Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sigortasız yatılı bakıcı olarak çalışma iddiasıyla açılan hizmet tespit davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalının evinde yatılı bakıcı ve yardımcı olarak sigortasız çalıştığı iddiasıyla açtığı hizmet tespiti davasına ilişkindir; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından davacının haklı bulunduğu, ancak davalı ve feri müdahil kurumun temyiz dilekçelerinde kararın yetersiz gerekçe, tanık beyanlarının hatalı değerlendirilmesi, davacının tam zamanlı çalışmadığına dair delillerin göz ardı edilmesi ve ev hizmetlerinde sigortalılık hükümlerinin yanlış uygulanması gibi iddialarla bozulmasını talep ettiği bir uyuşmazlığı incelemektedir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bursa 13. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının, 15.02.2013-24.07.2020 tarihleri arasında davalı ...'in evinde yatılı-bakıcı, yardımcı olarak çalıştığını, ancak çalıştığı süre içerisinde sigortasının yapılmadığını, müvekkilinin bu süreler içinde asgari ücret ile çalıştığını, ücretini elden aldığını, müvekkilinin davalıya ait evde yatılı kaldığını, haftanın her günü ve 24 saat süreyle çalıştığını, davalının annesine ve davalıya hasta bakım hizmeti sunduğunu, ayrıca evdeki temizlik, yemek ve diğer tüm işleri yaptığını beyanla müvekkilinin davalı yanında 15.02.2013-24.07.2020 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalının arasında herhangi bir iş ilişkisi olmadığını, bu nedenle davalının işveren olmadığını, ayrıca davacının ayda 30 gün çalışmasının da bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının davalıya ait tescilsiz "......Mahallesi ...ğan ... Cad. ... .... .... ..... H Blok. No:19/9 .../...." adresindeki ev işyerinde 15.02.2013-24.07.2020 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili özetle,
1.Mahkemece verilen kararın yeterli gerekçe içermediğini, sadece soyut tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulduğunu,
2.Gerekçeli kararda tanık beyanlarının dikkate alındığına yer verilmişse de, davalı tanıklarıyla bir kısım davacı tanıklarının da beyanlarına göre, davacının tam zamanlı olarak hizmette bulunmadığı, sadece ara sıra temizliğe geldiği beyan edilmiş olmasına rağmen bu tanık beyanlarının hiç dikkate alınmadığını,
3. Davacının iddia ettiği gibi aylık ücretle ve ayda 30 günlük çalışması olmadığını,
4. Tanık beyanlarından davacının zaman zaman başka evlere temizliğe gittiğinin, başka işlerde çalıştığının açıkça anlaşıldığını, davacının başka işleri de yaparken müvekkilinin yanında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 01.04.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Ek 9 numaralı maddesinin esaslarına göre ve 4/a (SSK) kapsamında 10 günden az süreli olarak çalışan evde bakım hizmeti veren çalışanlar için sigorta yapılmasının zorunlu olmadığını,
6. Mahkemece verilen kararın gerekçesinde müvekkilin sürekli bakıma ihtiyacı olduğu yönünde kanaat oluşturulduğundan bahsedilmiş ise de bu durumun somut delillere dayanmadığını,
7.Temyiz incelemesi sırasında davacının 4/a kapsamında işçi sayılıp sayılmayacağı hususunun etraflıca değerlendirilmesi gerektiğini, davacının tam zamanlı 30 gün çalışması olmasının mümkün bulunmadığını, yerel mahkemece verilen kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili özetle,
1.Davacı ile davalı işveren arasında bir hizmet akdinin varlığı araştırılmadan, tanık beyanları hatalı değerlendirilerek ve eksik inceleme sonucu kesintisiz fiili çalışmanın mevcudiyeti ispatlanamadığı halde davanın kabulüne karar verildiğini,
2.Hizmet akdinin temel unsuru olan ücret konusunda araştırma yapılmadığını,
3.Hükme esas alınan tanık beyanlarının, davacının davalı işyerinde kesintisiz fiili çalışmasını ispatlar nitelikte olmadığını, bir kısım tanığın davacının evlere temizlik işine gittiğini beyan etmiş olup davacının hangi tarihler arasında davalı yanında çalıştığının ve davalı yanında çalışmış ise ne kadar ücret aldığı, vs. hususların netliğe kavuşturulmadan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Öte yandan uyuşmazlığın çözümü için ev hizmetlerinde çalışanlar yönünden mevzuatın incelenmesi gerekmektedir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 3. maddesi sigortalı sayılmayanları düzenlemiş ve Kanun'un 3. maddesinin I/D bendinde, ev hizmetlerinde çalışanların tamamı sigorta kapsamı dışında tutulmuştur. Başlangıçta ev hizmetlerinde sürekli veya süreksiz çalışanların tümü 506 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuş iken, 506 sayılı Kanun’un mülga 3. maddesinin 1/D bendinde 11.08.1977 tarihli 2100 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli çalışanlar sosyal sigorta kapsamına dahil edilerek, sigortalı sayılmışlardır.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda ise sigortalı sayılmayanlar 6. maddede de düzenlenmiş olup, 6. maddenin c bendine göre “Ev hizmetlerinde süreksiz olarak çalışanlar ile ev hizmetlerinde hizmet akdi ile sürekli çalışmasına rağmen, haftalık çalışma sürelerinin 4857 sayılı İş Kanunu'nda belirtilen sürelerden az olması nedeniyle, aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar” sigortalı sayılmamış iken 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin c bendi “Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir.
Ancak 6552 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a "ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı" başlıklı ek 9. madde ilave edilmiş ve bu düzenleme 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna parelel olarak 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun sigortalı sayılmayanları düzenleyen 6. maddesinin c bendinde yer alan “(ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” ibaresi “(Kanun'un ek 9. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik de 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu yeni düzenleme çerçevesinde ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanlar, Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise kanunda belirtilen oranda iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenmesi gerekmektedir. Bu düzenleme 10 günden az çalışanları uzun vadeli sigorta kolları bakımından kapsam dışı bırakmaktadır. (TBB Dergisi 2015 (120) A. Eda Manav)
Diğer yandan, 5510 sayılı Kanun'unda 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce verilen Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2014 tarih ve ███████-2280 E., ███████ K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir;
"...İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun. 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanun'ların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir.
Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır.
Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar.
D) (Değişik
: 11.8.1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…”
Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; “…bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında;
…c) (Değişik
: 17.4.2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4. ve 5. maddelere göre sigortalı sayılmaz.”.
Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir.
Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanun'ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar.
Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir.
Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 5 06... sayılı Kanun'larda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, İş Kanun'ları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır.
Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz. ... Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir... Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ...
Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır.
Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır.
Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır..."
Davacının davalıya ait ev hizmetleri işyerinde 15.02.2013-24.07.2020 tarihleri arasında aralıksız çalışmalarının tespitini istediği eldeki davada, davanın kabulüne karar verilmişse de Mahkemece verilen hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Dinlenen tanıklar davacının bir süre davalının hasta annesine baktığını, davalının ise ayakta olmakla birlikte nörolojik rahatsızlıkları bulunduğunu, ayrıca davacının sitede zaman zaman başka evlere temizliğe gittiğini beyan etmişlerdir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacının talebine konu dönemde herhangi bir sigortalılık kaydının mevcut olmadığı, davalıya ait iş yerinin tescilsiz olduğu, dosya kapsamında dinlenen davacı, davalı ile kamu tanıklarının ifadelerine itibarla sonuca gidildiği ancak davacının hangi işleri yaptığı, kaç gün çalıştığı, davalının hasta annesine ne kadar süre ile baktığı, davalının bakımı gerektiren bir rahatsızlığının olup olmadığı, var ise ne düzeyde bir bakım gerektirdiği, davacının çalışma süresinin ne kadar olduğu konularında tanık ifadelerinde bir açıklık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler doğrultusunda, Mahkemece davacının davalının annesine hangi tarihlerde hangi süreler ile baktığı, bakım düzeyinin ne şekilde olduğu, davalının bakımı gerektirecek rahatsızlığının bulunup bulunmadığı araştırılmalı; davacının çalışma şekli, hangi işleri ne kadar sürede yaptığı, başka evlere temizliğe gidip gitmediği ve davalıya ait evde ev hizmetlerinde geçen çalışmalar tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı ve çalışmanın kısmi süreli olup olmadığı belirlendikten sonra varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!