TBK 138. madde uyarınca işlem temelinin çökmesi iddiasıyla soğuk su sayacı sözleşmesinin uyarlanması talebinin basiretli tacir ilkesi ve edimin ifası sonrası konusuz kaldığı gerekçesiyle reddi.
Özet: Bir su sayacı imalatçısı şirketin, ihale sonucu imzalanan sözleşme sonrası yaşanan kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Borçlar Kanununun 138. maddesi uyarınca sözleşmenin uyarlanması ve ek ödeme yapılması talebiyle açtığı davada, davacının tacir olması nedeniyle basiretli davranması gerektiği, piyasa koşullarındaki değişimin öngörülebilir olduğu ve dava açıldıktan sonra edimini yerine getirmiş olması sebebiyle uyarlama koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen davanın reddi veya konusuz kalması kararı, bölge adliye mahkemesince de onanarak kesinleşmiş, Yargıtay ise tacir sıfatının ve yasal düzenlemelerin fiyat farkı talebini mümkün kılmadığını belirtmiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, miktar ve nitelik itibariyle duruşma talebinin reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkili şirketin soğuk su sayacı imalatı yaptığını, davalı ..'nin 09.07.2018 tarihli açık artırma ihalesinde müvekkilinin ihaleyi kazandığını, taraflar arasında 08.08.2018 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmeden hemen sonra piyasalarda dalgalanma yaşandığını, müvekkilinin bu dalgalanma nedeniyle sözleşme şartlarını ve yükümlülüklerini yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini, TBK.nın 138. maddesinde düzenlenmiş olan sözleşmenin işlem temelinin çökmesi nedeniyle sözleşmenin uyarlanması koşullarının gerçekleştiğini belirterek sözleşmenin uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiş ve davacı vekili 07.11.20 18... .01.2019 tarihli talep açıklama dilekçelerinde özetle; davalının sözleşmede belirtilen 1.290.000,00 TL dışında 403.500,00 TL daha müvekkiline ödeme yapması yönünde sözleşmeye müdahale edilerek bu yönde karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkesi gereği davacının taleplerinin dinlenemeyeceğini, davacının gecikmeli de olsa 17.10.2018 tarihinde sözleşmeye konu su sayaçlarını müvekkiline davadan sonra teslim ettiğini, 22.10.2018 tarihinde kesin kabulün yapıldığını, davacının ticaret şirketi olup basiretli bir tacir olması gerektiğini, davacının talebinin TBK'nın 138. maddesi kapsamında kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda işlem temelinin çöktüğünden ve hakimin sözleşmeye müdahalesinin gerektiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2023 tarihli kararıyla; davacının yargılama esnasında sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirdiği hususu değerlendirilmeden esastan karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dilekçesindeki talep, sözleşmenin değişen hal ve şartlara uyarlanmasına dair olup, dava tarihinden sonra sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerin taraflarca yerine getirildiği anlaşılmakla davanın konusuz kaldığı, dava tarihindeki haklılık durumu açısından yapılan değerlendirmede ise; taraflar arasındaki sözleşme TL cinsinden belirlendiği, davacı tacir olduğundan basiretli ve öngörülü olması gerektiği, ham madde fiyatlarının dövize bağlı olduğu sözleşme tarihinde de davacı tarafça bilinmesi ve öngörülmesi gereken bir durum olduğu, bu sebeple döviz kurunda artış yaşanmasından kaynaklı olarak sözleşmeye müdahalenin istenilmesinde davacının haklılığı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi gerekli ise de konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; müvekkili şirket davayı kanuni düzenlemelere dayanarak açtığını ve haklarını korumak ve muhtemel zararına yönelik dava ve talep hakkını saklı tutarak edimini yerine getirdiğini, bu açıdan dava açılmasına müvekkili şirketin sebebiyet vermediği için yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda Mahkemenin kararının hatalı olduğunu, esas açısından da sözleşmenin uyarlanması koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir.Dava dosyasının incelenmesinde; davacının 13.09.2018 tarihinde davalıdan sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiği, davalı tarafından 25.09.2028 tarihli yazıyla söz konusu talebin kabul edilmediği bildirdiği, davanın 07.10.2018 tarihinde açıldığı ve edimin ise 17.10.2018 tarihinde yerine getirildiği, ancak fiyat farkının talep edilmesinin yasal düzenlemeler gereğince mümkün olmadığı, davacının tacir olduğu, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, döviz kurundan kaynaklı değişimlerin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 tarihli ve ███████-515 E., █████████ K. sayılı kararı doğrultusunda öngörülemeyen bir husus olmadığı, mevcut deliller doğrultusunda davacının aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasını talep koşullarının oluşmadığı, verilen kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.