Hakaret suçunda sanığın "fetöcü polisler" ifadelerinin ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve haksız tahrik durumunun değerlendirilmemesi nedeniyle verilen bozma kararı.
Özet: Yüksek mahkeme, hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, sanığın sarf ettiği sözlerin mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp ağır eleştiri niteliğinde bulunması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı ve ayrıca sanığın darp edildiği iddiaları karşısında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle bozmuş, bir karşı oyda ise "FETÖcü polisler" şeklindeki ifadenin şeref ve onuru rencide edici nitelikte olduğu savunulmuştur.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: HakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇHakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanığın temyiz sebepleri özetle; gerekçesiz, usûle ve yasaya aykırı karar verildiğine, eksik araştırma ve değerlendirme yapıldığına, savunmasına itibar edilmediğine, şikâyetçinin, mağdurların ve tanıkların beyanları arasında çelişki bulunduğuna, site kamera kayıtlarının temin edilmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, haksız tahrikin varlığına, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanma gerekçelerinin belirtilmediğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.III. GEREKÇEHakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.Somut olay kapsamında, sanık tarafından söylendiği kabul edilen ifadenin, şikâyetçi ile mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde söz olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi,2. Kabule göre de;Sanığın aşamalarda, polis memuru tarafından darp edildiğini belirtmesi ve sanık hakkında düzenlenmiş olan adli muayene rapor içeriği karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilip, eylemlerin öncelik sonralık ilişkisi de dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 129. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,Hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.09.2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık tarafından söylenen sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ve ayrıca haksız tahrik hükümlerinin tartışılıp tartışılmadığına ilişkindir.Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.Somut olay değerlendirildiğinde;1- Sanığın olay günü taraf olduğu kavga olayına müdahale ederek kendisini ekip aracına bindirmek isteyen müşteki polis memurlarına hitaben "fetöcü polisler" dediği, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi esnasında 251 vatandaşımızın ölümüne ve 2000 den fazla vatandaşımızın ise yaralanmalarına sebebiyet veren eli kanlı bir terör örgütü olduğu ve bu durumun yargı kararları ile de sabit olduğu, sanığın müşteki polis memurlarına hitaben söylediği bu sözlerin müştekilerin şeref, onur ve saygınlıklarını rencide edecek nitelikte olduğu, müştekilerin yapmış oldukları görev nedeniyle tahkir ederek küçük düşürmeye matuf olarak söylendiği ve ayrıca dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de diğer terör örgütlerine aidiyet veya mensubiyet belirten benzer ifadelerin hakaret suçu olarak kabul edilmesi nedeniyle hakaret suçunun oluştuğu düşüncesiyle,2- Mahkemece hükmün 4. fıkrasında TCK'nın 129. maddesinin niçin uygulanmadığı belirtilmiş olduğundan ayrıca haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmasına gerek bulunmadığı düşüncesiyle;Sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün onanması yerine bozulması yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum.