Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin, 3. şahıs menfi tespit davasında görevli olup olmadığına dair mutlak ve nispi ticari dava ayrımını inceleyen gerekçeli kararı.
Özet: İcra takibi kapsamında üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnameleri neticesinde açılan bu menfi tespit davasında, davacı şirket, takip borçlularına herhangi bir ticari ilişkisi veya borcu olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini talep etmekteyken; mahkeme, yargılamanın başında uyuşmazlığın hukuki niteliğini ve kendi görev alanına girip girmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde mutlak ve nispi ticari davalar ayrımı üzerinden değerlendirmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALILAR
:
DAVA
: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır İcra Dairesi’nin ... E. sayılı takip dosyasında dosyada adı geçen borçlu şirketler aleyhine kambiyo senedine istinaden icra takibi başlatılmış olduğunu, başlatılan icra takibinden sonra müvekkil şirkete haciz ihbarnameleri gönderilmiş olduğunu, gönderilen 1. Ve 2. Haciz ihbarnamelerinden haberdar olmayan müvekkiline en son Üçüncü Haciz İhbarnamesi tebliğ edildiğini, tebliğ edilen 3. Haciz ihbarnamesi ile müvekkil şirket yetkilisi daha önce de 1. ve 2.haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini öğrenmiş olduğunu, ihbarnamede, borçlular olarak belirtilen şirketler ve kişilerle müvekkil şirketin hiçbir ticari ilişkisi, borç-alacak bağlantısı veya hukuki bağı bulunmadığını, bu kapsamda Diyarbakır İcra Dairesinin ...Esas sayılı doyasında adı geçen borçlulara herhangi bir borcuda bulunmadığını, müvekkilin bu kişilerle hiçbir mal veya hizmet ilişkisi bulunmadığından, müvekkilin takip borçlularına borçlu olmadığının sabit olduğunu, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde bu durum net bir şekilde görüleceğini, müvekkil şirkettin haksız bir şekilde dosyaya haciz ihbarnameleri yolu ile borçlu olarak eklenerek, icra baskısıyla ödeme yapmaya zorlanmadan önce işbu menfi tespit davasının açılmasının zorunlu hale geldiğini, arz edilen nedenlerle; Müvekkil şirketin, Diyarbakır İcra Dairesinin ...E. sayılı takip borçlularına karşı borçlu olmadığının tespitini, tedbiren, söz konusu takip nedeniyle müvekkil hakkında yürütülen cebrî icra işlemlerinin durdurulmasını, bu hususta icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasını, taraflara ait ticari defterlerin incelenmek üzere istenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME
:
Dava İİK’nun 89/3. maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı TTK''nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda davanın ticari dava olup olmadığının tespiti için uyuşmazlığın vasıflandırılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki davanın 3.(üçüncü) kişi konumunda bulunan davacı tarafından İİK’nun 89/3 maddesine dayalı olarak açılmış menfi tespit davası olduğu anlaşılmaktadır. İİK.’nun 89.maddesinde düzenlenen haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarının ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmaktadır. İİK’nun 89.maddesine göre haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleridir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin █████/2016 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar, █████/2016 tarih, ██████████ Esas ve █████████ Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih, ███████ Esas ve ███████ Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40.Hukuk Dairesinin █████/2020 tarih, ███████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamları) Yani takip hukukundan kaynaklanan iş bu da mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde değildir. Mahkememizce belirlenen tüm bu hususlar dikkate alındığında davada genel nitelikteki Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
Son olarak Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ...tarihli ...Esas ve ...Karar Sayılı kararı bu hususta uyuşmazlığı giderir mahiyette olup "...2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine..." şeklinde uyuşmazlığın temelinin Asliye Hukuk Mahkemesini ilgilendirmesi nedeniyle Ticaret Mahkemesince verilen görevsizlik kararının doğru olduğuna dair tespit yapıldığı görülmüştür.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Yargıtay HGK'nun 2013/4-2247 esas █████████ karar sayılı içtihadı ile HMK'nın 30. mddesindeki usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartının tensiben değerlendirilmesi ve usulden red kararı verilmesi mümkün ve gereklidir.
Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
5-HMK 390/1 maddesi gereğince tedbir talebinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
Dair, Tarafların yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!