Yargıtay, bozmaya uyularak verilen ilk derece mahkemesi kararının temyizinde, miktardan kesinlik sınırı aşılamadığı için temyiz dilekçelerinin reddine hükmederken, karşı oy adil yargılanma hakkına vurgu yapmaktadır.
Özet: Yargıtay, ilk derece mahkemesinin önceki bozmaya uyarak verdiği kısmi kabul kararına karşı hem davacı hem de davalı vekillerinin yaptığı temyiz başvurularını, dava değerlerinin yürürlükteki yasal kesinlik sınırının altında kalması gerekçesiyle reddetmiştir; ancak karşı oy yazısında, yargılama sürecinin bu aşamasında uygulanan temyiz kesinlik sınırının, adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkı kapsamında yüksek mahkemeye ulaşma hakkını kısıtladığı, zira bozma sonrası ilk derece mahkemesi kararlarında Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına özgü yüksek sınır yerine daha düşük bir parasal sınırın esas alınması gerektiği belirtilerek çoğunluk kararına muhalefet edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373/4. hükmü uyarınca; Yargıtayın bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verilmesi halinde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesinde öngörülen kesinlik sınırına tabidir.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre; davacı yönünden reddedilen ve temyize konu miktar 130.674,04 TL, temyiz talebinde bulunan davalı ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar ise 21.806,09 TL olup, bu miktarlar karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.KARARAçıklanan sebeple;Davacı vekili ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OY1. Dava, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta iken mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan davalıya 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince yapılan öğrenim, eğitim ve yerleştirme masraflarının yükümlülük sürelerinden eksik kalan kısmının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.2. İlk Derece Mahkemesince daha önce davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan ret kararı verilmiş, bu karar Dairemizce bozularak dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.3. İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine dosya kanun yolu incelemesi için doğrudan Dairemize gönderilmiştir.4. Hukuk ve adalet anlayışında yaşanan gelişmelere orantılı olarak 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde “Adil yargılanma hakkı” temel insan hakları arasında sayılmıştır. Adil yargılanma ilkesi kapsamındaki haklardan biri de, “Mahkemeye Erişim Hakkı” dır. Diğer bir anlatımla, “mahkemeye erişim hakkı” adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından birisidir. Mahkemeye erişim hakkı şüphesiz yüksek mahkemeye ulaşma hakkını da kapsar (AYM 23.10.2019 T. ve ██████████ BB no’lu). Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Osman Çelik, Adil Yargılanma Hakkı Rehberi, Anayasa Mahkemesi Yayınları, s.31 vd.). Bu bağlamda mahkemeye erişim konusunda yasalarda yoruma açık bir hüküm bulunması halinde, adil yargılanma hakkını mümkün kılan yorum tercih edilmelidir.5. 6100 S. HMK'nın 341. maddesinde hangi nitelikteki İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı kanun yolunun açık olduğu düzenlenmiş olup, buna göre kararın verildiği 2023 yılı itibariyle miktar veya değeri 17.830,00 TL ve üzerindeki malvarlığı davalarında verilen kararlar yönünden KANUN YOLU AÇIK tutulmuştur.6. Oysa, kanun koyucu 3 hakimli bölge adliye mahkemelerinin kararlarına yönelik kanun yolu bakımından, bu mahkemelerin kanun yolu alt denetim yetki ve sıfatını haiz mahkemelerden olması sebebiyle HMK’nın 362/1-a maddesinde kesinlik sınırı çok daha yüksek tutulmuştur.7. Somut olayda olduğu gibi, HMK 341/1-a maddesindeki parasal sınırlar yerine, Daire çoğunluğu tarafından, kanun koyucunun HMK 362/1-a maddesi uyarınca ancak bölge adliye mahkemeleri açısından uygun gördüğü kanun yolu parasal sınırının, HMK’nın 374/3 maddesi uyarınca doğrudan temyize tabi İlk Derece Mahkemeleri kararları yönünden de uygulanmasını adil yargılanma ilkesi ile hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olarak gördüğümden, çoğunluk kararını isabetli bulmuyorum.