Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde, sigorta aracılık hizmetleri şirketindeki dolandırıcılık iddiasıyla yapılan hileli pay devirlerinin iptali ve davacıya ortaklık paylarının iadesi talepli ticari dava.
Özet: Davacı, sigorta aracılık şirketindeki tek pay sahibi iken, davalı İ.D.nin şirketin cirosunu on kat artırma vaadiyle kendisini kandırarak paylarının %80ini 8.000 TL bedelle devraldığını, ardından bilgisi dışında tüm payları başka bir davalıya devrederek hileli bir işlemle dolandırıldığını iddia ederek, pay devirlerinin iptalini, payların kendisine iadesini ve şirket payları üzerine tedbir konulmasını talep ederken; davalı İ.D. ise devirlerin hukuka uygun yapıldığını, taahhütlerini yerine getirdiğini ve davacının şirketin artan ekonomik gücünü görerek tüm sermayeye tek başına sahip olma gayesiyle asılsız iddialarda bulunduğunu savunmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; 20.06.2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde mam ..... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketinin, ..... tarafından kurulduğunu, ..... şirketteki tüm paylarını davacı müvekkili ....’ya devrettiğini, ve böylece davacı müvekkilinin şirketin tek ortağı olduğunu, Bir süre sonra davalılardan İlkhom Djuraev, müvekkilimize gelerek, çok ciddi bir müşteri portföyünün olduğunu, müşterilerin sigorta aracılık hizmetlerini veren bir şirketinin olup olmadığını sorduklarını, kendisinden yardım istediklerini, tüm müşterilerini komisyon karşılığında başkalarına yönlendirdiğini, şirkete resmi hissedar olarak ortak gözükmesi halinde şirketin bir yıllık cirosunu en az on katına kadar çıkaracağını ve benzeri vaatlerle müvekkilini kandırarak müvekkilinin sahip olduğu payların %80’ini Beşiktaş ..... Noterliğinin 13.09.2022 tarihli ve ...... yevmiye numaralı pay devir sözleşmesi ile 8.000,00 TL bedelle devretmeye ikna ettiğini, bu sırada davalı ......’in, müvekkiline devir bedelini ödemesi ve yine şirketin yıllık cirosunu on katına kadar çıkarmaya yönelik vaadinin neticesi beklenirken davalı ......’in 18 Ekim 2022 tarihinde payların tamamını ...... isimli kişiye devrettiğini, ikisinin şirket üzerinden bir takım işleri yapmaya çalıştıklarını ve böylece müvekkilini dolandırdıklarının anlaşıldığını, müvekkilinin tüm bunları da 2023 yılının Şubat ayının ortalarına doğru tesadüfen öğrendiğini, Davalılar ..... ile ...... isimli kişiler arasında 18 Ekim 2022 tarihinde gerçekleşen pay devri danışıklı olup, bu devirden davacı müvekkilinin herhangi bir haberi olmadığını, haliyle de pay devrinin defterlere işlenmesi için yapılması gereken işlemler ile dayattırılarak attırılaran imzaların vasıf ve mahiyetini de müvekkilinin idrak edemediğini, zaten gerçekleşen iki devir arasındaki tarihlerin bu denli yakın olmasından devirlerin hileli ve müvekkil ile başkaca birilerini dolandırma amacına yönelik olarak gerçekleştiğini, müvekkili tarafından pay devirlerinin hileli ve usulüne uygun olmayan bir şekilde gerçekleştiği öğrenildikten sonra devrin iptali talep edildiğini, ancak davalılar tarafından müvekkilinin korkutularak pay devrinin iptali için başvurmasının önüne geçildiğini, bir süre sonra müvekkilinin anılan şahıslara artık ulaşamaması üzerine huzurdaki davayı açmak için girişimde bulunduğunu ve bu dahilde olmak üzere anılan devirler sonrasında pay devrinin iptali ve payların iadesi amacıyla arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, fakat arabulucu tarafından da yapılan araştırmaya rağmen şahıslara ulaşılamaması üzerine görüşme yapılamadan arabuluculuk görüşmeleri “anlaşamama” şeklinde sonuçlandığını belirterek davamızın kabulüne, müvekkilinin mağduriyetinin artmaması için dava sonuçlanıncaya dek şirket payları üzerine tedbir konularak payların yeniden 3. kişilere devrinin önüne geçilmesi için ihtiyaten tedbir kararı verilmesini, davacı ..... arasında gerçekleşen 13.09.2022 tarihli pay devri işlemi ile daha sonra ..... ile ..... arasında gerçekleşen 18.10.2022 tarihli pay devri işlemleri ile buna bağlı tüm işlemlerin ayrı ayrı iptaline, ..... ’ya iade edilmesine, devirlerin iptaline ve tescil için bu yönde kurum kayıtlarının düzeltilmesi için karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkil, tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre edimleri yerine getirildiğini ve halen aktif bir şekilde şirket faaliyetlerine devam ettiğini, bu süreçte şirketin %20'lik kısmına denk gelen ortağı davacı ile de bir kısım faaliyetlerine ve ilişkilerine devam ettiğini, kaldı ki 12.10.2022 tarihli genel kurul kararında bizzat davacının imzası da mevcut olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususların ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbirinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, yapılan devir işlemleri kanunun aradığı tüm şartları yerine getirerek gerçekleştirilmiş ve gelinen noktada davacının söz konusu dava ile şirketin büyüyen ekonomik gücü karşısında müvekkilini devre dışı bırakarak tüm sermaye ve kazanca tek başına sahip olma gayesinden öte bir durum olmadığını, Müvekkil ile diğer davalı arasında akdedilen Pay Devri Sözleşmesi kanunun belirtmiş olduğu tüm şartları taşımadığını, Nitekim tüm bu şartları taşımasa kanun koyucu tarafından son derece sıkı şekil şartına bağlanan bu işlemin hukuken var olması mümkün olmayacağını, Söz konusu devir işleminde müvekkili tarafından davacı taraf hiçbir dönemde muhatap alınmadığını, Nitekim müvekkilinin diğer davalı ile devir işlemini yürüttüğünü, davacı ile karşılıklı herhangi bir hukuki ilişkiye girmediğini, Bunun yanında müvekkilinin resmi kayıtlara güvenerek kanuni yükümlülüklerini yerine getirerek söz konusu payları iktisap ettiğini, bu durumun dahi müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu ve söz konusu iddialarla uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığını gösterdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesine, yargılama ücretleri ile ücret-i vekaletin davacı tarafa tahmiline dair karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alım tarihinden kısa bir süre sonra devir yapması yeni bir kazanç kapısı olarak gördüğü bu şirkette davacı ile anlaşmazlıklarının şirketin ilerleyen dönemlerinde büyük sorunlara yol açabileceğini öngörmesi nedeniyle olduğunu, bu durumdan herhangi bir anlam çıkarmanın hukuken mümkün olmadığı gibi davacının niyet okuma yolu ile art niyet içinde olduğunu da gösterdiğini, yapılan devri işlemlerinde bizzat bulunan ve imzasıyla bu devir işlemlerine rıza gösteren davacının aradan uzun bir süre geçmesi akabinde iş bu davayı açması şirketin mevcut mali gücünden fayda elde etmek olduğunun ortada olduğunu, yapılan devirlere ilişkin kanunun aradığı tüm şartların harfiyen yerine getirilmişse de davacı tarafından bunların aksinin iddia edilmesinin tahtında ispat yükü davacıya düştüğünü, ancak dosya kapsamından anlaşılacağı üzere davacı tarafın iş bu iddialarını ispatlamaya yarar herhangi bir delilinin de bulunmadığının ortada olduğunu, davacı tarafın hisse nominal değerine ilişkin değerleme raporu alınmaması nedeniyle yapılan devir işleminin usule uygun olmadığı iddiasının yasal olarak bir karşılığı bulunmadığı gibi yasa koyucunun buna dair düzenlemiş olduğu bir şekil şartı da bulunmadığını, bunun yanında şirket sözleşmesinde de bu usulü öngören bir hüküm yer almadığını, hem kanunen hem de sözleşmeye dayalı olarak bu tipte bir zorunluluğun bulunmaması karşısında işlemi yapan tarafın bunu kullanarak bir hak iddia etmesinin iyi niyetten uzak olması yanında kabul edilmesi de mümkün olmadığını, nitekim bu gibi bir şartın varlığı dahi işlemin sonucuna bir etki doğurmayacağı da ayrı bir gerçek olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama ücretleri ile ücret-i vekaletin davacı tarafa tahmiline dair karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce █████/2024 tarihli celsede; tanıkların beyanlarının alınmasına karar verilmiş olup;
Tanık ..... beyanında; ''Ben davacının gayri resmi eşiyim, dava dışı şirketi ilk ben kurdum, sonrasında başka işlerim olması sebebiyle şirketteki hisselerimin %80'ini eşime devrettim, davalı .... şirkete gelip çok müşterisinin olduğunu defalarca söyleyip eşimi kandırmış, eşimde bu sebepten ötürü sonradan anladığı şekilde %80'ini davalıya devretmiş, noter aşamasında hisselerinin ne kadarını devrettiğini anlayamamış çünkü davalı aceleye getirmiş, aslında hisselerinin tamamını davalıya devretmiş, sonrasında davalı hisseleri devraldıktan sonra şirkete gelip bazı eşyaları almak istemiş ve bu aşamada eşime tehditlerde bulunmuş, hisse bedelini davalı ödemiştir, (sorduğunuz hisse bedelinin ödenmesi hususunu ben yanlış anladım, noter ücretinin ödendiği şeklinde anladım bu sebeple ödenmiştir diye beyanda bulundum, noter ücretinin kim tarafından ödendiğini bilmiyorum) ben tehdit olayından sonra Özbekistan'a gittim, davalının Özbekistan'a giriş yasağı bulunmaktadır, orada da bir çok kişiyi dolandırmıştır, davacı vekili sorusu üzerine soruldu, davalı Ilkhom hisse bedeli adı altında eşime banka kanalıyla yada elden olmak üzere herhangi bir ödeme yapmamıştır, eşim hisse devrini şirketten sıkıldığı için ya da istemeyerek devretmiş değildir, şirketin devredilmesi aşamasında ben eşimle bu konuyu konuştum ancak çok karışmadım, davalı ilkhom bir arkadaşı vasıtası ile geldiği için kendisine güvendik, davalı vekili sorusu üzerinden soruldu, ben hisse bedelini eşimin almadığını beyan ettim çünkü eşimden duyduğum hali ile aktardım, tanıklık ücreti talebim yoktur " olarak beyan etmiştir.
Tanık ...... beyanında; ''Davacı benim kızım olur, diğer tanıkta damadım olur, kendilerinin işlettiği şirkette kızımın hissesi bulunmaktadır, bir gün kapıya biri geldi, kendisi Özbekistan'lıydı, kızım o sıra yeni doğum yapmıştı. Ben evde çocuğa bakıyordum, o sebeple evdeydim, kızım kapıyı açtı bende yanına gittim, karşıdaki kişi kızıma birşeyler imza attırdı, bende o kişiye bu imzaların neye ilişkin olduğunu sordum, oda bana önemli bir şey değil şirket ile ilgili dedi, aynı şekilde sonrasında kızıma da bu hususu sorduğumda önemli birşey değil şirket ile ilgili anne dedi. Sonrasın bu kişi noterde kızıma imza attırarak şirket hisselerini üzerine almış, çevrem geniş sana müşteri getireceğim diyerek kızımı kandırmış, hisseleri üzerine almış, sonrasında şirketteki tüm eşyaları almış, muhasebeciyi değiştirmiş, kızım bu konular ile ilgili kendisini aradığında kızımı tehdit etmiş, sonra Özbekistan'a gittiğimizde ve araştırdığımızda bu kişinin Özbekistan'da da birçok kişiyi bu şekilde dolandırdığını öğrendik, davalı davacı olan kızıma hisse karşılığında herhangi bir bedel ödememiştir, noter aşamasında ben kızımın yanında değildim, kızımın beyanına göre hisse bedelinin ödenmediğini biliyorum ve size bu şekilde aktarıyorum, davalı kendi getireceği müşterilerin kendisi ile irtibat kuracağını söyleyerek şirkete ortak olmak istediği belirtmiş ve noterde kızıma imza attırmış, kızım bu imza atılan belgelerin neye ilişkin olduğunu o aşamada inceleyememiş, davalı aceleye getirmiş, imzaladığı belgenin hisse devri olduğunu anlayamamış, kızım davalının eve gelip belgeleri imzalattığı dönemde yeni doğum yapmıştı ancak ara sıra işe gidip geliyordu, ben şeker ve tansiyon hastası olduğum için benden bu olayla'' olarak beyan etmiştir.
Dava; hile nedenine dayalı olarak pay devri işlemlerinin iptaline yöneliktir.
Davalı şirket ticari kayıtları dosya arasına celp edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının dava dışı şirket payının hile ve hata ile davalılarca devralınıp devralınmadığı, davacının iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı, pay devirlerinin geçersiz olup olmadığı, pay bedelinin davacıya ödenip ödenmediği, dava dışı şirketin █████/2022 ve █████/2022 tarihli pay devri işlemlerinin iptali koşullarının oluşup oluşmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı asil mahkememizdeki beyanında; Davalı bir gün şirkete geldi, kendisi ortak arkadaşımız vasıtası ile gelmişti. Çok çevresi olduğunu, müşterilerinin olduğunu söyleyerek şirkete müşteri kazandırabileceğini söyledi, ama bunun için şirkete ortak olmak istediğini söyledi, çünkü müşteriler ile kendisi irtibat kuracakmış, bende eşime danıştım, şirket senin en iyi kararı kendin verirsin dedi karışmadı, sonrasında davalı birçok kez şirkete gelerek yine ısrarda bulundu, o zaman için yeni doğum yapmıştım, noterde bu işlemleri halledebileceğimizi söyledi yine acele ediyordu, daha öncesinden de davalının tanıdığı notere gittik, kucağımda da çocuk vardı, bazı evraklar verdiler bana ben okumak istedim, sonra sen bir imzala sonra veririz bir suretini dediler, o sırada çocukta ağlayınca ben belgeleri imzaladım, ben davalının şirkete ortak olacağını zannediyordum, sonrasından öğrendik ki hisselerimin tamamını kendi üzerine almış bunun karşılığında da bir bedel ödenmedi, sonrasında da bana imzaladığım evrakı vermediler, sonrasında da telefonlarımı açmadı kendisi ile iletişime geçemedim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce tanıklar dinlenilmiştir.
Davacı tanığı .....," Ben davacının gayri resmi eşiyim, dava dışı şirketi ilk ben kurdum, sonrasında başka işlerim olması sebebiyle şirketteki hisselerimin %80'ini eşime devrettim, davalı ..... şirkete gelip çok müşterisinin olduğunu defalarca söyleyip eşimi kandırmış, eşimde bu sebepten ötürü sonradan anladığı şekilde %80'ini davalıya devretmiş, noter aşamasında hisselerinin ne kadarını devrettiğini anlayamamış çünkü davalı aceleye getirmiş, aslında hisselerinin tamamını davalıya devretmiş, sonrasında davalı hisseleri devraldıktan sonra şirkete gelip bazı eşyaları almak istemiş ve bu aşamada eşime tehditlerde bulunmuş, hisse bedelini davalı ödemiştir, (sorduğunuz hisse bedelinin ödenmesi hususunu ben yanlış anladım, noter ücretinin ödendiği şeklinde anladım bu sebeple ödenmiştir diye beyanda bulundum, noter ücretinin kim tarafından ödendiğini bilmiyorum) ben tehdit olayından sonra Özbekistan'a gittim, davalının Özbekistan'a giriş yasağı bulunmaktadır, orada da bir çok kişiyi dolandırmıştır, davacı vekili sorusu üzerine soruldu, davalı Ilkhom hisse bedeli adı altında eşime banka kanalıyla yada elden olmak üzere herhangi bir ödeme yapmamıştır, eşim hisse devrini şirketten sıkıldığı için ya da istemeyerek devretmiş değildir, şirketin devredilmesi aşamasında ben eşimle bu konuyu konuştum ancak çok karışmadım, davalı ilkhom bir arkadaşı vasıtası ile geldiği için kendisine güvendik, davalı vekili sorusu üzerinden soruldu, ben hisse bedelini eşimin almadığını beyan ettim çünkü eşimden duyduğum hali ile aktardım,." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ..... beyanında; ''Davacı benim kızım olur, diğer tanıkta damadım olur, kendilerinin işlettiği şirkette kızımın hissesi bulunmaktadır, bir gün kapıya biri geldi, kendisi Özbekistan'lıydı, kızım o sıra yeni doğum yapmıştı. Ben evde çocuğa bakıyordum, o sebeple evdeydim, kızım kapıyı açtı bende yanına gittim, karşıdaki kişi kızıma birşeyler imza attırdı, bende o kişiye bu imzaların neye ilişkin olduğunu sordum, oda bana önemli bir şey değil şirket ile ilgili dedi, aynı şekilde sonrasında kızıma da bu hususu sorduğumda önemli birşey değil şirket ile ilgili anne dedi. Sonrasın bu kişi noterde kızıma imza attırarak şirket hisselerini üzerine almış, çevrem geniş sana müşteri getireceğim diyerek kızımı kandırmış, hisseleri üzerine almış, sonrasında şirketteki tüm eşyaları almış, muhasebeciyi değiştirmiş, kızım bu konular ile ilgili kendisini aradığında kızımı tehdit etmiş, sonra Özbekistan'a gittiğimizde ve araştırdığımızda bu kişinin Özbekistan'da da birçok kişiyi bu şekilde dolandırdığını öğrendik, davalı davacı olan kızıma hisse karşılığında herhangi bir bedel ödememiştir, noter aşamasında ben kızımın yanında değildim, kızımın beyanına göre hisse bedelinin ödenmediğini biliyorum ve size bu şekilde aktarıyorum, davalı kendi getireceği müşterilerin kendisi ile irtibat kuracağını söyleyerek şirkete ortak olmak istediği belirtmiş ve noterde kızıma imza attırmış, kızım bu imza atılan belgelerin neye ilişkin olduğunu o aşamada inceleyememiş, davalı aceleye getirmiş, imzaladığı belgenin hisse devri olduğunu anlayamamış, kızım davalının eve gelip belgeleri imzalattığı dönemde yeni doğum yapmıştı ancak ara sıra işe gidip geliyordu, ben şeker ve tansiyon hastası olduğum için benden bu olayla'' olarak beyan etmiştir.
Davalı tanığı ......;" Davalı İlkhom benim eşim olur, Noterliğe gittiğim tarih 2022 yılının Eylül ayı idi yanlış hatırlamıyorsam, eşimle birlikte gittim, noterliğe gittiğimizde davacı tarafa küçük bebeği ile gelmişti, hatta imza atma sırasında davacının kucağında bebeği olduğu için ona yardımcı oldum, o an eşimin davacıya baskı uyguladığını vs. Tanık olmadım, davaya konu uyuşmazlık ile ilgili noterliğe gittiğim tarih itibariyle bilgi sahibi değildim, eşim bana bu konuda bir şey anlatmadı, sonraki süreçle de ilgili herhangi bir şey anlatmadı, noterlik aşamasında çantamdaki parayı eşim davacıya verdi, ne kadar olduğunu tam bilmiyorum, eşim beni sadece oraya davacının çocuğu olması sebebiyle yardımcı olmam için götürdü, önceki ve sonraki işlemlerde bilgi sahibi değilim, .... bey oradaydı, kendisinin arabası olduğu için bizi o götürdü , sonrasında da noterdeki işlemler sırasında o da oradaydı,." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı .....; " Ben davalının yakın arkadaşı olurum, hisse devri için notere gitme aşamasında ben de oradaydım, arabam olduğu için tarafları notere ben götürdüm, davacının küçük bebeği vardı, kendisinin rahatsız olmaması için işlemleri hızlandırmaya çalıştık, noterdeki imza aşamasından önce davacıyı %80 hissesinin tamamını devredeceği konusunda davacıyı bilgilendirdik, yani davacı hissesini davalıya devredeceğini biliyordu, davacının %80 hissesini davalıya devredecekti, %20 lik kısmı davalıda kalacaktı, imzalar noter huzurunda olduğu için o aşamada kesinlikle baskı vs olmadı, davalı tarafından davacıya hisse devri yapıldıktan sonra dolar olarak ödeme yapıldı, yanlış hatırlamıyorsam o günkü kur karşılığı 8 bin TL civarıydı, biraz fazla da olabilir net hatırlamıyorum, imzalanan evrakın bir örneği davacıya verildi, hatta fotoğrafını da çekti, davacı ile hisse devri öncesinde ve sonrasında yaptığımız görüşmelerde kendisinin herhangi bir tedirginliği yoktu, ben Özbekçe biliyorum, davacı da Özbektir, kendisine Özbek dilinde de bilgilendirme yaptık, davalı İlkhom genel olarak bilinen kurumsal şirketlerde yöneticilik yapmış biridir, bu sebeple Özbekistan'da müşteri çevresi geniştir, hisse devrinden önce davacıyla %80 hissesinin davalıya devri konusunda söz olarak konuşuldu ancak yazılı olarak sözleşme noter huzurunda oldu, şirket hissesi devralındıktan sonra şirket muhasebecisini değiştirdik, davacının da rızasıyla bu işlem oldu, hatta eski muhasebeciden evrakları birlikte alıp biz yeni muhasebeciye verdik, bir de o esnada şirketle ilgili hiçbir banka hesabının olmadığı öğrendik, sonradan biz açtırdık, hisse bedeli davacıya o esnada elden verilmiştir, davacı ve davalı, davalı Özbekistan'da iken hisse devri konusunda anlaşmışlar, davalı Türkiye'ye gelir gelmez hisse devrini yaptı, Türkiye'de banka hesabı olmadığı için ödemeyi elden vermiştir, davacıya hisse devri konusunda sözlü olarak bilgilendirme yapılmıştır, whatsapp konuşmaları da bulunmaktadır, hisse devrinden sonra şirketle ilgili toplantı yapmak istedik ancak kovid olduğunu söyleyerek bizimle görüşmek istemedi, bu sebeple kendisini bilgilendiremedik, yazılı olarak da herhangi bir bildirim gönderilmedi, dava dışı şirketinin karılık hesabının şirket hissesini devralmadan önce bilmiyorduk, şirketin banka hesabı bile yoktu, davalının hangi amaçla almış olabileceğini bilemiyorum,." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İBAM ...... Hukuk Dairesi'nin ..... esas, ..... karar sayılı ilamında; " Sözleşmenin içeriği üst başlığı ile sözleşme özgürlüğü başlığı altında TBK'nın 26. madde de tarafların bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilecekleri düzenlenmiştir. İrade bozuklukları üst başlığı altında madde 30'da yanılma, madde 36'da aldatmaya yer verilmiştir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 31.madde karşılığı TBK'nın 39. maddedir. Mülga 31. madde de hata ve hile şeklindeki ifadelere yürürlükte bulunan TBK'nın 39.madde de yanılma veya aldatma biçiminde yer verilmiştir. TBK'nın 39. maddesinde irade bozukluğunun giderilmesi başlığı ile;"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz" düzenlemesi mevcuttur. Davacı tarafça, davalının dava dışı şirket hisselerini devrederken şirkete ait kooperatif hisselerinin devredilmiş olmasından bahsetmeyerek devri gerçekleştirdiğini, şirkete ait kooperatif hisselerinin mevcudiyeti nedeniyle şirket hissesini devralmış olduğunu, aksi taktirde boş tabela bir şirketin devri niteliğinde olacağını ve hile ile devrin gerçekleştirildiğini iddia etmiştir.
TBK'nın 36 maddesine göre, taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmış olacağından sözleşmeyi iptal etme hakkı tanınmıştır. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade etme yükümlülüğü doğacaktır.
Bu hukuki açıklamalara göre somut olayda, davacı tarafça hissenin satışı konusunda iradesinin bulunduğu fakat dava dışı şirkete ait kooperatif hissesinin devredilmiş olmasına rağmen davalının şirketin kooperatif üyesi olduğunu belirterek hileli davranışları sonucunda aldatıldığını ileri sürmüş ise de davalının ne gibi somut eylemlerle hileyi gerçekleştirdiği açıklanmamış, buna ilişkin deliller ortaya konulmamıştır. Davacı tanık beyanlarında ise davacınında ticaretle uğraştığı ve şirket hissesini devir almadan önce gerekli araştırma ve incelemeyi yapmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacının iradesinin fesada uğramış olduğu yönündeki iddialarını ispata yarar hiç bir delil ve bilgi dosyada mevcut değildir. Kooperatif hissesinin daha önceden şirket tarafından devredilmemiş olduğuna iddia somut olgulara dayanmadığı gibi hilenin varlığı da ispat edilemediğinden, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. " denmektedir.
Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mahkememizce tüm dosya kapsamı, davacının mahkememizde alınan beyanı ve tanık beyanlarına göre anlaşıldığı üzere davacının iradesinin fesada uğramış olduğu ve hisselerin hile ile alındığı yönündeki iddialarını ispata yarar delil ve bilginin dosyada mevcut olmadığı, davalı tarafın hileli davranışlarıyla davacıların iradesini fesada uğrattığına ilişkin kesin ve inandırıcı delil sunulamaması nedeniyle açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.200,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!