Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, havaalanı antrepo çökmesiyle teslim edilemeyen 24.694,30 Avro değerindeki emtiadan kaynaklanan ticari alacak davası.
Özet: Davacı taraf, lojistik hizmetleri sağlayan müvekkilinin, Hollandadan İstanbula hava yoluyla taşınan ve gümrük işlemleri sonrası antrepoda muhafaza edilmek üzere davalı ile ardiye sözleşmesi kapsamında depolanan 226 kg ağırlığındaki emtianın, olumsuz hava koşulları nedeniyle depolama tesisinin çökmesi sonucu kaybolması ve teslim edilememesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini amacıyla dava açtığını, hava taşıma ilişkisinin sona erdiğini ve husumetin ardiye sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili “... Limited Şirketi”nin lojistik, ürün tedariği, depolama ve gümrükleme alanlarında dünya genelinde yaklaşık 10 yıldır hizmet veren uluslararası bir şirket olduğunu, müvekkilinin, hizmet verdiği alan çerçevesinde Hollanda’da mukim ... ile 2 kap 226 kg ve 24.694,30 EURO değerindeki emtianın .... IMO numaralı “....” gemisine teslim edileceğine ilişkin bir taşıma ilişkisi kurmuş olduğunu, bu ilişkiye istinaden emtianın gemiye ulaşabilmesi için öncelikle geminin bulunduğu İstanbul İline ulaşması gerekmesi nedeniyle ... ile alıcı .... arasında ayrı bir taşıma sözleşmesi kurulmuş olduğunu, bu taşıma ilişkisine konu emtia, ... tarafından alıcı firma olan müvekkiline teslim edilmek üzere Hollanda’dan İstanbul’a hava yolu ile taşınmış olduğunu, ... Havalimanında indirilen emtianın, 23.12.2021 tarihinde gümrük denetimi ve kontrol işlemleri .... Havalimanı Gümrük Müdürlüğü tarafından tamamlanarak emtiaya ilişkin beyanname düzenlenmiş; ... tarafından ise taşıma işleminin tamamlandığını ve navlun bedelini gösterir konşimento düzenlenmiş olduğunu, taşıma işleminin ve usul işlemlerin tamamlanmasının ardından beyanname muhteviyatı 2 kap 226 kg emtianın müvekkili tarafından teslim alınıncaya kadar antrepoda muhafaza altına alınması amacıyla ... Havalimanı Gümrük Müdürlüğü’ne bağlı olarak ticari faaliyet gösteren .... firması ile 27.12.2021 tarihinde ardiye sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, ancak müvekkilinin, emtiayı tüm talep ve çabalarına rağmen teslim alamamış ve yükü teslimi gereken tarihte “...” gemisine ulaştıramamış olduğunu, 04.02.2022 tarihinde ... tarafından müvekkiline iletilen bildiri metninde özetle, “İstanbul’da 24 Ocak 2022 tarihinde başlayan olumsuz hava şartları nedeniyle havalimanı uydu tesisinde aksaklık yaşandığı, tesisin tekrar sorunsuz bir şekilde çalışmaya uygun hale gelene kadar kargo teslimatlarının sağlanamayacağı” ifade edilmişse de ...’ye ait ... kodlu geçici depolama çatısının çökmesi nedeniyle müvekkiline ait 2 kap 226 kg emtia göçük altında kalmış ve emtianın durumu hakkında bilgi edinilememiş olduğunu, bu bildiri metninin teslim alınmasının ardından müvekkilinin, emtiayı ... gemisine teslim edememiş ve günlerce gelir kaybı yaşamış olması nedeniyle ... Havalimanı Gümrük Müdürlüğü’nden göçük altında kalan ve bir türlü bulunamayan emtiasına ait ... sayılı beyannamenin iptalini talep etmiş olduğunu, ne var ki müvekkilinin bu talebinin gümrük tarafından; “kargonun akıbeti ve son durumu hakkında net bir bilgi bulunmaması, enkaz kaldırma süreçlerinin uzun sürecek olması nedeniyle kargonun çıkartılıp çıkartılamayacağı ve çıkartılabilecek ise hangi tarihe kadar çıkartılabileceği ile ilgili net bir tarih öngörülemiyor olması” nedeniyle reddedilmiş olduğunu, 4. 2 kap 226 kg emtianın ... tarafından müvekkiline teslim edilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğramış olup söz konusu zararının giderilmesi için taraflarınca işbu davanın ikame edilme zarureti hasıl olmuş olduğunu, öncelikle hava yolu şirketleri tarafından yapılan taşıma sürecinin ardından alıcıların, geçici depolama alanına ihtiyaç duymakta ve bu nedenle Gümrük Kanunu çerçevesinde izin verilmiş antrepolarda depolama işlemi gerçekleştirmek üzere ardiye ilişkisi kurmakta olduklarını, emtia, taşıma şirketi tarafından ... Havalimanına getirilmiş yükün havalimanına indirilmesini müteakip müvekkili tarafından teslim alınabilir oluncaya dek saklanmak üzere davalı ile ardiye sözleşmesi akdedilmiş ve yükün havalimanında konuşlanmış bir depoya kaldırılmış olduğunu, davalı ile müvekkili arasında “ardiye sözleşmesi” olması nedeniyle aralarındaki husumete Türk Borçlar Kanunu’nu hükümleri uygulanması gerektiğini, zira taraflar arasındaki hava taşıma ilişkisinin, 27.12.2021 tarihinde taşımaya ilişkin emtianın varışı hususunda müvekkili şirkete bildirim yapılmasıyla sonlanmış olduğunu, “Terminal Hizmeti- Ordino” makbuzu kesilmesinin de bu hava taşıma ilişkisinin sonlandığını göstermekte olduğunu, hava taşımanın tamamlanmasının akabinde emtianın, davalıya ait depolama alanında 27.01.2022 tarihine kadar depolanmış olduğunu, bu sebeple taraflar arasında ardiye sözleşmesi kurulmuş olup davalı tarafından da bu bir aylık saklama hizmetine ilişkin ayrı bir fatura düzenlenmiş olduğunu, dolayısıyla taşımayı yapan firma ile ardiye ilişkisi kuran firma farklı olup taşıma ve ardiye için iki farklı anlaşma söz konusu olduğunu, nitekim ekte sunmuş oldukları konşimentoda sağ üst köşede evrakı veren kuruluş olarak ... yer almaktayken yine ekte sunmuş oldukları 04.02.2022 tarihli bildiri metninin .... tarafından gönderilmiş olduğunu, taşıma ve ardiye amacıyla iki farklı sözleşme olduğu, iki sözleşmenin de farklı firmalarla yapıldığının ortada olduğunu, ayrıca davalının, hava taşıma ilişkisinin sonlandığı tarih 27.12.2021’den itibaren emtianın davalı tarafından olumsuz hava koşulları nedeniyle kargo teslimatının gerçekleştirilemeyeceğinin bildirildiği 04.02.2022 tarihine kadar ardiye hizmetine ilişkin fatura düzenlemiş olduğunu, Aralık ayından Şubat ayına kadar geçen sürede taşıma ilişkisinin devam ettiğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle işbu uyuşmazlığa, uluslararası hava taşımacılığını düzenleyen Montreal Konvansiyonu uygulanamayacak olup davalı ile müvekkili arasındaki ardiye sözleşmesi gereğince Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin esas alınması gerektiğini, somut olayda taşıma süresinin üzerinden 3 seneden fazla süre geçmiş ancak emtiaya ilişkin henüz net bir bilgi edinilememiş olduğunu, eşyanın teslimi için yeterince tahammül edilerek beklenmişse de bu kadar sürenin geçmesinin ardından eşyanın cismen yok olmanın sonuçlarını doğurmuş olması nedeniyle 2 kap 226 kg emtianın zayi olmuş kabul edilmesi gerektiğini, davalının muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmeyerek eşyanın zayi olmasına neden olmuş ve malı saklatana teslim edememiş olduğunu, bu nedenle müvekkilinin uğramış olduğu tüm zararların davalı saklayan tarafından giderilmesi gerektiğini, zira davalının, yaptığı iş gereği tacir sıfatını taşımakta olduğunu ve basiretli bir tacir olarak sakladığı eşyaya ilişkin her türlü zarar ve hasardan sorumlu olduğunu, hava taşımacılığı ile antrepo kısmının ayrı olduğunu, bu sebeple davalının, antrepo işletmecisi sıfatıyla emtiayı muhafaza altına almakta ve bu saklama hizmeti karşılığında ücret almakta olduğunu, ... tarafından gerçekleştirilen hava taşımacılığının sonlanmasının ardından ivaz karşılığında 2 kap 226 kg emtiayı muhafaza ve koruma yükümlülüğü altına giren ...'nın, antrepo işletmecisi sıfatıyla emtianın uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğunu, nitekim iki yılı aşkın süredir emtianın durumu hakkında bilgi alınamamış ve müvekkiline ait emtianın zıya olmuş olduğunu, davalının depo işletmecisi ...’nin, bir ticari risk olan hava şartları nedeniyle müvekkilinin emtiasının zayi olması nedeniyle doğan bütün zararlardan sorumluluğu söz konusu olduğunu, yanı sıra 24.01.2022 tarihinde İstanbul’da meydana gelen hava durumunun kaçınılmaz veya öngörülemez bir durum olmadığını, zira 24 Ocak’tan önce bütün iletişim kanallarında hava şartlarının ağırlaşacağı uyarısı yapılmış olup şehir genelinde birçok kurum ve kuruluş tarafından bu hava şartlarına ilişkin önlemler alınmış olduğunu, herkes tarafından bilinen ve öngörülebilen bu hava şartlarına rağmen depo için önlem alınmaması ve gerekli kontrollerin yapılmaması, davalının sözleşmeden doğan muhafaza yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal ettiğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığını göstermekte olduğunu, nitekim hadisenin meydana geldiği tarihte yağan kar oranı ve şiddeti İstanbul’da daha önce görülmeyen bir şiddette olmayıp hava durumuna ilişkin birçok kanalda uyarı ve bilgilendirme yapılmışsa da bölgede afet bölgesi veyahut doğal afete dayalı mücbir sebep ilan edilmemiş olduğunu, ayrıca ... Havalimanı'nın, Yap-İşlet-Devret usulünde inşa edilip 29 Ekim 2018 tarihinde açılan ve uluslararası taşımalarla dünya çapında büyük ilgi ve beğeni toplayan bir proje olduğunu, ne var ki kullanıma yeni açılmış bu havalimanında yer alan depo alanının, inşaatının 4 sene önce tamamlanması ve üstelik yağan karın çatının çökmesine neden olacak bir doğal afet niteliğinde olmamasına rağmen çökmesinin, muhafaza amacı ile yapılan depoların amaca uygun şekilde inşa edilmediğini göstermekte olduğunu, yalnızca bu durumun dahi, saklama (ardiye) sözleşmesi kapsamında asli görevi teslim aldığı malı korumak ve gözetmek olan davalının yükümlülüğüne uygun alanlar inşa etmediğini/ettirmediğini, gerekli ve yeterli özeni göstermediğini kanıtlamakta olduğunu, 24.01.2023 tarihinde İstanbul'da yağan kar, günlük hayatı etkileyecek düzeyde olsa dahi kar yağışının etkili olduğu bölgede söz konusu depo haricinde hiçbir yapının çökmesine neden olmadığını, bu durumun dahi yapının yetersiz olduğunu, saklama borcunun ifası bakımından gerekli özellikleri taşımadığını göstermekte olduğunu, depolama alanının yeterli sağlamlıkta yapılmamasının, davalının saklama görevini kusuruyla ihlal ettiğini gösterdiğini, davalı kendi kusuruyla ifa imkansızlığına sebep olduğundan müvekkilinin zararını gidermekle yükümlü olduğunu, zira Türk Borçlar Kanunu 112.maddesi “ Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” hükmüne haiz olduğunu, yukarıda izah edilenler neticesinde, yükümlülüklerini ihlal ederek müvekkilinin zarara uğramasına ve gelir kaybı yaşamasına neden olan davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, bu hususa ilişkin taraflarınca arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak kaydı ile davının kabulü ile; fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik hakkın doğum tarihinden itibaren işleyen ticari avans faizi ile birlikte; 17.685,00 TL Ardiye bedeli, 565,00-USD Navlun, 1.000,00-USD Gümrük Gideri, 6.000,00-USD Teminat Bedeli’nin hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 ABD dolarına uyguladığı en yüksek ticari faiz oranı dikkate alınarak BK 99 gereği fiili ödeme günündeki TCBM döviz efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı, malın güncel bedeli, yapılacak bilirkişi incelemesi ile hesaplanabilecek olduğundan şimdilik 1.000,00 Euro’nun hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek bankaların 1 Euro’ya uyguladığı en yüksek ticari faiz oranı dikkate alınarak BK 99 gereği fiili ödeme günündeki TCBM döviz efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, dava masrafları ve ücreti vekâletin davalıdan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; işbu dava öncesinde dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından Ortaklık aleyhine aynı dava konusu ile Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava ikame edilmiş olduğunu, işbu dosyada mahkemenin davacının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle 21.03.2024 tarihinde davanın usulden reddine karar vermiş olduğunu, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından kararın 24.04.24 tarihinde davacı aleyhine kesinleşmiş olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın uluslararası hava taşımasına ilişkin olup uyuşmazlık bakımından Montreal Konvansiyonunun uygulama alanı bulacağını, konvansiyonda hüküm bulunmayan hallerde ise taşıma işlerinin düzenlendiği Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümleri uygulama alanı bulacağını, bu kapsamda; TTK m. 855 uyarınca, taşıma işlerinden kaynaklanan zararlar bakımından istem hakkının, eşya taşımasında eşyanın gönderilene teslimi ya da eşya tamamen zayi olmuş ise eşyanın teslimi gereken tarih itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, TTK m. 850'de de ifade edildiği üzere eşya ifadesinin her türlü yükü de kapsamakta olduğunu, dosya konusu olayda ise emtianın varışı hususunda alıcı firmaya bildirim yapılmış, varıştan bir gün sonra 27.12.2021 tarihinde 'Terminal Hizmeti- Ordino' makbuzu kesilerek emtianın teslime hazır hale getirilmiş olduğunu, geçici depolama sürecinde meydana gelen olağanüstü hava şartları sonucu, mücbir sebep nedeniyle emtianın zayi olduğunu, mücbir sebep ve ifa imkansızlığı yönünden itirazlarının mahkememize detaylı olarak arz edilecek olup herhalde dava talebinin mesnetsiz olması ve zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davanın usul bakımından reddini talep ediyor olduklarını, tüm bunların yanı sıra uyuşmazlık konusu emtianın taşımasının hangi teslim şekli (incoterms) ile yapıldığının önem arz etmekte olup; emtia bedeli, navlun ve sigorta teminatı hususunda menfaat sahibinin tespitinin, teslim şeklinin belirlenmesi ile ortaya çıkacak olduğunu, nitekim, taşımada uygulanan teslim şekli ile alıcının ve satıcının sorumlulukları ile hasar ve rizikonun geçiş anına ilişkin hükümler getirilmiş olduğundan, uyuşmazlık konusu taşıma sonrası emtiaların zıyaı karinesine dayanarak zarara hangi tarafın katlandığı hususunun tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca emtianın sigorta poliçesinin temini ile işbu poliçe kapsamında herhangi bir ödeme alınıp alınmadığının, dolayısıyla hak sahibi tarafından mükerrer tazminat talebi olup olmadığının tespiti gerektiğini, dava konusu emtianın taşıma işinin, müvekkili Ortaklık tarafından ... nolu Airwaybill uyarınca, Montreal Konvansiyonu ilgili hükümlerine uygun bir şekilde, süresinde gerçekleştirilmiş olduğunu, uyuşmazlık konusunun, uluslararası hava taşımasına ilişkin olduğunu, bu itibarla, söz konusu taşımaya ilişkin uyuşmazlıklar bakımından; Anayasa’nın 90. maddesine göre kanun hükmünde olan Varşova-Lahey Konvansiyonu ile onu da tadil eden 4. no’lu Montreal Protokolü hükümleri ile yine 5866 sayılı kanun ile onaylanarak Varşova Sözleşmesi ve protokolüne üstünlük sağlayan 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 1999 tarihli Montreal konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, söz konusu konvansiyonda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümleri uygulama alanı bulacağını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ilgili emtianın,... (.... Ortaklığı) tarafından ..../26.12.2021 tarihli ... (....) seferi ile İstanbul’a sevk edilmiş olduğunu, emtianın varışı hususunda alıcı firmaya bildirim yapılmış, varıştan bir gün sonra, 27.12.2021 tarihinde 'Terminal Hizmeti- Ordino' makbuzu kesilerek emtianın teslime hazır hale getirilmiş olduğunu, alıcının teslim almayı talep ettiği tarihlerde ise malum olağanüstü hava koşulları nedeniyle tüm önlemlere ve gayretlere rağmen emtiaların bulunduğu depo çatısının kar ağırlığını kaldıramayarak fırtınanın etkisiyle çökmüş olduğunu, deponun iş güvenliği ve emniyet önlemleri çerçevesinde giriş çıkışının kapatılması sonucu emtiaya ulaşmanın mümkün olmadığına kanaat getirildiği tarihte geçici depolama sürecinin mücbir sebeplerle devam ettirilmesi imkansız hale geldiğinden, geçici depolama bedelinin alıcıya fatura edilmiş olduğunu, davacının delil listesinde yer alan ardiye bedeli makbuzunun buna ilişkin olduğunu, ancak her halükarda, işbu tarihe kadar (27.01.2022) emtianın teslim alınmamasından müvekkili Ortaklığın sorumluluğu bulunmadığını, Gümrük Yönetmeliği'nde geçici depolama yeri işleticilerinin gümrüğe karşı sorumluluklarının düzenlenmiş olduğunu, ilgili yönetmeliğin 515/2 maddesi kapsamında; geçici depolama yerlerinde bulunan eşyanın geçerli veya zorlayıcı nedenler halinde ziyanı, hasara uğraması veya değiştirilmesinden geçici depo işletmecisinin sorumlu olmayacağının açıkça düzenlenmiş olduğunu, söz konusu uygulamanın, davacının iddia ettiği gibi bir antrepo/ depo hizmeti olmadığını, aksine gümrük mevzuatı kapsamında emtianın teslim alınmadığı süre boyunca geçici depoda kısıtlı süre ile muhafazasından ibaret olduğunu, mahkememizin de malumu olduğu üzere, antrepo hizmetinin süresiz olarak ve gümrük otoriterlerinin gözetimi olmaksızın taraflar arasında kurulan bir ardiye sözleşmesine istinaden verilmekte olduğunu, ancak geçici depolamada emtianın, somut olayda da olduğu gibi taşıma sonrası gümrüklü geçici depoda mevzuat kapsamında kısıtlı sürelerle (hava taşıma için 20 gün) resmi otoritelerin denetimi altında ve gümrük sürecinin bir parçası olarak muhafaza edilmekte olduğunu, davacı tarafından her ne kadar taşıma sürecinin tamamlandığı ve bu nedenle TBK ilgili hükümleri uyarınca ardiye sözleşmesi çerçevesinde taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmişse de, iddia edildiği gibi davacı ile müvekkili Ortaklık arasında herhangi bir Ardiye Sözleşmesi bulunmadığını, yalnızca alıcının emtiayı teslim alana kadar müvekkili Ortaklık tarafından mecburi geçici depolama hizmeti sağlanmış olduğunu, davacı da her ne kadar taşıma işinin tamamlandığını ileri sürse dahi, taşıma bedelini dava konusu ederek ve iddialarında TTK kapsamında Taşıma İşleri hükümlerine dayanarak kendi ifadeleriyle çelişmiş olduğunu, dava konusu emtiaların, alıcısı tarafından talep edildiği tarihte mücbir sebep nedeniyle, bir başka ifadeyle kaçınması mümkün olmayan yoğun kar yağışı ve fırtına sonucu emtianın bulunduğu depoya ulaşılamaması nedeniyle teslim edilememiş olduğunu, ilgili konvansiyon hükmü ile paralel olarak, Ortaklıklarının Kargo Taşıma Genel Şartlarının 111.3.2. maddesinde; Taşıyıcının, zarara malların doğası ve doğal kusurları, kalitesi, malların başka bir kişi tarafından hatalı bir şekilde ambalajlanması, savaş (terör eylemleri dahil) veya bir silahlı çatışma, ithalat, ihracat veya transit rejimleri ile bağlantılı resmi/ idari otorite emirleri ve başta doğa olayları olmak üzere mücbir sebeplerden bir ya da bir kaçının neden olduğunu kanıtlarsa sorumlu olmayacağı düzenlemesine yer verilmiş olduğunu, yerel mevzuat kapsamında aynı hukuk mantığı ile TTK m. 876/1 uyarınca; "Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur." hükmünün düzenlenmiş olduğunu, davacı her ne kadar zıya karinesine dayansa da, somut olay özelinde Ortaklığın kusurundan kaynaklanmayan ve mücbir sebep teşkil eden hava muhalefeti nedeniyle malum uyuşmazlığın meydana geldiğinin tartışmasız olduğunu, olayın mücbir sebep teşkil ettiğine yönelik İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Basın Müşavirliği tarafından 24-26 Ocak 2022 tarihleri arasında olağanüstü koşullarda seyreden kar yağışı nedeniyle bir çok kez uyarı ve bilgilendirme amaçlı basın bülteni yayınlanmış olduğunu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından aynı tarihlerde NOTAM yayınlanmış olduğunu, NOTAM (Notice to airman), uçuş harekatı ile ilgili görevlilere herhangi bir çalışma, hizmet, yöntem ya da tehlikenin varlığı ile her türlü değişikliklere ait bilgileri zamanında duyurmak için yapılan bir ikaz yayını olduğunu, SHGM’den yapılan açıklamada, Olumsuz hava koşullarının devam etmesi sebebiyle ... Havalimanı (...) ..,..,..,.. pistlerinin 25 Ocak 2022 tarihi saat 13:00’a kadar kapalılıkların devam edeceği ve çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünün ifade edilmiş olduğunu, ilgili tarihlerde yaşanan felaket nedeniyle İstanbul gibi metropol bir şehirde insanlar 48 saate kadar evlerine ulaşamamış, geceyi araçlarında geçirmek durumunda kalmış ve bir çok talihsiz önlenemez olayların yaşanmış olduğunu, 6098 Sayılı TBK m. 168 uyarınca; "Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.". Ortaklıklarının ilgili birimleri tarafından dava dilekçesinde yer aldığı üzere malum kar yoğunluğu ve fırtına sebebiyle ardiye çatısının çöktüğünün alıcı firmalara bildirilmiş olduğunu, meydana gelen hasar boyutunun tespitinin, söz konusu alana girilmesi mümkün olmadığından öngörülmemiş ve kesin bir bilgi aktarılamamış olduğunu, davacının iddialarının aksine, meydana gelen olay nedeniyle ticari ve maddi olarak en çok müvekkilinin etkilenmiş olup, bu nedenle ilgili birimler tarafından sürecin koşulların elverdiği ölçüde çözüme kavuşturulmaya çalışılmış, ancak yaşanan yıkımın boyutu, prosedürlerin detaylı olması ve kaldırma çalışmalarına yönelik ihale sürecinin tamamlanacağı tarihlerde malum üzücü deprem olaylarının yaşanmış olduğunu, yıkım kaldırma sürecinin işbu tarihe kadar sürmüş olması ve diğer işlemlere yönelik; ilgili birimler tarafından öncelikli olarak bozulabilir özellikte ve son kullanma tarihi tespit edilebilen emtialar bakımından hasar dosyaları oluşturulmuş olduğunu, davacı taraf yetkilisinin başvuru ve talepleri üzerine Ortaklık tarafından; "Kargonuzun kullanım süresinin dolduğunu gösteren belge var ise elinizde, öncelik olarak incelememiz adına, tarafımıza göndermeniz rica olunur." şeklinde çözüm yolu aranmasına karşın davacı tarafından emtiaya yönelik kullanım süresinin dolduğuna ilişkin bir belge sunulmadığından ve kaldırma çalışmalarının gerçekleştirilmesi mümkün olmadığından herhangi bir işlem sağlanamamış olduğunu, davacının dilekçesinde yer verdiği Yargıtay içtihatlarının işbu dava konusu uyuşmazlık yönünden emsal teşkil etmediğini, tüm bu yaşanan felaketin ardından; iş güvenliğinin, malum hava şartlarının öngörülemezliği nedeniyle bir süre depo enkazı ile ilgili herhangi bir işlem gerçekleştirilmesinin fiilen mümkün olmadığını, akabinde yıkım sökme- kaldırma çalışmaları için ihale süreçleri yürütülmüş olduğunu, fakat işbu aşamanın devamında da Şubat ayı içerisinde gerçekleşen vahim deprem felaketi nedeniyle, sökme ve kaldırma işlemlerini gerçekleştirmesi beklenen firmaların, ivedi ihtiyaç nedeniyle deprem bölgesine enkaz kaldırma çalışmaları için intikal etmiş olduklarını, bu süreçte ihaleye katılım şartlarını sağlayan firmaların tespiti ve değerlendirilmesi ile kaldırma çalışmalarına hızlıca başlanması beklenirken, firmaların deprem bölgesine geçişi ve yine malum yıkımın çok büyük çaplı olması nedeniyle uzun süreler o bölgede iş görmeleri gerekeceğine yönelik e-maillerin Ortaklıklarına gönderilmiş olduğunu, buna istinaden Ortaklıklarının işbu ihaleyi yürüten birimi tarafından, yıkım kaldırma çalışmalarının bir an evvel başlatılabilmesi adına, ihale sürecine katılan ilgililere; Sayın İlgililer; İHL Uydu Kargo Binası ve Eklentilerinin Söküm Hizmeti ile ilgili, ............... gününe kadar tarafınızdan talep edilen teklifinizi, yine daha önce belirttiğimiz kurallar çerçevesinde, .............tarihi mesai bitimine kadar uzattığımızı bildiririz. İlgili birçok firmanın ülkemizde yaşanan deprem dolasıyla bölgede hizmet verdiklerinden dolayı bu süre uzatımı yapılmıştır. İlgili teklifinizi belirtilen süre içerisinde teslim etmeniz gerekmektedir. Bu tarihe kadar yer görme işlemlerinin, teknik hususlarda tüm soruların sorulması ve işin ifasına dair tüm detayların belirlenmesi tarafınızdan beklenmektedir." şeklinde e-mail ileterek son durum bilgilendirmesi yapılmış olduğunu, zira işbu kaldırma çalışmalarının başlatılamaması nedeniyle en büyük zararı Ortaklıklarının görmüş olduğunu, yoğun operasyon süreçlerinde depolama alanı eksikliği ve işlemlerin kontrol dışı bir şekilde aksamasının en çok müvekkili Ortaklığın mağduriyetine sebebiyet vermiş olduğunu, tüm bu hususlar çerçevesinde, borcun ifasının imkansızlaştığı, uyuşmazlığın mücbir sebepten kaynaklandığı sabit olduğundan müvekkili Ortaklığın sorumluluğu bulunmadığını, mahkememizce somut olay özelinde ve Yargıtay 11. HD'nin emsal daire kararları göz önüne alınarak davanın reddini talep ediyor olduklarını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer beyan edilmeyen (NVD) emtiaya ilişkin 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu kapsamınca sınırlı sorumluluk hükümlerinin geçerli olduğunu, davacının dava konusu iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dava konusu taşımaya ilişkin ... Nolu konşimentoda malın değerine göre değil, ağırlığına göre beyan edildiği ve konşimentoda NVD = No Value Declared değer beyan edilmediğine ilişkin kayıtların yer aldığının görülmekte olduğunu, bu sebeple, anılan konşimentolar açısından sorumluluğun 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu madde 22/3 uyarınca;“Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.” Montreal Konvansiyonu madde 24/1; “Madde 25’in koşullarına zarar vermeden ve aşağıda verilen paragraf 2’ye tabi olmak kaydıyla, Madde 21, Madde 22 ve Madde 23’te öngörülen meblağlar, Depoziter tarafından 5 (beş) yıllık zaman dilimlerinde gözden geçirilecektir.” hükmü gereği ... tarafından limitlerin gözden geçirilmesi neticesinde limit 22 SDR’ye yükseltilmiş olduğunu, dava konusu emtiaların 226 kg olduğu dikkate alındığında, 226 kg x 22 SDR karşılığı üst limit olup, bu limiti aşan taleplerin reddi gerektiğini, bununla birlikte, söz konusu kargonun kilogramı ile 22 SDR’nin çarpımı sonucu bulunacak üst limit her hâlükârda ödenmesi gereken bir meblağ olmayıp, davacı tarafın bu sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını talep edebilecek olduğunu, davacı şirket tarafından geriye dönük olarak dava tarihinden itibaren faiz talep olunması mümkün olmayıp, ancak karar tarihinden itibaren faiz talep olunabileceğini, davacı yan, dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsil talebinde bulunmuşsa da, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ancak karar tarihinden itibaren faize hükmolunabileceğini, Montreal Konvansiyonu madde 23/1; “Özel Çekme Hakkı bağlamında bu Sözleşmede bahsedilen miktarlar, Uluslararası Para Fonu tarafından tanımlanan Özel Çekme Hakkına atıfta bulunuyor sayılacaktır. Adli yargılama durumunda bu toplamların ulusal para birimlerine çevrimi, yargılamanın yapıldığı tarih itibariyle bu tür ulusal para birimlerinin Özel Çekme Hakkı bakımından değerine göre yapılacaktır. Uluslararası Para Fonu’nun üyesi olan bir taraf devletin ulusal para biriminin Özel Çekme Hakkı açısından değeri Uluslararası Para Fonu tarafından yargılamanın yapıldığı tarihte o devletin işlem ve para hareketi için tatbik ettiği değerleme yöntemine uygun olarak hesaplanacaktır. Uluslararası Para Fonu’nun üyesi olmayan bir taraf devletin ulusal para biriminin Özel Çekme Hakkı açısından değeri, o devlet tarafından tayin edilen bir usule göre hesaplanacaktır.” bu itibarla, ilgili Protokol hükümleri kapsamında teslim tarihinden itibaren değil, ancak karar tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini beyanla; işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, alacak istemine ilişkin olup, alacak kalemlerinin ardiye bedeli, navlun, gümrük gideri, teminat bedeli ve mal bedeli istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık; aralarında ardiye sözleşmesi bulunup bulunmadığı veya dava dışı .... firması ile imzanan taşıma anlaşması gereği davalı taraftan geçici depolama hizmeti alınıp alınmadığı, dava dışı .... firması tarafından taşımanın tamamlanma zamanına ilişkin bildirimlerin süresinde yapılıp yapılmadığı, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu veya TBK'nin saklama sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, davalı şirkete ait depoda sakalanan emtiada meydana gelen hasarın mücbir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, mücbir sebebin öngörülebilir nitelikte olup olmadığı, buna göre hasarın meydana gelmesinde kusur durumu, davacının alacak taleplerinden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu olması halinde miktarı hususlarındadır.Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, tarafların aralarında ardiye sözleşmesi bulunup bulunmadığı veya dava dışı ... firması ile imzanan taşıma anlaşması gereği davalı taraftan geçici depolama hizmeti alınıp alınmadığı, dava dışı ... firması tarafından taşımanın tamamlanma zamanına ilişkin bildirimlerin süresinde yapılıp yapılmadığı, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu veya TBK'nin saklama sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, davalı şirkete ait depoda sakalanan emtiada meydana gelen hasarın mücbir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, mücbir sebebin öngörülebilir nitelikte olup olmadığı, buna göre hasarın meydana gelmesinde kusur durumu, davacının alacak taleplerinden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu olması halinde miktarı hususlarının tespiti için dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, Gümrük ve Dış Ticaret Uzmanı bilirkişi ..., Gemi İnş. ve Makine Müh. bilirkişi ...., Lojistik ve Taşıma Uzmanı bilirkişi .... ve Meteoroloji Yük. Müh. bilirkişi ... █████/2025 tarihli raporlarında özetle; depoda saklanan emtiada meydana gelen hasarın oluştuğunda olağanüstü hal veyamücbir sebep kararı bulunmadığını, hasarın davalının tedbirsiz, dikkatsiz ve özensiz birşekilde dayanıksız depolamasından meydana geldiğini, dolayısı ile mücbir sebeptenkaynaklanmadığını,dosyada bulunan verilerden, 24.01.2022, 23:30 ... Hava limanında 25.01.2022tarihine kadar seferlerin durdurulduğunun, kar kalınlığının ... hava limanında 10cm, olduğu bilgisi verilmiş olduğunun, kar kalınlığının Hava yolu ulaşımında aksamaya nedenolabileceğinin, fakat emtiada meydana gelen hasarın oluşmasında mücbir sebep teşkil etmeyeceğinin,netice olarak hava limanlarında olağanüstü hal niteliğinde, mücbir sebepmertebesinde bir durumun olmadığının bildirilmiş olduğunu, Gümrük Kanunun 93-107 maddeleri, bu şartların uygulama şekillerinin ise Gümrük Yönetmeliği'nin 277-345 madde hükümlerinde yer aldığını, bu hükümlere göre antrepo işletmecisinin zimmetine teslim aldığı eşyayı aldığı şekle ekonomik değerini yitirmeden muhafaza etmek sorumluluğu bulunduğunu, taraflar arasındaki ihtilaf noktalarının davanın esasına uygulanacak hukuk, davanınzamanaşımına uğrayıp uğramadığı, taraflar arasında antrepo sözleşmesi bulunupbulunmadığı, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, dava konusuemtianın mücbir sebep nedeniyle hasara uğrayıp uğrmadığı davacının hangizararları talep edebileceği ve miktarının ne olduğu ile faiz meseleleri üzeride toplandığının anlaşıldığını, davalı ... şirketinin ordino ile taşımaya ilişkin bir hakkının kalmadığını, davacı ...şirketinin emtiayı antrepodan istediği zaman çekebileceğini gösteren bir evrak olanordinoyu düzenlemesinden dolayı taşıma sözleşmesinin hala devam ettiğindenbahisle Montreal Konvansiyonunun somut olayda uygulanması gerektiğisavunmasının yerinde olmadığını; davalının doğrudan kendi adına ve kendi hesabınaardiye-saklama faturası tanzim ederek tahsil etmesinin de taşıma işinden öte saklama işi görmeye işaret ettiğini, TBK hükümlerine göre (TBK m.146-147) saklama sözleşmelerinde zamanaşımısüresinin 10 yıl olmasından dolayı zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığını, davanın esasının Gümrük Mevzuatında özel hüküm bulunmayan hallerde TBKhükümlerine tabi olduğunun değerlendirildiğini, davacı şirket ile davalı şirket arasında emtianın taşıma sonrasında gümrük işlemlerinin yapılması için antrepoya alınması ile davalı şirketin tarifesi üzerindenantrepoda saklama sözleşmesinin kurulmuş olduğunu, emtianın antrepoya konulmasının gümrük işlemlerinin yapılması için zorunlu olmakla birlikte geçici depolama-antrepolardan birini tercih etme yönünden tarafların tercih hakkı bulunduğunu, ayrıcagümrük işlemlerinin tamamlanmasından sonra eşyanın antrepoda kalıpkalmamasının tamamen eşya ilgilisinin iradesine tabi olduğunu, bu nedenle somutolaydaki taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin, taşıma operasyonlarının icrasıamacıyla emtianın depoya alınmasından farklı olarak emtianın transit gümrük işlemlerinin yapılması amacıyla depo edilmesi için taraflar arasında antrepodasaklama sözleşmesi kurulduğu kanaatinin oluştuğunu, davacının katlandığı ardiye ve navlun ücreti yönünden alacaklı sıfatının bulunduğunu, gümrük ve teminat bedelleri bakımından o dediğini ispat etmesi koşuluylabulunabileceği; emtia değer açısından ise dava konusu hasar nedeniyle zararın kendiekonomik alanında ortaya çıktığını ispat etmesi gerektiğini, dosyanın mevcut haline göre davacının 17.685,00 TL ardiye bedeli ile 565,00USD navlun bedelini talep edebileceğini, gümrük ve teminat olmak üzere toplam7000,00 USD tutarındaki talebini ise bu bedelleri ödediğini ve iade alamadığını ortayakoyan belgelerin dosyaya girmesi halinde talep edebileceğini, emtia zararını ise faturaiçeriği kalemler de gözetilerek 24.694,30 Euro’ya kadar olmak üzere hasar sebebiylealıcı veya satıcının değil kendi ekonomik alanında zararın meydana geldiğini ispat etmesi koşuluyla talep edebileceğinin değerlendirildiğini, davacının TL üzerinden alacakları bakımından 3095 sayılı Kanun uyarınca avans faizi oranında faiz talebinde bulunabileceğini, yabancı para alacakları yönünden ise 3095 sayılı Kanunun 4-maddesine göre belirlenecek oran üzerinden faiz talebinde bulunabileceğini, ancak dava öncesi faiz talebi bakımından dava dosyasında davalı şirketin daha öne temerrüde düşürüldüğüne dair veri bulunmadığından dolayı takdir ve değerlendirmenin mahkememizde olduğunu bildirmiştir.... Havalimanı Gümrük Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... sayılı beyanname kapsamında davacı tarafından yapılan tüm ödeme ve masrafların dökümlerin çıkartılarak mahkememize gönderilmesinin istenmesine, müzekkere cevabının temini akabinde dosyanın daha önce rapor veren bilirkişi heyetine tevdi edilerek celbedilen belgeler doğrultusunda ve tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi heyeti █████/2025 tarihli ek raporlarında özetle; YAĞAN KARIN MÜCBİR SEBEP OLMASI BAKIMINDAN: olayın vuku bulduğu günde ve zamanda yağan kar yağışı yüksekliğinin olağan üstü bir yük olarak çatı devirmesi değerlendirmesine etken olmadığını/olamayacağını, ... Hava Limanında davalı gümrük antrepo çatının sağlam olmadığını, zira oradaki davalı antrepo yakınında bulunan diğer gümrüklü antrepolarında (kök raporunda belirtildiği üzere) hiçbir çökmemin olmadığını, dolayısıyla kar yükünün etken olmadığının net göstergesi olarak bize bilgi vermekte olup, çatı zaafiyetinin bir göstergesi olarak meydana geldiğini, ayrıca, ... Havalimanında uçuşların olduğunu, orada hiçbir çatıya kar yağışının zarar vermediğini, olayın olduğu gün ve zamanlarda üstelik yeni olan dava konusu gümrüklü antrepoya ait çatıdan başka bir çatının zarar görmediğini, kar yükü çatı hesaplamasının 75 kg:m2 (0.75 kN/m2) olarak alındığını, bu durumda kök raporda bir değişiklik olmadığını, SÖZLEŞME BAKIMINDAN: ardiye sözleşmesinin herhangi bir şekle tabi olmadığını, müzekkere cevabı olarak TC Ticaret Bakanlığı-İstanbul Havalimanı Gümrük Müdürlüğü'nden celp olunan evrakta davacı ... firmasının 27.01.2022 tarihli faturaya istinaden "import ardiye ücretleri-diğer gelirler" adı altında taşıma işinden bağımsız saklama-ardiye hizmeti bedeli ödediğini, davalının da bu işi ayrı bir iş olarak tanımlayarak faturalandırdığının görülmekte olduğunu, bu durumda, Kök raporda belirtildiği gibi iş görme olarak ardiye sözleşmesine dayanan bir iş görme fatura ve ödemesi ile teyit edilmekte olduğunu, GÜMRÜK BAKIMINDAN: davacı firmanın ürünü Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliğine göre davalı ... antreposuna sağlam teslim etmiş olduğunu, ürünün gümrük işlemlerinden sonra sağlam olarak ithalat veya transit işlemlerine tabi tutma hakkının yasal gereği olduğunu, antrepoda gümrük işlemlerinin tamamlanmasından sonra ürünün anrepoda kalacağı süre davacı-davalı firma arasında süre yönünden anlaşmada belirtilenen ücrete tabi olduğunu, sözleşmede belirtilenen veya aralarında yapılan anlaşma gereği ücret belirlemesi varsa ödemeye tabi veya tabi olmadığını, ancak, ürün ithal veya transit edilmeden davalı ... anrepo çatısının çökmesi ve ürünün teslim alınamaması nedeniyle faturanın kıymeti kadar zarar görmesi nedeniyle ödemesinin yapılması gerekeceği KÖK rapor görüşlerinin değişmediğini, DAVACININ ZARAR KALEMLERİ İDDİALARI BAKIMINDAN: Gümrük İdaresi müzekkere cevabı ekinde, davalının IATA Kargo tahsil sistemi üzerinden yapılan tahsilatları bildirdiğinin, Türkçe çeviri sunulmadığı-İngilizce verilerek göre; ... numaralı hava yük senedi taşımasında, 11.01.2022 tarihli taşıma sürecinde, 38.330,32 EURO kg bazında değerlendirme ödemesi, 632,00 EURO diğer havayolu ödemesi, bir takım indirim ve teşvikler sonrası toplam ödemenin 27.677,17 EURO olduğunun anlaşılmakta olduğunu, buna ek olarak 330 TL terminal hizmeti, 17.355,00 TL ardiye ödemesi tespit edilmekte olduğunu, neticeten davacının zararının 27.677,17 EURO ve 17.685,00 TL olabileceğinin anlaşılmakta olduğunu, ancak, davacı bir tacir-ticaret şirketi olduğunu, bu durumda ödemelerini kendisinin ticari defterleri, ödeme dekontları ve sair ödeme şeklinde de ispat etmesi gerektiği hususunun mahkememiz takdir ve değerlendirmesini gerektirdiğini, zira, İdare'den gelen müzekkere cevabında ödemenin EURO tutarları bakımından davacı ... firması tarafından değil, dava dışı ... firmasınca yapılmış olabileceğine işaret etmekte olduğunu, gelen müzekkere cevabı ve sunulan delillere göre 17.685,00 TL davacının katlandığı fatura tutarı kadar zararı sabit ise de; 27.677,17 EURO tutarı bakımından davacının zarara uğradığının sabit olmadığını, takdirin mahkememize ait olduğunu EK SONUÇ OLARAK: mahkememizin EK görevlendirmesi gözetilerek; beyan ve itirazların, gelen müzekkere cevabı deliller ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde dosyaya sunulmuş kök raporlarında yer vermiş oldukları sonuç ve kanaatlerine ek olarak; davacının TL zararının 17.685,00 TL fatura tutarları şeklinde belirlendiği, davacının 565 USD bakımından talebinin yerinde olduğu KÖK rapor değerlendirmesinin devam ettiğini, dava dışı ... firmasının 27.677,17 EURO ödemeye katlanmasına karşın, bu zararın davacı yanca üstlenildiğinin davacı ... ispatı gerektiğini, sair teknik ve gümrük süreçleri ile sorumluluk hususlarında KÖK raporda varılan kanaatlerde değişiklik yapacak belge sunulmadığından kök rapordaki sonuç ve kanaatlerinde bir değişiklik olmadığını bildirmişlerdir.Davacının talebi üstlenmiş olduğu bir kısım emtiaların Hollanda’dan teslim alınarak İstanbul’da .... gemisine teslim edileceğine ilişkin taşıma işinde malların İstanbul ulaşmasını ardından kendilerince teslim alınıncaya kadar davalı tarafa ait antrepoda saklanmasına ilişkin kurulan ardiye sözleşmesinde malların zayi olması nedeniyle ödenen ardiye bedelinin, navlun bedelinin gümrük ve teminat bedelinin ve malın güncel bedelinin davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde belirtilen ve dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler uyarınca malın davalı tarafa ait ardiyede bulunduğu sırada 24.01.2022 tarihinde İstanbul’da meydana gelen kar yağış nedeniyle davalı tarafa ait depolama alanının çökmesi nedeniyle davacının taşımakta ürünlerin zayi olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davalı tarafından savunması talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve olayın mücbir sebep teşkil etmesi nedeniyle taraflarına sorumluluk yüklenemeyeceği, uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.Uyuşma konularının tespiti ve yapılacak olan incelemeler nezdinde değerlendirmek üzere İstanbul Valiliği İl Afet İşleri Müdürlüğü’ne zayi olayın meydana geldiği tarihe ilişkin müzekkere yazılmış olup cevabı dosyamız arasındadır. Davalı şirkete deponun yapımına ilişkin bilgi ve belgeleri sunmak süre süre verilmiş davalı vekilince buna ilişkin tapu bilgileri sunulmuşturDosya arasında bulunan bilgi ve belgeler, tarafların beyan ve itirazları uyarınca her ne kadar davalı vekilince olayın mücbir sebep niteliğinde olduğu savunmasında bulunulmuş ise de yapılan bilirkişi incelemesi ile de tespit edildiği üzere hasarın davalının tedbirsiz, dikkatsiz ve özensiz bir şekilde depolamasından meydana geldiği, mücbir sebep sayılabilecek bir hal bulunmadığının tespit edildiği, davalı tarafın kendisine teslim edilen emtiayı aldığı şekle uygun ekonomik değerini yitirmeden muhafaza etmek sorumluluğunun bulunduğu taraflar arasında konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerektiği bir durum bulunmadığı, uyuşmazlığa ardiyeciye bırakma sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre her ne kadar davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, zamanaşımı süresinin TBK hükümleri on yıl olarak uygulanması gerektiği, Mahkememiz kısa kararında ve önceki tarihli ara kararlarında zamanaşımı itirazının değerlendirilmediği gerekçeli kararın yazım aşamasında anlaşılmış olup HMK madde 305 / A uyarınca hükmün tamamlanması yoluna yoluna gidilmiş ve hükme "zamanaşımı itirazının reddine" ibaresi eklenmiştir"Davacının talep etmiş olduğu ardiye bedel talebi bakımından, belirtilen ardiye bedelinin davacı tarafından ödendiği, davalı şirkete ödeme yapılmasına rağmen malın malın teslim alınamadığı anlaşılmakla davacının ardiye bedeli talebinin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Yine talep edilen navlun bedeli yönünden de bilirkişi raporunu da tespit edildiği üzere de ... şirketi tarafından ordino düzenlemiş olmasını olmasına göre davalı taşıyıcıının davacı da herhangi bir hakkının kalmadığı anlaşılmakta olup bu talep bakımından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir. Diğer alacak kalemlerinden olan Gümrük gideri ve teminat bedeli yönünden ise davacının bu yönde gümrüğe yapmış olduğu ödemeyi ve teminat bedelini ödediğine ve sonrasında iade alamadığını ortaya koyan belgeleri sunması halinde talep edebileceği değerlendirilmiş olup davacı vekilinin talebi üzerine İstanbul Havalimanı Gümrük müdürlüğüne dava konusu beyannameye ilişkin davacı tarafından yapılan tüm ödemelerin tüm ödemeler dosyayı celb edilmiş olup belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle de dava dışı ... firması tarafından ödeme yapıldığı, bu zararın davacı tarafça üstlendiğini ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı tarafın talep etmiş olduğu alacak kalemlerinden olan malın güncel bedeline ilişkin talebi yönünden ise davacı tarafın taşıma ilişkisideki konumu, buna göre davacının malın bedeline ilişkin zararının kendi ekonomik alanında meydana geldiğini ispat etmesi gerektiği burada davacının alıcı veya satıcı olmadığı anlaşılmakla bu talebin de reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu nedenlerle zamanaşımı itirazının reddine, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 17.685,00 tl ardiye bedeli alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 565,00 usd navlun bedeli alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:Zamanaşımı itirazının reddine,Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;1-17.685,00 TL ardiye bedeli alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,2-565,00 USD navlun bedeli alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,3-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,4-Alınması gereken 2.478,23 TL harcın peşin alınan 5.163,03 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 2.684,80 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 374,40 TL'nin davalıdan 2.745,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,6-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 2.905,83 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 40.777,50 TL yargılama giderinden kabul oranı (%12,00) ret oranı (%88,00) dikkate alınarak hesaplanan 4.893,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 42.568,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,10-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...¸Hakim ....¸