İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen menfi tespit davası, çalınan ve sahte ciro ile devredildiği iddia edilen çeklerin iptali ile yetkili hamil sorunsalını ele alıyor.
Özet: Davacı, rızası dışında elinden çıkan, çalındığını ve sahte ciro ile kendisine karşı kullanıldığını iddia ettiği çeklerden kaynaklanan icra takibi nedeniyle açtığı menfi tespit davasında, çekin kötü niyetli kişilerce ele geçirildiğini, üzerindeki cironun sahte olduğunu ve ödediği bedelin iadesini talep ederken; davalı ise çekin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığını, iyi niyetli ve yetkili hamil sıfatıyla hukuka uygun şekilde edindiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2025GEREKÇELİ KARARINMahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin █████/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin lehtar olduğunu, keşidecinin ise ... olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan; ... ... Şubesi, 60.000-TL bedelli, █████/2025 keşide tarihli, ... numaralı, ... ... Şubesi, 60.000-TL bedelli, █████/2025 keşide tarihli, ...numaralı, ... ... Şubesi, 60.000-TL bedelli, █████/2025 keşide tarihli, ... numaralı, ... ... Şubesi, 60.000-TL bedelli, █████/2025 keşide tarihli, ... numaralı, ... ... Şubesi, 60.000-TL bedelli, █████/2025 keşide tarihli, ... numaralı çeklerin müvekkili şirkete ulaştırılmak üzere müvekkil şirketin karadeniz bölge sorumlusu ... tarafından ... Şubesi'ne(... Mh. ... Cd. No: ... ...) teslim edilmiş olduğunu, ancak işbu çekler müvekkil şirkete ulaşmaksızın henüz kargoda iken çalındığını, kendileri tarafından ... Kargo ve ilgililer hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, bu kaybolma sonrası vadesi gelmeyen çekler ilgili bankadan tahsil edilmek istenmiş ancak banka memurunun çek keşidecisi ...'ı araması üzerine çekin çalındığı hususunun da netleştiğini, işbu çeki çalan kişilerin ticari bilgisi olmadığını, zira vadesi(ileri tarihli çek) gelmeyen bir çeki tahsil etmek istediklerini, bu itibarla müvekkilin yukarıda bahsedilen 5 adet çekinin kötü niyetli kişilerin elinde olduğu sabit olduğunu, müvekkilinin lehtar olduğu keşidecinin ise ... olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan çekler hakkında .... Asliye Hukuk Mahkemesi... Esas numarası ile çeklerin iptali için dava açıldığını, çekler hakkında 07.02.2025 tarihinde ödemeden men kararı alınmış ve 03.03.2025 tarihinde ilan yapıldığını, takipte sunulan çek nüshası incelendiğinde müvekkile ait olduğunu, izlenimi uyandırmak için sahte bir kaşe üzerine yine müvekkilin yetkilisine ait olmayan bir imzanın atılmış olduğunu, bu hali ile çekin arkasının sahte imza ve kaşe ile cirolandığı görüldüğünü, devam eden cirantalar ile müvekkil arasında ticari ilişki olmadığını, fatura bulunmadığını, takip eklerinde sunulan evraklara bakıldığında ise ilgili çekin davalı tarafından 29.01.2025 tarihinde düzenlenen Alacak Bildirim Formu/Ödeme araçları Tevdi Bordrosu/Ön Ödeme Talimatı başlıklı sözleşme ile alındığını, sözleşme incelendiğinde ise fatura değeri ile çek arasında afaki fark olduğu anlaşıldığını, dava konusu edilen ... seri numaralı █████/2025 keşide tarihli, 60.000,00 TL bedelli ... tarafından ... Ltd. Şti. Lehine keşide edilen çekin müvekkilin elinden rızası dışında çıktığının tespitini, çek arkasında bulunan müvekkile ait olduğu görüntüsü uyandıran cironun ve üzerindeki imzanın sahte olduğunu, davanın kabulü, dava konusu edilen ... seri numaralı, █████/2025 keşide tarihli, 60.000,00 TL bedelli, ... tarafından ... Ltd. Şti. Lehine keşide edilen çekin davalıdan istirdadına ve müvekkile iadesini, çek sebebi ile girişilen icra takibinde ödenen 81.653,81 TL bedelin çekin vade tarihi olan 31.05.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile müvekkile ödenmesini, davalı huzurda incelenen bu davanın açılmasına kötü niyetiyle sebebiyet vermiş olduğundan HMK 329/1 göre müvekkilin tarafımıza ödemekle yükümlü olduğu vekalet ücretini ödemeye ve ayrıca yine kötüniyetli davalının HMK 329/2 ye göre disiplin para cezasına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak tarafımıza verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Dava konusu çek üzerinde müvekkilin cirosu bulunmakta olup, müvekkil çekin yetkili hamili olduğunu, dava konusu çek ciro yolu ile müvekkile geçmiş olup, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu çek hakkında icra takibi başlatmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, zira müvekkili çeki yasal süresinde bankaya ibraz ettiğinden ve çeki elinde bulundurduğundan TTK m.790 gereği yetkili hamili olduğunu, çekin ciro zinciri düzgün olduğundan TTK m.686 uyarınca şeklen hak sahibi görünen bir hamilden senedi iktisap eden kişi, iyi niyetli ise korunur. "Somut olayda davaya konu çekte lehtardan hamile ciro silsilenin tam olduğu, herhangi bir kopukluk bulunmadığı anlaşıldığından davalı, ....'nin yetkili hamil olduğunun kabulü gerektiğini, davacı taraf dilekçesinde müvekkil şirket ile davacı taraf arasında herhangi ticari bir ilişki olmadığını iddia ettiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu çek üzerinde birden fazla ciro mevcut olduğunu, davacıdan sonra başka cirolar bulunduğundan müvekkilinin davacı ile doğrudan ticari ilişki içerisinde olması zaten mümkün olmadığını, müvekkilin ciro silsilesinde kendisinden önce gelen faktoring müşterisi ile faktoring sözleşmesi çerçevesinde ticari ilişkisi bulunduğunu, bu itibarla müvekkili şirketin iyi niyetli yetkili hamil sıfatıyla çeki devraldığı yönünde tereddüt bulunmamakta olup davacı tarafın iddialarının geçerliliği olmadığını, müvekkili şirket usulüne uygun olarak faktoring işlemi yaptığını, müvekkili ile dava dışı faktoring müşterisi arasında imzalanan 16.09.2024 tarihli genel faktoring sözleşmesi çerçevesinde dava konusu takibe ait ... seri nolu 31.05.2025 keşide tarihli 60.000-TL tutarlı çek 29.01.2025 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosu ile 29.01.2025 tarihli ... nolu faturaya istinaden ciro yoluyla müvekkil şirkete intikal ettiğini, müvekkili şirket dava konusu çekteki ciro silsilesinde çeki veren kişinin, devralınan faturada alacaklı gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın da faturadaki borçlu ile aynı olduğu, fatura ile kambiyo senedi arasındaki tutarların uyumlu olduğu hususları hakkında gerekli araştırmaları yaparak çeki iktisap ettiğini, dolayısıyla müvekkil şirket 6361 sayılı kanuna ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak alacağı tevsik eden belgelere binaen usulüne uygun olarak faktoring işlemi yaptığını, müvekkili şirketin dava konusu çeke ilişkin faktoring işlemi yaptığı sırada çeke ilişkin herhangi bir menfi kayıt bulunmamaktadır. davanın arabuluculuk dava şartını sağlamaması nedeniyle öncelikle usulden; kabul edilmemesi halinde esastan reddine karar verilerek kötü niyetli davacının %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına ve alacağın %10’u oranında para cezasına çarptırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın, dava konusu çekin ve çek hakkında yapılan ödemelerin davalıdan iadesi talepli istirdat davası olduğu görülmüştür.█████/2023 tarihinde yürürlüğe giren █████/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;Madde 5/A - (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.6235 Madde 18/A ; " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının İncelenmesi başlığını taşıyan 115. Maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder," şeklinde düzenlenmiştir.Bunun yanında İstanbul BAM 13.HD'nin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamında: "...Somut dava, İİK. 72 Madde uyarınca açılan menfi tespit davası olmadığı, davacı tarafından 23.01.2025 tarihinde... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile hasımsız olarak açılan kıymetli evrak iptali davasının yargılama aşamasında davaya konu çekin bankaya ibraz edilmesi üzerine mahkemece verilen 07.02.2025 tarihli ara kararı uyarınca TTK'nun 792 maddesi kapsamında açılan çek istirdadı istemine ilişkin olduğu,...Somut dava, ticari nitelikli bir istirdat davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı, dava şartlarının HMK. 116 Maddesinde düzenlenen ilk itirazlardan önce değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği yargılamanın her aşamasında ve kanun yolu aşamasında da re'sen dikkate alınır..." belirtildiği üzere çek istirdatı davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır.Arabuluculuğa başvuru yapılıp arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığına dair son tutanağın dava açılırken evvel dosyaya ibrazı dava şartı olarak düzenlendiğinden, dava devam ederken bu eksikliğin fark edilmesi neticesinde giderilmesi mümkün değildir. Arabuluculuk sürecinin dava açılmadan önce başlatılması ve tamamlanması gerekir. Arabuluculuk dava şartı noksanının dava derdest iken giderilmesi hukuken ve mantıken mümkün olmamakla HMK'nın 115. Maddesinin 3. Fıkrası kapsamında davacıya dava şartı noksanını gidermek üzere süre verilmesi mümkün değildir.Bu düzenlemeler ışığında dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde; davanın yürürlük tarihi olan 01.09.2023 tarihinden sonra açıldığı, dava istirdat ve çek nedeniyle ödenen bedellerin iadesi davası olduğu, davanın konusunun bir miktar para alacağını konu alan çek ve buna ilişkin ödenen bedellerin iadesi olduğu, davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu ve davacının dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurmadığını belirtmesi ve arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla; davacıya tutanak sunması için kesin süre verilmesine mahkememizce gerek duyulmadan, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;.1-Davacının davasının arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE,2-Alınması gerekli 615,40 TL karar harcından peşin alınan 1.052,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 437,50 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,5-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre tespit olunan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı.█████/2025Katip ...Hakim ...