11. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık suçunda cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle zorunlu müdafi atanmayan sanıkların adil yargılanma hakkı ihlali sebebiyle mahkumiyet kararını bozdu.
Özet: Sanıkların kendilerini kamu görevlisi veya banka çalışanı olarak tanıtarak nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkum edildiği davada, Yargıtay, suçun niteliği ve üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenmesi nedeniyle kanunda öngörülen cezanın alt sınırının zorunlu artırımla beş yıldan fazla olduğu durumlarda, adil yargılanma hakkı kapsamında sanıklara talepleri olmasa dahi resen müdafi atanması gerektiğini, bu yasal zorunluluğa uyulmamasının kesin hukuka aykırılık oluşturduğunu belirterek istinaf mahkemesi kararını bozmuş ve dosyanın yargılamanın yeniden yapılması için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
11. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E. ████████ K.
SUÇ
: Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM
: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanıklar ..., ..., ...'un kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi Kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-L-son, 158/3, 62/1, 52/2, 52/4, 53 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 150.000,00 Tl adli para cezası ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 22.05.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıkların istinaf başvurusunu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık ...'un temyiz isteği; Sanık ...'nın eski eşi olduğunu, diğer sanık ve şikâyetçiyi tanımadığını, üzerine atılı suçu işlemediğini, verilen cezanın haksız olduğunu, suçun işlendiğine ilişkin kanıt olmadığı, kanaate göre hüküm kurulduğu, dosyada delil olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
2. Sanık ...'nın temyiz isteği; eski eşi olan diğer sanık ...'un kendisini kandırdığını, ondan boşandığını, suçuna iştirak etmediğini, zararı karşıladığına ilişkindir.
3. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; Müvekkilinin menfaat elde etmediğini, hileyi gerçekleştirmediğini, sadece çocukluk arkadaşı olan Damla'ya güvendiğini, müvekkilinin suç işleme kastıyla hareket etmediğine, mahkemenin eksik gerekçe ve hatalı kanaatle karar verdiğine, beraat kararı verilmesi gerektiği ve müvekkilinin menfaati olmamasına rağmen zararı karşıladığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2022/2-155 Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3 maddesi uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar ... ve ...'un yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafinin bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesi gereğince de Yerel Mahkemece resen bir müdafii tayin edilmediği anlaşılmakla, sanıklara isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi ve son cümlesi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanıklar ... ve ...'a müdafi atanıp savunmaları alındıktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanıklar ..., ... ve ... 'in hukuki durumlarının ve haklarında 5237 sayılı Kanun'un 158 üncü maddesinin üçüncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasının göz ardı edilmesi 5271 sayılı Kanun’un 289/1-h. maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar ... ile ... ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 22.05.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!