Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçunda zorunlu müdafi atanmaması ve savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerini bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, bilişim sistemlerini araç olarak kullanarak işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanan sanıklardan birine, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle zorunlu olmasına rağmen müdafi atanmaması ve esas hakkında mütalaaya karşı beyanda bulunma hakkı tanınmaksızın sanık ve müdafisinin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasını kesin hukuka aykırılık hali olarak değerlendirerek, istinaf başvurularının esastan reddine dair kararı temyiz incelemesi sonucunda bozmuştur.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████ E. █████████ K.SUÇ
: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜM
: İstinaf başvurularının esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,I. HUKUKÎ SÜREÇA. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2020/ 187 Esas, 2022/ 82 Karar sayılı kararı ile, sanıklar ... ve ...'ın bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f-son, 158/3, 62/1, 52/2, 52/4, 53 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl, 7 ay, 15 gün hapis ve 10.000,00 Tl adli para cezası ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 29.12.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ve sanık ... müdafinin istinaf başvurusunu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİA- Sanık ..., yapılan yargılamanın eksik ve hatalı olduğunu, sanıklar ve müdafilerine haber verilmeden duruşma açılıp karar verildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, başka suçlardan beraat aldığını, bu suç yönünden de verilen cezanın haksız olduğunu, delillerin sanık lehine değerlendirilmediğini, suçun işlendiğine ilişkin kanıt olmadığı, kanaate göre hüküm kurulduğu, dosyada delil olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğini, diğer sanıkların eylemlerine katılmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.B- Sanık ... müdafii, ilk derece mahkemesince re'sen duruşma açılıp, yokluklarında karar verildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, müvekkil sanığın diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde olmadığını, suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, verilen cezanın haksız olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğunu, delillerin sanık lehine değerlendirilmediğini, suçun işlendiğine ilişkin kanıt olmadığı, kanaate göre hüküm kurulduğu, dosyada delil olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğini, belirterek kararı temyiz etmiştir.III. GEREKÇEKabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıkların istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir.Somut olayda, yargılama sırasında sanık ... müdafinin duruşmaya katılıp, sanık savunmasında bulunmadığı, sanığın kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156. maddesi gereğince sanığa resen bir müdafi de tayin edilmediği, kendisine isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f-son bentleri uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158/3. maddesine göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa müdafii atanması sağlanıp yargılamasının yapılarak bundan sonra eylemlerinin ve hukuki durumlarının tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasına rağmen bu husus gözardı edilmesi, ayrıca aynı nedenle, son celse esas hakkında mütalaanın verilmesi karşısında, söz konusu mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere sanık ... müdafisine yeni duruşma gününün tebliğiyle süre verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir işlem yapılmaksızın 29.03.2022 tarihinde celse açıp sanık ... müdafisinin ve diğer sanıkların yokluğunda yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... ve sanık ... müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 29.12.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi.