre başlangıcının yeniden değerlendirilmesi.
Özet: Davacının tesislerine davalı kurumun kazı çalışmaları sonucu verilen zararın tazmini ve başlatılan icra takibine itirazın iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararı, taraflarca istinaf edilmesi üzerine bölgesel adliye mahkemesince eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuş olup, dosyanın geri gelmesinin ardından mahkeme, arabuluculuk sürecinin hak düşürücü süreyi başlatıp başlatmadığına odaklanarak yargılamayı sürdürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ
:█████/2020
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili; 11.07.2019 tarihinde Çağlayan İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak .../İstanbul adresinde davalı kurum tarafından yapılan kazı çalışmalarında davacının tesislerine hasar verildiğini, davalının hasar bedelini ödememesi üzerine 9.933,32 TL hasar bedeli, 311,06 TL faiz ile birlikte toplam 10.244,38 TL'nin tahsili için .... İcra Müdürlüğünün 2019/... E dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının bir kamu kurumu olduğundan atıksu kanalları ile ilgili yapım bakım ve onarım çalışmalarını müteahhit firmalar aracılığı ile yürüttüğünü, yüklenici firmalara ihale ile iş teslimi sırasında imzalanan sözleşme hükümleri gereğince işin tamamlanmasına kadar meydana gelen her türlü zarar ve ziyandan yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının oluşmadığını, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusurdurumunun da araştırılması gerektiğini, davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerektiğini, Haksız fiilden kaynaklanan davalarda ise ancak yasal faiz istenebileceğini, davacının, icra inkar tazminatı talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek; davanın reddine, davanın yüklenici firma tespit edilmesi halinde ilgili iş ortaklığına ihbarına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esaslı dosyası dosyamız içersine getirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde 9.933,32-Tl asıl alacağa 311,06 faiz ile birlikte 10.244,38-Tl için takip yapıldığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içersinde █████/2019 tarihinde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra; "İş bu davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğünün 2019/... E sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 1.468,07-TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan 1.422,90 Tl ye bu yasal faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, %20 icra inkar tazminatı tutarı 293,00-TL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı █████/2022 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır.
Kaldırma ilamında özetle ; "Tarafların istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1a-6.madde gereği kaldırılarak, davacıdan ilgili belgeler temin edilerek itirazların değerlendirildiği ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır.
Mahkememizden verilen █████/2021 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 3. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla dava mahkememizin ███████ Esas sırasına kaydı yapılıp Mahkememizce kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce bu kez; "Davacı tarafından davalı tarafça yaptırılan çalışma sırasında altyapı sistemine verilen zararın tazmininin talep edildiği, itirazın iptali davalarında, İİK 67 maddesi uyarınca itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmekte olup, itiraz alacaklıya tebliğ edilmedikçe süre başlamayacağı biliniyor ise de, somut olayda alacaklının arabuluculukta icra takip dosyasının numarasını belirterek takibe ilişkin itirazın iptali hakkında görüşmelere başlandığı ve █████/2020 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığı, mahkememizce davanın █████/2020 tarihinde açıldığı gözden kaçırılarak sehven istinaf kaldırma ilamı sonrası █████/2023 tarihinde dava ikame ettiği kanaatiyle, alacaklının ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini arabuluculuğa verdiği dilekçesiyle bildirdiği, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olduğundan (Kayseri BAM, 6. HD., █████████E., █████████K; Yargıtay 11. HD., █████████E., █████████K.) Mahkememizce hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kanaatine varılmıştır. Davanın İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı tespit edildiği " gerekçesi ile "Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
Bu kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı █████/2025 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle ; "Mahkeme istinaf sonrası yargılamada davanın açılma tarihini hatalı tespit ederek istinaf kaldırma kararı sonrası tarihi dava tarihi olaak dikkate alıp karar verdiğini gerekçeli kararda belirtere,k arabuluculuk başvurusu suretiyle alacaklının takipten haberdar olduğu ve itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını belirterek süre nedeni ile davanın reddine karar vermiş isede,dosyanın incelenmesinde takip tarihinin █████/2019 ,dava tarihinin ise █████/2020 tarihi olduğu,borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği,davacının zorunlu arabuluculuğa başvurması sonrası son anlaşamama tutanağının ise █████/2020 olduğu gözetildiğinde dahi itirazın iptali davasının itirazın tebliği olmadan da yasal sürede açıldığı açıklığa kavuşmuştur. Mahkeme zuhulen BAM iade kararı sonrasını dava tarihi aldığını gerekli kararında belirtmiştir. Bunun yanısıra emsal Yargıtay kararlarında zorunlu arabuluculuğa başvurunun itirazın tebliğ edilmese de itirazdan haberdar olunduğu anlamında kabul edilemeyeceği yönünden olduğundan, mahkemenin esasa girerek esas hakkında karar vermesi gerekirken ,davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmamıştır. Bu nedenle davacının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1a-6.madde gereği kaldırılarak,yargılamaya devam edilerek karar verilmesi için dosyanın mahkemesine geri gönderilmesi gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır.
Mahkememizden verilen █████/2021 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 3. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin ████████ esas sırasına kaydı yapılıp, Mahkememizce kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Dava, kazı çalışmasından doğan zarar için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının yer altı tesisatına davalının veya sorumluluğundaki kişi veya kurumların kusurları ile zarar verilip verilmediği, meydana gelen zararın davalıdan sadır olup olmadığı, illiyeti, zararın kapsamı, zararın hesap yöntemi, yapılan kazının izinli olup olmadığı, zararın meydana gelmesi veya artmasında davacının kusuru bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu ve haksız fiile dayalı bu iddia kapsamında başlatılan ilamsız takipte itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davalı İSKİ özetle; iddia olunan zararda bir kusurunun bulunmadığını, sözleşme ilişkisi bulunan yüklenici firmalara husumet yöneltilmesi gerektiğini, dava dışı Hipar adlı şirketin hak edişlerinin zarar ortaya çıksa da çıkmasa da davacı tarafından karşılandığını, davacının mevzuattan kaynaklanan usullere uygun şekilde alt yapı tesisi yapmadığını, hasar yerinin ve kim tarafından yapıldığının tam olarak belli olmadığını, zararın doğmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine 50. maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. Maddesinde; İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu hükmü kurulmuştur.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez.
Emsal davaya ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce verilen █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamda "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli, etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin ██████████ Esas - ██████████ karar sayılı başka bir ilamında ise "Tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği" belirtilmiştir.
Dosyanın bilirkişi incelenmesinde, davacının altyapı tesislerinin mevzuata aykırılık teşkil ettiğine dair bir delil bulunmadığı tespit edilmiş, kabloların/alt yapının yeterli derinlikte bulunmadığına dair farklı bir delil sunulmadığı görülmüştür. Bunun yanında kablolara verilen zararın kasıtlı davranıştan doğup doğmadığı ise önem arz etmemektedir. Zira haksız fiile dayalı sorumluluk için kusurlu bir davranışın varlığı yeterlidir. Dosyadaki mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalının veya sorumluluğunda olan kişi veya kurumun kazı yapmadan önce davacıyı bilgilendirmediği, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sebebiyle hasara sebebiyet verdiği açıktır. Ancak zararın kapsamının nelerden ibaret olup hangi miktarda davalıdan tahsili gerektiği ayrıca irdelenmelidir.
Davacının altyapı tesisatına █████/2019 tarihinde ihbar olunan adi ortaklık tarafından davacının altyapı sistemine zarar verildiği, davalı ile ihbar olunan adi ortaklık arasında düzenlenen sözleşmede iş sahibi davalının yükleniciye emir ve talimat verme yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış bulunduğu bir başka anlatımla davalı ile ihbar olunan adi ortaklık arasında bağımlılık ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının da meydana gelen zarardan dolayı adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu kuşkusuzdur. Dosya kapsamında mevcut hasar tutanakları, hasar süreci bilgilendirme formu, ve mevcut fotoğraflar ve diğer yazışmaların değerlendirilmesinin neticesinde, davalı taraflarca yapılan kazı çalışmasında davacının altyapı sistemine zarar verildiği, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacının dosyadaki arıza yeri fotoğraflarının incelenmesinden dava konusu mahalde
davacı şirketin kablonun üstüne ve altına kum sermediği, kablonun üzerine koruyucu tuğla koymadığı, ikaz bandı olmadığı yani kabloyu ... Şartnamesine uygun döşemediği anlaşıldığından hasarın oluşmasında davacı şirketin %30 kusurlu olduğu, davalıların ise %70 kusurlu olduğu, buna göre davacının gerçek zararının KDV dahil 1.284,14 TL ve 39,26 TL faiz olmak üzere
toplam 1.323,40 TL olduğu, davalıların 1.323,40 TL x %70 = 926,40 TL tutarından sorumlu olması nedeniyle takibin bu miktar üzerinden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
İcra İnkar Tazminatı talebi yönünden; alacak likit (muayyen, belirli) olmayıp gerçek zarar miktarının tespiti yargılama yapılmasını, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirmekte olduğundan davacı tarafın şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2019/... esas sayılı takip dosyasına yöneltilen davalı itirazının kısmen iptali ile takibin 898,90-TL asıl alacak ve 27,50-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 926,40 TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacağa yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair isteminin reddine,
2-Alacak likit olmayıp yargılama ile belirlendiğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar ve ilam harcı 615,40-TL nin peşin alınan 123,73-TL den düşümü ile kalan 491,67-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 178,13-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin kabul edilen miktar oranlanarak 1.200,60-TL'sinin davacıdan, ret edilen miktar oranlanarak 119,40-TL'sinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 4.746,25-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 429,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 926,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 926,40-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin red edilen miktar oranlanarak takdiren 90,90-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!