Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan maaş hesabına bloke davasının arabuluculuk şartı eksikliğiyle usulden reddi kararı.
Özet: Kamu personeli olan davacının, bir şirketin kredi borcuna kefil olması nedeniyle bankanın maaş hesabına hukuka aykırı şekilde bloke koyarak yaklaşık 197.487,81 TL tutarındaki maaş alacağını kestiği iddiasıyla açtığı alacak ve bloke kaldırma davasında, mahkeme, davanın konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari dava niteliğinde olması ve ilgili kanun gereği dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadan açılması nedeniyle, davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
DAVA
: Alacak (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin uzun yıllardır Sağlık Bakanlığı bünyesinde Gaziyaşargil Eğitim Araştırma Hastanesinde Hemşire olarak görev yapan kamu personeli olduğunu, maaş ödemelerinin Sağlık Bakanlığı ile davalı .....Bankası A.Ş. arasında akdedilen protokol gereğince davalı bankanın .....şubesinde bulunan .....numaralı hesabına düzenli olarak yatırıldığını, bu hesabın müvekkilinin tek gelir kaynağı olan maaşının ödendiği ve hayatını idame ettirdiği, yasal mevzuat gereği özel koruma altında olması gereken bir hesap olduğunu, müvekkilinin iyi niyet ve güven ilişkisi çerçevesinde davalı banka ile .....Taşımacılık Temizlik Sanayi Ticaret Ltd. Şti. arasında imzalanan bir kredi sözleşmesi kapsamında kefil olduğunu, bu kefalet ilişkisinin müvekkilinin yasal haklarının ve özellikle maaşının korunması prensibi göz ardı edilerek tesis edildiğini, asıl borçlu şirketin kredi borcunu ödemekte temerrüde düşmesi ve bu durumun müvekkilinin kefaleti sebebiyle sorumluluğunu ortaya çıkardığını, davalı bankanın bu nedenle müvekkilinin maaş hesabına haksız bir şekilde bloke koyduğunu, alacaklarını müvekkiline ait maaşından takas ve mahsup etme yoluna gittiğini, müvekkilinin maaşını son üç aydır almadığını, toplamda 197.487,81 TL tutarında bir maaş alacağı kaybı olduğunu, yargılama süresince müvekkilinin maaş hesabında yapılan kesintilerin ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilerek ileride alacağı maaşlarına erişiminin sağlanmasına, davanın kabulü ile müvekkilinin davalı banka nezdindeki maaş hesabı üzerinde bulunan haksız bloke, takas ve mahsup işleminin kaldırılmasına, davalı bankanın haksız işlemleri neticesinde müvekkilinin yoksun kaldığı, (Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) üç aylık toplam 197.487,81 TL tutarındaki maaş alacağının, kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DEĞERLENDİRME
:
Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan bloke ve mahsup işleminin kaldırılması ile alacak istemine ilişkindir.
.....tarihinde yürürlüğe giren .....sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6102 sayılı yasanın 5/a. maddesinde; "bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü ile aynı kanunun 6325 sayılı kanunda değişiklik yapan 23. Maddesinde "(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın , dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebi içeren ticari davalarda arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu ve başvuru sonucunda düzenlenen son tutanağın dava dilekesine eklenmesinin zorunlu olduğu, arabulucuya başvuru yapılmadan dava açıldığının anlaşılması halinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği öngörülmüştür.
Eldeki davada; davacı vekili tarafından dava açılırken arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı gibi dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir ibareye yer verilmediği, bu durumda aralubulucuya başvuru yapılmadan davanın açıldığı anlaşılmakla 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi gereğince kesin süre verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK. 114 ve 115. Maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2- Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben Mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!