Yargıtay 11. Ceza Dairesi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü delil takdirindeki yanılgı ve uzlaştırma eksikliği nedeniyle bozarken, hakkı olmayan yere tecavüzden beraat kararını vekalet ücreti yönünden onamıştır.
Özet: Yüksek mahkeme, yerel mahkemenin sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verdiği mahkûmiyet kararını, delillerin hatalı değerlendirilerek beraat kararı verilmesi gerektiği ve suçun yeni yasal düzenlemeler uyarınca uzlaştırma kapsamına alınması nedeniyle hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle bozmuş; hakkı olmayan yere tecavüz suçundan verilen beraat kararının vekalet ücretine ilişkin temyiz talebini ise, sanığın aynı dosyada mahkûmiyet kararı bulunması nedeniyle haksız bularak onamıştır.

MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E. ████████ K.SUÇLAR
: Hakkı olmayan yere tecavüz, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmaHÜKÜMLER
: Beraat, mahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Düzeltilerek onama, bozmaSanık hakkında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan ve sanık müdafiinin temyizlerinin hükmün esasına, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyizinin münhasıran vekalet ücreti talebine yönelik olduğu belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu, kanun yolu bildiriminde yanıltılması nedeniyle katılanın temyiz isteminin de süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A.Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyizinin İncelenmesinde1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği nazara alındığında; aynı dosyada sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmakla sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmediğinden hükmün bu isteme hasren Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,B.Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Katılanın ve Sanık Müdafiinin Temyizlerinin İncelenmesindeSanığın, katılanın boşandığı eşi olduğu ve hükümlülük nedeniyle kısıtlanması üzerine kendisine vasi olarak atandığı, vasilikten azledildiği ve buna dair karar kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği hâlde, yasal yetkisi bulunmadan katılana ait taşınmazı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen A.Ç.ye kira sözleşmesiyle kiraladığı, böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda,1.Her ne kadar Mahkemece sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanık savunmasında, taşınmazı kiraladığını kabul etmekle birlikte kira parası almadığını ve taşınmazın kendisiyle ilgili masrafların ödendiğini savunduğu, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen A.Ç.nin soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından alınan beyanında, sanığın savunmasını doğrulayıp kendisine kira parası ödemediğini, taşınmazın çeşitli masrafları olduğunu ve bunun için 10.000,00-15.000,00 TL para ödediğini, sanığın vasilikten azledildiğini başta bilmediğini, bunu öğrendikten sonra da katılanın yetkili vasisi olan kız kardeşiyle görüşüp yeni kira sözleşmesi düzenlediklerini beyan ettiği toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakta olup, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek mahkûmiyet hükmü kurulması, yasaya aykırı,2.Kabule göre de; sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, katılanın ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi.