Kadastro tespitine itiraz davasında mirasçıların iddialarına karşı uzun süreli kullanımla oluşan taksimin geçerliliğinin temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro Mahkemesi, miras bırakanın mülkiyetinde olan taşınmazların mirasçılar arasında murisin ölümünden sonra usulüne uygun, geçerli ve uzun yıllardır itiraz edilmeyen bir taksimle paylaştırıldığını, davacıların ise bu taksimin kendi paylarına düşen kısımlarını devralarak üçüncü kişilere sattığını, dava konusu taşınmazları onlarca yıldır kullanmayıp maliklerin tasarruflarına ses çıkarmadığını tespit ederek, miras bırakanın mülkiyetine dayalı kadastro tespitine itiraz davasını reddetmiş; bu red kararına karşı davacı mirasçılar vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.KARAR
: Davanın reddineTaraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen davanın reddine dair karar hakkında davacılardan ...'ın bir kısım mirasçıları vekilince yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hükmün kısmen onanmasına kısmen bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ...'ın bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 3, 141, 145, 146, 623, 671, 672, 673, 674, 6 92... parsel sayılı sırasıyla 15.556, 44.350, 3.250, 3.700, 623, 8.900, 8.900, 11.700, 13.300, 5.9 00... .950 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.Davacı ... ve ... tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan el atmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında ... ve ... satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır.Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda "... Yapılan yargılamaya göre toplanan deliller, taraf beyanları, tanık anlatımları, satış senetleri, keşif ve bilirkişi raporları ile tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; 3402 sayılı yasanın 26/D maddesi uyarınca mahkemeye süresi içerisinde açılmış olan davalarda tespitten önceki haklara dayanılarak hukuki yararı bulunduğundan bahisle dava derdest olduğu sürece müdahil olarak katılma hakkı bulunmaktadır. Somut olayda dava konusu 141, 1 45... parsellerde hak sahibi olunduğu ileri sürülmek suretiyle kadastro öncesi nedenlere istinaden usulüne uygun olarak ... tarafından müdahale talebinde bulunulmuştur. Davacı tarafça dava dilekçesi ile ... oğlu ... de davalı olarak gösterilmiş ise de; 03.12.1979 tarihli duruşmada davacı ...'ın açıkladığı gibi bu davalının ...'ın oğlu ... olduğu ancak ...'nın "..." olan soyadını daha sonra "..." olarak değiştirmesi nedeniyle sehven ...'in soyadının da "..." olarak belirtildiği oysa davalı olarak ...'in kastedildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazların mülkiyetinin evveliyat itibariyle ...'ya ait olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim dayanak kayıtların mevkii ve hudutları itibariyle dava konusu taşınmazları kapsamına aldığı, uyuşmazlığın ise mirasçılar arasında usulüne uygun bir taksimin olup olmadığı hususunda ortaya çıktığı görülmektedir. Dayanak kayıtlardan da anlaşılacağı üzere dava konusu 141, 1 45... parsel sayılı taşınmazların bir bütün halinde ... tarafından ... kızı ...'a satıldığı ve daha sonra miras yolu ile ...'e intikal ettiği ancak 146 parsel olarak belirtilen yerde ...'nun ½ yarıcılık hakkı bulunduğu, diğer taşınmazların ise ...'nun ölümünden sonra yapılan taksim sonucu mirasçılar tarafından paylaşıldıktan sonra 3 parselin ...'a, 623 parselin ...'ya, 671, 672, 673, 674, 6 92... parsellerin ... ve ...'e satılarak devredildiği ve bu şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Geçerli ve usulüne uygun bir taksimin varlığı için tüm mirasçıların veya temsilcilerinin muvafakat ve iradelerinin paylaşımı doğrulaması gerekir. Taksimde mirasçıların eşit pay alması zorunlu olmayıp mirasçıların rızalarına uygun bir paylaşımın olması önemlidir. Diğer taraftan uzun süreli kullanıma mirasçıların ses çıkarmaması ve itiraz etmemesi de taksimin varlığına karine teşkil edecektir. Somut olayda dava konusu taşınmazların murisin ölümünden sonra mirasçıların tamamına değil de taksim sonucu kendisine intikal eden kişiler adına kayıtlarda malik olarak tespit edilmesi, taksimde davacılara başka taşınmazların da verilmesi ve buna rıza gösterilerek bu taşınmazların üçüncü kişilere satılması, muris ...'nun 1955 yılında ölümünden itibaren yaklaşık 20-30 yıl kadar uzun bir süre davacıların dava konusu taşınmazları hiç kullanmaması hatta malikleri tarafından kullanılmasına hiç ses çıkarmayarak itiraz etmemesi ve diğer mirasçılar aleyhine adli yollara başvurulmaması ile tapulama sırasında taksimin varlığının kabul edilerek buna göre tespit yapılması geçerli ve usulüne uygun bir taksimin varolduğunu ortaya koymaktadır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında; dava konusu taşınmazların muris ...'ya ait olmakla birlikte dava konusu 141, 1 45... parselleri sağlığında ...'a satarak elden çıkardığı, diğer taşınmazların ise usulüne uygun olarak yapılan taksim sonucu mirasçıları arasında paylaşıldığı ve daha sonra üçüncü kişilere satılarak devredildiği, buna göre dava konusu 3 parselin ...'a, 1 41... parselin ... mirasçılarına, 146 parselin ortaklaşa olarak ... ile ... mirasçılarına, 623 parselin ...'ya, 671, 6 74... parselin ...'e, 672, 6 73... parsel sayılı taşınmazların ise ...'e ait olduğu anlaşılmakla..." dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına miras payları oranında; 1 41... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına miras payları oranında; 146 parsel sayılı taşınmazın ... ile ... mirasçıları adına miras payları oranında; 623 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına miras payları oranında; 672, 6 73... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına miras payları oranında; 671, 6 74... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tescillerine karar verilmiş; hükmün, davacı ... mirasçılarından ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi ██████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilamıyla "... Çekişmeli 3, 623, 671, 672, 673, 674, 6 92... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece çekişmeli taşınmazların kök muris ...'dan geldiği, taşınmazların kadastro tutanaklarında bahsi geçen tapular kapsamında kaldığı, ancak murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun taksim yapıldığı ve taksim neticesinde çekişmeli taşınmazların isabet ettiği kişilerin, taşınmazları adlarına tescil kararı verilen kişilere sattıkları ve tespit tarihine kadar zilyetliğin bu kişilerde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli değildir. Çekişmeli taşınmazların kök muris ...'dan kaldığı sabit olsa da geçerli bir taksimin varlığı ve adlarına tescil kararı verilen kişilere satış olgusu yönünden mahalli bilirkişi ve tanık beyanları yetersizdir. Geçerli bir taksimin varlığından söz edilebilmesi için taksime tüm mirasçıların ya da temsilcilerinin katılmaları, her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiğinin, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiğinin somut olarak ortaya konması gerekir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez..." gerekçesiyle hükmün bu parsel sayılı taşınmazlara yönelik bozulmasına; dava konusu 141, 1 45... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce Yargıtay bozma ilamında açıklanan hususlar doğrultusunda yapılan keşifte alınan beyanlar, davalı parsellerin fiili zilyetlik durumları ve önceki yargılamada tutulan keşif ve duruşma tutanakları tümüyle okunup incelendiğinde çekişmeli taşınmazların kök muris ...'ndan geldiği hususu sabit olup ...'nun 1955 yılındaki vefatıyla geriye çocukları ..., ..., ... ve ... isimli mirasçıları kaldığı, taşınmazların kadastro tutanaklarında yazan tapular kapsamında kaldığı, muris ...'nun ölümünden sonra gerek bilirkişi beyanları gerekse tutanaklara yansıyan bilgilerden anlaşıldığı üzere aynı yıl mirasçıları arasında usulüne uygun taksim yapıldığı ve taksim neticesinde nizalı 692 parselin tapulama tutanağının edinme sebebi bölümünde açıklandığı üzere murisin kız çocukları ..., ... ve ...'e miras hisselerine karşılık 767, 768, 7 69... parsellerin isabet ettiği ve adı geçenlerin bu taşınmazlardaki hisselerini bilahare 1958 yılında üçüncü kişilere satarak alakalarını kestikleri, davaya konu taşınmazların isabet ettiği ...'ın ve ... mirasçısı ...'nin de nizalı taşınmazları adlarına tescil kararı verilen kişilerin mirasbırakanlarına tespit tarihinden önceki tarihlerde satıp zilyetliklerini devrettikleri ve tapulama tespit tarihine kadar zilyetliğin taşınmazları devralan bu kişilerde olduğu hususu kuşkusuz olup usule uygun taksim sonucu ...'na isabet eden davalı parsellerde yapılan taksim sonucu davacıların haklarının bulunmadığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına miras payları oranında; 623 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına miras payları oranında; 672, 6 73... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına miras payları oranında; çekişmeli 671, 6 74... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ...'ın bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'ın bir kısım mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacı ...'ın bir kısım mirasçılarından alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.