İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ölümlü trafik kazası sonrası haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Bu dava, trafik kazası sonucu vefat eden 18 yaşındaki bir motosiklet sürücüsünün anne ve kardeşleri tarafından, olayda asli kusurlu olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen araç sürücüsü ve sahibine karşı açılmış olup, müteveffanın da tali kusurlu bulunduğu belirtilmektedir; davacılar, sigorta şirketince yapılan cüzi ödemenin geçersiz olduğunu ileri sürerek, ölenin yakınları için toplam 1.750.000 TL manevi tazminat ile destekten yoksun kalma tazminatı talep etmekte, ayrıca ihtiyati tedbir, faiz, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemektedirler.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa ---- plakalı motosikleti ile seyir halinde iken davalılardan ---- sevk ve idaresindeki------plakalı aracı ile müteveffanın aracına çarparak savrulmasına ve devrilmesine sebebiyet verdiğini, olay sonrasında ise sürücünün ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede vefatına sebebiyet verdiğini, ---Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan ----- nolu soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalı '----- "sağa dönüş kurallarını , doğrultu değiştirme manevraları ile manevraları düzenleyen genel şartlara aykırı hareket ettiğinden kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, müteveffanın ise yeterli sürücülük tecrübesine sahip olmadan motosiklet kullanması ve kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması sebebiyle tali kusurlu sayıldığını, yapılan soruşturma sonucunda ---Asliye ceza mahkemesinin ----- Sayılı dosyasında yeniden bilirkişi incelemesinin yapıldığını , burada da davalı ----- için aynı şekilde Asli kusur, müteveffa içinse tali kusur'un öngörüldüğünü, 05.08.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanıp olay günü ölen müteveffanın 15.07.2001 doğumlu ve henüz 18 yaşında bekar olduğunu, ölümüyle anne- babası ve çalışmayan bekar kardeşlerinin mütevefanın maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, kaza sonrası sigorta şirketi tarafından müvekkillerine cüzi sayılacak kadar bir miktar ödemenin yapıldığını ve bu doğrultuda geçersiz bir protokol'un yapıldığını, manevi tazminatın ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminat olduğunu, davacınn menfaati düşünülmeksizin, sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük olmadığını, manevi tazminata hükmedilirken para değerininin de düşünülmesi gerektiğini, hükmettiği meblağın, bir sadaka niteliği taşımamasının gerektiğini, kısmen de olsa bir manevi tatmin fonksiyonunu ifa etmesinin gerektiğini; diğer tarafın müzayaka haline düşmesine, onun mahvına da meydan vermemesinin gerektiğini, manevi tazminatın, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçladığını, bu tazminatın bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğunu, bu tazminat türünün, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişinin, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabileceğini, müvekkillerinin hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönmesi için, kişilerin duygusal olarak tatmin edilmesinin gerekmekte olduğunu, manevi tazminatın, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçladığını, talep edilen tazminatın müvekkillerininin yaşadığı acı ve elemin karşılığı olduğunu, bu sebeple de, müvekkillerinin uğramış olduğu psikolojik çöküntünün biraz da olsa giderilebilmesi için manevi tazminata hükmedilmesinin gerekmekte olduğunu, müteveffanın genç olmasının, 18 en başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine büyük acı ve üzüntü yaşattığını, müteveffanın ölümüyle ailesi ve akrabalarının derin üzüntü yaşadıklarını, bu nedenle, duydukları elem ve acının tarifi ve tamirinin mümkün olmadığını, manevi tazminatın miktarı tayin edilirken hükmedilecek paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığını, tüm bu sebeplerden dolayı mütevefffanın anne- babasının herbiri için 500.000 TL, kardeşlerinin herbiri için 250.000-TL olmak üzere toplam 1.750.000-TL manevi zararın davalılardan müşterek müteselsilen tazminini, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesine göre belirlenecek her bir davacı için 2.500 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını, mütevefffanın anne- babasının herbiri için ayrı ayrı 500.000 TL, kardeşlerinin her biri için ayrı ayrı 250.0 00-TL olmak üzere toplam 1.750.000-TL manevi tazminat miktarının davalılar ---- ve ----- alınmasını, davalıların taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine “ihtiyati tedbir” konulmasına karar verilmesini, bu alacakların olay tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ilerde yapılacak bilirkişi kusur hesaplamaları ve belirlenen sorumluluk oranları doğrultusunda davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillere verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle;05.08.2019 tarihinde, ------ plakalı araç ile seyir halinde olan müvekkilinin, ---- Mahallesi ---- Caddesinde, ----- kesişiminde sokağa dönmek için sağa doğru manevra yaptığı esnada aynı istikamette seyir halinde olan ---- kullandığı --- plakalı motosiklet ile çarpıştığını, ---- , şeridin en sağ kenarından hızla ilerleyerek 2-3 tane aracı sağ'layarak süratle geçtiğini ve düz gitmek isterken müvekkilinin sağa dönüş yapmakta olan aracına çarptığını, kaza sonucunda ------ ağır yaralandığını akabinde vefat ettiğini, müvekkilinin, bu nedenle ----. Asliye ceza mahkemesinin ----. Sayılı dosyasında Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan cezalandırıldığını, her ne kadar, belirtilen bu ceza yargılamasında müvekkilinin asli kusurlu,----- ise tali kusurlu bulunmuş ise de yargılama esnasında bilirkişi raporlarına itirazlarılarının değerlendirilmediğini, Adli Tıp kurumundan kusur durumuna ilişkin rapor alınmaksızın yetersiz bilirkişi raporları ile dosyanın sonuçlandırıldığını, ------, ehliyeti olmaksızın trafiğe çıktığını ve hem hız sınırlarına hem şerit takibi ve sollama kurallarına aykırı davranarak neticeden kazaya sebep olduğunu, müteveffanın kask ve koruyucu ekipman kullanmadığının da inceleme sonunda görüleceğini, ceza dosyasındaki rapor ile bunun tespitinin sağlandığını, olaya ilişkin kaza videosunun,----. Asliye ceza mahkemesinin ----- sayılı dosyasında mevcut olduğunu, kusur durumunun incelenmek üzere dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ettiklerini, ceza dosyasında alınmış olan, uzmanlığı bilinmeyen polis memurundan kusur konusunda alınan rapora dayanılarak mahkemece hüküm kurulmasının doğru olmadığını, sağ şeride hatalı olarak araçlarını park etmiş bulunan 3. Kişilerin de, müvekkilinin kusur durumunu etkilediğini; müvekkilinin kusurları arasında "şerit ihlali"nin sayıldığını, oysa ki, ---- Caddesi ile ---- Sokak kesişim noktasına bakıldığında, ---- Sokak girişinde park yapılmaz levhası olduğunun görülmekte olduğunu, bu durumda, yolun sağ şeridinde park halinde olan araçlar varken müvekkilinin sağ şeride geçmesinin zaten mümkün olmadığını, sağ şeritte trafik akışının hiç olmadığının görülmekte olduğunu, müvekkilinin mecburen sol şeritten yol aldığını bu durumun olayda asli kusurlu sayılmasında temel etken olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, olay anında müteveffanın sol şeritten sollama yapmış olsa idi bu kazanın hiç meydana gelmeyeceğini,destekten yoksun kalma tazminatının bir zenginleşme aracı olmadığını, ancak gerçek zararın varlığı halinde ileri sürülebilen bir tazminat talebi olduğunu, bu sebeple müteveffanın davacılara destek olduğunun veya yakın zamanda olacağının somut olarak ispatının gerekmekte olduğunu, davacıların manevi tazminat taleplerinin hem olay tarihine hem de günümüze göre fahiş rakamlar olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının kaza tarihi itibariyle değerlendirilmesinin gerektiğini, günümüz koşullarına veya dava tarihine göre değerlendirilmemesinin gerektiğini, müvekkilinin, kazadan ve ------ vefatından doğan üzüntüsünü doğrudan ailesine de ilettiğini, onlarla görüştüğünü , cenazeye dahi gitmek istediğini ancak herhangi bir kavga olmaması adına ailesi tarafından bu isteğinin olumsuz karşılandığını, müvekkilinin de bu duruma üzüldüğünü, tüm bu sebeplerden dolayı davanın müvekkili yönünden reddini,, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.CEVAP
: Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle;huzurdaki davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı def'ini ileri sürmekte olduklarını, hmk 121 md. gereği delillerin taraflarına tebliğinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında kesin mutabakatname ve ibranamenin imzalanmış olduğunu davacının poliçeden kaynaklanan tüm talepler yönünden müvekkilinin ibra ettiğini, ayrıca ödenen tazminat ile ödenmesi gereken tazminat arasında fahiş nispette fark yok ise ödemeye dair anlaşmanın geçerli kabul edileceğini, bakiye tazminat için aktüer hesaplaması yapılırken ödemenin yapıldığı tarihe göre zararın karşılanıp karşılanmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, zarar görenin(müteveffanın) umulan yaşam süresinin hayatta kaldığı süre boyunca değişmekte olduğunu, ayrıca aktif ve pasif yaşam sürelerinde de değişime yol açmakta olduğunu, yaşam süresinin aktüeryal hesaplamadaki en önemli parametrelerden biri olduğunu, zarar görenin hesaplama yapılan tarihe göre umulan yaşam süresinin tespit edilmesinin bakiye tazminat çıkmasına neden olmakta olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sigorta şirketinin ödemeyi yaptığı tarih esas alınarak hesaplama yapılmasının gerektiğini, ödeme tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada fark çıkması halinde ise rapor tarihine göre faiz güncellemesi yapılarak bakiye tazminat miktarının hesap edilmesinin gerektiğini, destekten yoksun kalma şartlarının davacılar müteveffanın kardeşleri ---- , ---- ve ------ uhdesinde gerçekleşmediğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, her durumda kusur durumunun tespitinin gerekmekte olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının talebine konu “destekten yoksun kalma tazminatına” ilişkin tazminat hesabının zms sigortası genel şartları a.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasının gerektiğini, dava konusu kazaya ilişkin güncel ceza soruşturması evraklarının dosyaya eklenmesini,müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilmesi halinde müterafik kusur nedeniyle tazminat tutarından indirim yapılmasının gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, tüm bu sebeplerden dolayı davanın usulden reddini, aksi kanaat halinde davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bu iddiaları tamamıyla yersiz olduğunu, ----- plakalı araç kaza tarihinden çok uzun süre önce müvekkili tarafından davalı---- devredildiğini, ancak noter huzurunda gerekli devir işlemi davalı ------ işlemi geciktirmesinden dolayı gerçekleşmediğini, müvekkilinin davalı her ne kadar noter kayıtlarında söz konusu aracın maliki olarak görünse de gerçekte müvekkilinin söz konusu araçla hiçbir ilgisinin bulunmamakta olduğunu, aracın müvekkili tarafından kullanılmamakta olduğunu diğer davalı tarafından kullanılmakta olduğunu, bu nedenlerle müvekkili davalının işleten sıfatının bulunmamakta olduğunu, müvekkili yönünden davanın reddini gerektiğini, müvekkilinin ----- adresinde ikamet etmekte olduğunu, aracın ------ ilinde bulunmakta olduğunu Yine aracın poliçe ödemesinin müvekkili tarafından yapılmadığının sabit olduğunu, dinlenecek tanık beyanlarından da aracın müvekkili tarafından kullanılmadığının sübuta ereceğini, müvekkil açısından davanın husumetten reddinin gerektiğini, ------, şeridin en sağ kenarından hızla ilerleyerek 2-3 tane aracı sağ'layarak süratle geçtiğini ve düz gitmek isterken davalı ------ sağa dönüş yapmakta olan aracına çarptığını, kaza sonucunda ----- ağır yaralandığını akabinde vefat ettiğini, ----- ehliyeti olmaksızın trafiğe çıktığını ve hem hız sınırlarına hem şerit takibi ve sollama kurallarına aykırı davranarak neticeden kazaya sebep olduğunu, müteveffanın kask ve koruyucu ekipman kullanmadığının da inceleme sonunda görüleceğini , ceza dosyasındaki rapor ile bunun tespitinin sağlandığını, davacıların dava dilekçesinde müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını iddia ederek maddi tazminat isteminde bulunduklarını, davacıların bu iddiasının hiçbir hukuki dayanağının bulunmamakta olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan sürücünün veya onun sorumluluğunu üstlenen işletenin üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğini, bu yöndeki savunmaların ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebileceğini, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararının desteklerinin ölümü sebebiyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarar olduğunu, müvekkilinin herhangi kusuru olmamasına rağmen davacı tarafça istenilen manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu, bu bedelin davanın iyiniyetten yoksun hareket ettiğini açıkça göstermekte olduğunu, dolayısıyla hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı manevi tazminat taleplerinin reddini talep ettiklerini, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini tüm bu sebeplerden davanın öncelikle husumetten, aksi takdirde esastan reddini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava 08.05.2019 tarihli trafik kazası sonucu vefat eden ------ anne, babası ve kardeşlerinin ölüm nedeni ile davalılardan talep edebilecekleri maddi ve manevi tazminat miktarının ne olduğu, olayda kusur oranlarının ne olduğu, davalı işletenin işleten sıfatı olmadığına dair beyan ve itirazlarının yerinde olup olmadığına ilişkindir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, tanıklar dinlenmiş, olaya dair kusur durumu için ------ Adli Tıp kurumundan rapor alınmış alanında aktüer bilirkişiden rapor alınarak tüm deliller toplanarak sonuca gidilmiştir.Denetime uygun bulunan 03.01.2025 tarihli atk raporunda belirtildiği üzere Davalı sürücü ------ idaresindeki kamyonet ile olay mahalli bölünmüş yolun sol şeridi üzerinde seyretmekte iken sağ gerisinden gelen aracın varlığını dikkate almaksızın kontrolsüz şekilde sağa yönelmiş ve müteveffa sürücü idaresindeki aracın kısa mesafeden istikametini kapatarak kazaya sebebiyet verdiği ve olayda kusurlu olduğu, Müteveffa sürücü ---- idaresindeki motosiklet ile bölünmüş yolun sağ şeridi üzerinde seyretmekte iken sol yakın önünde aynı istikamete seyretmekte olan kamyonetin sağa yönelerek kısa mesafeden istikametini kapatması karşısında alacağı herhangi bir önlem bulunmadığı ve kazanın oluşumunda hatalı tutum ve davranışı gözlemlenmediğinden olayda atfı kabil kusuru olmadığı, neticede ölümlü kazada davalı sürücü ------ %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bunun sonucu olarak Yeni Genel Şartların " Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması", "Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" ve "Ek:3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısımlarında ki tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar artık uygulanmayacak; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar, öncelikle Karayolları Trafik Kanunu, bu kanunda yer almayan hususlarda ise Türk Borçlar Kanun’un haksız fiile ilişkin hükümlerinde ki usul ve esaslara göre belirlenecektir. Her iki Kanun da hüküm bulunmayan hallerde ise Yargıtay'ın içtihatları uygulanacaktır.Buna göre tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel █████/2021 tarih, ------ sayılı kararı gereğince TRH 2010 tablosu uygulanacaktır. Ancak progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay ------. Hukuk Dairesinin █████/2020 tarih, -----sayılı kararı).( Bkz. --- BAM --- HD. -----. Sayılı ilamı ) ---BAM ----. HD------Sayılı ilamında "...İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda yukarıya aktarılan Yargıtay ------ Hukuk Dairesinin görüş değişikliği içeren emsal kararına uygun olarak zaten TRH yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış olmasına göre davacı vekilinin TRH yaşam tablosu uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Ancak progresif rant yönteminin kullanılması gerekirken genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması doğru olmamıştır. " belirtmiştir.Tüm bu açıklamalar kapsamında 6098 sayılı TBK hükümleri ve yukarıda atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları gereği TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artış %10 iskontolu hesap yöntemi ile tazminat hesaplanmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.11.2019 tarih ve ---- Esas ----- Sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.01.2004 tarih ve ---- Esas ve ----- Kararı ile Yüksek Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin 01.11.2021 Tarih ve ------. Say kararı ile Yargıtay -------Hukuk Dairelerinin bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında talep olmasa dahi hüküm tarihine en yakın tarihte uygulanan ve kamu düzenine ilişkin olan yasal asgari ücretin kazanç tespitinde ve hesaplamada res'en dikkate alınması gerektiği, olay tarihinden itibaren hesap raporunun tanzim edildiği tarihte bilinen en yakın tarihe kadar geçen dönem içinde gerçekleşen her türlü ücret artışları ve emsal ücretlere göre tespit ve hesaplanması gerektiği belirtilmektedir.Aktüer bilirkişi raporunun 9. Sayfasında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi tarafından hak sahiplerine yapılan ödemelerin davacıların destekten yoksun kalma zararını karşılamadığı, arada açık nispetsizlik olduğu görülmüş yapılan ödeme makbuz hükmünde kabul edilerek ödeme tarihinden rapor tanzim tarihine kadarki faizi ile birlikte hesaplanan alacaklardan mahsup edilmiştir. Yerleşik yargıtay kararları da bu yöndedir. Her ne kadar davalılarca SGK tarafından yapılan ödemenin mahsup edilmediği ileri sürülmüş ise de raporun 11. Sayfasında açıkça yazıldığı üzere SGK tarafından ödenen gelirler hesaplamalardan mahsup edilmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini iddia etmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesine göre; "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir." Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. ----- Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir.------Yerleşik yargıtay kararları gereği müterafik kusur kusur raporunda değil hakim tarafından dikkate alınarak uygulanmalıdır.Somut olayda ceza davası aslı celp edilerek incelendiğinde müteveffanın ölüm nedeninin ".. otopsi raporunda ölümün genel beden travmasına bağlı göğüs kemik kırıkları ile birlikte değişen iç organ ve büyük damar yaralanmasında kaynaklı iç kanama ve pnomotoraks sonucu meydana geldiği tespit edildiği.. " olduğu, kask takmamak ile arasında uygun nedensellik bağı olmadığı görülmüş müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.Davalı------ diğer davalının aynı zamanda işleten olduğunu, resmi olarak araç devrini diğer davalının geciktirdiğini ileri sürmüştür. Davalı ----- kaza tarihinde ---- şirketi nezdinde sigortalı çalıştığı, bu şirketin yetkilİlerinden birinin ------ isimli şahıs olduğu, bu kişinin davalı ----- kardeşi olduğu nüfus kayıtlarından görülmüştür. Aracın resmi olarak davalı ---- adına kayıtlı olması, diğer davalının halen sigortalı olarak ------ kardeşi yanında işçi olarak çalışıyor olması nazara alındığında ------ iddialarının yerinde olmadığı, gerçekleşen hukuki sonuçtan kurtulmaya dönük beyanlar olduğu kanaatine varılmış bu yöndeki tanık beyanlarına da itibar edilmemiştir.Yargıtay ----Hukuk Dairesi------. Sayılı ilamında "..Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün,------. sayılı kararında da belirtildiği gibi;BK.nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de nafaka hakkındaki hükümlere dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.Davacılar ----- ve ----, kazada hayatını kaybeden ------ kardeşleridir...Desteğin, davacılara düzenli ve eylemli bir yardımı iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, davacılar ---- ve ----- yönünden, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken.." belirtmiştir. Davacı kardeşlerin destekten yoksun kalma maddi tazminat taleplerinin bu nedenle reddine karar verilmiştir.Tarafların sosyal ve mali durumları araştırılmış karar öncesi UYAP'tan sorgulamalar yapılmıştır. Davalılardan ---- adına 25 gayrımenkul bulunduğu, davalı ---- adına ---- mesken vasıflı bir gayrımenkul olduğu görülmüştür. Her iki davalının sosyal ve mali durum araştırma yazı cevapları da dosyada mübrezdir.Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve ----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK -----Tüm dosya kapsamı, kusur raporu,tarafların sosyal ve mali durumu, olay tarihindeki paranın alım gücü bir bütün olarak değerlendirilmiş davacıların olay nedeni ile uğradıkları tarifsiz acının bir nebze olsun giderilmesi amacı ile kısa kararda belirtilen miktarlarda manevi tazminata hükmedilmiştir.Yargıtay -----HD.------ Sayılı ilamı ".. Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir....Dava konusu olayda, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olup, ayrı ayrı manevi tazminat isteminde bulunmalarına ve her bir davacı için ayrı ayrı hüküm kurulmasına (kısmen kabul kararı verilmesine) göre davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."( Aynı gerekçeler için bkz. Yargıtay ----. HD.----Sayılı ilamı)Yargıtay ----Hukuk Dairesi ------ sayılı ilamında "....Dava destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine; reddedilen her bir dava yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir. Mahkemece her bir davacı bakımından maddi ve manevi tazminata ilişkin talepler reddolduğu halde, davalı ---- mirasçıları ve davalı ------vekili lehine davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri yerine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.'nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçeleri ile aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan kimselerin açtıkları davalarda ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda davacılar ihtiyari dava arkadaşıdır. Yürürlükte olan AAUT'nin 10/4. Madde ve fıkrası uyarınca manevi tazminat davası maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün olan taleplerle birlikte açılması durumunda manevi tazminat açısından ayrıca vekalet ücretine hükmedilir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davacılar lehine kabul ve red edilen kısım yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.Tüm dosya kapsamı, denetime uygun bulunan ATK kusur raporu, hesaplama yönünden aktüer bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiş yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;Davanın Kısmen kabul ve kısmen reddi ile ;1- Davacı ----- yönünden ;A-955.500,31 TL tazminatın 01.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, ( Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 126.766,19 TL ile sınırlı olmak üzere)B-400.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 05.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ---- ve ----- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,2-Davacı ------ yönünden ;A-1.401.760,66 TL tazminatın 01.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, ( Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 185.971,54 TL ile sınırlı olmak üzere)B-400.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 05.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ---- ve ------ müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,3-Diğer davacılar ------ yönünden ;A-Davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine,B- Her bir davacı için ayrı ayrı 200.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 05.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ------ müştereken ve müteselsilen alınarak her bir davacıya ayrı ayrı ödenmesine,4-Fazlaya dair istemlerin reddine5-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 256.658,50-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 20.232,62-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 236.425,88-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 21.363,11 TL olmak üzere)6-Davacılar tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 269,85-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.977,12-TL Tamamlama Harcı, 13.985,65-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 20.502,47TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, ,7-Davacılar tarafından yapılan; 10.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.113,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar,3.900,00 TL ATK fatura masrafı olmak üzere toplam 16.013,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 14.621,75 lik kısmanın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacılar üzerinde bırakılmasına,8- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE9-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan Arabulucuk ücreti olan 3.280,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden tahsiline, hazineye irat kaydına,Davacı ----- yönünden;A-)Kabul edilen maddi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 149.325,05 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,(Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 45.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere)b-Kabul edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ------ müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya ödenmesine,c)Red edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesinin 10/2. Madde ve fıkrası gereği gereği 45.000,00 TL vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak davalılar ---- ödenmesine,Davacı ------ yönünden;A-)Kabul edilen maddi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 214.246,49 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,(Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 45.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere)b-Kabul edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar --- ve------müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya ödenmesine,c)Red edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesinin 10/2. Madde ve fıkrası gereği gereği 45.000,00 TL vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak davalılar ----- ödenmesine,Davacı ----- yönünden;A-Kabul edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar---- müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya ödenmesine,B-Red edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak davalılar ------ ödenmesine,C-Red edilen maddi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 2.500,00 TL nispi vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak tüm davalılara ödenmesine,Davacı ------ yönünden;A-Kabul edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ----- müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya ödenmesine,B-Red edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak davalılar ----- ödenmesine,C-Red edilen maddi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 2.500,00 TL nispi vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak tüm davalılara ödenmesine,Davacı ------ yönünden;A-Kabul edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ------ müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya ödenmesine,B-Red edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak davalılar -----ödenmesine,C-Red edilen maddi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 2.500,00 TL nispi vekalet ücretinin iş bu davacıdan alınarak tüm davalılara ödenmesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.