Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesinin altyapı katılım bedeli kaynaklı ticari nitelikteki itirazın iptali davasında verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, altyapı katılım bedeli alacağından doğan bir itirazın iptali davasında, yerel ticaret mahkemesinin, davacının tacir sıfatının bulunmaması ve uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliği taşımaması sebebiyle verdiği görevsizlik kararına ilişkin istinaf incelemesini ele almaktadır; davacı, kendi ticari niteliğini ve davanın her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgili olduğunu ileri sürerek, görevsizlik kararının kaldırılması talebinde bulunmaktadır.

T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
:
ÜYE
:
ÜYE
:
KATİP
:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: .../... Esas - ..../.... Karar
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
:
KARAR YAZIM TARİHİ
:
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine, ... ili ... ilçesi ... ada .... parsel taşınmaz için; 2024 yılı Nisan–Aralık ayları ile
2025 yılı Ocak–Mayıs ayları arasında ödenmeyen altyapı katılım bedeli ile gecikme faizleri olmak üzere, toplam .................. TL alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü’nün .../.... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ile takibin durduğunu belirterek, kötü niyetli itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Sunulmamıştır.
B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ
: "davalı taraf tüzel kişi tacir ise de davacı ...'nin tacir sıfatının bulunmadığı, dava konusunun ... altyapı katılım bedeli alacağı istemi olduğu, dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, nispi ticari davalarda bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerekli olduğu, özel yetkili olan Mahkememizce TTK 4. Maddede düzenlenen ticari davaların görülüp karara bağlanabileceği, davaya bakmaya genel yetkili mahkemelerin görevli olduğu hususları nazara alınarak 6100 sayılı HMK 115/2. Madde gereği davanın usulden reddine reddine..." karar verildiği görülmüştür.
C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ;
Davacı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; altyapı katılım bedeline ilişkin daha önceki itirazın iptali davasının aynı Mahkemede görüldüğünü, davacı ...'nin ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilen; yaptığı iş itibariyle tacir sıfatını taşıdığını, davacı .... ve davalı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olarak açılan davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunun Yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, dosyası ile aynı davacı ve aynı davalıya ait ..../.... E. sayılı itirazın iptali davasının, işbu dava ile aynı gün açılıp Mahkemenin duruşma günü tayin ettiğini belirterek, görevsizlik kararının kaldırılarak, dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde; huzurdaki dosyada davacının ... tacir olmayıp, davanın TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan olmadığını, Yargıtay'ın █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı uyarınca, mutlak ticari dava olmayan huzurdaki davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olup kararın hukuka uygun olduğunu belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
D-)DELİLLER; ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... T. ..../.... E. .../....K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ;
Dava; itirazın iptali talebine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacının vergi yada mersis nosu, ile tarafların ve davacı vekilinin adreslerinin yer almaması ile kararda "3 Nolu Kalem" ibaresinin yer alması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı ...., davalının altyapı katılım bedelinden kaynaklı borcu olmasına rağmen ödemediğini, tahsili için icra takibine girişildiğini, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığını belirtmiş, Mahkemece görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilinin istinaf edilmiştir.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4'üncü ve 5'inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6'ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı HMK'nın 2'inci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5.maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar; tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Esnaf; ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimselerdir.
Tacir; bir ticari işletmeyi (esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme), kısmen de olsa, kendi adına işleten kişidir. Bilanço hesabına göre ticari defter tutup, kendi odalarına kayıtları zorunludur. Bu noktada tacir ile esnafın ayırt ediciliğini sağlayan ilk etmenin "Bakanlar Kurulu'nca (Cumhurbaşkanınca) belirlenen sınırı aşacak ölçüde gelir sağlamayı hedef almak" olduğu anlaşılmaktadır. Vergi Usul Kanunu'na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan kanunen belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri gerekmektedir. Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu'nun tespit edeceği ve Resmî Gazete'de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddelerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını veya ilgili maddelerinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması kanunen düzenlenmiştir.
Yukarıda izah olunan şartlar her bir ayrım için yani esnaf ve tacir için ayrı ayrı kümülatif olup tacir ile esnaf olma şartları ve aralarındaki farklılıklar bu şekilde belirlendikten ve ticari davalar yukarıda belirtildiği şekilde belirlendikten sonra somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin vasıflandırılması ve tarafların ayrı ayrı tacir olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı hususundadır.
Açıklanan ticari davalar ile tacir tanımından anlaşılacağı üzere, görev hususunun çekişmeli olduğu, ...'lerin tacir tanımına uymadığı gibi dava konusu alacağın 4562 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerinden doğduğu belirlenmiştir.
Bunun yanı sıra, 4562 sayılı Kanun'un 5.maddesi gereğince ...'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11.maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16.maddesi gereğince tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan ...'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple ...'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerekir. Buna ilişkin Yargıtay 11.H.D.'nin █████████ E.- █████████ K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine dair kararda; ...'lerin taraf olduğu davalarda, diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş olup bağlayıcı olan işbu içtihat gereğince somut davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirlenmiştir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözönünde bulundurulur. (HMK m. 115/1).
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; mahkemenin görevi kamu düzeninden olmakla; dava konusu alacağın, davacı-alacaklı tarafından, davalı- borçludan talep edilebilme yetkisi ve alacağın konusu 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda düzenlenmekle; 4562 sayılı Kanuna, 6102 sayılı TTK'ya göre ve yukarıda izah olunduğu üzere davacı-alacaklı Organize Sanayi Bölgesi tacir olmamakla, somut alacak davasının bir türü olan ve icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davasına konu alacaklar (altyapı katılım bedeli alacağı) da mezkur 4562 sayılı Kanununa dayandığından, ilk derece mahkemesinin, eldeki davada ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin genel mahkeme sıfatıyla görevli olduğu yönündeki karar isabetli olup, bu durumda davacı tarafın istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-(b-1) bendi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
: yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-)Davacı vekilinin ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... T. ..../.... E. .../.... K. sayılı; ilk derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-(b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının, Hazine'ye gelir kaydına,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için sarf edilen masrafların, kendi üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmın, HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra İlk Derece Mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-)6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
8-)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan
E-imza
Üye
E-imza
Üye
E-imza
Katip
E-imza
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!