Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku kapsamında, yazarın eserinin diziye uyarlanmasıyla ortaya çıkan jenerikte isim belirtilmeme kaynaklı telif hakkı ihlalinin tespiti davasının gerekçesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, "..." adlı özgün hikaye, tretman ve karakterlerini yaratarak bir yapım şirketine sunduğunu, daha sonra haksız yere işine son verildiğini ve eserinin izinsiz olarak diziye dönüştürülüp yayımlandığını, isminin jenerikte yer almayarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir; davalı taraf davanın reddini talep ederken, bilirkişi raporları dava konusu senaryonun eser niteliğinde olduğunu, davacının esere özgün ve yaratıcı katkı sağladığını ve jenerikte adının bulunmamasının sektörel teamüllere ve manevi haklara aykırı olduğunu belirtmiştir; mahkeme de davacının eserin kök hikaye ve karakterlerinin asli yaratıcısı olduğu kanaatine varmıştır.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “...” adlı bir hikaye yazdığını, bu hikayeyi ... vasıtasıyla ... A.Ş. kurucusu ve temsilcisi ...'a sunduğunu, daha sonrasında yayımlanması için çalışılmaya başlandığını, 2022 Haziran ve Temmuz aylarında ... adlı proje, hikaye, tretman, karakterler, 5 bölüm dizi senaryo hazırladığını, bunları ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye sunduğunu, davalıların müvekkilinden bir senaryo ekibi kurmasını talep ettiğini ve sonrasında da müvekkilinin 09.08.2022 tarihinde ... A.Ş.'de sigortalı olarak işe başladığını, müvekkilinin kurduğu ekipteki kişilerin işlerine zaman içinde son verildiğini, son olarak 15.09.2022 tarihinde müvekkilinin de sebep gösterilmeden işine son verildiğini, müvekkilin hikayesiyle aynı adla (...) günlük dizi olarak 05.12.2022 tarihinde yayına girdiğini, halen yayınlanmaya devam ettiğini, müvekkilinin isminin jenerikte yer almadığını, müvekkilinin “...” adlı hikayesinin telif haklarını devretmediğini, karşı taraf şirketlerde çalıştığı sürece kanunda sayılı mali ve Manevi haklarının kullanılmasına izin verdiğini, iş sözleşmesi sebepsiz ve haksız sona erdirilince iş bu hakların karşı taraflarca kullanılmasına ilişkin muvafakatinin de ortadan kalktığını, davalı taraflarca eserin izinsiz olarak kullanılmasının müvekkilinin mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini beyanla eser üzerindeki hak sahipliğinin ve haklarına yapılan tecavüzün tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalılar vekili davaya cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler Dr. Öğr. Gör. ..., Prof. Dr. ... ve ...01.07.2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Dava konusu senaryonun eser olduğu, davacının birlikte eser sahibi olduğu, ...A.Ş.'ye kaç adet senaryonun teslim edildiğinin tespit edilemediği, 05.06.2022 tarihli sözleşmeler ile bu tarihe dek meydana getirilmiş senaryoların mali haklarının davalı ... A.Ş.'ye devredildiği, 09.08.2022-15.09.2022 tarihleri arasında meydana getirilen senaryoların mali hakkının davalı ...A.Ş.'ye ait olduğu, 05.06.2022 tarihli sözleşmeler ile bu tarihe dek meydana getirilmiş senaryoların FSEK m. 21-25 arasında yer alan haklarının davalı ... A.Ş.'ye ait olması nedeniyle senaryodan yola çıkılarak yeni bölüm senaryolarının yazılması hakkının bu davalıya ait olduğu, 09.08.2022-15.09.2022 tarihleri arasında meydana getirilen senaryoların mali hakkının davalı ... A.Ş.'ye ait olması nedeniyle senaryodan yola çıkılarak yeni bölüm senaryolarının yazılması hakkının bu davalıya ait olduğu, Davacı tarafından sunulan jenerikte davacının adına yer verilmediği, Türkiye dizi sektöründe, senaryo geliştirme süreçlerinde hikaye ve tretman yazarlarının kök eser yaratıcısı olarak kabul edildiği, danışmanların sunduğu genel temaların veya revizyon önerilerinin FSEK kapsamında özgün katkı sayılmadığı, bu bağlamda davacının “...” eserine özgün üslup ve yaratıcı katkılar sağladığı, töre temasının yaygınlığına rağmen eserin sektörel özgünlük kriterlerini karşıladığı, sektörde hak devir sözleşmelerinin genellikle mali hakları kapsadığı, ancak manevi hakların korunmasına ilişkin düzenlemelerin eksik olduğu, jenerikte isim belirtilmesinin sektörel etik norm ve FSEK m. 14 gereği bir manevi hak olarak korunduğu, bu nedenle davacının isminin jenerikte yer almamasının sektörel teamüllere aykırı olduğu, Dizi sektöründe senaristlerin kısa süreli sözleşmelerle çalıştığı ve gerekçesiz işten çıkarmaların yaygın olduğu, ayrıca proje isimlerinin marka tesciliyle ticari kullanımının korunduğu, ancak telif haklarının eserin yaratıcı içeriğiyle ilgili olduğu ve bu bağlamda “...” adının davacı tarafından oluşturulmasının sektörel önem taşıdığı sonuç ve kanaatine varmışlardır.
Bilirkişiler Dr. Öğr. Gör. ..., Prof. Dr. ...ve Doç. Dr. ... ek bilirkişi raporlarında özetle; Her türlü takdir ve değerlendirmeyi Mahkememize bırakarak dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre kök rapordaki görüşlerinin korunduğu sonucuna varmışlardır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmalığın; Davanın, "..." adlı esere ilişkin hak sahipliğinin tespiti ile hak sahipliğine yönelik tecavüzün tespiti kapsamında açıldığı tespit edildi.
Tüm dosya içeriği incelendiğinde; Dava konusu senaryonun alınan raporlar kapsamında yapılan tespitler ışığında eser mahiyetinde olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında dinlenen tanık anlatımları ve sunulu deliller incelendiğinde Davacının "..." adlı eserin kök hikaye, tretman ve karakterlerinin yaratıcısı olduğu bu nedenle davacının eser üzerindeki asli sahipliği, sektörel teamüller ve FSEK kapsamında değerlendirildiğinde davacının KÖK ESER SAHİBİ olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamına alınan usul ve yasaya uygun tespitler ihtiva eden bilirkişi kök ve ek raporları ile de bu durumun ayrıca tevsik edildiği anlaşılmakla anılı sebeplerle davacının hak sahipliğinin tespiti yönündeki davasının kabulü ile davacının kök eser sahipliğinden kaynaklı eser üzerindeki hak sahipliğinin tespitine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, ... A.Ş.'ye kaç adet senaryonun teslim edildiğinin tespit edilemediği, 05.06.2022 tarihli sözleşme ile bu tarihe dek meydana getirilmiş senaryoların mali haklarının davalı ... A.Ş.'ye devredildiği, davacı yanın işçi sıfatı ile diğer davalı bünyesinde 09.08.2022-15.09.2022 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı, meydana getirilen senaryoların mali hakkının davalı ...A.Ş.'ye ait olduğu, 05.06.2022 tarihli sözleşme ile bu tarihe dek meydana getirilmiş senaryoların FSEK m. 21-25 arasında yer alan haklarının davalı ...A.Ş.'ye ait olması nedeniyle senaryodan yola çıkılarak yeni bölüm senaryolarının yazılması hakkının bu davalıya ait olduğu, 09.08.2022-15.09.2022 tarihleri arasında meydana getirilen senaryoların mali hakkının davalı ... A.Ş.'ye ait olması nedeniyle senaryodan yola çıkılarak yeni bölüm senaryolarının yazılması hakkının bu davalıya ait olduğu, bu hususun usul ve yasaya uygun olarak bilirkişi kök ve ek raporları ile de tevsik edildiği anlaşıldığından bu durumda davacı yanın mali haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerin bulunmadığı sübuta ermiştir.
Yapılan incelemede davacının isminin jenerikte yer almadığı, Türkiye dizi sektöründe, senaryo geliştirme süreçlerinde hikaye ve tretman yazarlarının kök eser yaratıcısı olarak kabul edildiği, danışmanların sunduğu genel temaların veya revizyon önerilerinin FSEK kapsamında özgün katkı sayılmadığı, bu bağlamda davacının “...” eserine özgün üslup ve yaratıcı katkılar sağladığı, töre temasının yaygınlığına rağmen eserin sektörel özgünlük kriterlerini karşıladığı, sektörde hak devir sözleşmelerinin genellikle mali hakları kapsadığı, ancak manevi hakların korunmasına ilişkin düzenlemelerin eksik olduğu, jenerikte isim belirtilmesinin sektörel etik norm ve FSEK m. 14 gereği bir manevi hak olarak korunduğu, bu nedenle davacının isminin jenerikte yer almamasının sektörel teamüllere aykırı olduğu ve manevi hakkın ihlali mahiyetinde olduğu, haricinde manevi hak ihlali kapsamında telakki edecek eylemlerin dosya kapsamı itibari ile saptanmadığı ve yine yukarıda da aktarıldığı üzere mali hak ihlalinin de bulunmadığı anlaşılmakla davacının tecavüze dayalı istemlerinin sadece isminin jenerikte yer almamasından kaynaklı husule gelen manevi hak ihlali sebebiyle kabulüne diğer tecavüz iddialarının reddine karar verilmiş sonuç olarak davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili iş ilişkisinin sona ermesi ile mali hak devrin geçerliliğinin ortadan kalktığı yönünde itiraz da bulunmuş ise de; FSEK m. 18/2 düzenlemesine göre işveren eser üzerindeki mali hakları eserin vücut bulması ile aslen iktisap ettiğinden işçinin rızasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay da tüzel kişilerin hak sahipliğini kanunen elde ettiği yönünde karar vermiştir: “5846 Sayılı FSEK' nun yukarıda açıklanan madde hükümleri ve Dairemizin 25.02.2008 tarih ... Sayılı ve ... tarih ...sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sadece gerçek kişiler eser sahibi olabilir. Tüzel kişilerin, gerçek kişiler gibi yaratıcı bir fikri çabalarının varlığından söz edilemeyeceğinden eser sahibi olmaları da mümkün değildir. Tüzel kişilerin 5846 Sayılı FSEK 18. maddesi gereği kanunen mali hakları kullanma yetkisini ya da devir yoluyla anılan hakları edinmeleri mümkün olup, manevi hakların devri de söz konusu olamayacağından gerçek kişiler gibi eser sahibi
olamazlar.” Y. 11. HD., E. ██████████ K. ██████████ T. 15.12.2011. Bu nedenle iş ilişkisinin sona ermesinin işverenin kanun gereği elde ettiği hakların sona ermesi sonucunu doğurmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı vekili kök raporda jenerikte davacının ismine yer verilmemesi dışındaki manevi haklara yer verilmediği itirazında bulunmuş ise de;
FSEK’te manevi haklar 14-17. maddelerinde düzenlenmiştir. Kök raporda değinilmediği yönünde itiraz edilen manevi haklar umuma arz salahiyeti ve eserde değişiklik yapılmasını menetmek haklarıdır. FSEK m. 14/3 düzenlemesine göre, “Eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette ise eser sahibi, başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin gerek aslının gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Menetme yetkisinden sözleşme ile vazgeçmek hükümsüzdür.” Görülüyor ki eser sahibi bir eserin umuma arz edilmesine izin vermişse bu iznin geri alınması umuma arz veya yayımlanma tarzının eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikte olması halinde mümkündür. Dosyada eserin bu tarzda umuma arz edildiğine dair bir delil bulunmamaktadır.
FSEK m. 16 düzenlemesine göre, “Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işliyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlıyan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir. Eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak yazılı izin vermiş olsa bile şeref ve itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirilmeleri menedebilir. Menetme yetkisinden bu hususta sözleşme yapılmış olsa bile vazgeçmek hükümsüzdür.” Görülüyor ki eserde yapılan değişiklik eser sahibinin şeref ve itibarını zedeliyorsa eser sahibi bu değişikliği menedebilir. Dosyada eserin bu tarzda umuma arz edildiğine dair bir delil bulunmamaktadır.
FSEK m. 17 hükmünde düzenlenen manevi hak dava konusu uyuşmazlığa uygulanabilecek nitelikte değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının m. 15 hükmünde yer alan manevi hakkı dışındaki diğer manevi haklarının ihlal edildiğine dair bir veri bulunmadığından davacı yanın bu yöndeki itirazları yerinde bulunmamıştır.
Davacı vekili Kök eser sahibinin orijinalinden türetilen türev eserin de sahibi olmaya devam edeceği itirazında bulunmuş ise de; FSEK 18/2 düzenlemesi gereği işveren mali hakları kullanma yetkisine kendiliğinden kanunen hak kazanır. Bu nedenle işveren FSEK m. 21-25 arasında yer alan mali haklar için eseri meydana getiren kimseden yeniden izin alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının manevi hakkı söz konusu olmakla birlikte mali hakların kullanımını tayin yetkisi işverene ait olmaktdır.
İş bu sebeple davacı itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı yan Manevi hakların devredildiği itirazında bulunmuş ise de;
Yargıtay’a göre manevi haklar devredilebilir haklar değildir:. Manevi haklar sınırlı sayı (numerus clausus) oluştururlar. Bunların dışında, eser sahibinin kişilik hukukundan doğan haklara da dayanabileceği kabul edilmektedir (18.12.1981 tarihli ve ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Manevi haklar miras yoluyla intikal etmezler, ölüme bağlı tasarruflara konu olmazlar ve sağlar arası işlemlerle devir edilemezler. Manevi haklardan feragat de geçerli değildir. Ancak, manevi hakların kullanılma yetkisi devredilebilir.
Dolayısıyla manevi haklar davalılara devredilmediğinden davacının manevi hakkının ihlali söz konusu olduğunda talep hakkı mevcuttur.
Davalı yan her ne kadar eserin hususiyet taşımadığı yönünde itirazda bulunmuş ise de; davacı tarafından sunulan senaryonun kendisine has üslup ve ifade özellikleriyle edebi eser niteliğini taşımaktadırlar. Ayrıca dava konusu eserin başka bir eserden kopyalandığı veya usulsüz alıntının kuşkuya yer bırakmaksızın yapıldığına dair bir belge de yer almamakta olup davalı yanın itirazlarının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 1-Davacının "..." adlı eserin kök hikaye, tretman ve karakterlerinin yaratıcısı olduğu bu nedenle davacının eser üzerindeki asli sahipliği, sektörel teamüller ve FSEK kapsamında değerlendirildiğinde davacının KÖK ESER SAHİBİ olduğunun tespitine,
-Davacının isminin jenerikte yer almamasından kaynaklı husule gelen manevi hak ihlaline dayanan TECAVÜZÜN TESPİTİNE, davacı yanın diğer tecavüz iddialarının REDDİNE,
2- Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta, tebligat ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 28.514,80 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 2/3 ü olan 19.009,86 TL olan kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-Hak sahipliğinin tespiti davası yönünden maktu 55.000,00 TL, kabule konu tecavüzün tespiti davası yönünden 55.000,00 TL olmak üzere 110.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden redde konu olan( Davacının isminin jenerikte yer almamasından kaynaklı husule gelen manevi hak ihlaline dayanan tecavüzün haricinde kalan diğer tecavüz iddialarının reddi kararı) karar kapsamında maktu 55.000,00 TL tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara eşit olarak verilmesine (27.500,00'er TL)
6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!