SGKya bildirilmeyen mutfak görevlisi çalışma sürelerinin tespiti davasında, temyiz üzerine Yargıtayın kamu düzeni ve sosyal güvenlik hakkı kapsamında detaylı delil araştırması gerekliliğine vurgu yapması.
Özet: Bir işçinin Temmuz 2020 - Eylül 2021 tarihleri arasında mutfak görevlisi olarak kayıtdışı kısmi süreli çalıştığına dair hizmet tespiti talebiyle açtığı, işveren ve feri müdahil kurum tarafından reddedilen davanın, ilk derece mahkemesince kısmen kabulü ve bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun reddedilmesi üzerine, yüksek mahkeme, hizmet tespiti davalarının kamu düzeniyle ilgili olduğunu ve hak kayıplarını önlemek amacıyla özel bir duyarlılıkla yürütülerek, tarafların sunduğu kanıtlarla yetinilmeyip kendiliğinden araştırma yapılarak tüm belge ve kayıtların eksiksiz incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve varsa çelişkilerin giderilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Yalova 1. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı özetle; ... Konuk Evinde Temmuz/2020 - 17.09.2021 tarihleri arasında Cumartesi - Pazar günleri 08.00 - 18.00 saatleri arasında mutfak görevlisi olarak çalıştığını, ancak hizmetlerinin SGK'ya bildirilmediğini, hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Şirket yetkilisi özetle; Bakanlığa bağlı konuk evinde ... adında bir sigortalı çalıştırdıklarını, davacının iddialarının yerinde olmadığını, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; davacının davalı iş yerinde 01.05 - 16.05.2021 tarihleri arasında 16 gün çalışmasının bulunduğunu, bunun dışında herhangi bir çalışmasının Kurum kayıtlarında mevcut olmadığını, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
1-Davacının davalı iş yerinde Kuruma bildirilen 01.05.2021-16.05.2021 tarihleri arasında 16 günlük hizmet süresi, dışlandıktan sonra
2020 yılı Temmuz ayında 8 gün, Ağustos ayında 10 gün, Eylül ayında 8 gün, Ekim ayında 9 gün, Kasım ayında 9 gün, Aralık ayında 8 gün,
2021 yılı Ocak ayında 10 gün, Şubat ayında 8 gün, Mart ayında 8 gün, Nisan ayında 8 gün, Mayıs ayında 4 gün, Haziran ayında 8 gün, Temmuz ayında 9 gün, Ağustos ayında 9 gün, Eylül ayında 4 gün süre ile hizmet akdi ile ve kismi süreli çalıştığının ve hizmetlerini SGK'ya bildirilmediğinin tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un █████. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
4.1982 Anayasası 142/3 maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi;
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298. maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.
Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.
5.Davacının davalı iş yerinde hafta sonları çalıştığı halde hizmetinin bildirilmediği iddiasıyla açılan eldeki hizmet tespiti davasında davanın ne şekilde karara bağlandığı, davanın kabulüne mi kısmen kabulüne mi karar verildiği açıklanmadan, toplam ne kadar süreye hükmedildiği açıklanmadan, davacının aldığı ücretin de tespiti yapılmaksızın yazılı şekilde bir kısım sürelerin tespitine karar verildiği anlaşılmakta olup hüküm bu yönüyle infaza elverişli olmadığı gibi davacının 20.10.2022 tarihinde Mahkemeye verdiği beyan dilekçesinde de ara verdiği belirtilen 1.5 aylık sürenin de dışlanılmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca davalı Şirket ile ... Konuk Evi arasında akdedilen 01.01.2021-31.12.2021 tarihlerine ait sözleşme devam ederken dava dışı Konuk Evi tarafından 19.01.2021 tarihinde hizmet alım sözleşmesinin sona erdirildiği ancak 08.02.2021 tarihinde 31.12.2021 tarihine kadar geçerli olacak şekilde yeniden sözleşme imzalandığı anlaşılmakla; iki sözleşme arasındaki bu dönem (19.01.2021 - 08.02.2021) yönünden de araştırma yapılarak davacının çalıştığı süreler tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, davacının kaç gün ve ne kadar ücretle çalıştığı ortaya konularak karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!