Isıtma ve soğutma sistemleri sektöründe kullanılan "..." markasına yönelik öncelik hakkı iddialarıyla şekillenen marka tecavüzü ve hükümsüzlük taleplerini konu alan hukuki uyuşmazlık.
Özet: Isıtma ve soğutma sistemleri sektöründe davacının tescilli "..." markası ile davalının aynı ibareyi kullanması nedeniyle ortaya çıkan marka ihlali ve hükümsüzlük talepleri üzerine, ilk derece mahkemesi, davacı markası ile davalı kullanımları arasında tüketicileri iltibasa düşürecek benzerlik bulunduğunu, davalının ileri sürdüğü önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin davacının babasına ait olduğunu belirterek davalı eyleminin markaya tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle asıl davayı kabul etmiş, karşı davacının önceye dayalı kullanım veya gerçek hak sahipliğini kanıtlayamadığı sınıflar açısından karşı davayı reddetmiştir.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının uzun yıllardır ısıtma, soğutma sistemleri ve yedek parçası alanında "..." markasıyla faaliyet gösterdiğini, 02.10.2017 başvuru tarihli "██████████" sayılı "... " ibareli 11, 35, 37. sınıflarda tescilli markasının bulunduğunu, karşı tarafın da ısıtma ve soğutma sistemleri üzerine faaliyet göstererek tescilli davacı markasıyla karışıklık yaratacak, haksız rekabet oluşturacak ve markanın güvenilirliğini olumsuz etkileyecek şekilde tabela, basılı belge ve internet üzerinde dahil her alanda "... " ibaresini kullandığını, davalının işyerinin davacıya ait olduğu veya iktisaden bağlı firmalar olduğu algısı yaratarak iltibasa neden olduğunu, ihtarnameye rağmen "... " ibaresiyle gerçekleştirdiği ihlali sonlandırmadığını, soğutma ve beyaz eşya sektöründe "..." ibaresini var edenin, ihdas ve istimal edip piyasada maruf hale getiren kişinin davacının babası olan dava dışı ... olduğunu, İrfan ... tarafından ilk olarak 1977’de "... " ticari unvanının 24.03.1977 tarih ve 186 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak kullanımına başlandığını, “... " unvanının ise 1984’de “... ” adlı işyerinde kullanıldığını, davacının 2001-2008 arasında "... " çatısı altında babasıyla birlikte çalıştığını, markanın sektörde tanınmasında ve bilinirliğinin artmasında katkılarının büyük olduğunu, davacının 2008’de ortak olduğu ... Ltd. Şti.'nin unvanını "... Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti." olarak değiştirdiğini, davalının 1997’den itibaren yanında çalıştığını iddia ettiği tarafların dedeleri olan ...’un asıl mesleğinin ardiyecilik olduğunu ve hiçbir zaman davaya konu sektörde bizzat faaliyet göstermediğini, karşı tarafın 2006’daki vergi tescili ve 2008’deki "...-... " ibareli unvan tescilinin dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu göstermediğini, davalının “...”, “...” ve “...” marka başvurularının da itirazları üzerine reddedildiğini ileri sürülerek markaya tecavüzün önlenmesine ve ref'ine karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevaplarında; "..." ibaresi üzerindeki öncelik hakkının müvekkilinde olduğunu savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, karşı tarafın 2017/ ... numaralı "... " markasının tescilinden önce, "..." ve "... " ibarelerinin kullanıma başlayarak soğutma ve beyaz eşya sektöründe var eden, ihdas ve istimal edip piyasada maruf hale getiren kişi olduğunu, davacının an itibariyle işletmekte olduğu "... karşı tarafın marka tescilinden çok daha önce yaklaşık 20 yıl önce kurulmuş bir aile işletmesi olduğunu, davacının "... 1997’de dedesinin yanında çalışmaya başladığını, davacının "... " ibaresiyle vergi tescilinin 28.12.2006’da başladığını, davacının "...-... " ticaret unvanlı işletmesinin kuruluşunun 04.03.20 08... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, müvekkilinin markasal kullanımının yanında, karşı yanın marka tescilinden çok önce tescil edilen "... -..." ibareli ticaret unvanından kaynaklanan gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında; aynı sebeplerle davacı-karşı davalının ... numaralı "... " markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede, davacı markası ile davalı kullanımları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, her iki taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, davalı bazı mallar ve hizmetlerde (35. sınıf kapsamında 1, 6, 7, 9, 11, 17,) önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürse de bu mallar/hizmetlerde gerçek hak sahibi ve önceye dayalı kullanım hakkı davalıda değil davacının babasına ait olduğundan davalının eyleminin markaya tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede hükümsüzlüğe konu "..." ibareli markanın kapsamındaki 11... . sınıftaki mallar ve hizmetler açısından karşı davacının önceye dayalı kullanımı veya gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığı, 35. sınıftaki 1, 6, 7, 9, 11, 17. sınıflara konu mallarda ise gerçek hak sahibinin davalının babası dava dışı İrfan ... isimli şahıs olduğu gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı- karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşı dava bakımından yapılan incelemede, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl dava bakımından yapılan değerlendirmede, davalının vergi levhasına göre, işe başlama tarihinin 28.12.2006, ana faaliyet alanının “Elektronik cihaz ve parçaların toptan ticareti" olduğu, "...-... " ticaret unvanlı işletmesinin
kuruluşunun 04.03.2008 tarih ve 7012 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, ana iştigal alanının “beyaz eşya yedek parça alım satımı” olduğu, 35. sınıf kapsamında 1, 6, 7, 9, 11, 17. sınıf malların toptan perakende pazarlanması ve satışı hizmetlerinde
29.05.2009-23.03.2012 döneminde bir satış noktası oluşturarak ilgili pazarda
gözlemlenebilecek şekilde, fiilen sembolik olmayan gerçek anlamda markasal
kullanımının bulunduğu, davalının plastik alışveriş poşeti ile faturalarındaki
“... SOĞUTMA” ibarelerini ön plana çıkartacak şekildeki kullanımın ve işyeri tabelasındaki “... Kombi, Klima, Beyaz Eşya,
Yedek Parça, Satış” ibarelerinin, 11.sınıfa konu mallar, 35. sınıf kapsamında
11. sınıfta yeralan "Kombi, Klima, Beyaz Eşya, Yedek Parça" mallarının toptan veya perakende satışı ile 37. sınıf kapsamında bu eşyaların kurulumu, bakımı ve tamiri
hizmetlerini sunduğunu gösterdiği, davalının da
dilekçelerinde “Buzdolabı,
çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, kombi, klima gibi soğutma ekipmanlarının parça
değişimi, yedek parça alım-satımı, anılan ürünlerin alım-satımı faaliyetleriyle tanındığını” beyan ettiği, buna karşın, davacının ilk kez 2019 yılında ihtarname göndererek davalının kullanımına son vermesini istediği, 12.01.2021 tarihinde ise eldeki davayı açtığı, o halde, davalının unvan kullanımının 2008 yılından, kanıtlanabilen fiili kullanımının ise 2009 yılından beri devam etmesine rağmen aradan on yıldan fazla süre geçtikten sonra davacı tarafından davalının kullanımına karşı çıkıldığı, davalının gerçekleşen kullanımlarına yaklaşık on yıl boyunca karşı çıkılmaması karşısında artık işbu davanın açılmasının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ile bağdaşmayacağı, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, markaya tecavüzün önlenmesi ve ref'i, karşı dava marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!