Yargıtay, temyiz süresi yanıltmasına rağmen başvuruyu kabul ederek, dolandırıcılık hükmünü onarken özel belgede sahtecilik suçunu zamanaşımından düşürdü.
Özet: Temyiz süresinin hatalı belirtilmesine rağmen sanığın temyiz istemini kabul eden Yargıtay, kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanarak dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararını, yargılamanın hukuka uygunluğunu ve delillerin doğru değerlendirildiğini tespit ederek onarken; özel belgede sahtecilik suçu yönünden ise kanuni 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve bu suçtan açılan kamu davasının düşmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
:Özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Kısmi düşme, kısmi onamaAnayasa’nın 40/2. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nin 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesinin gerektiği anlaşılmakla, Mahkemece kurulan hüküm fıkrasında temyiz süresinin "2 hafta" olarak belirtilmesi suretiyle temyiz süresi konusunda yanıltıcı ifade kullanıldığı ve temyiz dilekçesinin Mahkemece hatalı şekilde belirtilen süre içerisinde sunulduğu gözetilerek sanığın temyiz isteğinin kanuni süresi içinde yapılmış olduğu kabul edilerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, Siyasi Parti, Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu YönündenGüncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında tekerrüre esas alınan Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2011 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmına konu TCK’nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun, hükümden sonra, 6763 sayılı Kanun'la yapılan değişikle uzlaşma hükümleri kapsamına alındığı anlaşılmakla, bahse konu ilâm yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığının, uygulanmış ise sonucuna göre, 1412 sayılı CMUK2un 326/son maddesi gereği infazda tekerrüre esas alınacak ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı da dikkate alınarak, hangi ilâmın tekerrüre esas alınacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,II. Özel Belgede Sahtecilik Suçu YönündenYargılama konusu eylem için 5237 sayılı TCK’nın 207/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, bozma öncesi 24.05.2016 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, zamanaşımını durduran bir neden bulunmadığı da gözetildiğinde, son kesen işlem tarihinden inceleme konusu hüküm tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması,Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde karar verildi.