Yargıtay, Tebligat Kanununun ilgili maddelerine uygun yapılmayan duruşma tebligatı nedeniyle iş mahkemesinin davanın açılmamış sayılması kararını bozdu.
Özet: Yargıtay, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle talep ettiği alacaklara ilişkin davanın, yerel mahkemece davacının takip etmediği gerekçesiyle açılmamış sayılmasına dair kararını, davacıya gönderilen duruşma tebligatının usulüne uygun yapılmadığı, zira tebligat memurunun muhatabın adreste bulunmama nedenini komşu veya diğer yetkililerden usulüne uygun bir şekilde araştırmadığı, alınan beyanları tutanağa geçirip imzasını almadığı ve tutanakta anlamsız ifadeler bulunduğu gibi eksiklikler nedeniyle Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olduğu tespit edilerek, usulüne aykırı tebligatla davanın takipsizlikten reddedilemeyeceği gerekçesiyle bozmuştur.

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA
:Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, prim ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, davanın HMK.nun 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar vermiştir.Hüküm süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Y A R G I T A Y K A R A R IA) Davacı İsteminin Özeti
:Davacı, iş sözleşmesinin işverence fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, prim ve ücret alacaklarını istemiştir.B) Davalı Cevabının Özeti
:Davalı, davanın reddini istemiştir.C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti
:Mahkemece, davanın usulüne uygun tebligata rağmen takip edilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.D) Temyiz
:Kararı davacı temyiz etmiştir.E) Gerekçe
:Davacıya çıkarılan duruşma günün içeren tebligat parçasının incelenmesinde; tebligat tarihinde adresin kapalı olduğu, tebliğe ehil kimse bulunmadığının belirtildiği, komşusu, yönetici, kapıcı kısmında Türkçede herhangi bir şey ifade etmeyen dört harfli “D4” şeklinde anlamsız bir ifade bulunduğu, yine haber bırakıldığı belirtilen komşusu, yönetici, kapıcı kısmında “D4” harflerine benzetilen anlamsız ifade bulunduğu görülmüştür.Tebligatın açıklanan şekilden, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmaktadır.Geçici olarak adreste bulunmama halinde yapılacak işlemin ne olacağı, adresinde bulunamayan kişilere tebligatın hangi şekilde yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 20, 21 ve Tebligat Tüzüğü'nun 28, 30. maddelerinde açıklanmıştır.Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun öncelikle bunun nedenini, geçici mi yoksa temelli mi ayrıldığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve ( veya ) memurlarından tahkik ederek bunların beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalattırması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Yapılacak bu tespitten sonra belirlenecek duruma göre 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ işlemleri gerçekleştirilir.Anılan bu maddeye göre de, kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ve yahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşulardan birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır.Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrasında da açıkça tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden ve yahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak, vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerektiği, ifade edilmiştir. Bu yön Tebligat Kanunu'nun 23 ve Tüzüğün 33. maddelerinde de ayrıca vurgulanmıştır.Yine, Aynı Kanunun "usulüne aykırı tebliğin hükmü" başlığını taşıyan 32. maddesinde: "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur. " hükmüne yer verilmiştir.Davacıya duruşma gününün tebliğine ilişkin işlemin bu kurallara uygun bulunmadığı açıktır. Zira, adresin neden kapalı olduğu, muhatabın nereye gittiğinin kimden soruşturularak tespit edildiği ve bu kişinin açık kimliğinin ne olduğu tebliğ mazbatasında açıklanmamıştır. Yine adı geçenin bunu onaylayan imzası da alınmamıştır. Böylece bu yönler eksik kalmıştır. Dolayısıyla, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve fakat bulamadığı belgelenmemiş olup, yapılan işlem tebliğ memurunun soyut beyanından ibarettir.Davacıya usulüne uygun tebligat yapılmadan, takip edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ
: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.