11. Ceza Dairesinin, bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumları kullanılarak dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlık, hak yoksunlukları, adli para cezası ve kazanılmış hak ihlalleri nedeniyle mahkumiyet hükmünü bozma kararı.
Özet: Sanığın, bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine ilişkin hüküm, önceki bozma ilamına rağmen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için şikayetçi şirketin güncel durumu ve temsilcisinin araştırılarak zararın giderilmesi hususunun usulüne uygun şekilde değerlendirilmemesi, hak yoksunlukları yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve TCK 53. maddesindeki değişikliklerin gözetilmemesi, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilmesine karar verilmesi ile kazanılmış hakkın uygulanmasında ilgili kanun maddesinin hatalı gösterilmesi gibi bir dizi hukuka aykırılıklar nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmuştur.

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön incelemesi neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanığın suça konu ...'a ait, keşidecisi ... Gıda Nak. Pet. Teks. Temz.Ürün. İn. Dış Tic. Ltd. Şti. olan, 14.08.2006 tarihli, 5.250 TL bedelli çeki, alışverişte bulunduğu katılan ... Gıda Ltd. Şti.ne verdiği, çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığının anlaşılması üzerine keşideci şirket yetkilisi hakkında karşılıksız çek keşide etme suçundan yapılan yargılamada çekteki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığının, keşideci şirketin sahte kimlik kullanılarak kurulduğunun anlaşıldığı, suça konu çekteki ilk cironun sanığa ait olması, çekteki imza ve yazıların sanığın çeki aldığını belirttiği ...'e ait olmaması karşısında; sanığın bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.1.Mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı, 11.09.2018 tarihli bozma ilamı ile ilk mahkeme hükmünün "katılan tarafın beyanının alınarak sanığın zararı giderip gidermediği hususunun sorulması ve sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması" gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrasında sanık müdafiinin şikâyetçi şirkete ulaşamadıklarını, ulaşmaları halinde zararı karşılayacaklarını beyan ettiği, mahkemece bozma sonrasında şikâyetçi şirket vekiline zararın giderilip giderilmediği konusunda davetiye tebliğ edilmiş ise de dosya kapsamından şikâyetçi şirket vekilinin hem bozma öncesinde hem bozma sonrasında vekillikten çekildiğini bildirdiği, şikâyetçi şirkete çıkarılan tebligatların tamamının, dosyada mevcut ticaret sicili bilgilerinde merkez adresi olmayan, vekilin şikayet dilekçesinde yer alan adrese çıkarılarak bila tebliğ döndüğü, UYAP sisteminde şikâyetçi şirket hakkında "terkin" şeklinde açıklama bulunduğu hususlarının anlaşılması karşısında; Ticaret Sicilinden şikâyetçi şirketin terkin edilip edilmediği, güncel merkez adresi, en son yasal temsilcisinin kimlik bilgileri, MERNİS sisteminden yasal temsilcisinin adresi tespit edilerek, şikâyetçi şirketten/ yasal temsilciden sanığın zararı giderip gidermediğinin sorulması, sanığa zararı gidermesi için ve şikâyetçi şirkete/ temsilcisine ulaşılamaması halinde tevdi mahalli tayin ettirerek zararı yatırması için süre verilmesi ve sonucunda sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin gözetilmesi zorunluluğu,3.Adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde belirtilmesine rağmen, sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmesi,4.Sanık hakkındaki ilk kararın sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle sanığın kazanılmış hakkı bulunduğu gözetilerek uygulama yapılırken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 326. maddesinin son fıkrasına dayanılması gerekirken uygulama maddesinin 5271 sayılı Kanun'un 307/4. Maddesi olarak gösterilmesi,Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 11.09.2025 tarihinde karar verildi.