Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, eser sözleşmesinden doğan alacağın icra takibine itirazın iptali davasında mahkemenin kısmen kabul kararına ilişkin istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki süreç, bir eser sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebiyle açılmıştır. Davacı şirket, muhasebe kayıtlarına göre davalı şirketin kendisine belirli bir miktar borçlu olduğunu ve davalının itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek icra takibinin devamını ve icra inkar tazminatı talep etmiştir. Davalı şirket ise, söz konusu borca ilişkin ödemeler yapıldığını ve cari hesaptan düşülmediğini, ayrıca emaneten verilen bazı malların iade edilmediğini belirterek borcun olmadığını ve davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, Yargıtay içtihatları ve tarafların vergi dairesi kayıtları üzerinden yapılan incelemeler sonucunda ispat yükünün davalıda olduğuna karar vererek davanın kısmen kabulüne hükmetmiş, davacı taraf bu kararı istinaf etmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: █████████ - Karar No:█████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E-█████████ KDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi olup, cari hesap ekstresi tahsil edilemeyince, davalı şirket aleyhine Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün ████████ sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketin borcu olmadığına ilişkin icra takibine itiraz ettiğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında, davalı şirketin 56.897,58 TL müvekkili şirkete borçlu olduğunu, borçlunun haksız ve dayanaksız itirazının iptali için huzurdaki davayı açma gereği doğduğunu, ayrıca davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava ve takip konusu borcun gerek fatura, cari ekstre raporu gerekse davalının kayıtları ile belirli olduğunu, buna karşın likit olan alacağa yönelik başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün ████████ sayılı dosyasına yapılan itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, 17.02.2020 tarihli arabuluculuk toplantısında da müvekkilinin belirtmiş olduğu üzere, davacı şirkete olan borca ilişkin 20.000,00 TL ve 15.000,00 TL olma üzere iki ayrı senet ödemesi yapıldığını ancak söz konusu ödemelerin cari hesaptan düşülmediğini, takriben 20.000,00 TL değerindeki kalıpların (780 kalıp) emaneten davacı şirkete verildiğini ancak davacı şirket tarafından iade edilmediğini, müvekkilinin cari hesaptan senet ödemelerinin düşüldükten sonra kalan bakiyeyi kabul ettiklerini ancak söz konusu emaneten verilen kalıpların (780 kalıp) iadesini talep ettiklerini, 30.06.2016 tarihinde 15.000,00 TL değerindeki çek ödemesi dekontunu dilekçe ekinde sunduklarını, yine 20.000,00 TL değerindeki senete ilişkin ödeme de yapıldığını, müvekkili tarafından söz konusu ödemelerin yapıldığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak söz konusu ödemeleri cari hesaba geçirmediğini, davacı tarafın bahse konu icra takibini başlatması ve itirazları neticesinde işbu davayı açmakta hiç bir hukuki yararı olmadığını, ortada bir borç olmadığı gibi borç bulunsa dahi borca itirazın açıkça kötü niyetli ve haksız bir biçimde itiraz edildiğinin ortaya konması gerektiğini, davacı tarafın öncelikle alacaklı olduğunu ispatlaması ve devamında ise borca itirazın kötü niyetli olarak yapıldığını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın zamanaşımı defileri, hak düşürücü süreler ve dava şartları göz önüne alınarak usulen reddine, aksi takdirde müvekkili aleyhine açılan haksız davanın - davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilerek esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil edeceği (Yargıtay 19. HD, 31.10.2018, █████████; 18.06.2020, ████████), Gelir İdaresi Başkanlığı'nca dava dosyasına kazandırılan Ba/Bs formları incelendiğinde her iki tarafın fatura kayıtlarının örtüştüğünün anlaşıldığı, bu kapsamda davacı şirket tarafından düzenlenen faturanın davalı tarafından vergi dairesine beyan edilmiş olması nedeniyle kayıtlarına işlendiği, kayıtlarına işlediği fatura iadesine ilişkin delil de sunulmadığı gözetilerek ispat yükünün davalıda olduğu kanaatine varıldığı, bu kapsamda tarafların ticari defter kayıtları karşılıklı incelendiğinde, █████/2023 tarihli bilirki raporunda özetle; davacının Kahramankazan İcra Dairesi'nin ████████ sayılı dosyası kapsamında 01.03.2019 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile davalı- borçludan 56.897,58 TL alacağını, asıl alacağın takip tarihinden itiharen işleyecek faizi ile tahsilini talep ettiği, davalının talimatla dosya kapsamına aldırılan 16.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ile ticari defter kayıtlarının incelendiği ve “davalıya ait defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalının 2016 yılında davacıya borçlu olmadığı, 2017 yılı defter kayıtları incelendiğinde davacıya olan borcuna karşılık 1 adet çek verdiği, dönem sonunda ise davacıya 56.837,78 TL borçlu olduğu”, 2 adet senede ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı tespitlerinin yapıldığı, davalı tarafından yapılan ödemelerin ticari defterlerde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, davalının davacı şirket yetkilisine ödemeler yaptığı, hal böyle olunca, söz konusu ödemelerin başka bir ilişkiye yönelik olduğu iddiasını, davacının usulüne uygun bir şekilde kanıtlamak zorunda olduğu, davalı vekilinin sunmuş olduğu dekont ve her iki senet bilgileri de incelendiğinde senetteki lehtarın davacı taraf olduğu keşidecisinin davalı olduğu, dolayısıyla davalı tarafın başkaca bir ticari ilişki olmadığına göre, davalı taraf savunmasını yazılı delillerle ispat ettiği anlaşıldığından, davacının davalıdan 56.897,58 TL alacaklı olduğu, toplamı 35.000,00 TL olan iki adet senet tutarının davalı tarafından davacıya ödendiğinin ispat edildiğinden davacının davalıdan bakiye alacağının 21.897,58 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün ████████ sayılı icra dosyasıne yaptığı itirazının 21.897,58 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, tahsil edilemeyen cari hesap ekstresi yönünden davalı aleyhine icra takibi yapıldığını ve davalı tarafça itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, mahkemece dosya içerisine alınan delillerin hiçbirinin dikkate alınmadığını, davalının dayanaksız ve mesnetsiz beyanları doğrultusunda davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verildiğini, bu kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının görmezden gelindiğini ve dosya içerisindeki delillerin değerlendirilmediğini, alınan bilirkişi raporunda tarafların ticari defter kayıtlarının incelendiğini ve "davalıya ait defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalının 2016 yılında davacıya borçlu olmadığı, 2017 yılı defter kayıtları incelendiğinde ise dönem sonunda davalının davacıya 56.837,78 TL borçlu olduğu" şeklinde tespit yapıldığını, tarafların ticari defterlerinde 2017 yılının hesap tablosunun birebir olarak aynı hesaplandığını, alınan bilirkişi raporuna göre davalının defter incelemesinde müvekkiline 56.837,78 TL borçlu olunduğunun açıkça tespit edildiğini, mahkemece bilirkişi raporunda yapılan bu tespite hiçbir şekilde değinilmediğini ve dikkate alınmadığını, davalı tarafça müvekkiline 2 adet çek verdiğini iddia edilmiş olsa da, yine bilirkişi raporunda görüleceği üzere müvekkiline eldeki davanın konusu olan alacak için ödenmiş bulunan herhangi bir senet yahut başka bir kambiyo evrakı bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporuyla kanıtlandığını, bilirkişi raporunda "dönem sonunda ise davacıya 56.837,78 TL borçlu olduğu, iki adet senede ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı tespitine varıldığı" şeklinde tespitte bulunulduğunu, yine bu hususta davalı tarafın müvekkiline eldeki dosya için verilmiş olan senetler yönünden dosyaya herhangi bir delil sunamadığı gibi, bu hususta davalının ticari defterinin incelenmesinde de böyle bir senedin varlığının kanıtlanamadığını, buna rağmen mahkemece bu kesin delillerin hiçbir şekilde dikkate alınmayarak, davalının soyut beyanlarının dikkate alınarak karar verildiğini, davalı tarafça müvekkiline iki adet çek verildiği iddiası yönünden alınan bilirkişi raporunda da davalının defter incelemesinde herhangi bir çek/ senet ödemesine ilişkin kaydın bulunmadığı belirtilmesine rağmen mahkemece çeklerin ödendiği kabul edilmiş ise de, bu kabulün dayanak delillerinin gerekçeli kararda belirtilmediğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarında ve AİHM kararlarında; “Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır.” açıklamalarına yer verilmekle, mahkemece davalı tarafından sunulan hangi delil ile ödemelerin yapıldığı iddiasına varıldığının gerekçeli kararda belirtilmesi gerektiğini, kaldı ki davalı tarafından dosyaya sunulan imza kısımları yırtık olan çek/ senetlerin herhangi bir delil niteliği bulunmadığını, sonradan da doldurularak hazırlanabilecek olan senetlerin herhangi bir inceleme yapılmaksızın kabul edilmiş olmasının açıkça hukuka aykırılık içerdiğini, Yargıtay 9.HD'nin █████████ E- ██████████ K sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkeme tarafından gerekçeli kararda ileri sürülen mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaatin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeksizin karar tesis edildiğinden, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davalı tarafça yemin deliline dayanılmış olup, mahkemece davacı yetkilisine usul ve yasaya uygun olarak ettirilen yemin dikkate alındığında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 285,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 329,71 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkane-imzalıdırÜyee-imzalıdırÜyee-imzalıdırKatipe-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır