Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçunda, bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın verilen beraat kararının maddi gerçeğin araştırılması için bozulması.
Özet: Bilişim sistemlerini araç olarak kullanarak dolandırıcılık suçundan ilk derece mahkemesince mahkûmiyet alan sanıklar hakkında, bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, zira ilk derece mahkemesi kararından farklı bir hüküm kurulurken duruşma açılması ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması için suçta kullanılan iletişim ve banka bilgilerinin sanıklarla kesin bağlantısının belirlenmesi gerektiği halde, bu hususların gözetilmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E. ████████ K.SUÇ
: Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜM
: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (Beraat)TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1.İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f, 52, 58... . maddeleri uyarınca 3'er yıl hapis ve 600,00'er TL adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıkların istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, hüküm fıkrasındaki mahkûmiyete ilişkin bölümün çıkartılarak yerine sanıkların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin ibarelerin eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİCumhuriyet savcısının temyiz istemi; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, delillerin takdirinde hata edildiğine, sanıkların atılı suçu işledikleri sabit olduğundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEKabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;Mağdurun evden eve nakliye işi ile uğraştığı, komisyon karşılığı iş aldığı, nakliyecilerin internetteki ortak platformunda bulunan bir ilanla ilgili olarak ilanda belirtilen ve sanıklardan Mevlüt adına kayıtlı olan 0544 ... 90 nolu numarayı aradığı, konuşup 300,00 TL komisyon karşılığında anlaştıkları, mağdurun kendisine bildirilen ve diğer sanık ... adına kayıtlı olan banka hesabına 300,00 TL para gönderdiği, sonra sanığı aradığı ve parayı yatırdığını söyleyip müşteri bilgilerini istediği, sanığın beş dakikaya gönderiyorum dediği hâlde bir daha mağdurun telefonlarına çıkmadığı ve en son telefonu açıp "Geçmiş olsun ben senin paranı vermiyorum" dediği, mağdurun ilanda görünen nakliye firmasını aradığında şirketin bu işle bir alakasının olmadığını ve şahsın şirketin adını kullanarak dolandırıcılık yaptığını öğrendiği, böylece sanıkların bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,1.Sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıkların beraatine karar verilmesi,2.Her ne kadar Mahkemece, sanıkların savunmalarına üstünlük tanınarak, her ikisinin de farklı yerlerde ikamet edip memleketleri de farklı olmasına ve birbirlerini tanımadıklarını savunmalarına rağmen atılı suçun sanıklar tarafından iştiraken nasıl birlikte işlenildiğinin ortaya konulmadığı, dolandırıcılık suçu faillerinin yakalanmamak için başka kişiler adına kayıtlı telefon numaraları ve banka hesap numaraları kullanmalarının yaygın olduğu, ayrıca sanıkların sabıka kayıtlarında ve UYAP sorgulamalarında dolandırıcılık suçuna ilişkin kayıtların bulunmadığı, atılı suçun sanıklardan biri tarafından işlenildiği kabul edilse dahi hangisi tarafından işlendiğinin sübut bulmadığı gerekçe gösterilerek beraatlerine karar verilmiş ise de, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından; sanıkların savunmaları üzerinde durularak bunların doğruluğunun araştırılması, bu cihetten olmak üzere, suçta kullanılan GSM numarası ve banka hesabının sanıkların kullanımında olup olmadığının kesin bir şekilde belirlenmesi, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,Hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi.