Yargıtay 10. Hukuk Dairesinden, iş kazası sonrası maluliyet kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında kusur ve asıl-alt işveren ilişkisi değerlendirmesiyle ilgili istinaf ve temyiz kararı.
Özet: Bu içtihat, bir iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan davacının davasıyla ilgili olup, davacının taş ocağında çalışırken iş kazası geçirdiğini ve gerekli önlemlerin alınmadığını iddia ederek davalı şirket ve belediyeden tazminat talep ettiği, davalı şirketin kazanın mesai dışında davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, belediyenin ise kendisiyle asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını savunduğu, ilk derece mahkemesinin davayı kısmen kabul ederek davacıya 7.500 TL manevi tazminat hükmettiği, davalı şirketi %80, davacıyı %20 kusurlu bulduğu, davacının %0 meslekte kazanma gücü kaybı nedeniyle maddi tazminat talebini ve belediyeye yönelik talebi husumet yokluğu nedeniyle reddettiği, bu kararın istinaf başvurularının bölge adliye mahkemesince esastan reddedildiği süreci özetlemektedir.

MAHKEMESİ
: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Karaman 1. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davacı vekili ile davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... İnşaat .... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davacının davalılar bünyesinde taş ocağında demirci ustası olarak çalıştığı sırada işyerinde gerekli önlemlerin alınmamasından dolayı iş kazası geçirdiğini ve malul kaldığını, meydana gelen kazada aralarında asıl-alt işveren ilişkisi bulunan davalıların tam kusurlu olduğunu belirterek HMK'nın 107. maddesi gereğince şimdilik 100,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ile 80.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı şirket vekili; davacı 26.06.2016 Pazar günü mesai olmamasına rağmen şantiyedeki makineyi sökmek istediğini, makinenin sökülmesi esnasında ayağının tökezleyerek düz zemin üzerine kalçasının üzerine düştüğünü, yapılan muayenelerde düşme nedeniyle bir olumsuzluk yaşanmadığının bildirildiğini, kronik olarak var olan bel sorunu nedeni ile ameliyat gerektiğinin söylendiğini ve davacının ameliyat edildiğini, davacının bel sorununun öncesinde var olduğunu, kaza ile arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili; davacının Belediye çalışanı olmadığını, Belediye ile diğer davalı ile arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, Belediyenin, asfalt yapımı için gereken hammadde niteliğindeki malzemenin temini amacıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu doğrultusunda gerçekleştirdiği ihale neticesinde diğer davalı şirket ile 16.02.2016 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşme kapsamında yüklenici diğer davalı şirketin, sözleşme ve eklerinde tanımlanan malzemeleri 17.09.2014 tarihli İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile işletmesi altındaki maden ocağından çıkarıp yine sözleşme ve eklerinde belirtilen şartlara uygun biçimde tasnifleyerek müvekkili Belediyeye teslim etme yükümlülüğü altında olduğunu, yapılan işin kapsamı, maden ocağının bizzat yüklenici tarafından işletiliyor olması ve müvekkili Belediyeye teslim edilecek malzemenin yüklenici tarafından yine yükleniciye ait ekipman vasıtasıyla çıkarılması da gözetildiğinde müvekkili Belediye ile yüklenici şirket arasında, asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek müvekkili Belediyeye yönünden davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının 06.06.2016 tarihinde meyana gelen iş kazası nedeniyle %0 oranında meslekte kazanma gücü kayıp oranının bulunduğu, meydana gelen iş kazasında davalı şirketin %80 oranında, davacı kazazedenin ise %20 oranında kusurlu bulunduğu, davalı ... Başkanlığına kusur izafe edilmediği açıklanarak;"1-Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,a-Dava konusu iş kazası neticesinde davacının uğradığı elem ve ıstırap sonucu doğan manevi zararı nedeniyle takdiren 7.500,00 TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan 26.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Taahhüt Madencilik Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,b- Davacının maddi tazminat alacağı talebinin Reddine,2-Davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine," şeklinde karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... İnşaat firma vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; müvekkilinin maluliyet oranının hatalı belirlendiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin alacaklarının eksik hesaplandığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının da düşük olduğunu, müvekkilinin aylık ücreti olması gerekenden düşük kabul edildiği için yapılan hesaplamaya dayanarak verilen kararın hatalı olduğunu, maddi tazminat yönünden dava değeri 100 TL olmasına karşın davalılar lehine 17.900 TL vekalet ücretine hükmedilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin müvekkili aleyhine hatalı hesaplandığını, lehlerine eksik miktarda yargılama giderine hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesi ile özetle; davacının memleketinin Samsun olması ve Karaman'da ikamet edecek yerleri olmaması sebebiyle taş kırma şantiyesindeki lojmanda kaldığını, davacı 26.06.2016 Pazar günü mesai olmamasına rağmen şantiyedeki makineyi sökmek istediğini, makinenin sökülmesi esnasında ayağının tökezleyerek düz zemin üzerine kalçasının üzerine düştüğünü, yapılan muayenelerde düşme nedeniyle bir olumsuzluk yaşanmadığının bildirildiğini, kronik olarak var olan bel sorunu nedeni ile ameliyat gerektiğinin söylendiğini ve davacının ameliyat edildiğini, davacının bel sorununun öncesinde var olduğunu, kaza ile arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı kötüniyetli olduğundan bu düşmesini fırsat bilerek tedavi masraflarını ve hatta tazminatı müvekkili şirkete ödetmek istese de alınan ATK raporlarıyla gerçek durumun ortaya çıktığını, davacının manevi tazminat talebinin de reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ile davalı ... İnşaat firma vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... İnşaat firma vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi3. DeğerlendirmeDosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davalı ... Başkanlığına ait taş ocağına ilişkin davalılar arasında asfalt yapımında kullanılmak üzere hammadde temini amacıyla 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen ihale neticesinde 16.02.2016 tarihi itibariyle "İdare Malı Taş Ocağından İstenilen Ebatlarda Agrega ve Mıcır Üretilmesi Hizmeti Alımına Ait " başlıklı sözleşme akdedildiği, davacı kazalının bahsi geçen iş kapsamında çalışmakta iken 26.06.2016 tarihinde ekskavatörün kepçesine halatla bağlanan motorun kaldırılması sırasında halatın kopması sonucu dengesini kaybederek yüksekten düşme sonucu davaya konu iş kazasını geçirdiği, Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik aldırılan kusur raporunda meydana gelen iş kazasında davalı ... İnşaat Taahhüt Madencilik Yapı Malzemeleri San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin %80 oranında, davacı kazazedenin ise %20 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, diğer davalı ... yönünden ise eser sözleşmesi akdedildiği gerekçesiyle bu davalıya kusur atfedilmediği, Mahkemece anılan raporun hükme esas alınması suretiyle davanın Belediye yönünden reddine karar verildiği, davacının kayıtlı işvereni Küçüker İnşaat firması yönünden ise davacı kazalının kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğramadığından bahisle maddi tazminat talebinin reddi ile 7.500,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 48 57... sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)Öte yandan, sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren çalışmaz durumda kaldığı (raporlu olduğu) sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ya sigortalıya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatlı dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır.Somut olayda; tüm dosya kapsamından davalılar arasında alt işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... Belediyesi yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır . Şöyle ki davalılar arasında akdedilen 26.06.2016 tarihli sözleşme hükümlerine göre sözleşmenin hizmet alım sözleşmesi olarak akdedildiği, idareye ait taş ocağından çıkarılacak agrera ve mıcır malzemesinin 5393 Sayılı Belediye Kanunu 14.maddesine göre idarenin asli görevlerinden olan yol yapım çalışmalarında kullanılacağı, çıkarılacak malzemenin nitelik ve niceliğinin idarece belirlendiği hususlarının değerlendirilmemesi hatalıdır. Ayrıca her ne kadar davacı kazalının kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının usulünce prosedür işletilmek suretiyle ( Kurum-YYSK-ATK 3.İhtisas Kurulu - ATK 2.Üst Kurulu ) %0 olarak belirlenmesi dosya kapsamına uygun ise de maddi tazminat talebinin bu sebeple reddi davacı sigortalının dava konusu iş kazası nedeniyle bir süre çalışamadığı, davacının istirahatlı kaldığı bu süreler bakımından ücret kaybının doğduğu hususunun göz ardı edilmesi nedeni ile hatalıdır. Son olarak davalı ... Belediyesi yönünden davanın reddine karar verilmesine rağmen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücreti asıl alacağı geçemeyeceğinden 100,00 TL dava değerinin aşılması suretiyle davalı ... vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması da hatalıdır.O halde Mahkemece yapılacak iş; davacı itirazlarını karşılar mahiyette davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra davacının raporlu olduğu dönemde %100 oranında malul kaldığını değerlendirerek, bu dönemde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının olduğunun kabulüne göre maddi zarar tutarını bilirkişiye hesaplattırmak ile tüm delilleri bir arada değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.