Apartman yöneticisinin fahiş su faturasına itirazı, fiili kullanıcı olarak borcun tespiti, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşümü ve hesaplama hatalarına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Dava, apartman yöneticiliğinin yüksek gelen su faturası nedeniyle başlangıçta 76.421 TL borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı, sonradan borcun ödenmesiyle istirdat davasına dönüşen uyuşmazlıkta, davalı idarenin abonelik husumet itirazı üzerine ilk başta reddedilen davanın, yüksek mahkemece fiili kullanıcı tespiti ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulması sonrası, yerel mahkemece davacı apartman yöneticiliğinin fiili kullanıcı olarak 56.677,86 TL borçlu olduğuna karar verilmiş, ancak 19.742,55 TL yönünden borçlu olmadığı tespit edilmiş olup, davalı taraf kararı borcun hatalı hesaplanması, davanın belirli kısımlarında hukuki yarar yokluğu ve hüküm ile gerekçe arasındaki çelişki iddialarıyla temyiz etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
DAVA TARİHİ
: 31.05.2012
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin .. Cd. .. Apt. No:. .../.. adresinde mukim .. Apartmanının yöneticisi olduğunu ve 9 yıldan beri .. Apartmanında yönetim görevini eksiksiz ve kusursuz bir şekilde ifa ettiğini, su tüketim borcunu bankadaki otomatik ödeme talimatı sebebiyle eksiksiz olarak davalı İdareye ödediğini, 2012/Ocak ayı faturasının 30.000,00 TL üzerinde bir tutar olması nedeniyle itiraz edildiğini, itirazdan 5 ay sonra birikmiş (15.07.2011-11.04.2012) borcu olduğu iddiasıyla 76.421,00 TL tutarında fatura gönderildiğini, müvekkili apartmanın yıllarca 1.500,00 TL civarında fatura ödediğini, davaya konu faturaya göre aylık ortalama 10.000,00 TL tutarlı su harcaması çıktığını, böyle bir tüketim mümkün olmadığı gibi kaçak kullanımın da söz konusu olmadığını ileri sürerek; müvekkilinin 76.421,00 TL borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, 13.04.2022 tarihli dilekçesiyle müvekkilinin borcunu ödemesi nedeniyle davanın istirdat davasına dönüştüğünü beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 28.02.2005 tarihinde dava dışı . .. adına yapılmış abonelik sözleşmesi ile tek sayaçtan 2 daire ve 13 büronun ortak su tüketimi yaptığını, itiraz üzerine incelemeye alınan sayacın doğru tüketim kaydettiğinin belirlendiğini, sayaç sarfiyatı dikkate alınarak tahakkuk yapılıp fatura gönderildiğini belirterek, davanın reddini istemiş, yargılamadaki beyanında; davacı, müvekkilinin abonesi olmadığından, davanın husumet nedeniyle reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.04.2014 tarihli kararıyla; menfi tespit istemine konu aboneliğin dava dışı .. .. adına kayıtlı bulunduğu, su tüketim bedellerinden kaynaklanan borcun borçlusunun .. .. olduğu, aboneliğin davacı adına kayıtlı olmadığı, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 04.06.2015 tarihli ilamla; davacının fiili kullanıcı olup olmadığı, apartman yönetimince davaya konu aboneliğe ilişkin yapılan ödemelerin nedenini açıklığa kavuşturularak, fiili kullanıcı olduğunun anlaşılması halinde ise, bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacının borçlu olduğu tutar belirlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davacı apartman yöneticiliğinin davaya konu sayaçtan su kullanması nedeniyle fiili kullanıcı olarak su bedelinden sorumlu olduğu, borcunun 56.677,86 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 19.742,55 TL yönünden borçlu olmadığının, borcunun 56.677,86 TL olduğunun tespitine, şartları oluşmayan tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Mahkemece davacının 76.420,41 TL su bedelinden sorumlu olduğunu tespit edilmediğini, ancak davacı tarafından (dava öncesinde) yapılan ödeme nedeniyle davacının 56.677,86 TL borcunun olduğuna karar verilerek hukuken hataya düşüldüğünü, davanın açıldığı anda tarafların haklılık durumuna göre karar verilerek davacının davaya konu ettiği 76.421,00 TL üzerinden bir borcunun bulunup bulunmadığın tespiti yapılması gerekirken davacının dava öncesinde ödemesini yaptığı, ancak buna rağmen dava konusu ettiği bedele ilişkin borcu bulunmadığı tespitiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca davacının otomatik ödeme talimatıyla ödendiğini belirttiği 19.742,55 TL kısmı bakımından da menfi tespit davasına ilişkin dava şartlarını taşımadığını, hukuki yararının olmadığını, hüküm ile gerekçe arasında çelişki olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tahakkuk ettirilen su faturası nedeniyle borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/6. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde hükmüne göre; borçlu, açtığı menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilen ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu ödemek zorunda kalmış olursa menfi tespit davası yasa gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve davaya istirdat davası olarak devam edilir. Buna göre; menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine, Mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde, talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Dairenin 23.02.2021 tarihli bozma ilamına uyulması sonrasında yapılan yargılama sırasında, davacının 27.11.2014 tarihinde yapılandırma talebinde bulunduğu, ..l Büyükşehir Belediye Başkanlığı ... .. 1. Bölge Abone İşleri Dairesi Başkanlığının 08.10.2020 tarihli müzekkere cevabında davacının 07.10.2020 tarihi itibariyle borcu bulunmadığını belirtildiği, davacı vekilinin 13.04.2022 tarihli dilekçesiyle menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğünü beyan ederek fazla ödemenin iadesini istediği anlaşılmakla, menfi tespit talepli olarak açılan davanın İİK'nın 72/6. maddesi gereğince kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü gözetilerek, istirdat talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde menfi tespit hükmü kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!