Hakaret suçunda sanığın muhtar ve polise yönelik eyleminin TCK 43/2 kapsamında tek fiil sayılması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca bozulması.
Özet: Sanığın muhtar ve polis memurlarına karşı aynı olay, yer ve zaman diliminde gerçekleşen hakaret eylemlerinin, hukuken tek bir fiil olarak kabul edilip, Ceza Genel Kurulu içtihadı doğrultusunda 5237 sayılı Kanunun 43/2. maddesi gereğince fikri içtima hükümleri uygulanarak cezanın artırılması gerekirken, müştekiye yönelik ayrı soruşturmanın akıbeti araştırılmaması ve delillerin birlikte değerlendirilmemesi suretiyle eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle, istinaf mahkemesinin başvurunun esastan reddi yönündeki kararının bozulmasına oy birliğiyle hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., 2019/ 329 K.SUÇ
: HakaretHÜKÜM
: İstinaf isteminin esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanığın temyiz istemi; katılanların haksız eylemi nedeniyle hakaret ettiğine, tanıklarla husumetli olduğundan beyanlarına itibar edilemeyeceğine, cezanın fazla olduğuna ilişkindir.III. GEREKÇEYapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dava dosyası içeriğine, sanık savunması, katılan ve tanıklar...'nin anlatımları, olay tutanağı, CD çözümüne ilişkin bilirkişi raporuna göre, sanığın atılı suçu işlemediği yöndeki temyiz sebebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Ancak;Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun ███████-293 Esas, ████████ Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, fiil tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın kanunun 43. maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür.Ancak burada kastedilen, fiilin doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın muhtar olan ...'a hakaret ettikten sonra polis memuru olan katılanlara hakarette bulunduğu , aynı olayın devamı kapsamında aynı yer ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen hakaret suçunun, hukuken tek bir fiille gerçekleştirildiği, sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesi uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanunun 43/2. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği anlaşıldığından, ...'a yönelik hakaret eylemi nedeniyle Ordu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı dosyasından yürütülen soruşturmanın akıbeti araştırılarak mümkün olması halinde birleştirilmesi, aksi halde usulüne uygun şekilde dava dosyasının incelenmesi ve tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek, mahsup hükümleri de nazara alınıp sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.09.2025 tarihinde karar verildi.